Hasan AZKIRAN


ŞAİR NİLGÜN MARMARA KİMDİR ? 

ŞAİR NİLGÜN MARMARA KİMDİR ? 


ŞAİR NİLGÜN MARMARA KİMDİR ? 

        Merhaba değerli okurlarım 

        Haftanın iki gününde başta Gemlikli okurlarım olmak üzere tüm gönül dostlarımla sohbet etmenin gururunu yaşıyorum. Hele de Gazetemizi ulaştırmaya çalıştığım Türkiye’nin çeşitli illerinden ve hatta köylerinden aldığım tebrik telefonları beni çok mutlu ediyor. Ama bu yetmiyor be okurlarım. Kendinizi tanıtan özgeçmişlerinizle Şiirlerinizi gönderin DOSTA DOĞRU köşemde yayınlayalım ve perdenin gerisinde kalmışlığınızı perdenin yüzüne çekmek suretiyle topluma tanıtalım sizi. Gemlik ilçemizde çok genç şairlerimiz var  ama her ne hikmetse kendini gizlemeye devam ediyorlar. Sorduklarımdan da aldığım çok enteresan sözlerle aynen şöyle diyorlar “Hocam biz İnternette yazıyoruz yetmez mi ?” yetmez kardeşim yetmez…neden yetmez. ? çünkü internette yayınlanan eserleri bir  kaç kişi aynı gün ya okur ya okumaz. Hızlı bir şekilde de dibe doğru iner ve sonunda unutulur ve kaybolur gider. Sizler için Gemlik Haber Gazetesi sizler için bana  

DOSTA DOĞRU köşeyi vermiş ve bende sizler için çırpınıyorum. Hadi dostlar gönderin eserlerinizi yayınlayalım ve sizleri topluma tanıtalım. 

      Şimdi sizleri İstanbullu genç yaşında yaşama veda eden bir Şair’imizi tanıtacağım ve devamında da kendi şiirini ve de başka şairlerimizin şiirleriyle sizleri baş başa bırakacağım.  

      Emin olduğum kaynaklara dayanarak hazırlayarak sizlere sunduğum şairimizin yürekler burkan yaşam öyküsünü dikkatle okumanızı rica ediyorum. 

      Gelecek sayımızda bir başka ünlü şairi tanıtmak umuduyla tüm değerli okurlarıma sağlık, saygı, sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.  

   

                    ŞAİR NİLGÜN MARMARA KİMDİR ? 

       13 Şubat 1958 yılında İstanbul’da doğan şair Nilgün Marmara. İlkokulu Kadıköy’de Gazi Mustafa Paşa İlkokulunda bitirdi. Daha sonra Kadıköy  

    Maarif Kolejine devam etti. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden “Sylvia Plath Şiiri Üzerine Bir Çözümleme” adlı teziyle üniversiteden mezun oldu. Bu tez Nilgün Marmara ’nın geri kalan hayatını  

    çok yoğun biçimde etkiledi. Hatta Sylvia Plath ve onun melankolisi onu o kadar etkiledi ki bu etki iki şairin yazgısını birleştirdi. Düş gücü ve gerçek arasında bir salıncakta sallanan şiirleri “Şiir Atı” ve “Sombahar”dergilerinde yayımlandı.  

       1982 yılında Kağan Önal ile evlendi. Nilgün Marmara’nın Kızıltoprak’taki evi artık şairlerin uğrak yeri olmuştu. Ece Ayhan, Cemal Süreya, Edip Cansever, Tomris Uyar, İlhan Berk, Cezmi Ersöz, Orhan Alkaya, Küçük İskender gibi birçok edebiyatçı ev toplantılarında bir araya geldi. 

        İlginizi Çekebilir: İkinci Yeni Akımı ve Şairleri Pazar günleri “but partisi” yapılırdı; fırında tavuk budu yapmalarından dolayı partilerine bu ismi vermişlerdi. Nilgün Marmara bu günlerde şarkı söylerdi, caz şarkıcılarına benzeyen sesi Cemal Süreya ’nın dikkatini çekti. Cemal Süreya, Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald’ın “ele avuca sığmayan” karısı Zelda’ya benzetti onu. Adı “Çılgın Zelda” olarak kaldı.  

        1977-1987 yılları arasında yazdığı şiirler “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” adıyla yayımlandı. Hayatı boyunca aldığı notlar Gülseli İnal tarafından bir araya getirilerek “Kırmızı Kahverengi Defter” adıyla yayımlandı. 

          Nilgün Marmara 13 Ekim 1987 tarihinde henüz 29 yaşındayken beşinci kattaki evinin penceresinden atlayarak hayatına son verdi. 

         Şimdi rahmetli şairimizin KUĞU EZGİ isimli şiirini aşağıda takdim ediyorum. 

 

               KUĞU EZGİSİ  

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim, 

yalpalayan hayatımın kara çarşaflı 

bekçi gizleri. 

 

Ne zamandır ertelediğim her acı, 

Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, 

Bu şiir…  

Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, 

Dost kalmak zorunda bana ve sizlere! 

 

Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, 

Uykusunu bölen derin arzudan. 

Büyüsünü bir içtenlikten alırsa 

Kendi saf şiddetini yaşar artık, 

Bu şiir…  

Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, 

Ulaşılamayanın boyun eğen yansısı, 

Sevda ile seslenir sizlere… 

 

Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, 

Uykusunu bölen derin arzudan. 

Büyüsünü bir içtenlikten alırsa 

Kendi saf şiddetini yaşar artık, 

Bu şiir… 

Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, 

Ulaşılamayanın boyun eğen yansısı, 

Sevda ile seslenir sizlere 

                            Nilgün MARMARA 

 …………………….x………………… 

 

KARŞILIKSIZ SEVGİ 

Ne zaman görsem gül cemalini, 

Sanki gözlerim akıverecek. 

Yavaş yavaş yaklaştıkça yanıma, 

Senin için çarpan kalbim duruverecek. 

Konacak gibi oluyor sanki dalıma,  

Bakmaya çekinirim, gözüm ürkütecek. 

Bir saniyelik mutlu bir zaman, 

Kuş gibi uzaklara uçup gidecek. 

Beklerim boynu bükük garipler gibi 

Elbette buradan yine geçecek. 

Gözüm yaşlı, gönlüm dolup taşarak, 

Yüreğim damla damla eriyecek. 

Haz duyacağım bu bekleyişte, 

Çünkü gönlüm bir başkasını sevemeyecek. 

Mutluluğu duyacağım  

karşılıklı olduğum zaman, 

Korkacağım saatler çabuk geçiverecek. 

Size bağlılığımı yazmaya kalksam, 

İnan ki bir ömür yetmeyecek. 

    Hafız Gülşen SALDIRANER/GEMLİK 

                 02 Ocak 1977 

………………………X……………………… 

 

ŞİMDİ ANLADIN MI BENİ DOSTUM 

 

Dinle dostum…dinle hayat hikâyemi. 

Bir zamanlar ben de çocuktum hani. 

Kanım kaynıyor, meydanlar bana gani. 

Dağ, dere, tepe dümdüzdü yani… 

Büyüdüm, sakallarım çıktı diken gibi. 

Soran olmadı, ben de bilmiyordum ki, 

Rüya görüyorum, evcilik oyunu sanki, 

Benden başka erkek yok hepsi kızdı. 

Evcilik oyunuymuş nasıl bir şeyse, 

Gençlik, cahillik ne dersen de dostum. 

 

Farkında olmadan çabucak büyümüşüm. 

Eh artık zamanım gelmiş, aşka yürümüşüm. 

Rüyadan başka sevgili nedir bilmemiştim, 

Oysa  yanılmışım, erkenden evlenmişim. 

Zaman geldi, bir sürü çoluk çocuk olmuş. 

Aradan yıllar geçmiş, torun torba büyümüş. 

Bir gözüm alil, kulaktan ahraz kalmışım. 

Bende saç, sakal hepsi birbirine karışmış, 

Kısa zamanda kara dağlara kar yağmış, 

Ve lakin zürriyetimden haberler kesilmiş, 

Farkında olmadan uzun bir yol yürümüşüm. 

Geriye baktığımda, ne bir iz ne de yaşam görmüşüm, 

Yıllarca taşıdığım yükten çok yorulmuşum dostum ! 

 

Anladım ki, seksen yıl geçmiş…ben, ölmüşüm… 

Uzun yıllar gibi görünen kısacık bir yaşam,  

Hayatın tadını bile anlamadan koca bir ömür bitmiş, 

Yaşama tam veda etmek üzere sahilleri dolaşırken, 

Engin deryaya bakan işte o gönül dostu varken, 

Kısacık ömrümün uzadığını hayal ederken, 

Rastgele Hayata tutunmaya çalıştım velakin, 

Geç de olsa hak tecelli edecektir dostum.  

 

Kaçmanın faydası yok ki va-ki tecelliyetten,  

İşte o zaman beni ziyarete gelecek olan,   

birkaç dosttan başkasını beklemem, 

Gelirsen eğer “meçhul adam” yazılı taşı göreceksin. 

İçinden gelirse şayet, birkaç dua ediver, 

Son baharımda yüreğimdeki dostlarımdan başka, 

Zürriyetimi tanımam, gelenim olmaz dostum. 

 

Soran olursa “ burada yatan bir garip şair” deyiver. 

Bir daha görüşemezsek hakkını helal et dostum. 

Şimdi anladın mı…, anladın mı beni dostum…? 

                                            Hasan Azkıran 

                                       16 Ocak 2021 Pazar 

                                       Saat: 16.28 Gemlik 

………………….X……………………. 

 

CEYLAN GİBİ BAKIYORDU GÖZLERİ 

Güzeller içinde bir güzel gördüm, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

Yanına varıp da adını sordum, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

O güzelin gözlerine vuruldum, 

Ardı sıra koşa koşa yoruldum, 

Dönüpte bakmadı küstüm, darıldım, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

O güzelin boyu-posu dal idi, 

O güzelin yanakları al idi, 

O güzelin dudakları bal idi, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

O güzelin bakışları bir başka, 

O güzel düşürdü beni bu aşka. 

O güzeli görmeseydim ben keşke, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

 

 

O güzelin destanını çok duydum, 

Yanağında nokta nokta ben saydım, 

O güzelin sinesine gül koydum, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

O güzelin kirpikleri sürmeli, 

Ceylan gibi sürmeli mi sürmeli… 

O güzele yan bakanı sürmeli, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

Kına yakmış saçlarıyla eline, 

Bal damlatmış dudağıyla diline, 

Sarılırken o incecik beline, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri. 

 

O güzelin sinesi pek ak imiş, 

O güzelin bir benzeri yok imiş, 

KUL YÜCEL in onda gönlü çok imiş, 

Ceylan gibi bakıyordu gözleri, 

Yüreğimi yakıyordu gözleri   

Yücel KURUCU/ISPARTA-YALVAÇ