Reyhan Çorum


BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR..ATATÜRK..

BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR..ATATÜRK..


BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR..ATATÜRK..

Gazetemizin yasaklar nedeni ile çıkmadığı dönemde Anneler Gününü kutladık. Tüm anaların, kadınlarımızın bu anlamlı gününü geç de olsa kutluyoruz..

Bugün ise Arife.. "Arife Çiçekleri" denirdi Osmanlı'da çocuklara. Aslında güzel bir terim. Çiçek gibi rengarenk, cıvıl cıvıl çocukların heyecanı büyüklere de geçerdi. Bayramlıklarını giymek, şeker çikolata ve bayram harçlıklarını alabilmek için sabırsızlıkla bekleyen çocuklar artık evlerde. Arife günü kim bilir kaç kez denenirdi kıyafetler, kaç kez giyilirdi ayakkabılar. Bayrama yeni bir kıyafetle girebilen çocuklar şanslıydı.

Bizim zamanımızda yeni bir şey; ya bayram, ya okul zamanı alınırdı. Hala içimizde çocukluk yıllarımızın anıları tap taze. Sıcak samimi sofraların tatlarını, saf ve temiz arkadaşlıkları, eski komşulukları özlüyoruz.

Artık ne eski heyecan var, ne tat tuz kaldı.

Eski bayramları " Ahhh eski bayramlar" diyerek arıyoruz hepimiz.

Bayramı evlerimizde, biraz sönük, biraz buruk ve sevdiklerimize özlemle geçirsek de, Şeker ( Şükür Bayramı)Bayramı tüm Müslüman alemine kutlu olsun.

Bayram sonrası ise 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.

"Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir." Demiştir Mustafa Kemal Atatürk.

İşte o bayram çiçekleri büyüdüğünde eğitimde, sanatta, bilimde  örnek çocuklar olarak ışıl ışıl parlatacaklar bu ülkeyi..

Bu gün sizlere bu çifte bayram nedeni ile mutlu, neşeli, umutlu bir yazı paylaşmak istedim. Ve bir anneden evladını dinledim.

İstedim ki; okuyan, çalışan, sanat yapan, iyi bir evlat, hem de ülkesine yararlı bir insan olmak için çabalayan  bir gencimizi paylaşayım sizlerde.

Biz hep " Anılara Yolculuk" da yol alıyorsak da , birinci vazifemiz hep ileriye gitmektir..

Anıl Ayyıldız gibi geleceğimizin umudu tüm gençlere başarılar dileriz..

Gençlerin ve daima genç kalanların da bayramı kutlu olsun..

ANIL AYYILDIZ..

Sevgili Anıl, bize biraz kendini tanıtır mısın, kimdir Anıl, neler yapar?

21 Ağustos 1996’da Bursa’da doğdum.

Küçüklüğümden beri hep sosyal bir hayatım oldu. Sürekli kalabalık içerisinde büyüdüm ve birçok kursa gittim.

Müzik hayatımın başlangıcı Mehmet Taşpınar şefliğindeki Gemlik Belediyesi Çocuk Korosu oldu. 3. sınıfa giderken başlamıştım sanırım.

İlkokul ve ortaokulda daha çok tiyatroyla ilgileniyordum. 8. sınıfın yazında Bursa Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin yaz okuluna gittim. Tiyatro hayatıma MSM’nin kış kursuyla devam etmek istiyordum ama Gemlik’te olduğum için vakit sıkıntısı yaşamıştım.

Sahne benim için her zaman büyüleyiciydi.

Lisede uzun bir süre ne tiyatro ne de müzikle ilgilenebildim. Liseden mezun olacağım yıl bir arkadaşım müzikle bayağı ilgiliydi. Daha sonra biz birlikte çalışmaya başladık. İskele meydanında yanlış hatırlamıyorsam 19 Mayıs’ta sahne almıştık. Daha sonra da lise mezuniyetinde birlikte çalmıştık. Bu dönem artık iyice müziğe yöneldiğim bir dönem olmuştu çünkü şarkı söylemenin zevki benim için bambaşka bir haldeydi.

Üniversiteye geçtikten sonra müzik konusundaki kararlılığım arttı. Eskişehir gibi canlı bir yerde okumanın avantajıyla müzik işlerinin burada daha iyi ilerletebileceğimi biliyordum. Burada birçok yeni anı edindim. İdolüm, kraliçe Şebnem Ferah’la burada şarkı söyleme fırsatı da buldum.

Grup kurmaya karar vermeden önce vokal teknikleri konusunda ders almak istedim ve Eskişehir’de 9 ay boyunca şan ve vokal teknikleri dersleri aldım. Çünkü ben bu konularda eğitimi önemseyen biriyim. Bilmeden değil ne yaptığımı bilerek şarkı söylemek istiyordum. Benim için gerçekten çok doğru bir karardı. Daha sonra da 1 ay gibi kısa bir süre Pentagram grubunun vokali Murat İlkan’dan ders aldım. Bu derslerden sonra okulun müzik kulübünden de tanıdığım arkadaşlarımla birlikte Ferma adında bir grup kurduk. Bu grupla 2 sene boyunca Eskişehir’deki neredeyse her mekanda sahne aldık.

Eskişehir’de tanıştığım bir arkadaşım olan Toprak Umut Sevinç ile birlikte de "Yokluğundan Beter" adında bir şarkı yaptık. Bir kere de Gemlik’te sahnemiz oldu. Şartlar olarak zor bir konser olsa da herkes çok emek verdi ve gerçekten özel bir sahneydi benim için. Gemlik’te grubumla açık havada da çalmak istiyorduk ama maalesef pandemi bu planımızı da engelledi. Tüm bu süreçten sonra maalesef pandemi başladı ve bizim sektörümüz ölüme terk edildi. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki sürecin ilk kurbanı bizler olduk. Zaten ülkemizde müzik her olayda her zaman ilk kurban oldu. Müzik hiçbir zaman meslek olarak görülmedi ve hala da görülmüyor çünkü belli bir sigorta durumu vs. gibi şeyde yok. Bu toplumun önce bunu anlaması gerekiyor. Pandemi bittiğinde monotonluğu kırmak için ilk isteyeceği insanlar bizler olacağız.

Ama bakalım biz orada olacak mıyız?

Son olarak ne söylemek istersin.?

Ben gittiğim birçok kursa ve eğitime Gemlik dışında gittim, Gemlik'te de gittiğim oldu tabi ki ama özellikle çocukluk yaşlarında farklı dünyaları görmek bir alana ilgi duymak anlamında eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Sanat çocuk ve toplum gelişimi için oldukça önemli. Biri sanatın herhangi bir dalıyla hobi olarak da meslek olarak da ilgilenebilir ama bunlara ilgi duyması için bunların göz önünde olması gereklidir ki dikkatini çekebilsin. Benim en büyük hayallerimden biri de Eskişehir'de eğitim aldığım yer gibi bir akademiyi Gemlik'te açmak. Her yaştan insanların özellikle gençlerin davul, gitar, vokal, piyano, resim, dans ve daha bir sürü alanda kurs alabilecekleri, günlerini geçirebilecekleri bir yer olmasını istiyorum. Umarım yapabilirim, hatta umarım bana kalmasa benden önce yapılsa da ben de destek olabilsem, Hem gençlik merkezi gibi hem de anlattığım gibi yerlerin açılması gelişmemize fayda sağlayacaktır.

ZELİHA AYYILDIZ.

Gemlik'in en eski bayan kuaförlerinden Ondeleci Sabahat'ın kızı. O da annesinin mesleğini seçmiş, başarılı bir kuaför ve iyi bir anne.

Anneler gününü de kutlayarak biraz tanıyalım istiyorum.

Kimdir Zeliha Zeynep Ayyıldız?

6-5-1965 yılında Gemlik'te doğdum.

Henüz küçük yaşta meslek sahibi olan, şu ana kadar geldiğim yere tırnaklarımla kazıyarak gelen, evlatları, ailesi için çırpınan, iyiliksever, doğruluk sever, haksızlığa tahammülü olmayan, eşine, evine, evlatlarına düşkün biriyim.

Her daim evlatlarımın arkasındayım.

Neşeli ve sosyal biriyim. Mesleğime yeğenim Olcay ile birlikte devam etmekteyim.

Hem eğitim, hem de sanat hayatında başarı ile ilerleyen Anıl'ın annesisin.

Anıl'ı birde senden dinleyelim..

Onur ve Anıl isimlerinde iki evlat sahibiyim. İkinci oğlum Anıl 96 yılında doğduğunda ben 31 yaşındaydım. Çok güzel, toraman bir bebekti.

Özgüvenli ve tuttuğunu koparan bir çocuktu. 9 yaşından itibaren sorumluluk üstlendi. Bursa'ya tek başına gider, benim dükkan siparişlerimi alır, borçlarımı götürür öderdi. Aşırı sosyal bir çocukluğu oldu.

Çok akıllıydı. Daha küçüktü, " Anne azcık para ver de stres atayım" derdi. Ben "Aman oğlum dikkat et, sakın bakkaldan bir şey alma" diye sıkı sıkı tembih ederdim. "Merak etme anne, ben ellerimi sıkı sıkı arkama bağlıyorum, bir şey aldı demesinler diye" diyordu.

Öğretmeni Nihat Aydın Gemlik'in sevilen öğretmenlerinden biriydi. Nihat Hoca, "Ben akıllı çocuktan çok korkarım, bu çocuklar yalnız bırakılırsa yanlış yönlere gider" diye aileleri uyarırdı. Bu nedenle ben çocuğumu hep sosyalliğe teşvik ettim. O doğrultuda spora, yelkene yazdırdık. Ki; en önemlisi Müjdat Gezen tiyatro okuluna gitmesi. Bursa Nilüfer'deki okulda sanat eğitiminin başlangıcını gerçekleştirdi.

Anıl bu esnada sıkı bir Şebnem Ferah hayranıydı. Her sene yılmadan Balıkesir Festivaline sırf Şebnem Ferah'ı görebilmek için elinde dövizle (pankart) giderdi. Sonunda yıllar sonra Şebnem Ferah ile sahnede düet yaparak hayalini gerçekleştirdi.

Liseye giderken "Ben şarkı söyleyebilirim" dedi. Mezuniyet töreni olacaktı, "Ben gitar çalabilirim " dedi. Şaşırdık önce, ders aldırmamıştık. Okulun mezuniyet balosu oldu, biz de gittik ve ağzımız açık hayranlıkla oğlumuzu seyrettik. İlk orada konser verdi.

Bunun yanında eğitim hayatında da çok başarılıydı. İstediği bölüm olan Anadolu Üniversitesi Basın Yayın ve iletişim Fakültesini kazandı. Ve başarı ile okuluna devam ediyor.

En büyük hayallerinden Amerika Birleşik Devletlerinde dil eğitimi almak olan Anıl bunu da başararak, Montana'da haziran ayı içerisinde çalışma izni almayı başarmıştı.

Üniversite yıllarında rock müzik sevdası gittikçe arttı ve profesyonel sahne çalışmaları ilerledi. Eskişehir Bahçe Akademisinde hem çalıştı, hem şan dersleri alarak kendini geliştirdi.

Bir yıl sonra İstanbul'da Murat İlkan'dan (grup Pentagram) ders aldı.

Üniversite hayatı içinde Gemlik'i hiç unutmadı. Fırsat buldukça Gemlik'e gelerek faydası olacak etkinliklerde sahne aldı.

Gemlik Belediyesi ve Kent Konseyi'nin hazırladığı festivalde( Mukaddes Serim dönemi) gençlerin çıktığı konserde sahne aldı. 2020'de Gemlik Belediyesi'nin Cemil Meriç'te düzenlediği bir konser verdi, eğer pandemi olmasaydı bu yıl 19 mayıs konserlerinde de çıkacaktı.

Oğlum aynı zamanda çok vefalı bir çocuktur. Gemlik'e geldiğinde doğup büyüdüğü mahalleleri gezer, büyüklerinin hatırını sorar, özellikle kendinden küçüklerine yol gösterir.

Aile içinde de iletişimi son derece kuvvetli, büyüklerine saygılı.

Ailemizin en büyük unsurlarından biri olan Atatürk sevgisini de içinde taşır.

Başka hobileri var mı?

Ailemiz koyu Beşiktaşlı. Mecburen o da Beşiktaşlı oldu.

Çok güzel yemek yapar, son derece marifetlidir. İrmik, süt helvası, çiğ börek, sosyete mantısı, çanak enginar yapsın parmaklarını yersin. Her yemeği özenle yapar. Temiz, titiz bir çocuktur.

Hayvanlara çok düşkündür. Kesinlikle para vererek hayvan satın alınmasına karşıdır. Barınaktan alınmasını ister.

İdealisttir. Adımlarını düşüne düşüne atar. Hayallerini sıraya sokan bir çocuktur. Asla küçük hayaller peşinde koşmaz. "Büyük iste, büyük olsun "der.

Bu sene okulunun son senesi. Hem çalıştı, hem okudu. Kararları son derece yerinde olduğu için her zaman babası ile birlikte çocuklarımızın arkasındayız. İleride inşallah Gemlik için güzel düşünce ve projeleri var.

Abisi ile ilişkileri nasıldır?

Abisi onun ikinci babası gibidir. Çok güzel anlaşırlar. Aralarında son derece güzel saygı ve sevgi vardır. Abisi Anıl'ın yaptıkları ile gurur duyar.

Anıl'ın annesi olmak nasıl bir duygu?

Çok güzel bir duygu. Anıl; saygılı, sevgili, kendisine verilen görevi yerine getiren, dert ortağım, sırdaşım, gerektiğinde bana yol gösteren, hak, hukuk gözeten, ülke konularına duyarlı bir çocuk.

Çocuğum olduğu için onunla gurur duyuyorum.

Sevgili Anıl'a, annesi Zeliha Hanım'a, Yelda Baykız ve söyleşiyi salonunda yaptığımız Olcay Kuaför'e teşekkürler.

Hayırlı, sağlıklı, mutlu bayramlar..

REYHAN ÇORUM..