Reyhan Çorum


DAĞ KÖYÜ FEVZİYE (1)

DAĞ KÖYÜ FEVZİYE (1)


DAĞ KÖYÜ FEVZİYE (1)

Köy yaşayan,çalışan bir mahluktur ve bu koku onun ter kokusudur.

Sabahattin Ali..

    Bu köye kaç kez gittiysem güleç yüzlü insanlar karşıladı beni..Köyün Muhtarı Kenan Turan ve Kooperatif Başkanı Osman Kayaalp ile Festival nedeni ile tanıştık ve dostluğumuz o günden bu güne devam etti.

    Köyler, köy insanları yazmaktan ve gitmekten en çok zevk aldığım yerler.Ara ara bütün köylere yer vermek,hiç olmazsa bir kaç yaşayan kişi ile sohbet etmek dileğim.

     Benim gibi bir gün Fevziye Köyüne yolunuz düşer de;köyün geçmişini,köy halkını merak ederseniz,birazcık olsun bilin istiyorum.Köyü elbetteki en güzel o köyde doğan ve yaşayanlar anlatır.

    Fevziye Köyüne de iki bölüm yer ayırdım.Köyler eskisi gibi kalabalık değil,yaşlıların çoğu rahmetli olmuş ama yine de rastladığımız kişiler bize gönüllerini ve kapılarını açtı.

     Yazın son günlerinde Fevziye Köyünün kızları Mine Hanım ve Ayşe Hanım ile çıktık yola.Muhtar Kenan Bey karşıladı ve ağırladı bizi.Emekli Makine Mühendisi Albay Faik Tuncer'in köy gününde yaptığı konuşmayı,bazı fotoğrafları verdi.Kısaca alıntılar yaparak köyün tarihine göz atalım önce.

TARİHÇE..

    Bir Osmanlı Eyaleti olan Artvin ilinin Borçka ilçesinde; Mamanat (Demirciler) adıyla köyümüz halkı; güzel,müreffeh bir hayat sürdürürken,24 nisan 1877'de(Rumi:1293)Ruslar Batum Ardahan sınırından girerek savaş başlatmışlar ve Çoruh Vadisini işgal etmişlerdir.Rus taarruzları Rumeli'de sürmüş ve İstanbul kapılarına kadar gelmişlerdir.Yeni Osmanlı Padişahı 11. Abdülhamit başka çare göremeyince barış istemiş,3 Mart 1878'de Ayastefanos(Yeşilköy)antlaşması imzalanmıştır.

    Antlaşmanın 9.maddesinde şu hüküm yer alıyordu.

    Osmanlı Devleti Rusya tebbeasının zarar ve ziyanlarını karşılamak için bir milyar dört yüz on ruble(245 207 301 Osmanlı Lirası)tazminatı Rusya'ya ödeyecektir.Ruslar ayrıca şu hükmü de antlaşmaya eklemişlerdi."Rusya'nın bir cemilesi olarak,Rusya İmparatoru Osmanlı Devletinin müşkilatı maliyesini nazar-ı itibara alarak ve padişahın arzusuna imtisal edilerek ,yukarıdaki fıkrada mündemiç meblağın büyük bir kısmını,aşağıdaki meblağın büyük bir kısmını,aşağıda yazılı toprakların terki sureti ile tasviyesine muvafakat eder."

Doğuda :Elviye-i selase Batum, Kars ,Ardahan,Batuma bağlı Artvin.

Batıda:Kuzet Dobruca ve Tuna Deltası.

    Bu taktirde tazminat 310 rubleye düşecekti.Hazinede yeterli miktarda para mevcut olmadığından üç eyalet Ruslara terk edildi.

    Yöre halkı antlaşmayı kabul etmedi.Ruslarla yapılan bu antlaşmanın hafifletilmesine İngiltere aracı oldu.Karşılık olarak Kıbrıs adası verildi.13 temmuz 1878'de Berlin antlaşması yapıldıysa da sonuçta fazla bir değişiklik olmadı.Üçüncü bir antlaşma yapıldı.8 şubat 1879 da Muahede-i Katiye adıyla yapılan bu antlaşmanın 7.maddesinde de şu hüküm vardı." Rusya'ya terk olunan mahaller ahalisi bu ülkeler haricinde ikamet etmek istedikleri halde emlaklarını satıp çekilmekte muhtardırlar.Üç yıl içinde emlaklarını satmak istemeyenler Rus tebası sayılacaklardır.

     Bundan sonra Çoruh Valisi insanları yaya olarak aç ve sefil halde Osmanlı topraklarına geçirdi.Irz ve namuslarını korumak uğrunda bir çok insan öldü.

     Dedelerimiz vapurla 15 günde Hora'dan Gemlik'e gelmişler,tersanede 6 ay geçici iskandan sonra 1882 de bugünkü köy yerine yerleşmişlerdir.25 sülale gelmişler,105 hane yaklaşık 374 kişi olarak.Gemlik iklimini beğenmediklerinden dağlık bölgeyi tercih etmişlerdir.

Köyün lideri Müderris(Profösör)Büyük Ali Hoca(Evke)idi.(Bir sonraki yazıda hikayesine yer vereceğiz)

Bu kısa zamanda evleri inşa etmişler,tarıma başlamışlar,okullar açmışlar,civar köylere örnek olmuşlardır.

    Halkımız çalışkandır, zekidir.Soy olarak Anadolu'ya Orta Asya'dan gelip Kafkasya'ya ilk yerleşen Saka Türklerine dayanmaktadır.Konuşulan fazla yabancı dillerin etkisiyle dil çok karışmıştır.Ancak dil ırk belirlemeye esas teşkil etmez.Savaşçı bir halkız.Eskiden kadınlarımız da savaşırdı,ata binerdi.Amazonlar idiler.

    Köyümüzden eğitim düzeyi yüksek kişiler çıkmıştır.Her meslekten müftü,hakim,öğretmen,subay,astsubay,ekonomist,doktor ve aağlık personeli,mühendis,teknik elemanlar yetişmiştir.

Savaşlarda,ilhassa kurtuluş savaşlarında çok şehitler verdik..

Köyümüzde heyelan vuku bulduğundan 1959 yılında afet bölgesi ilan edilmiştir..

KAYNAK.H.FAİK TUNCER..

Köyün tarihçesinden sonra tırmanalım bakalım dağlara,kimlerle karşılaşacağız..

Geçen sayılarımızda köyün en yaşlı kişisi Hacı Ahmet Yasemin Dede'ye yer vermiştik..

Köyler artık ıssız ve boş.Sadece bir kaç yaş almış kişiler tek tük gözünüze çarpıyor.

     Köy kahvesinde tek başına oturan bir beye yaklaştım,halini hatırını sorduktan sonra ;kısa bir sohbet ettik.O arada tazecik sıcak köy ekmekleri de geldi,birer tane aldık..

Sizi tanıyabilirmiyiz.?

    "İsmim Ahmet Refik Aydın.1937(84 yaş)doğumluyum.Bu köyde doğdum.Ailem 93 harbinde Karadeniz'den gelip buraya yerleşmiş.Köy hizmetlerinden emekliyim,Bursa'da oturuyorum.Burada da evimiz var,kardeşimle kalıyoruz.Çocuğum yok.Askere de gitmeden evvel rençberlik yapardım,Sonra Karayollarına girdim.Emekliyim...

Ahmet Refik beyi kahvede bırakarak köyün içlerine doğru yol aldık.

    Köyün üslerinde,kapı önünde cıvıl cıvıl çocukların oynadığı büyük bir aileye rastladık.Doğrusu yabancı da değillermiş. Çocuklar,gelinler,torunlar ahenk içinde çalışıyorlardı.

Köy Kooperatifi Başkanı Osman Kayaalp'in ailesi çıktı karşımıza..

Kahveler pişti,kapı önü sohbeti çok güzeldi.

Evin babası bakalım neler anlatmış elindeki bir çuval fasulyeyi ayıklarken.

CENGİZ KAYAALP.

     1.7.1953 yılında bu köyde doğdum.İlkokulu bu köyde bitirdim.Gemlik Belediyesi'nde İşletme Müdürlüğü,nikah memurluğu yaptım,emekliyim.

    Çocukluğum köyde geçti.O zamanki eğitim ile şimdiki eğitim çok farklı.Biz çok bilgi aldık.4-5.sınıfı Erol Akcan isminde bir avukat okuttu.Yedek subay öğretmen olarak köye geldi.Köyde beş sınıf vardı.

    Bu köyde okuma oranı çok yüksek.%99 okuyan var.Avukat,savcı,hakim,subay,vs gibi.En azı benim gibi lise mezunu.

    17 Kasım 1974'de evlendim.Bir hafta düğünümüz oldu.O zaman elektrikler yok,löküs(lamba) kullanıyoruz.Meşalelerle gelin almaya gidildi.Bazen hayal ediyorum o günleri.Eski adetlere göre yapılsa düğünler yine.Oğlum Osman'ın düğünü öyle oldu.Kızlar ayrı eğlenir,erkekler ayrı,düğünler çeşit çeşit eğlencelerle günlerce sürerdi.

    Biz üç kız ,bir erkek kardeşiz.Bizim de eşimle bir kız, üç oğlan çocuğumuz oldu.Çocuklarımız okudu,üçü üniversite mezunu,bir Osman liseye kadar okudu,okumak istemedi.

    Bir zamanlar heyelan geçirdik,köy kaydı.Devlete müracaat edildi.Mesut Yılmaz Köy İşleri ve Çalışma Bakanıydı.Bize söz vermişti,Ata mahallesi yapıldı.Baraj yapılıyor,köyler kalkınıyordu.Hasan Kaya bir gece topladı bizi,Ben araştırdım,liste yapacağım,altına imza atıp müracaat edeceğim dedi.77 haneyiz,birlik çıkan olmadı.Verilen sözler de tutulmadı.Samsunlular 25 sene vade ile oradan ev aldılar.

    Fevziye'de ilim adamları(hoca) varmış.Celal Bayar önem verir onlara akıl danışırmış.Yasemin Dede,İslam Dede gibi bu hocalardan doktorlar bile bilgi alırmış.Bitki bilimi ile uğraşırlarmış.

    Köyümüzde nufus sayımında İbrahim Özdemir Hoca 1085 kişi saymış.Şu anda 100-120 kişi,60 hane var.Yaşayanlar 60 yaş üzerinde,genç nufus 10 kişi çıkmaz.Ayşe,Fatma,Hatice isimleri genelde kızlarımızın adıdır.

Gemlik Belediyesi'nde uzun yıllar görev yaptım,anılar çok,bir iki tanesini anlatayım.

    Nikah memurluğum esnasında Gürcülerin Hami diye birinin düğünü var,iki tarafta Gürcü.Nikahtan önce kalktım,"Bir dakika "dedim.Herkes ne diyeceğim diye baktı,"Aranızda Gürcü var mı?"dedim.Az kalsın dayak yiyecektim..

    Yine bir keresinde Artvinli birilerinin nikahı vardı.Gelin kız kekemeymiş.Önce kadına soruluyor tabi.Ben"Evlenmek istiyormusun?"diye sordum.Kız heyecandan bir türlü "Evet"diyemiyor,takıldı kaldı.Ben baktım olmayacak"Evet dedi"dedim ve damada geçtim.

     Belediyedeki görevim sırasında dört başkan gördüm.Tabi yaşananlar anlatılmaz,oldu bitti ama Nezih Dimili'yi her zaman rahmetle anarım.En ufak memurdan odacısına kadar her sabah oda oda dolaşır,hal hatır sorardı.

    O zamanlar işletme müdürlüğü yapıyordum.Bir vatandaşın Belediye ile sorunu olmuş.Geldi ,sanki ben yapmışım gibi beni suçlamaya başladı.Hemen meclis kararını açtım okutturdum."Ne tek başına Nezih Bey değiştirir,ne ben,ne meclis üyesi "dedim.Yinede ikna olmamış beni Nezih Beye şikayet etmiş.Nezih Bey beni ayağına çağırmadı.Kalktı geldi odama adamla birlikte."Cengiz bey sana ne dedi?"diye sordu.Adam benim söylediklerimi söyleyince onu kibarca "Hadi git buradan"diye Belediyeden çıkardı.

    Yine emekli olduktan sonra Buski'de çalışıyorum.Nezih beyin Kurşunlu'da evi vardı.Adamlarla gittik, gider tıkanmış,adamlara ellişer lira bahşiş verdi.

    Bu arada kızımın eşi damadım Vedat Gürle "Bizim kökümüz de Fevziye'ye dayanırmış"der.Sonra dedeleri Gürle köyüne göçmüş ve Gürle soyadını almış.(Gürle Han'ın sahipleri.)

     Cengiz beye "Tanıyormusunuz?" diye sordum, meğer akrabalık varmış.Damadımın babaannesi Zekiye Nine için;"Babaannemin ablasının kızı.Bir kaç göbek uzak da olsa akrabalık ilişkileri şimdiki gibi uzak değildi.Ali amca ile Zekiye Nine kardeş çocukları,gelirler Ali Amcalarda kalırlar,birbirlerine sık sık gelip giderlerdi "diye açıkladı.

    Bir saate fıkralar,tekerlemeler sığdırdık,fotoğraflarını çektik,çok güzel ağırlandık ve oradan daha tepeye tırmandık.

     Hemen karşıda beyaz ev var.Burada yaşayan evli bir çift .Balkonlarında mısırlar asılı,bahçeleri her yerleri çiçek dolu.Ayrıca ev önlerinde odunlar dizili.İnsan buraları görünce şehirde ne kadar doğadan mahrum olduğunu daha iyi anlıyor.Hayvanlar,tavuklar hiç çekinmeden dolaşıyor ayak altında.

Hani köy kızlarının adı Ayşe olur demişlerdi ya!!

AYŞE EKİM'İN ANILARI..

   Babam Tevfik Güven. Annem Hoca Saadet.Annem derin bir hocaydı,talebeleri çoktu,köyün kızlarını okuttu.

    Biz küçükken anlatırdı."Önce şehirlere göç olacak,sonra tekrar insanlar geri dönecek."derdi.Türkçe,yeni yazı bilmezdi,eski yazıdan okurdu.Çok güzel kilim dokur ,şalvar,dikiş dikerdi.

    Ben 49 doğumluyum (72). 18 yaşıma kadar babamla dağda odun kesiyor,ona yardımcı oluyordum.Onbeş sene tarlada çalıştım.Babam "Sen oğlan olsaydın benim sırtım yere gelmezdi "derdi.

    Köydeki evleri babam yapardı,marangozdu.Atların ayağına nal çakardı.İşten geldiğinde duvara yeleğini asardı.Cüzdanına bakardım,ohh!! zenginiz derdim.Birgün baktım cüzdan boş.Sofraya oturduk gözlerim doldu.Babam farketti"Kızım neyin var?"Diye sordu."Baba biz fakirmiyiz?"Diye sordum ve ağlamaya başladım.O günden sonra babam cüzdanı hiç boş bırakmadı.

Eşimin cebinden bile para almam.Kimsenin bahçesinden bir şey koparmam,biz böyle yetiştik.

     Bir gün Abdullah Abi bir poşete koymuş meyve getirdi"Kardeş benim bahçede her çeşit meyve var,gir çekinme topla"dedi."Sen yokken hayatta girmem,bir komşu görse ne düşünür,izinsiz koparıyor der"deyince, "Ben düşünemedim,helal olsun"dedi ve hep kendi getirdi.

    Eşimle akrabayız. Oğlum 68 doğumlu.Eşim Tofaş fabrikasına girdi.Bursa'da önce kiralarda oturduk.Sonra arsa aldık, 2 kat ev yaptık.Burada evimiz iki kattı yıkılınca yerine bu evi yaptık.Eşim şeker hastası.Bir yerlerde duramıyoruz,burada mutluyuz.

    Ben annem gibi hoca değilim,ders veremiyorum ama elimden geldiğince çocuklara yardım etmeye çalışıyorum.

    Burada arkadaşlarım çoktu. Köy kızları hala hocam ,ahretim der.6 seneden beri oruç tutamıyorum ama namazımı bırakmam."

    Biz Ayşe hanımla Hacı Ahmet Yasemin amcanın evinde karşılaştık.Bizim geldiğimizi duyunca Mine'nin annesini,yine bizimle gelen akrabası Ayşe Aksoy hanımı görmeye gelmişti.

    Herkes birbirine akraba, bir bendim yabancı içlerinde ama öyle cana yakın insanlar ki;hiç yabancılık çekmedim.

Hele Ahmet Yasemin amca,bir alem doğrusu...

     Duyduğuma göre benim yazımdan sonra ona plaket vermişler.Mutlu olmuştur elbette ama ben gene de bu yasaklı günlerde ne yer,ne içer,nasıl yapar onu düşünüyorum.

    Bu ilçeye ücretsiz, yada az bir ücretle 90 yaşın üstündeki bu ihtiyarların isterlerse bakılacağı bir huzurevi gerek,bunu bilip,bunu söylüyorum..

    Yasemin Dede hala o bayırı tırmanıyor evine gitmek için..Evinden çıkabiliyor,ekmeğini alabiliyor mu ?O da şüpheli.Adamcağız bana bir ekmek alın dese bu seferde laf söz oluyor..Zor dostum zor!!

Fevziye turumuz bitmedi.

    Bir sonraki sayıda,köy günü,karagöl,değirmenler ve köy fotoğrafları ile yine devam edeceğiz.

   Kusura bakmasın görüştüğüm kişiler,bu yazıyı bekletme nedenim Ahmet Semiz ve Öğretmen İbrahim Özdemir Bey ile de görüşmek içindi.Ahmet Semiz büyüğümüzü kaybettik ,rahmetle analım.İbrahim Bey ile de rahatsızlığı ve pandemi nedeni ile görüşemedik.Yine de inşallah bu röpörtajlara ileriki günlerde yer vereceğiz.

Herkese selam ve sevgiler,gösterdikleri ilgi için teşekkürler.

REYHAN ÇORUM.

KAYNAK. Tarihçe: Emekli Makine Mühendisi Albay Faik Tuncer.