BAŞYAZAR - Özcan Vural


Büyük Azeri zaferi …

Büyük Azeri zaferi …


Büyük Azeri zaferi …

 Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde 1991 yılında 

bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ın 

Ermenistan karşısında uğradığı askeri yenilgiler 

hafızalardan çıkmış değildir. 

Pek çok Azeri kasaba, köy ciddi bir direniş gösterilmeden, 

muharebeye girilmeden terk edilmiştir.

70 yıl Sovyet sistemi altında yaşamış olan Azerbaycan’ın 

Ermenistan ordusuna karşı direnç gösterecek, 

savaşabilecek güçte düzenli bir ordusu yoktu. Sonuç, 

Azerbaycan topraklarının büyük bölümünün

Ermenistan’ın işgali altına girmesi, 

evlerini terk etmek zorunda kalan 

1 milyona yakın insanın kendi ülkesinde 

göçmen durumuna düşmesi olmuştur.

Bundan 30 yıl sonra Azerbaycan ordusu, 

bir askeri harekâtla 1990’lı yılların başında kaybettiği toprakların 

önemli bir bölümünü geri alırken sahada 

mutlak bir üstünlük sergilemiştir. Nasıl oluyor bu ???.

Azerbaycan ordusunun otuz yıl sonra sahada 

bu farkı yaratabilmesinin gerisinde hangi nedenler yatıyor? 

En başta da Azerbaycan’ın bu kez iyi eğitilmiş, disiplinli 

profesyonel bir orduya sahip olması geliyordu..

Ancak Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nden söz ederken, 

bu yeni ordunun neredeyse sıfırdan inşa edilmesinde 

Türkiye’nin oynadığı hayati rolün de bilinmesi gerekiyor.

Türkiye bu husus da tam bir ağabeylik büyüklük göstermiştir.

Bu politikanın hedefi, Azerbaycan’ın genç bir devlet olarak 

ayakları üzerinde durabilmesi için öncelikle 

güçlü profesyonel bir orduya sahip olmasıdır.

İlk dönemde öncelikli atılan adımlardan biri 

Türkiye’den gönderilen emekli ya da muvazzaf 

askeri danışmanlar üzerinden Azerbaycan ordusunun 

yeniden organize edilmesine başlanmasıdır.

Kara, deniz ve hava harp okulları kurulmuştur.. 

Türk Kara, deniz ve hava harp okullarında, 

kurmaylık eğitimi için akademilerde, 

Azeri subay ve öğrencilere yoğun bir eğitim verilmiştir. 

Bu savaşta Türkiye’deki generallik rütbesine terfi etmiş, 

son çatışmalarda cephede fiilen savaşa komuta eden 

Türk generallerin de olduğu anlaşılıyor.

Sonuçta Azerbaycan’ın bugün askeri sahada 

ortaya koyduğu farkın önemli ölçüde Türkiye tarafından

muharebe kabiliyeti gelişmiş, iyi donatılmış, disiplinli  

profesyonel bir ordunun varlığından 

kaynaklandığını belirtmek gerekir.

Tabii, 1990’lı yılların başlarıyla kıyasladığımızda 

Azerbaycan cephesinde çok temel bir fark daha var. 

Doğal gaz kaynaklarını dünya pazarlarına 

doğrudan ulaştırabildiği için zenginleşen,

gelirinin anlamlı bir oranını savunma harcamalarına 

aktarabilme imkânına sahip bir ülke var karşımızda.

Sonuçta Azerbaycan’ın son dönemde askeri cephede

elde ettiği kazanımlara bakarken, 

1990’lardan 2020’lere kadar geçen süre içinde 

bu ülkede profesyonel bir milli ordunun inşa edilmesi ve 

Doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden 

dünya pazarına sevk edilebilmesi hedeflerine dönük izlenen 

ve devamlılık gösteren politikaların önemli 

bir rol oynadığını teslim etmeliyiz. .

Sonuç ; iki kardeş ülkenin ezici zaferidir.