Reyhan Çorum


ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMINDA, ANILARIMIZDA YAŞAYAN BİR GAZETECİMİZ

ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMINDA, ANILARIMIZDA YAŞAYAN BİR GAZETECİMİZ


ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMINDA, ANILARIMIZDA YAŞAYAN BİR GAZETECİMİZ

“Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır. M. Kemal Atatürk”

Atatürk’ün sözlerini kendisine örnek almış; tüm gazetecilerimize çalışmalarında başarılar diliyor, 10 Ocak Dünya Gazeteciler Gününü kutluyorum.

1961-1971 arasında “Çalışan gazeteciler bayramı” adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, ” 10 Ocak Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir.

4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur.

Doğru, dürüst, güvenilir, çalışkan bir GAZETECİ, mükemmel bir insan M. Şekip Esen’i bu anlamlı günde anmak istiyorum. Kendisini tanıdım. Babamı iyi tanır, görüşür ve birbirlerini sever, sayarlardı. Bu vesile ile de Gemlik Belediyesi altındaki iş yerime Özhan’a geldikçe uğramadan geçmezdi. Yanımda çalışan Zeliha isminde bir kızım vardı, Körfez EF’de çalışmış bir süre, onun da hatırını sorardı, vefalıydı. Gençle genç olan hatırnaz bir insandı.

“Teyzeniz peynir istedi, bir şeyler almaya gönderdi” der, Gemlik üzerine çay içerek sohbetler yapardık. O zamanlar keşke bende yazıyor olsaydım ve anlattıklarının notunu alsaydım. Böyle değerli insanları tanıyıp da, kendi ağızlarından kaleme almamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum.

Oğlu Alper Ufuk Esen, bir ricamla beni kırmayıp elinde bir kutu fotoğraf, film ile geçen yıl Bursa’dan işini bırakıp geldi. Körfez Efem yıllarını konuştuk ve yayınladık. Babası ile ilgili aldığım notları Sunğipek kitabına bırakmıştım. Mehmet Şekip Beyin ardından diyerek, sevenlerinin yazdıkları ile kısacık da olsa saygı, sevgi, rahmetle anıyorum.

Yine; değerli bir gazeteci olan, mesleği bırakmış da olsa, oğlu Ercüment Esen’e de yaşamında sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Geçtiğimiz günlerde Gemlik Haber Gazetesinin yazarı değerli büyüğümüz Özcan Vural Beyefendi bir Veda ile yazılarını sonlandırdı. Bu kararı bir veda olarak değil, ara verme, dinlenme olarak değerlendirmek istiyorum. Benim gözümde yaşayan Gazetecilerimiz arasında her zaman Başyazar olarak yaşıyor. Ona da saygı ve sevgilerimi gönderiyor, gününü kutluyorum.

Alper Ufuk Esen ile söyleşi. (12. Mart.2021 de yapılmıştır)

Annem Semiha(Sema) Toplu Esen, babam Mehmet Şekip Esen. Sunğipek çalışanı, gazeteci, fotoğrafçı, Gemlik'te tanınan ve sevilen bir insandı.

Geçirdiği zorlu kalp ameliyatı sonrasında, ani gelişen böbrek yetmezliğinden dolayı Annem Semiha Esen’i 14.11.2020 cumartesi sabah saatlerinde ebediyete uğurladık. Mekânları cennet olsun, nurlar içinde yatsınlar.

Biz iki erkek kardeşiz. Abim Ercüment Esen'de Gemlik'te gazetecilik yaptı.

Babam 1937 doğumlu. Sunğipek Fabrikasına 12 yaşında girmiş ve en uzun çalışan, en küçük Sunğipek çalışanı olarak oraya hizmet etmiş. O kadar küçükmüş ki oraya girdiğinde, çalışan bayanlar zaten Gemlik'ten abla ve teyzeleri onu banyoda bile yıkarlarmış.

1949_1999 Küçük Mehmet olarak girmiş, Mehmet Şekip Esen olarak 50 sene rekor hizmet vererek emekli olmuş.

Fabrikadaki bayanlar ile sandalda.

Askere gidip geldikten sonra,  Sunğipek'e tekrar çalışmaya girmiş. Sadece askerlik süresinde ara vermiş.

Biz Sunğipek'de hiç oturmadık ama sosyal faaliyetlerinden faydalandık.

Babamın Sunğipekle ilgili çok arşivi vardı. Fakat bu verdiklerimi ancak bulabildim. Ne oldu bilmiyorum. O zamanlar babam arşive atılmış bir defter bulmuş. Bu defter Atatürk'ün açılış konuşmasını yaptığı imzaladığı deftermiş, götürmüş teslim etmiş.

Sinema fabrika için çok önemliydi. Sinemada makinistlik yapan babam İstanbul'dan gidip filmleri de alırdı. Mübaya da çalışırken bende babamla giderdim. Sümerbank bizim için de bir aile gibiydi.

Babam Sunğipek'de çalışırken Demirtaş'ta Akşam Sanat okulunda okumuş. Oraya gidip gelirmiş. Aynı anda gazeteciliği aktif yaptı. Milliyet, Tercüman, Günaydın, Ulusal Gazeteler, Bursa Hakimiyet, Olay gibi gazetelerde muhabirlik yapıyordu.

Festivallerde çok aktifti. Magazin haberleri yapardı.

Nurettin abiye eşek traşı yaptırdı. Nurettin abi amcamın oğlu.

Bir anımızı anlatayım.

Babamla Karacaali Kampının takiplerini de yapardık.

Kumla'ya şarkıcılar gelirdi. Cevat Kurtuluş falan Füsun Önal birlikte gelmişlerdi. Ortaokuldaydım, muhtemelen 75 yılları. Füsun Önal Kumla'da denize girecek, eteğini kaldırırken babam çekiyor. Füsun önal kızıyor, yanında erkek arkadaşı var. "Sen nasıl çekersin "diyor, filmi silmesini istiyorlar. Babam da" Ben Karacaali Kampına etkinliğe gidiyorum, acelem var diyor. Adam arabaya bizi de alıyor, birlikte kampa gidiyoruz. Babam orada fotoğrafları çekiyor, sonra yine bizim eve dönüyoruz birlikte, babam fotoğrafı karta basıyor sonra adama negatifi verip gönderiyor. Canlı şahit olarak yaşadım.

Babam sosyal bir insandı. Kızılay, Türk Hava Kurumu İlçe Başkanlığını yaptı.

Fotoğrafçılık yapardı. Film ve makara satıyorduk. Sonra dijitale geçildi. 2 Nolu Cadde de, amcam Terzi Yücel'in sırasında fotoğrafçı dükkanımız vardı. Foto Alper. 80-85 yıllarında Milton'un bütün düğünlerini biz çekerdik, ayrıca video çekimleri, kameramanlık da yapardık. Daha çok abim dururdu.  İthal oyuncaklar sattığım bir oyuncak dükkanı açmıştım önce, Doktor Seyfinin evinin çaprazında Fazıl abinin dükkanı vardı. Ben askere gidince babam orayı tuttu kimse kiralamasın diye de boş dükkana kira ödedi. Vestel'in bayiliğini aldım. 5 Nisan kararlarında Tansu Çiller zamanındaki ekonomik krizde iş yerimi kapattım. Abim o zaman devam etti. İyi bir gazetecidir aslında ama o şu an yurt dışında yaşamına devam ediyor. Zaman zaman da eşi ve çocukları ile Türkiye’ye geliyor.

Babam; ben Radyoyu kurduğumda, fotoğrafçılık yaparken, abim gazetecilik yaparken bizlere çok destek oldu.  

ARDINDAN YAZILANLAR.

Gemlik’in en eski gazetecileri arasında yer alan Mehmet Şekip Esen hayatını kaybetti. Esen’in cenaze törenine çok sayıda seveni ve vatandaşlar katıldı. Gemlik Sungipek Fabrikasında uzun yıllar mubaya memurluğu ve bunun yanı sıra TRT başka olmak üzere çok sayıda yayın kuruluşunda görev yapan Şekip Esen, Gemlik'in eski esnaflarından Terzi Yücel'in ağabeyisi idi. Gemlik'te ilk radyo yayınını başlatan kişi. Son dönemde kendisine ait fotoğraf stüdyosu çalıştıran Şekip Esen bir yılı aşkın süredir tedavi görüyordu. Esen'in cenazesine ailesinin yanı sıra çok sayıda seveni ve ilçedeki Gazetecilerde  katıldı. Çarşı camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Belediye mezarlığında defnedilen Mehmet Şekip Esen'e Gemlik Haber Gazetesi olarak Allah'tan rahmet, Esen ailesin ve tüm yakınlarına başsağlığı diliyoruz. (Kaynak:Gemlik-Life)

Bursa Hakimiyet Gazetesi’nin eski muhabirlerinden ve Körfez FM’in kurucularından Mehmet Şekip Esen

Bir yıldır prostat kanseri tedavisi gören Mehmet Şekip Esen, 1994 yılında Günaydın Grubuna geçen Bursa Hakimiyet Gazetesi’nin Gemlik muhabirliğine başladı. Bu arada Sunğipek Fabrikası’nda Ticaret Servisinde satınalmacı olarak da görev yapan Şekip Esen, fabrikaya kuruluş yıllarında çocuk denecek yaşta girdi. 35 yıl Sunğipek Fabrikası’nda çalıştıktan sonra emekli oldu. Çocuklarıyla birlikte bölgenin ilk özel radyosu Körfez FM’in kuruluşunda bulundu. Emekli olduktan sonra Kayhan Mahallesi’nde bir süre fotoğrafçılık da yapan Mehmet Şekip Esen, geçtiğimiz yıl amansız hastalığa yakalandı. 2 çocuk babası olan Esen, Kurban Bayramı öncesi hastalığın metastas yapması sonucu Bursa Acıbadem Hastanesi’ne kaldırıldı. Kurban Bayramının birinci günü hayata gözlerine yuman, Mehmet Şekip Esen Bayramın 2.günü Merkez Solaksubaşı Camiinde öğle namazından sonra sevenlerinin de katıldığı cenaze töreninden sonra ilçe mezarlığında toprağa verildi.

Babür Balcı: Sevgili Mehmet'in mekanı cennet olsun. Sunğipek Fabrikasında en çok görev yapan elemandır. 1970 yılından beri çok iyi tanıdığım, 17 yıl Sunğipek’te beraber olduğumuz, uzun yıllar dostluğumuzun yanında mesai arkadaşlığı da yaptığımız bir arkadaşım, abimdir. Çok çalışkan, iyiliksever, etrafındaki tanıdık, dost ve arkadaşlarından kimseyi kırmayan, herkese yardımcı olan bir kişiliği vardı. Hayattayken çok koşturdu, yoruldu, çalışkan, altın kalpli güzel bir insandı.

Zahide Ünal Akduman: Mehmet ağbi çoook sevdiğimiz, ailace görüştüğümüz can dostumuzdu. Yatılı görüşürdük. İsanın kahvesinin ordaki fabrika evlerinde oturuyorlardı o zamanlar. Çocuklar küçükdü. Hatta Adana’ya da gelip kaldılar. Mükemmel ötesi iyi, sevecen, güzel insan.

Şinasi Kaya:  Rahmetle anıyorum. Bende kendisini Balıkpazarındaki fotoğraf atölyesinde ara sıra ziyaret ederdim, fotoğraf sohbetleri yapar, eskileri yad ederdik.

Sunğipek Fabrikasından Meşhur Çöpçatan ŞÜKRÜ IŞIK. Gazeteci Mehmet Şekip Esen raportaj yapıyor, Bu haber Hürriyet gazetesinde çıkmıştı, bu haberde 974 yuva kurduğunu söylemiş, 1000'i tamamlayınca bırakacağım diyordu, ALLAH nasip etmedi, kendisi rahmetli oldu...

Ercument Esen(M. Şekip Esen'in oğlu): "Uzun yıllar Gemlik'te gazetecilik yaptıktan sonra, emekliliğimin ardından Filipinler'e yerleştim. Grubunuzu yakından takip ediyorum. Türkiye'de olmadığım için rahmetli babamın arşivlerini paylaşamıyorum. Telefonumun arşivinde rahmetli babam Mehmet Şekip Esen, Sungipek fabrikasında küçük yasta başladığı çalışma hayatından bir kesit olan resmi gönderiyorum. Filipinler'den selamlar saygılar."demiş, bize babasına ait fotoğraflar göndermişti ve Sunğipek Fabrikası için de şöyle diyordu,

“Sosyal tesisleri ile de Fabrikanın ayrı bir güzelliği vardı. Sineması, çay bahçesi, restaurant, kantin, basketbol sahaları gibi sportif aktive alanları, sahil şeridi, plaj ve iskelesi gibi sosyal tesisleri olan, önder ve liderimiz Atatürk'ün Türk Milleti'ne ve Türk ekonomisine kazandırdığı fabrika, Atatürk'ün kurduğu fabrikalar arasında olan Sümerbank Sunğipek ne yazık ki, kapatıldı.”

Ali Karakurt Arşivi: 1950 lerden bir fotoğraf, Suniğpek fabrikasının valeybol takımı, sol baştan ikinci Arif Demiriz, sağ başta Muharrem Atasoy. (Yıllar sonra dünür oldular), Karakaş Hüseyin, babam Kadir Karakurt. Yerde çömelmiş olan Mehmet Şekip Esen. Malesef hiç biri aramızda değil, ruhları şad olsun. 

İzzet Kösemen: Mehmet Esen ağabey, Sümerspor hatasıydı, hiç bir maçını kaçırmazdı. Beni çok severdi, maça giderken ve maç dönüşü evimizin önünden geçerken rahmetli babam Hasan Kosemen’e hep selam söylerdi, hergün Fabrikada birbirlerini görme imkanı olmasına rağmen. Hatırnaz ve nazikti. 

Tuğal Kösemen: Mekanı Cennet olsun, benim de kalbimde müstesna yeri olan bir insandı Mehmet abim. Onu çocukluğumdan itibaren tanırdım.

Ben büyük yaşlara erdiğim zamanlarda ve Sunğipek'li çalışma yıllarımda, ayrılış tarihim 1970 yılına kadar her gün özellikle onu görmek için müdüriyet binasında çalıştığı servise giderdim. Tanıdığım en zarif ve de en naif insandı. Beşeri ilişkilerinde hiç bu zerafetini kaybetmez, herkesle güler yüz-tatlı dil felsefesiyle görüşür, konuşurdu.

Ben 1970'de Gemlik'ten ayrıldım ve irtibatımız kesildi. Vefatında iki yıl önce onunla Facebook sayesinde yeniden buluşmuştuk ama kader o menhus dert ile aramıza fiziken engel koydu. Kibar insan Mehmet Şekip Esen kalbimdeki o müstesna yerinde hep olacak.

Ben hep düşünürüm, bizler çok şanslı kuşaklarız. Bir kere bizim dönemimizin insanları, bizden büyükler, çok güzel insanlardı. İnsani ilişkiler harikaydı, dostluklar yalansız riyasızdı. Büyükten küçüğe sevgi, küçükten büyüğe saygı içten ve samimiydi. Sonra yaşadığımız ortam ve şehirler doğal güzellikteydi. Hiç bir şey kötü yönde değişmemişti. Bunları düşününce gerçekten bizler şanslıydık.

Gerçekten bu değerli insanları tanıyan son nesil olarak bizler şanslı insanlardık.

İnan Tamer, Emin Bora, Ali Aksoy ve daha niceleri onları anılarımızda yaşatıyor unutmuyoruz.

Saygılarımla

Reyhan Çorum/10.Ocak.2022