Murat Bayram


Şehitler

Şehitler


Şehitler

Şehit; yurt için kutsal bir ülkü için mücadele ederken yaşamını kaybeden kimse.

Yeryüzünde yayılmış tüm inanç sistemlerinde “şehit” sıfatının verildiği tüm kayıplar kutsal sayılır, şehitler saygı görür,

Yabancılar dahi tanımadığı milletlerin şehitlerine saygı gösterir; onlar hakkında konuşurken dikkatli olur, seviyelerini korurlar.

Bu sebepledir ki yurdumuzda “düşman Anzak Askerlerine” ait, gözümüz gibi baktığımız bir mezarlık bulunmaktadır.

Gösterilen bu saygı edep, adaptan evvel insan olabilmenin gerekliliklerindendir,

Malumunuzdur ki “saygı” denilen mesele karşılıklıdır.

Saygınızın ederi kadar sevgi görürsünüz. Kasti saygısızlıkta bulunuyorsanız, bu hareketin karşılığını ceza, eğer olamıyorsa uyarı, o da olmuyorsa buğz, durum vahimse nefret olarak alırsınız.

Bu sebeple saygı ve sevgi meselesi hususunda ince ayarı korumak önemlidir.

Sürçi lisan bile olsa edilen söz hafızalara kazınır.

İşi bilen bilir sürçi lisan bir yerde “söylenmek istenen söylendi ama usulden bir “pardon” diyelim,” demektir.

Mümkün olduğu kadar aklımızdan çıkmaması menfaatimizedir:

Yeryüzünde hiçbir meslek emniyet güçlerinin işinin içeriği kadar risk taşımaz.

Asker, istihbaratçı veya polis…

Tümü yurt güvenliğini sağlayabilmek için can güvenliklerini ortaya koyarak çalışırlar.

Bu ağır bir risktir ve

Bu risk “onlarında ekmek kapısı böyle” denilerek,

Bu risk “ölüyorlar ama bedelini alıyorlar” denilerek,

Bu risk “sayılarla veya birkaç tane” denilerek ifade edilemez;

Bu risk, bir işletmede gerçekleşebilecek bir iş kazası neticesinde yaşamını kaybetmekten öte bir şeydir,

Zira bu insanların tümü gerektiği durumda “can vermeye” yemin etmişlerdir.

Bu işleri kendisi ya da varsa “çoluk çocuğu askerlik yapanlar” çok iyi anlar,

Bu işleri milletine gönül bağı ile bağlı olanlar çok iyi anlar,

Bu işleri “aç vatandaşına sırtında çuvalla yiyecek götüren” Ömer’ler anlar,

Bu işi en iyi evladını, eşini, babasını vatan için toprağa verenler anlar.

Anlamayanı ve anlamamakta ısrar edenleri Allah ıslah etsin…

Askerlerimiz emir aldı ve birkaç farklı coğrafyada görevlerini icra ediyorlar.

Onlar, binlerce yıllık bir birikim ve damarlarında akan kanın hakkını daima verdiler,

Ne dün ne de bugün “yan gelip” yatmadılar…

Ama dün ve bugün Türk’e kast eden her kim ve ne varsa hepsinden bunun hesabını sordular;

Türk’ün bir damla kanını akıttı diye Çin’i esir eden Mete Han,

Türk’ü esir edemesin diye düşmanın kâbusu olan Kül Tegin,

Türk’e uzanan eli kıran Timur,

Avrupa’nın üzerinde fırtına olup çakan Yıldırım Han,

Ermenileri döktükleri kanda boğan Karabekir Paşa,

Ardına milletini alıp yedi düveli ayaklar altına alan Mustafa Kemal…

Elbet gün gelecek, sandıkla gelen sandıkla gidecek!

O günden sonra dil sürçmesiyle bile olsa kimseler “kelle” demeyecek,

“Birkaç asker şehit oldu diye meclisi mi toplayalım?” diyemeyecek,

“Birkaç şehidimiz var,” demeyecek.

Uğursuzlar birlik kurdu; çakallar, kel kartallar, ayılar kuzu postu giydi, Türklüğe tuzak kurdular;

Tanrı Dağı kadar şehit verdik binlerce yıl, Arap çöllerinde pes ettiremezler bizi.