BAŞYAZAR - Özcan Vural


Millet değil, illet.. !. 

Millet değil, illet.. !. 


Millet değil, illet.. !. 

 

İşte bundan korkuyorduk

Korona ile baş etmek elbette kolay değil.

Bunu hepimiz biliyoruz ve buna göre davranmaya çalışıyoruz.

Halk, 90 güne yakın büyük fedakarlık gösterdi,

iktidarın “Evde kalın” çağrısına uydu,

sokağa çıkma yasaklarına asla itiraz etmedi.

Emekliler, gençler evlere tıkıldı, gıklarını bile çıkarmadılar.

Ama iktidar üzerine düşen sorumluluğu almaktan kaçındı.

Yandaş tetikçi medya aracılığı ile sanki 

“dünyanın en büyük salgınla mücadelesi Türkiye’de veriliyormuş” 

havası yaratmaya çalışıldı sadece.

Bütün dünya, Erdoğan’ın dirayetli tutumu ile salgını

nasıl yendiğini kıskançlık içinde izliyordu bunlara göre.

Herkes, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin olağanüstülüğü 

karşısında parmak ısırıyordu ayrıca.

Buna da fazla ses çıkarmadık, eleştirdik geçtik.

Ancak konu, “koronayı yenen adam” aşamasına getirildi.

Bilim oyuncak değildir.

Salgınla mücadele ciddi iştir ve şakaya gelmez.

Türkiye elbette normale geçecektir.

Koronanın etkisinin ilk günlerdeki gibi olmadığı da bellidir.

Ama bilim insanları 

“Ani gevşeme büyük yıkım getirecektir” diyor günlerdir.

Ancak hem salgınla mücadelenin sorumluluğundan kaçmak isteyen

hem de buradan kahraman çıkarmak isteyen iktidar,

tüm bunlara kulak tıkadı.

Normalleşmeye kurallara uyarak geçilmedi.

Sanki korona tamamen bitmiş gibi davranıldı.

Bunda bütün suç iktidarındır.

Çünkü yarattıkları hava koronanın bittiği yönündeydi.

Güya Bilim Kurulu’nun (aslında ne biliiim abi kurulu ya) uyarılarını

dikkate alıyormuş gibi yaptılar ama söylemleri

herkesi tamamen gevşetecek yöndeydi.

Şimdi, son birkaç gündür, vaka sayısındaki artışlar korkutmaya başladı.

Adeta timsah gözyaşı döker gibi, 

“Aman dikkat, böyle gitmez” uyarıları yapmaya başladılar.

Ama tutmaz artık.

Kendini tanrı yazar gibi görenlerden biri, daha yeni 

“Bana kimse artık günde 5 kere el yıkatamaz,

bu milleti evde tutamaz, yaşlıları, gençleri yine hapsedemez” diye

yazarken, aslında biat ettiği sarayın koronayı kahramanca yendiğini

zihinlere çakmaya çabalıyordu.

Umuyorum ani gevşemeden sonra yaşananlar ve korona vaka

 sayılarındaki artış, iktidarın aklını başına getirir ve 

“Bitirdik bu işi, rahat edin” üslubundan vazgeçerler.

“Koronayı atlattık” sevinci yaşarken, “Eyvah patlıyor mu yoksa?” 

aşamasına geldik bir anda.Ama çok geç kalmış olabiliriz.

Çünkü vatandaşa koronanın “sarayın kahramanlığı sayesinde yenildiği” 

öyle bir anlatıldı ki, milletin artık etkin önlemlere sarılması 

bana çok zor görünüyor bundan sonra.

Aslına bakarsanız, toplumun ciddi bir bölümü 

hâlâ tedbirli davranıyor ama koyverip gidenler o kadar ortada ki,

hem moral bozuyor hem de dikkatli olanların da aklını çeliyor.

Örneğin “maske zorunlu” deniyor.

Ancak bu “zorunluluk” sanıyorum “şekil şartı” olarak kabul ediliyor.

Çünkü sokakta gezerken binlerce insanı görüyorum,

aslında maske takmıyorlar, yüzlerinde maske taşıyorlar.

düşünmüyor, kural olarak maskesiz dolaşılmayacağını düşünüyor sadece.

Bu kafayla biz daha çok “patlama” yaşarız, maazallah.