Reyhan Çorum


GAZİ MEHMET EMİN EFENDİ

GAZİ MEHMET EMİN EFENDİ


GAZİ MEHMET EMİN EFENDİ

ÇANAKKALE ONLARIN SAYESİNDE GEÇİLEMEDİ..

10 Ağustos 1915 Anafartalar zaferinin yıl dönümüydü.

Bu anlamlı gün nedeni ile,

(E) TOPÇU KURMAY KD. ALB EMİN AKTAŞ TARAFINDAN; BANA HEDİYE EDİLEN ÇANAKKALE KİTABINDAN ALINTILAR YAPARAK, BİR GAZİMİZİ SİZLERE TANITACAĞIM.

Bu kitabı tanıtmaktaki bir diğer nedenim, sizler de isterseniz ailenizdeki büyüklerinizi böyle yaşatabilirsiniz. Her fani ölümlüdür, geriye yaptıkları, yaşattıkları ve bıraktıkları kalır.

Emin Aktaş; kitabın girişinde, bu kitap araştırmasına nasıl başladığını şöyle anlatmış:

EMİN AKTAŞ: Eğer siz; " Çanakkale de dedelerinizin yaşadıklarını tam manasıyla anlatabilirseniz, sizin çocuklarınız da milli şuur içinde yetişir. Çanakkale bu derece önemlidir" derler.

Dedemiz Gazi Mehmet Emin Efendi..

Kendisinin ismini uzaktan da olsa duymuş, daha yaşlı olanlarımız ise anneannemizin dualarından hatırlamaktadır. Ayrıca bayramlarda Engürücük Köyü mezarlığındaki mezarında, kendisine dua okursak okur geçeriz. Kimdir, ne yapmıştır, ayağını nasıl kaybetmiştir, Konya ile bağlantısı var mıdır? Bunları bir an düşünürüz. Çanakkale'ye geziye gittiğimizde, belki "Bir dedemiz vardı buralarda savaşmış" diye aklımıza gelir. Yeri ve zamanı geldiğinde de kendisi ile övünürüz.

Gerçekte elimizde bir fotoğraf, bir kaç eski evrak, annemizin anlattıkları ile dönem dönem alınan şehit, dul ve yetim aylıkları vardır. Buradan hareketle bir nesil daha devam ettiğinde ise, tam olarak bir şeyin kalmayacağı açıktır. Bu nedenle dedemizin tek asker torunu olarak, onun nerede, neler yaşadığının ortaya konulması açısından görevin bana ait olduğunu düşündüm. Bu çalışmayı uzun süredir planlamama rağmen, emekli olduktan sonra bu fırsatı elde edebildim.

İlk önce dedemizin birliğini araştırdım ve elimizdeki evraklardan dedemizin birliğini "37. Alay" olarak tespit ettim. İncelemelerimde, bütün tarih kitapları ve harp tarihi vesikalarında, Çanakkale savaşına katılan " 37. Alay" olarak bir birliğin mevcut olmadığını gördüm. Böyle olunca aklıma bir çok soru takıldı. Gazilik kaydı var, birlik doğru değil. Rütbesi Yüzbaşı mı, madalya beratı var mı, nerede gazi oldu, askeri eşyaları veya fotoğrafı var mı? gibi.

Ve Emin bey bundan sonrasında derin bir araştırmaya girdiğini anlatıyor ve dedesinin aslında " 34. Alay" da olduğunu öğrenince de araştırmaları daha kolaylaşıyor. 100 yıl önceki dosyalara ulaşarak çeşitli kaynaklardan faydalanıp bu kitabı hazırlıyor.

Sonuç olarak," Günümüzle geçmiş arasında bağlantı kurmak, bunu geleceğe aktarmak, çocuklarımızın geçmişini tanıması ve övünç duymasına imkan sağlamak maksadıyla, bu kitabı muhafaza etmek ve kutsal bir emanet gibi, çocuklarımıza ve torunlarımıza devretmek hepimizin görevidir" diyor.

Aynı düşüncelerle; daha geniş kitlelerin okuması, tanıması ve belki de biraz daha fazla kişiye ulaşması için, kitaptan alıntılarla da olsa, bazı bölümleri sizlere ulaştırmak bizim de görevimiz olduğunu düşünüyorum. Bana hediye edilen bu kitaptaki önemli bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

GAZİ MEHMET EMİN PATLAK

Doğum tarihi: 1888 ................Ölüm tarihi: 1943

Ana adı: Meryem......................Baba adı: Mustafa............Memleketi: Karaman/ KONYA

Dedemiz Gazi Mehmet Emin Efendi (PATLAK);( Aslında diğer akrabaların soyadı Parlak iken, espirili bir kişiliğe sahip olması nedeni ile, soyadını Patlak olarak yazdırdığı sanılmaktadır) 1888 yılında Konya Taşkent de doğmuştur. Ana adı Meryem, baba adı Mustafa'dır.

Çanakkale savaşını müteakip ikamet ettiği Bursa/ Gemlik'te 1940'lı yıllarda meydana gelen hükümet binası yangını sonucu; nüfus kayıtları yandığından ayrıntılı nüfus bilgilerine ulaşılmamıştır. Kaç kardeş oldukları, çocukluğunun nasıl geçtiği, mesleğinin ne olduğu, akrabalarının kimler olduğu, nerede ikamet ettikleri gibi konularda yeterli bilgimiz bulunmamaktadır.

1330(1914) yılında toplam 12 öğrenci ile birlikte Dersaadet İstanbul'daki Sinan Paşa Medresesinden mezun olduğu arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır.

Gazi dedemiz 30 Ağustos 1914 tarihinde 26 yaşında medreseden mezuniyetini müteakip, gönüllü olarak yedek subay talimgahına (eğitim birliği)katılmıştır. Yedek subaylık temel eğitimini, İstanbul- Maltepe'deki Yedek Subay talimgahında tamamlamıştır. 21 Aralık 1914 tarihinde ise, Yedek Subay namzetliği(adaylığı)onaylanarak asil birliğe katılmıştır.

Not :Kitapta Çanakkale savaşı ve savaşta yaşananlar ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.

Üçüncü Kirte Muharebesinde Türk kaybı 9000 kişiye yaklaşmıştır. (34. Alay zayiatı 5 subay,733 erdir. Düşman tarafından savaşa giren 6500 kişiden, çoğu İngiliz 4500 kişi ölmüş, yada yaralanmıştır. Üçüncü kirte muharebesi, ağır kayıplar pahasına da olsa, kesin olarak Türk zaferi ile sona ermiş bulunuyordu. Bu muharebenin kazanılmasına, Türk askerinin süngü gücü ve yurt savunmasında gösterdiği eşsiz yiğitliği neden olmuştur.

Üçüncü kirte muharebesinden sonra..

18 Haziran 1915 Kerevizdere Muharebelerine kadar olan zamanda , iki taraf arasında karşılıklı ateşler ve mevzi muharebeler sürmüştür. Bu süreçte: 11 Haziran 1915'de 34. Alay,2. Tabur,2 Bölük mevzileri, Fransız 1. Piyade Tümenine bağlı Topçu Taburlarının açtığı ağır ateşi altında iken, dedemiz, şarapnel parçaları ile sol ayağından yaralanmış, daha sonra sargı yerine götürülmüş ve buradaki tedavisine müteakip sevk edildiği İstanbul'daki Gülhane Askeri hastanesinde sol ayağı diz altından kesilmiştir. Bunun neticesinde protez ayak kullanmaya başladığı öğrenilmiştir.

29 Mayıs 331

Yassı Tepe sağ cenah siperleri.

28/29 gecesi sükunetle vakit geçmiş yalnız nöbetçi ateşi teati edilmiştir. Öğleden evvel saat 19.30'da düşman topçusuyla fasılasız surette üç saat siperleri bombardıman etmiştir. En ziyade sol cenahtaki 7. Bölük siperlerini de bombardıman etmiştir. Sekizinci, yedinci bölük siperlerine kara torpili endaht etmiştir. İki hafif mecruh ile yedi mecruh, üç şehit verilmiştir. Bir ihtiyat zabit namzeti ayağından mecruh olmuştur.

12. Tümen 34. Alay 2. Taburun Birlik Ceridesinin (Ceride: Birlikler tarafından savaşta ve olağan üstü durumlarda tutulan günlüğün adıdır) 11 Haziran 1915 tarihli sayfasında : Yoğun bir düşman ( Fransız) topçu ateşine maruz kaldıkları ve bir yedek subayın (dedemiz) ayağından yaralandığı belirtilmektedir.

MEHMET EMİN PATLAK VE AİLESİ

Cepheden 20 Haziran 1915'te sevk edildiği İstanbul Haydarpaşa Gülhane Askeri Hastanesinde tedavi süreci devam ederken; 28 Ağustos 1915'te " Asteğmen" rütbesine nasıp etmiştir. 10 Haziran 1916'da, harpte aldığı yaradan dolayı tekaüt(emekli)edilmesine müteakip ; Gemlik'e gelmiş, Engürücük Köyüne yerleşmiş, ve orada Emine Hanım ile evlenmiştir. Dört kızı( Hikmet Öksüz, İffet Özbek, İsmet Tumba ve Kıymet Aktaş)olmuştur.

Soy ağacımız..

Hikmet- Mehmet Öksüz. Çocukları: Ahmet- Nurten- Erol- Emin- Salih

İffet- Naif Özbek. Çocukları: Fehremez- Emin- Gülşen

İsmet- Kamil Tumba. Çocukları: Ahsen- İbrahim- Emin- Ender

Kıymet- Kadir AKTAŞ. Çocukları: Semra- Faik- Emin

ÇOK KÜLTÜRLÜ VE DERİN BİR TARİH BİLGİSİNE SAHİPTİ.

Çevresinde sayılan ve sevilen bir kişi olduğu, çok kültürlü ve derin bir tarih bilgisine olduğu, çok şık giyindiği, kravatsız ve takım elbisesiz dışarı çıkmadığı, Gemlik'te zamanın ileri gelenleri ile görüştüğü, Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı olduğu bilinmektedir. Ancak elimizde aşağıdaki belgeler haricinde herhangi bir eşya, kitap, giysi vs bulunmamaktadır. Eldeki kayıtlara göre:  İstiklal Harbi ve Şeyh Sait Harekatına katılmadığı öğrenilmiştir.

Çanakkale Savaşına katılanlara Osmanlı Dönemi olması nedeniyle, Osmanlı Devletine ait madalyalar verilmekte idi. Ayrıca zayıf bir ihtimal ile, İstiklal Harbi esnasında cephe gerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstiklal madalyası alma durumu söz konusu olabilirse de, gerek Çanakkale, gerekse İstiklal madalyası ile ilgili herhangi bir kayda ulaşılamamıştır.

VEFATI..

1943 yılında vefatına müteakip , Bursa/ Gemlik- Engürücük Köyüne defnedilmiştir. 1994 yılında vefat eden eşi Emine Hanım ile ebedi uykusunda yan yana yatmaktadır. Vefatından sonra 1943 yılında , eşi ve en küçük kızı tarafından Konya - Taşkent'e gidilmiş ve oradaki akrabalar ziyaret edilmiştir.

EMİN AKTAŞ ÖZGEÇMİŞİ(E) Topçu Kurmay Kıdemli Albay 1982-64.

1- 1961 yılında Gemlik'te doğmuştur.

2- Gemlik'teki ilkokul ve ortaokul öğrenimini müteakip, a) 1978 yılında Işıklar Askeri Lisesi'nden.. b)1982 yılında Kara Harp Okulu'ndan Topçu Teğmeni ve Harita Mühendisi olarak.. c)1983 yılında Topçu ve Füze okulu'ndan...d) 1986 yılında Silahlı Kuvvetler Lisan Okulu'ndan ...e) 1993 yılında Kara Harp Akademisi'nden mezun olmuştur...f) 1998 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun olmuştur.

3- Topçu Subayı olarak ; Polatlı, Çorlu, Tatvan, Muş, Gebze ve İstanbul'da görev yapmıştır.

4- Kurmay subay olarak;

a) Ankara, Paşaköy, Kıbrıs, Bingöl, Muş, İstanbul, Azerbeycan, Gürcistan, Ankara, Çamlıbel, Kıbrıs'ta görev yapmış.

b) Son görev yeri olan Milli Savunma Bakanlığı Merkez Daire Başkanlığı görevinden , 2013 yılında 31 yıllık hizmete müteakip emekli olmuştur.

5- Emekliliğini müteakip, Anadolu Üniversitesi Lojistik ve İşletme Bölümlerinden mezun olmuş;

a)Oyak'a bağlı Oyka Kağıt ve Ambalaj Sanayi A. Ş ( Çaycuma - Zonguldak) de Yönetim Kurulu Üyeliği

b) Gama Endrüstri Tesisleri İmalat ve Montaj A.Ş. LİBYA / El Khalj Santral Projesinde  Güvenlik Müdürlüğü

c) Gama Güç Sistemleri Mühendislik ve Taahhüt  A.Ş. CEZAİR / Boufarik Santral Projesi'nde  Güvenlik Müdürlüğü Görevinde bulunmuştur.

Filiz Aktaş ile evli olup, iki kız, bir erkek, damat, çocuk ve torun sahibidir. Gazi'nin en küçük kızı Kımet Aktaş'ın oğludur..

Yazılarıma son verirken , bizler için canını hiçe sayan ve bugünlere ulaşmamızı sağlayan, Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu kitap içinde gazilik safahatını incelediğimiz dedemiz, Çanakkale Gazisi Piyade Asteğmen Mehmet Emin Efendi'nin şahsında tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.

Sağlık, mutluluk, başarı dileklerimle..

EMİN AKTAŞ..

Başta bu kitabı hediye eden Emin Aktaş Beyefendiye, kitabı bana ulaştıran Kios TV Serkan Kaynar Beye teşekkür ederim. Benim için değerli bir hediye.

Sizlere kitaptan alıntılar yaparak, kısaca özetle yazmaya ve gazimizi tanıtmaya çalıştım. Eğer bu kitap yazılmamış olsaydı belki de bir müddet sonra bu bilgilerden kimsenin haberi olmayacaktı..

O nedenle, lütfen sizler de yazın ve bizlerle paylaşın..

Çanakkale'yi geçilmez yapan;

Tüm şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz..

REYHAN ÇORUM..