Hasan AZKIRAN


ŞEHİT POLİS MÜDÜRÜMÜZ  ALİ VAKKAR OKKAN HAKKINDA

ŞEHİT POLİS MÜDÜRÜMÜZ  ALİ VAKKAR OKKAN HAKKINDA


POLİS TEŞKİLATININ 176 NCI YILI KUTLU OLSUN.

ŞEHİT POLİS MÜDÜRÜMÜZ  ALİ VAKKAR OKKAN HAKKINDA

      Polis teşkilatımızın 176 yılı münasebetiyle kaleme almayı düşündüğüm bu müstesna ve onurlu günü sevinçle anarken, 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır ilinde vatan ve millet hainlerinin kahpe kurşunlarıyla beş polis memurumuz ile birlikte şehit düşen, unutulması mümkün olmayan çok değerli Polis Müdürümüz Ali Vakkar Okkan aklıma düştü ve gözyaşlarıma hakim olamadığım o anda bu şehitlerimizin belleklerde tazelenmesi ve onlarla birlikte bütün şehit polislerimiz ve askerlerimizin ruhlarına birer “FATİHA” okunması için kaleme aldım ve aşağıda Ali Vakkar Okkan hakkında yazmayı uygun buldum.

           ŞEHİT POLİS MÜDÜRÜMÜZ ALİ VAKKAR OKKAN KİMDİR ?   

           Sakarya ilinin Hendek ilçesinde 30 Eylül 1952'de doğan Ali Gaffar Okkan. İlköğretim eğitiminin ardından büyük ilgi duyduğu polisliği yapabilmek için polis kolejine girdi. Ardından polis akademisi geldi. Mezun olduğu 1973 yılında ise İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'ne komiser yardımcısı olarak atandı. Bu arada memuriyetiyle birlikte siyasal bilgiler fakültesi kamu yönetimi lisansını da tamamladı.

           Teşkilatın çeşitli birimlerinde görev yaparak komiserliğe yükselen Okkan, 1983'te Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü'ne atandı. 

           2 yıl sonra 1985 de şube müdürlüğüne terfi etti. Hızla yükselen kariyerinde Eskişehir ve Kars'ta da görev yaptı. 

           18 Kasım 1997'de ise PKK ve Hizbullah terörü ile mücadele edilen Diyarbakır'da il Emniyet müdürü olarak göreve başladı.

           Ali Vakkar Okkan kariyerine bir hizmeti daha ilave etmesi gerekiyordu evet, neydi bu ilavesi diye düşünülecek en önemli konu kadın polislere de bir görev düşüyordu ve;  

           KADIN POLİSLER İLK KEZ ONUN EMRİYLE TRAFİĞİ YÖNETTİ.

           Okkan, hem kentte hem de emniyet teşkilatında ilk sayılabilecek birçok adım atmıştı kısa sürede. O güne kadar kentte aktif göreve katılamayan kadın polisler, Diyarbakır'da ilk kez onun emriyle trafiği yönetti. İki küçük otomobil alan Okkan, mavi-beyaz renklere boyattığı otomobillerde ikişer kadın polis görevlendirdi. Bir otomobil, kayıp çocukları toplayıp, ailelerine teslim ederken, diğeri ise yürümekte zorlanan yaşlıları gidecekleri yerlere taşıdı.

           Okkan, Diyarbakırlılarla iç içeydi. Dertlerini dinlemekle kalmıyor, iletişim kurabilmek için telefon numarasını bile çekinmeden veriyordu.      

           Sokakta çalışan çocukları eğitime, spora yönlendirdi. Hatta Diyarbakırspor'un Süper Lig'e yükselmesi için uğraş verdi. Dönemin yönetimi de onu onursal başkan ilan etti. Ancak diğer yandan yoğun bir şekilde terörle mücadelesi de sürüyordu. Türkiye'de faaliyet gösteren Hizbullah'ın kurucusu Hüseyin Velioğlu'nun İstanbul'da villasına yapılan baskında büyük rolü vardı.     

           PKK ile de mücadele ediyordu. Kentte teröristlere göz açtırmayarak,

Büyük bir sembolü olmuştu. Ve fakat…. Evet ve fakat

          BERABERİNDEKİ 5 POLİS İLE BİRLİKTE ŞEHİT DÜŞTÜ

          24 Ocak 2001'de emniyet binasından çıkmış, valilik binasına ilerliyordu. Saat 17.40 sularında Sezai Karakoç Bulvarı'nda kurulan pusuda, 49 yaşında şehit oldu. Beraberindeki polisler Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy da hain saldırıda şehit düştü.

          Evli ve iki çocuk babası olan Okkan, yaptıklarıyla hem Diyarbakırlıların hem de tüm memleketin sevgi ve saygısını kazandı. Şehadetinin ardından adı yeni doğan çocuklara verilerek ölümsüzleşti.

          Okkan, şehadetinin yıl dönümlerinde hem Sakarya'daki kabri başında hem de şehit düştüğü Diyarbakır'da gözyaşları içinde anılmaktadır.

         Şehitlerimiz için şairler bakalım ne demişler.

  

         ŞEHİTLERİMİZ;

         ASKER VE POLİSLERİMİZ İÇİN

Vatanımın, milletimin, bayrağımın, sancağımın,

Gece ve gündüz yılmaz bekçileri polisim, askerim.

Dağda, bayırda, asil nöbetçiler, paşam askerim.

Nöbeti devraldım, müsterih ol sen, yüce şehidim.

 

Anam ve babam kadar saydığım, kardeşim bildiğim,

Büyük ulusumun güvencesi polisim ve askerim,

Birbirinizden hiç ayıramam sizi çok severim.

Akan kanına kan almak için canımı veririm.

 

Asla hiç görmedim Mert’i, karşında namertler var.

Bir namusluya, bin namussuz gelir ansızın çatar.

Nerden bilinir ki, bir hain binlerce ocak yıkar.

Bu yüce ulus, tek yumruk ve tek meşalede yanar.

 

Bir Yiğit gidiyor. On bin Yiğit’in omuzlarında, 

Tarih işte böylesini yazmalı sayfalarında.

Som altından dikilmeli heykelleri Anayurtta,

Sen rahat uyu şehidim Türk oğlu Türk var arkanda.

                                        Hasan AZKIRAN/GEMLİK 

 

…………………….X………………………

TÜRK POLİSİNE

İşte geldi 10 Nisan, Türk Polisinin günü.

Vatanımı, Milletimi koruyanın mutlu günü.

 

Başı darda olanlar hemen size koşarlar,

Yardımınıza muhtaçtırlar, gözünüze bakarlar.

 

Sizler ise sabırla insanları dinleyip,

Şefkat dolu kalbinizle bin bir teselli edip,

Her türlü zorluğa, güçlüğe aldırmadan,

Koşarsınız görevden göreve hiç durmadan.

 

En güç şartlarda bile başarılmış işlerdir Polisimin eseri

Türk Polisi yücedir, onun göklerde yeri.

 

Şerefli elbisenin altında Arslan yürekli kahramanlar,

İmanlı kalbinizi, yüzünüze bakan anlar.

 

Onlar şehit olurlar, Vatan Millet uğruna,

Yücelirler, çıkarlar sevginin doruğuna.

 

Altın kalpleri hiç durmadan Türk Milleti için çarpar,

Nurlanmış alınları, bakınız şeref saçar.

 

Kutsal görevlerinizle hepiniz başımızda taçsınız,

Sizden yardım bekleyenlere şifa ve ilaçsınız.

 

Ömrünüz uzun olsun, mutlu yaşamla dolun.

Duacıyız sizlere…siz sağ olun, var olun.

                      Gülşen SALDIRANER/GEMLİK

                                 Hacı-Hafız Şair 

                               10 Nisann 2021

………………………….X…………………………………

POLİS NÖBETTE

Sabah güneşi yeni aydınlatıyordu şehri.

Penceremden baktığımda dışarıya.

Bir Polis geziniyordu Cumhuriyet caddesinde,

Kendinden emin ve kararlı adımlarla

Mecalli ve güçlü olduğu belliydi.

Sokağın sonundaki 

Atatürk’ün büstüne kadar yürüyüşünden.

Gezindi durdu aynı Cddede saatlerce,

Orada görevli olduğu anlaşılıyordu.

Ne de olsa 156 yıllık tecrübe vardı 

Ve kutsaldı onun  için orası.

Güven veriyordu herkese,

Çünkü onurluydu o… 

Huzuru beklerken Cumhuriyet caddesinde.

Aydınlandı az sonra her yer.

İnsanlar çoğalmaya başladı tüm sokaklarda.

Ve halâ bekliyordu o polis.

Atatürk büstünün yanında ,

Yıllar boyu da kararlı idi beklemeye,

Çünkü nöbeti süresizdi.

                      Nizamettin ELMA

                               Polis Memuru

………………………..x………………………

BENİM POLSİM, BENİM ASKERİM

Bir ana ağlıyor Gaffarım diye.

Oğlu yetim kalmış vay babam nere.

Hanımı yas tutar sevdiğim diye.

Vurma hain vurma, Gaffarlar bitmez.

 

Vurman vatansızlar o polis bizim.

Vicdanınız yok mu hainler sizin.

O polis ve asker şehittir bizim.

Yetmeyecek gücünüz bu vatan bizim.

 

Bayrakla sarılır tabutlarımız,

Yetim yavrulara ağıtlarımız,

Bizim baş tacımız şehitlerimiz.

Kanı yerde kalmaz o polis bizim.

 

Şehit anasısın ağlama anam !

Açılan yarayı beraber saram.

Vatansızlar kıydı nasıl dayanam.

Yetmeyecek gücünüz bu vatan bizim.

 

Bilir misin hain ciğer acısı,

Tabutu başında ağlar bacısı.

Polisim, askerim alın yazısı.

Kanı yerde kalmaz o asker bizim.

 

Nasıl kıydın polis ile askere,

Onlar bir gün alacaktı teskere.

Bilemezsin göndermedin askere.

Şehitler ölmeyecek o polis bizim.

 

Ağlıyor anası evladı şehit.

Askere, polise yazarız beyit.

Vatan için ölmüş  gidiyor şehit.

Şehitler ölmeyecek o asker bizim.

 

Polis, asker vurmuş hain gülüyor.

Birde kalkmış insan hakkı arıyor.

Zalimin zulmünü mevlâm görüyor,

Ölür mi Gaffarlar o polis bizim.

 

Düşman isen çık karşıma cephe aç,

Erkeklik mi kahpe hemen vur da kaç.

Vur kır diyen ülke giydirmeyecek.

Ölmeyecek o asker o polis bizim.

 

O polis, o asker, o şehit bizim.

Kimseye sözüm yok kahpeye sözüm.

Polisim, askerim o iki gözüm,

Yetmeyecek güçleri bu vatan bizim.

 

Allah dan korkan kalp var mıydı sende ?

Babam deyip ağlayan var mı arkanda ?

Olaydı acırdın vatana yurda,

Gücünüz yetmeyecek bu vatan bizim.

                          Mustafa YAVUZ