Reyhan Çorum


İLÇEMİZDE GİRİŞİMCİ KADIN DERNEKLERİ, KÖY PROJELERİ..

İLÇEMİZDE GİRİŞİMCİ KADIN DERNEKLERİ, KÖY PROJELERİ..


İLÇEMİZDE GİRİŞİMCİ KADIN DERNEKLERİ, KÖY PROJELERİ..

DERNEKLERDE GELİNEN SON NOKTA..

Bu yazım aynı zamanda haber niteliğinde. İlki 7 yıl önce(Narlı) kurulan dernekten sonra; iki yıl öncesine kadar, hiç bir köyde kadınlar bir araya gelerek dernekleşmemişti.

Narlı köyü kadınları Milli Eğitim'den Okulu alarak orayı kendi imkanları ile onarmış. Okulun sandalyelerini boyamış, çeşitli makinalarını kendi kazançları ile almış, yani bir çok eksiğini çalışıp ürettikleri ile yapmıştı.

Tarhana, reçel, erişte, el açması börek, mantı gibi tamamen doğal ve organik ürünlerle müşterilerine güler yüzle hizmet veriyorlardı. Tamamı köy kadınlarından oluşmuş bir dernekti. Sahilde olmasından kaynaklanan avantajları vardı. Kısa zamanda adlarını duyurmuşlar, ürettiklerini bire bir pazarlama imkanı bulmuşlardı ve kendileri gibi de aynı işi yapan esnaf yoktu. Sosyal medyada fazla etkin değildiler. Açıkçası kendi yağları ile kavrularak sessizce, esnaf ile rekabete girmeden işlerini yapıyorlardı.

Sonrasında anne köftesi eklendi( bana göre bu yanlıştı. Köyde yıllardır Köfteci Serap ve Köfteci Ünal gibi iki işletme de sadece köfte üzerine çalışmakta ve köftelerini kendileri yapmaktaydılar) Şu an Okulu ihale ile aldılar ve işlerine devam ediyorlar.

DİĞER DERNEKLERE GELİNCE..

Haber değerinde bir yazı dedim, çünkü bir dernekte iki kez jandarmaya kadar akseden sorunlar yaşanmakta. Köyün çalışan, hamur açan ve gerçekten gelire ihtiyacı olan kadınları ile, Dernek Başkanı arasında çıkan anlaşmazlık neticesinde, dernek kurucusu kadınlar derneği terk etmiş bulunmaktalar..

Olay Dernek Başkanının jandarmayı çağırarak kadınları kasayı vermemekle suçlaması ile başlamıştır. Kadınlar ise Başkanın girdiği seçim çalışması neticesinde derneği ihmal ettiğini, işletmeyi bu nedenle kendilerine bıraktığını, bu güne kadar kendilerine bir çalışanı gibi hakir davrandığını, en zor işleri yaptırarak çok cüzi para verdiğini, kendi işinde çalışmasına rağmen, herkese saat ücreti yazmasına rağmen, kadınların en fazla pay alanı kadar( işe gelsin gelmesin) para aldığını söylemektedirler. Bu güne kadar da gelirden, giderden hiç bir işlemden haberleri olmadığını belirttiler. Olay bu derece çirkin hal almışken bir süredir gelmeyen başkan, seçimin ertesi günü gelerek kasayı istemiş, kadınları kasayı almakla suçlamış ve jandarma çağırmıştır. Bu durumu onurlarına yediremeyen köy kadınları da derneği terketmiştir..

Kadınların derneği terk etmesinden sonra da, derneğe üye kaydettiği Gemlik'te ikamet eden  kendi ailesi ile özel işletme gibi derneği çalıştırmaktadır.( Çalıştırmaktadır deme nedenim, bu derneklerin artık doğal ürün, imalat yapmaktan öte çay bahçesi, lokanta gibi çalışmasıdır. Köy yararına hiç bir sosyal faaliyet göstermemektedirler)

Bir kere gerçekten bu çok ayıp bir şey. Jandarma çağırarak sorun çözmeye çalışmak bir dernek başkanına yakışmaz. Sonuç ne olursa olsun böyle olmamalı.

Dernekleşme nasıl başladı, amacı neydi?

Bir teki hariç ( Umurbey) diğer derneklerin kuruluş sebebi zincirleme gelişti.

Kent Konseyinde "Zeytin Festivali" çalışmaları sırasında "Reyhan Çorum" projesiydi. Derneklerin kurulmasına teşvik ve ön ayak olmak için temaslara başladım..

Köy kadınlarının ürettiklerine pazar bulması, ev ekonomilerine katkı sağlaması, sosyalleşmesi, köylerini yöresel yemekleri ile ve kültürlerini yaşatarak tanıtması, birleşerek sonrasında kooperatifleşmesi düşüncesi ile ve Kent Konseyi aracılığı ile de bu oluşuma destek olmak istemiş, yola böyle çıkmıştım.

İlk durak çocukluğumu ve gençlik yıllarımı geçirdiğim, bir çoğu ile arkadaş gibi olduğum Büyük Kumla oldu.. Burada aktif bir bayan önerdiler, bazı kadınlar da birleşerek Derneği büyük bir heves ve mutlulukla kurduk.

Arkadan Güvenli Köyünde de üretici ve çok sosyal bir arkadaşım vardı. Ona söyledim ve hemen akabinde burada da kadınlar dernek çatısı altında toplandı.

Umurbey ise yaz aylarında çalışmalara başladı, festival süreci esnasında dernekleşti. Benim ilk zamanlarda yanlarında olmak dışında katkım olmadı. Festivalde B. Başkanımızın istememesine rağmen, iskelede kadınların el ürünlerini yapması ve sergilemesi konusunda ısrarcı oldum ve kabul ettirdim. Güzel de oldu, festivale renk kattı.

Bu derneklerin Festivaldeki başarı ve kazançları, aldıkları destekten cesaretle K. Kumla ve Karacaali de benden fikir alarak Dernekleşti..

Sonra yaşanan bir takım sorunlar nedeni ile diğer köylerle başlattığım görüşmeler sonuçlanmadı ve halen de yeni kurulmuş bir dernek yok.

Aslında ben daha çok tıpkı Güvenli Kadın Girişimciler Derneğinde olduğu gibi, bakkalı olmayan, kadının tarlada çalıştığı, ürettiği ürünlerini pazarlamakta zorluk çektiği yerlerde bu derneklerin olmasını isterdim. Festival süresince köy çalışmalarımda, ekmek yapan ekmekçiler gördüm, ama bir çok köyde söylediğim gibi bakkal bile yoktu.

Benim derneğim Tarih ve Kültür Derneği. Köy gezileri yapmak, Gemlik köylerini bilmeyenlere, hatta kendi üyelerime tanıtmak istiyordum. Yöresel ürünlerin sunulduğu, kadın eli değen yerler güzel olmaz mıydı? Gezdiğim bir çok yerde vardı ve çok da güzeldi.

Bu derneklere köylerini tanıtıcı kitapçıklar hazırlamak, onlarla iş birliği içinde köyleri tanıtmak, onların köy projelerine destek olmak benim hayal ettiğim şeylerdi.

Yerel yönetim de bu olaya sıcak bakmış olsa gerek, en son kurulanlardan başlayarak kadınlara yer verdi ve bir takım isteklerini karşıladı. Hatta köy muhtarının ve köy esnafının çok da sıcak bakmadığı yerlerde bile konteynerler parklara kondu ve bu kadınlar çalışmaya başladı.. Biraz da buna ben sebep oldum sanırım.

Yine bazı sosyal aktivitelerde; Gemlik Belediyesi ücret karşılığı ürün alarak, bu derneklere destek olmaya devam etti.

İsteklerin ne yazık ki önü arkası kesilmemekte, " Ona masa sandalye verdin, tente verdin bize de  ver" şeklinde talepleri ve yapılan şikayetleri  sosyal medyadan izlemekteyiz. Adeta bir yarış içindeler. İyi ki devamı gelmemiş.

Bu süreci sizler de takip ettiniz.

İki yıl içinde ne düşündük, neredeyiz?

Öncelikle Girişimci Kadınlar esnaf mı? Dernek mi?

Esnaf ise; şu an bir günde binlerce lira kazanmalarına rağmen, hala neden her türlü ihtiyaçlarını Belediye'den, sponsordan beklemekteler. Hibe kredi, faizsiz kredi isteyecek kadar, kendilerini sanki bir yatırım yapıyor gibi göstermekteler. Projeleri var mı?

Tarım mı yapıyorlar, hayvan mı bakıyorlar, yoksa sosyal bir sorumluluk mu aldılar.. Köylerine yatırım mı yapıyorlar?

Binlerce lira kazanç sağlamalarına rağmen, okuttukları üç çocuğu bana kimse mazeret gösteremez. Bir çok vatandaş kendi cebinden, bazı dernekler ile bağlantılı çocuk okutmakta. Her okul çayı, sosyal projede yine esnaf destek vermekte. Bu bir ayrıcalık için sebep olamaz.

Bildiğim kadarı ile Dernek çalışanlarının sigorta yapılması hakları var.. Gece gündüz adeta garson gibi çalışmaktalar, hatta ücretli eleman bile çalıştırmaktalar, bu kişilerin sigortaları var mı? Gelir beyan ediyorlar mı? Bu derneklere alınan üyeler hangi amaçla oradalar( Aldığımız duyumlara göre, Dernek Başkanları , yeni üyelerin hiç bir aktif görevleri olmamasına rağmen köy dışından ve aile çevresinden üye yaparak çoğunluğu ellerinde tutmaya çalışmaktalar.

Tüm dernekler vergi mükellefi. Bizim gibi olanlar çok cüzi üye aidatları(yıllık) ile beyanname ve diğer masrafları karşılamaktayız. Gelirimiz olmadığı için yerimiz yok. Beyanname veriyor, kazanç elde etmediğimiz için vergi vermiyoruz.

Dernek çatısı altında toplanan ve esnaftan çok kazanan bu kadınlar hangi vergiye tabi? Soruyorum!. Esnaf odasına aidat ödüyorlar mı?

Yerel yönetimler; Kadın Derneklerine başta da söylediğim gibi, iyi niyet düşüncesi çerçevesinde köyün en güzel meydan ve parklarını verdiler. Bu dernekler parklarda üç beş masa derken, parka ve parka köy çocuklarının kullanması için konulan oyun alanlarına, kaydırak, salıncak gibi şeylere de sahip çıktılar. Parklar umuma açık olmalı ve konulacak oturma yerleri ile insanların gelip kendi yiyeceği, termosu ile ücretsiz vakit geçireceği yerler olmalı. Doğrusu budur.

Dün B. Kumla Köyünde bir dostum ve torunları ile parkın yanındaki gazinoda sohbet etmek için oturduk. Çocukların gözü sürekli parktaydı ve parka gitmek istiyorlardı. Bende, arkadaşımda gidip kadınların yerinde oturmak istemedik. Zaten bu gazinoda oturduğum sürece müşteri gelmezken, parktaki masa ve sandalyelerin sürekli dolup boşaldığını, salıncakların da müşterilerin çocukları ile dolu olduğunu izledim. Sonuçta çocuklar durmadı, bizde kalkmak zorunda kaldık.

Ayrıca yasak ve kurallara bizler halk olarak uymaktayız. Dernek olarak Fevziye güzergahına yapacağımız geziyi ve Karagöl de pikniği erteledik. Yangınlar nedeni ile semaver mangal yakmak, orman ve parklarda yasak, oysaki parkta büyük bir semaverde çay kaynamakta.

Sonuç olarak; bu derneklerin şu an kurulma amaçlarının çok dışında, bir ticarethaneden farklı çalışmamakta olduğunu görüyorum. Bir kısmının müşteriye yetişemediği için hiç bir üretim yapmadığını da biliyorum. Artık bu olay gazinoculuğa dönmüş durumda. Hatta bu tatlı kazançlar, Dernek Başkanlarının lokanta açmasına kadar ilerlemekte. Restore olan evlere, farklı sektörlere de el atarlarsa hiç şaşmayacağım.

Her yerde esnaf çok şikayetçi. Köylüler üç beş kadını geçmeyen derneklerde ve güya "Dernekleştik" adı altında köyün en güzel yerlerinin sahiplenilmesinden şikayetçi. Kendi köylerinde, kendi parklarında yabancı oldular. Herkes bu dernek çalışanlarını sevmek zorunda değil, parklarına giremiyorlar.

Artan şikayetler nedeni ile, vicdanen bu duruma biraz da sebep olmam nedeni ile rahatsızım. Köyde yaşamıyorum, gıda sektöründe çalışmıyorum ama; duyduklarım, gördüklerim ve bana akseden konular karşısında gerçekten hayretler içindeyim.

Büyük Kumla Köy kadınları, köylüler ve esnafları şu an Yerel yönetime şikayetlerini ilettiler. 90 kadar imza ve dilekçe ile şikayetlerini bildirdiler. Bana da imzaları ve dilekçeyi gönderdiler ama kimseyi ifşa etmek istemiyorum. O nedenle yayınlamak istemiyorum. Dernek kadınlarından bazıları istifa etmek zorunda bırakılmış, bir kısmı da jandarmaya şikayet edilmiş ve Dernek yeri olan parkı terk etmek zorunda kalmışlar.. Bir süredir yardım isteklerini geri çeviriyorum. Fakat iki yıldır bu derneğe büyük emekler verdiler. Para bile almadan sıcakta çalışarak ter döktüler. Bu mücadeleyi birlikte verdiler. Yakınen şahit oldum ve tümü adına destek verdim.

Benden ve muhtardan, köyün ileri gelenlerinden seslerini duyurmamızı istediler. Esnaf da köyde yaşananlardan şikayetçi ve biraz da bu durumdan beni sorumlu görüyorlar.

Ben böyle düşünmemiştim.

Bundan sonrasını takip etmek de yine yetkili mercilere düşer. Benim görevim duyurmak, gerisine bir şey yapamam.

Sadece  yerel yönetimden ve her fırsatta " ESNAFINA SAHİP ÇIK "diyen İsmail Beki Beyden bu konuyla ivedilikle ilgilenmesini rica ediyorum. Bu durumları yerinde görsünler, incelesinler. Bir yanda binlerce lira kira ödeyen yılların işletmeleri, hemen yanında bir kuruş masraf etmeden kamu mallarına el koymuş, dernek kadınları adı altında üç beş kadının işlettiği ve aynı işi yapan kadınlar.

Esnaf kan ağlıyor.. Yıllardır ailece gidip oturabildiğimiz Belediye Gazinoları yanlarında açılan dernekler nedeni ile iş kaybına uğruyor.

Bu yıl kiralarına büyük zamlar yapıldı. Önlerindeki kumsal için bile işgaliye parası ödüyorlar. Bir çok garson çalıştırıyorlar. Kira, vergi vs veriyorlar. Diğer yanda ise sahile kadar uzanmış masa ve sandalyelerde aynı manzaradan, denizden ve Küçükkumla'da da bahçeden yararlanan, içine oyun parkları konulmuş, işletmelerle rekabet eden dernekler esnafa rakip olmakta.

Reklamları büyük. Kadının yanında olmak isteyen destekçileri büyük, hele bir de muhtarları yanlarındaysa, değmeyin keyiflerine.

Bu derneklere tanınan imtiyazlar ayrıca vatandaşı ve bizim gibi kamu yararına çalışan dernekleri de rahatsız etmektedir. Her birimizin bu yerlerde ve kamu mallarında hakkı olduğunu düşünüyorum.

Dernekler denetlenmeli. Gerçek amacına uygun mu çalışıyor, bakılmalı. Başlangıçta derneği kuran kaç kadın vardı, üreticimi, işçimi, işçi ise nasıl çalıştırılıyorlar, sigortalımı bakılmalı.( Artık her işte, merdiven yıkayan kadında bile saatlik, günlük sigorta mecburi) Kurucuları, yardımcıları kimlerdi, şimdi ne oldu da o kişiler dernekten düşürüldü bakılmalı, gelir ve giderleri takip edilmeli.

Esnafın uğradığı haksızlığın önüne geçilmeli. Kahvaltılar köy kahvaltısı adı altında tamamen market ürünleri ve sigara böreği ile sunulmakta ve esnafla aynı fiyatlar istenmekte. Yani açıkçası gelir var, gider yok...!

Ve tabii bu tatlı para girince işin içine Dernek başkanları yeni üyelere bir takım zor koşullar ve veremeyecekleri yüksek ilk giriş aidatlarını tüzük dışı sunmakta, baş kaldıranı üyelikten çıkarmakta, yada birlikte yola çıktıkları kadınları maddi manevi mağdur etmekte.

Gemlik Belediyesi böyle bir haksızlığa göz yummamalı. Şikayetleri dikkate alarak gerekeni yapmalı.

Gönül isterdi ki, hayal ettiklerimiz gerçek olsun.. Gönül isterdi ki, para ve hırs insanları değiştirmesin. Gönül isterdi ki, biraz bir yerlere gelen insanlar kendini birilerinden üstün görmesin.. Köy denilince, gerçekten köy tütsün burnumuzda. Bir köşede sıcak köy ekmeği, bazlama.. Fırından alınmış beyaz köy ekmeği değil.

Ben güzel şeyler hayal ettim, elimden geldiğince de köylü kadınların yanında olmaya çalıştım. Ne kadar uzak durmaya çalışsam da, yine şikayetleri bana arz ediyor ve duyarsız kalamıyorum. Amaç tüm köy kadınlarını kapsıyordu. Çünkü çalışmaya ve çalıştıklarının karşılığını almaya ihtiyaçları vardı. Kimi derneğe ihtiyaç sahibi kadınlar alınmadı, kiminde de birlikte yola çıkan kadınları jandarmaya şikayet edecek kadar başkanları ego sahibi oldu.

Çok yazık...

Şu anda bir tek umutlarımı yeşerten dernek var. Güvenli..

Bu dernek kadınları köyün okul müştemilatını aldı. Açık arttırma ile bedelli Milli Eğitimden kiraladı. Kaymakam Beye projelerini anlattılar. Kaymakam ve Gemlik Belediyesi'nin de desteği ile orada ağaçlandırma, küçük küçük köy müzeleri, bir takım doğal ürünlerin imalatı, fırın ve şimdi açıklayamayacağım bir çok köy projesini gerçekleştirmek için çalışacaklar. Ayrıca Başkanları Nuriye Hanım Kitap çalışmaları yapmakta, köyün tarihçesi ve tanıtımını da hazırlamaktadır.

Umarım kazançlarını, amacına uygun işlerle birleştirirler.

Bizlere de, asıl Girişimci Kadın Derneklerinin nasıl olması gerektiğini örnek köy olarak gösterirler.

Lütfen sizler de esnafa sahip çıkın.. Esnaf bu zor şartlarda dükkanını açık tutmaya çalışıyor.

Düşünün, kıyaslayın ve kendinizi bu mağdur insanların yerine koyun. Ben bu güne kadar inandığımı savundum. "Dün ne yazdın, şimdi neden değişti fikirlerin" diyebilirsiniz. Startı verirken herkes bu yarışta aynı haklara sahip olarak yarışmak ve başarmak ister. Bende çalışsınlar, başarsınlar, kazansınlar istedim ama hakkaniyetle..

Dün farklı olur diye düşündüm savundum, olmadı yanıldığımı itiraf ediyorum. "Ben şerbet ve benzeri doğal ürünler yapacağım, çay isteyene kahveden getirteceğim" diye söz vererek semaver koyuyorsan, zaten o maç başta kaybedilmiştir..

Belediye Başkanı; bir takım baskılarla, yer olmadığı için, o parkı" Tüm kadınlara birlik olun, birleşin " diye vermişti. Elde kalan üç kadını idare edemeyecek kadar, jandarmaya şikayet edecek kadar idaresizlik, bence bir başkana yakışmaz.

Başka başka dernekler de çok farklı değil elbet, kahvaltılar, kınalar, düğünler, doğum günleri vs. Hazır dondurma, anne köftesi, neredeyse hazır baklavaya kadar uzandı yollar. Çünkü kadınların eli artık hamur değil, para tutmaya başladı..

Adliye Köyü ve bazı köy kooperatiflerinin (Tarımsal Kalkınma Kooperatifi) İstanbul Beşiktaş'ta pazarda açtığı sergiyi videoda izledim. Tamamen zeytin, zeytinyağı, salça, doğal otlar ve ürünlerden oluşmakta. "Kooperatifimizin geleceği için çalışıyoruz" diyorlar. Orada köylerini tanıtıyorlar.

Kadın eli değsin de, köyde bir de yiyecek içecek bir şeyler olsun, gidince bir soluklanalım, kadınlar yöresel giysileri içinde köyü tanıtsınlar, yöresel yemekleri sunsunlar demiştik...

Bir ipek böcekçiliği yapan kızımızı görünce ne kadar mutlu olmuştuk..

İlçemizde mücadele eden bir çok girişimci kadın var. Bu dernek yerleri tüm köy kadınlarının ürettiklerine açık olmalı. Parka değil de, köyün belli yerine isteyenler stantlarını açabilmeli, kimi reçelini, kimi fasulyesini, kimi böreğini, kimi de el işini satabilmeli. Şehir merkezinde tüm kadınların ürettiklerini satabilecekleri stantlar olmalı. İster yemek, ister el ürünü. Bu kadınlara fırsat verilmezken, dernekler içindeki kadın savaşlarını kınıyor ve bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Tüm üretici kadınlara eşit hak tanınmasını ve emeklerinin karşılığını almasını istiyoruz.

Amaç buydu, sonuç bu oldu ne yazık ki!!

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Dün doğrusu budur dedim, savundum yazdım, bugün yanlışı gördüm yazmak boynumun borcu.

Bilin istedim..

Bir zamanlar bir şarkı vardı dillerde, Rüçhan Çamay'ı da analım..

PARA PARA PARA..

VARLIĞI BİR DERT, YOKLUĞU YARA...

Gariptir insanlar oğlu neler yaratmış. Yarattığı her bugün dünü aratmış

Aklı ile her şeyin sırrını bulmuş. Kendi yarattığı putun kölesi olmuş

Para, para, para. Varlığı bir dert yokluğu yara

Çerçeveletir kimi asar duvara. Kimi onu bulunca dosdoğru bara

Kimi sıkar elinde çıkarır suyunu. Kiminin değiştirir güzel huyunu

Üç şey demiş Napolyon "Para, para, para". İnsanlar öldürülür onun  uğruna.

Servetin ulaşsa da yüz milyonlara. Kefenin cebine sığmaz bir tek lira

Unutmayın her şeyi yaratan biziz. Matbaada parayı basan ellerimiz

Sanmayın onun hükmü değişmez yasa. Para neye yarardı eller çalışmasa

Para, para, para.. Varlığı bir dert yokluğu yara.. Para, para, para

Yokluğu başka dert fazlası bela.. Para, para, para...Gömeceğim seni bir gün mezara.

Not : İlçemizde aktif Kadın Girişimci Dernekleri; kuruluş sırasına göre, Narlı, B.Kumla, Güvenli, Umurbey, K. Kumla, Karacaali. Gerçek fotoğraflar yerine sembolik fotoğraf kullanacağım. Sizler zaten nerede neler oluyor takip etmektesiniz.

REYHAN ÇORUM..