Reyhan Çorum


Kim istemez uzun yaşamayı?

Kim istemez uzun yaşamayı?


YAŞINIZI SAYMAKLA ZAMANINIZI BOŞA HARCAMAYIN,SADECE MUTLU OLMAYA BAKIN..

Abhishek Bachchan

Bugünkü konuğumuz, bu yıl tam 100 yaşına girerek DALYA diyen ve herkesin kısaca "Tito" olarak tanıyıp bildiği ZİYA GÜMÜŞ.

Kim istemez uzun yaşamayı?

Hepimizin en büyük korkusudur yaşlanmak,elden ayaktan düşmek.Bu nedenle dualar ederiz;"Allah'ım elim ayağım tutarken,aklım başımdayken ,kimseye muhtaç etmeden yaşamayı ve ölmeyi nasip et" diye..

Maşallah; uzun ve güzel yaşayan biri Ziya amcamız ve sağlığı gayet iyi. Allah daha da sağlıklı,uzun ömürler nasip etsin.

Kumla'da; kızı emekli Öğretmen Şükran hanım ve damadı ile birlikte yaşıyor.Hastalık nedeni ile ertelediğimiz ziyareti sevgili arkadaşım Canan Bölük  ile daha da geciktirmeden yaptık.Kızları Türkan ve Şükran hanımlar ile eski günleri yad ederek çok keyifli bir gün geçirdik.Doğduğu şehirden(Koçana) bahsedince gözlerinin içi gülüyordu.

Hayatında hep ilkleri orada yaşamış.Savaş da; onları bir yerlere savuruvermiş işte..

KİMDİR ZİYA GÜMÜŞ?

"Makedonya'da 1920 yılında doğdum.Beş kardeşiz,üç erkek,iki kız.

Babam kasaptı hayvan yetiştirirdik.Abim ile hayvan otlatıyorduk.15 yaşındayken şehrimize sirk geldi.Ağabeyim ;"Ben hayvanlara bakarım,sen sirk izlemeye git" dedi.Onlardan özenip bende ipte gezmeye başladım.Ahır kapısına ipin bir ucunu,birini de duvara bağladım,tırmıkla ipin üstünde geziyordum.Abim ;"Onunla olmaz" diyerek bana daha uzun bir sopa verdi ve fırıncıya giderek, "Ziya ipin üstünde geziyor"dedi.Gösterime sadece fırıncı ile bir kaç kişi geldi,bana yalnız fırıncı 25 kr verdi.Diğer seyredenler para vermedi."Bu işte para yok"dedim.

Koçana'ya bir sirk uğradı.Sirkten birileri bu konulara ilgim olduğunu duyunca beni yanlarına almayı teklif ettiler.Ben sirktekilere özendim ,17 yaşımdayken onların peşine takılarak sirkle şehirden şehire gezmeye başladım.Bütün Bosna'yı gezdik.Trapezden atlardım.

Bir kere kurban ile ipin üzerinde yürüdüm,hayvan hiç kıpırdamadı.

Neler yaptım neler!!

Sirkle gezerken de çok para kazanamadım.4-5 sene gezdikten sonra ailemin yanına geri döndüm.

Yugoslavya'nın Slovenya bölgesinde hudutta iki sene askerlik yaptım.İnsanlar çok medeniydi.

Askerde; Generallere Kafkas oyunu oynayarak gösteri yaptım.Çok beğendiler,alkışlayarak tekrar oynamam için sahneye çağırdılar.Çıkmadım,"ikinciye çıkarsam kıymeti kalmaz"dedim.

Askerden döndükten sonra evlendim.Orada evlenmek çok masraflıydı.Güzel bir düğün yapmak, yemeli içmeli oldukça pahalıydı.Büyük yengem eşimin ailesine giderek; "Ben hayırlı bir iş için geldim"dedi.

Bizden bir şey istemediler.Ailesi de eşimde çok tok gözlü insanlardı.Birbirimizi tanımıyorduk ama;" Böyle hamarat kadını bulmuşum; almazmıyım?"diyor ve gülüyor Ziya amca.

Aslında çok iyi tanıyor,(şaka yaptığı halinden belli) arada bir de Canan'a takılıyor babasının adını söyleyerek."Bankacının bir kızı vardı, kimdi o?Beraber şarap içerdik "diyor.

Gerçekten Canan da, "Ziya amcam şarap sever" diyerek şarap aldı mahalleden çok sevdiği amcasına.

Şükran hanım Makedonya doğumlu.O günleri daha iyi hatırlıyor.Ziya amcayı çok yormak istemiyor,ona soruyorum. Sorularımıza cevap veriyor..

"Annemle babam 1943 yılında evlenmişler,Babam Koçanalı,annem İştipli.65 yıl evli kaldılar.Annemi 2009(83 yaşında) yılında kaybettik.10 yıldır babam benimle yaşıyor.

Türkan hanım; "babam da ,annemde ablama çok güvenirlerdi.Babam biz onu ne kadar almak istesek bile ,ablamı yanında görmek ister"diyor söze girerek.Ne güzel böyle hayırlı evlatlar sahibi olmak.

"Annemle babamın 9 çocukları dünyaya gelmiş.İlk çocukları 1944'de dünyaya geliyor, dört oğulları oluyor,ben beşinciyim.5 çocuklarını doğduktan sonra kaybetmişler,ikiz çocukları bir hafta ara ile ölmüş.Abim Cezmi ve ben Makodonya doğumluyuz.Türkan ve  kardeşim Nazmi Türkiye'de dünyaya geldi.

Babam memlekette postanede hat çavuşluğu da yaparmış.

Nasıl oldu Gemlik'e gelme kararı.?

Babam 35 yaşındaydı.

Annem,babam,abim ve ben tren ile Orhangazi'ye "Bakırdanlar" akrabamız onların yanına geldik.Gemlik de yeni caminin yanında kirada oturduk.

Burada da akrabalarımız var,onları ziyaret ettiğimizde " size arsa alalım" demişler.Orhangazi caddesinden bir arsa aldık.

Postane de çalışacak yaşı geçirmişti babam.Fırında bir müddet,Sunğipek'de de kısa süre çalıştı,sonra bizim gibi Makedonya göçmeni olan Kardeştuncerlerin yanında elektrikçi olarak çalıştı.

Daha sonra göçmen olarak gelen pastacı ve dondurmacı Ali Ömürlü'nün yanındaki dükkanı kiralayıp elektrikçilik yapmaya başladı.Orhangazi caddesi Çorum Apartmanından iki dükkan alarak oraya taşındı ve sigortadan emekli oldu.

Babam dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile tanınan  biridir.Okul zamanı dükkanına yardım etmeye giderdim.İstanbul Perşembe Pazarından malzemeciler gelirdi.Parası olmadan mal almazdı.Ben almayacağız desem de;"Ziya amca nasılsa öder,malımız yeter ki !onda kalsın"der, bırakır malzemeyi giderlerdi.

Bir gün; İstanbul'a mal almaya gitmişti.Boksör babamdan başkasına iş yaptırmazdı ama "babam bir kaç gün sonra gelecek,başkasına yaptırın isterseniz" desem de,babamın dönüşünü bekledi,kimseye gitmedi.

Eskiden Gemlik'e gemiler ,şilepler gelirdi.Arnavut Şükrü'nün gazinosunun orada Liman Dairesi vardı.Babama haber gönderirler,Bursa'ya Kapalı Çarşıya,dericilere,vs götürür,tercümanlık yapardı.

Hatta gazinoya gemiciler gelmiş bir gün,babam Türkçe'den Arnavutça'ya,Arnavutça'dan Türkçe'ye öyle güzel çeviri yapmış ki;dilini çok iyi kullandığı için "Ziya hâlâ Arnavutluk'dan gelememiş "demişler.

Mermercilerin orada bir bahçe almıştık.Babam yaptığı işi çok iyi yapan biriydi.Bahçede reçellik incire kadar her çeşit meyve bulunurdu. Çeşitli sebze eker biçerdi.

Savaş anıları..

(Yugoslavya Mihver Bloku tarafından işgali, 6 Nisan 1941’de Almanların Yugoslavya’nın başkenti olan Belgrad’a büyük bir hava saldırısında bulunması ile başladı.)

Abim kundakta,babam çalışıyor.O zamanlar yağ saklamak yasakmış Makedonya'da.Komşuları yağ fıçılarını bizim bahçeye saklıyorlar.Alman subayları geliyor evimize,tam o esnada babam da geliyor.Fıçıları görünce; "Bizim değil" dediği halde inanmıyorlar,"seni kurşuna dizeceğiz "diyorlar.Halam abimi kundaktan alarak subayın önüne koyuyor.Alman subay merhametli çıkıyor,abimi görünce babamı bırakıyor ama o kadar hırslanıyor ki! Kendi çizmelerine kırbaçla hırla vuruyor.

Yine savaş yıllarında halk dağlara kaçmış.El bombaları atıyorlarmış.Bir tanesi babamın yanına düşmüş.Bombayı eline alarak fırlatmış,yoksa ölecekmiş.

Sirenler çalınca anlarlarmış şehrin bombalanacağını ve evlerine kaçarlarmış.Bir gün bomba atılınca evin camı kırılmış.Cam annemin kolunu kesmiş.Ev iki katlıymış.Anneannem kızıma bir şey oldu  diye fenalaşmış çok korkmuş.

Zor günler yaşamışlar.

Orada kadınlar evde yemekleri hazırlar,erkekler işe giderken fırına götürür ,akşamda eve gelirken alırlarmış.

Nasıl bir babaydı?

Gençliğinde sertti ama hiç bize karışmazdı.Modern bir babaydı.Yapmak istediklerimizi engellemezdi.

Uzun yaşamayı neye borçlu?

98 yaşında hastaneye gitti.Doktorun sorularını cevaplamış,resim de çizmiş.Güzel resim yapar,çizimi çok güzeldir.Raporlarını gören diğer doktor şaşırmış."Bunları amcamı yaptı "demiş.

Babam herkesin aksine hiç su içmez.Börek sever,yoğut,domates,ayran vazgeçilmezleri.

Sofrada ekmeği bitse bana"ekmek ver "demez.Annem de ,babamda çocuklarına hiç eziyet etmeyi sevmeyen insanlardı.

Bu sıralar sabah kahvaltıdan sonra tekrar uyuyor,akşamları deniz kenarına çıkmaktan hoşlanır.Oturup çay içmeye bayılır.

Babamla bir gün sahile çıktık.Yanımıza bisikletli biri geldi;"Beni tanıdın mı ?"diye sordu.Babam "tanımam mı,kolun kırılmıştı, seni hastahaneye götürdüm "diyerek cevap verdi.Meğerse çırağıymış.Çok çırak geldi geçti.Tüpçü Burhan Bütünler,Mehmet Cindoruk çırakları.Babamın belleği iyidir,hiç unutmaz.Arada espiri yapmayı sever,takılır bize.

Yürümeyi çok sever,Hisartepe'den Manastır'a sürekli  yürürdü.Bisiklete binerdi.

Tito Ziya derler babama..

Nedenini soruyorum Ziya amcaya.

Makedonya Başkanının adı TİTO olduğu için bu lakap Türkiye'de takılmış.Yugoslavya'dan aldığı bir dergiyi gösteriyor."Şu görülen saat kulesi yapılırken gördüm; Ben biliyorum,1933'de yapıldı.Tito'nun zamanında halk daha mutluydu.Aleksandra'nın kızı Romanya Kralının kızıydı."Tarihi,nehirleri bir bir hatırlayarak özlemle  anlattı bize.

Bir gitsem,gene görsem.!!

Gemlik'de bir kaptan "gidersem ben seni götürürüm "demiş.Hala içinde umut var ...

"Babam üç kez tek başına gitti.2010 yılında babam ,ben ,abim ile kızı hep beraber Makedonya'ya gittik.Ohri'yi hiç değişmemiş buldu.Bir resim vardı babam bakardı o resme.Evimizi gördük.Evimizi alanların komşularında kaldık.Onlar bir kitap vermişti,nereye baksan cami,minare görürsün.Sokakları dolaştık.Müzik sesi geliyor,çok güzel oynuyorlardı.Babam güzel akordiyon  çalardı.

Sırpça ve Bulgarca biliyor.Yıllar geçti unutmadı.Radyoda gece yatarken Zagrep,Belgrad radyosunu açar,haberleri,şarkı ve müziklerini dinlerdi.O nedenle hiç unutmadı.

Şimdi hastalık nedeni ile evde olmak onu sıkıyor,hiç iyi gelmedi.

"KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ,DÜNYA DÖNÜYOR"diyor; Ziya amca anılara dalarak.

Yıllara meydan okuyanlara ve her daim ruhu genç kalanlara ;Tito Ziya amcalarından selam ve sevgilerle.

Beni Ziya amca ile buluşturan sevgili Canan,Türkan ve Şükran hanımlara teşekkürler..

Reyhan Çorum.