Özcan Vural


Boş kafalılar dolaşmayın sokaklarda..

Boş kafalılar dolaşmayın sokaklarda..


Boş kafalılar dolaşmayın sokaklarda..

 

Boş kafalılar, dolaşmayın artık sokaklarda,

zorla sokağa çıkma yasağı getirteceksiniz ..

Acaba “garip bir ülkeyiz” mi desem yoksa

“cehalet diz boyu” mu desem bilemiyorum.

Korona nedeniyle hepimiz can derdindeyiz aslında.

Ama bunun bir türlü farkına varamayan ve ısrarla

sokaklarda gezenler yüzünden tehlike  artıyor.

Koronavirüs belası bize dışarıdan geldi. Bu kesin!

Ancak, bu konuda iktidarın önemli bir yanlışı var!

Din takıntısıyla 21 bin kişiye umreye gitme

izni verilmesi çok büyük hataydı!

Suudi Arabistan'da da bu virüs nedeniyle ölümlerin olduğu biliniyordu.

Umrecilerin dönüşünde de 21 bin vatandaş serbestçe yurda dağıldılar.

Her biri kendi memleketine gitti,

hasta olanlar virüsü de beraberinde götürdü .

Çin’de, İran’da, İtalya’da, Amerika’da yaşananları görüyoruz.

Hastalıktan korunmanın yolunun öncelikle tamamen tecrit olmak,

mümkün olduğu kadar az dışarı çıkmak, insanlarla çok az temas etmek

olduğunu gözlerimizle gördük.

Hastalığın yayılmasının önlemenin yolu belli.

Ama buna rağmen on binlerce insan,

sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranabiliyor.

Özellikle yaşlılar. Onları anlamak mümkün değil.

Hastalığın öncelikle yaşlıları hedef aldığı,

 ölüm oranının yaşlılarda çok yüksek olduğu bilindiği halde,

 “Evde sıkıldık, sadece dolaşıyoruz”

bahanesi ile sokaklara saçılan yaşlılar hastalığın

yayılmasına davetiye çıkarıyor.

Ya yaşlı olmayan ama bilinçsiz, hatta küstah, şımarıklar,

“Hava alıyoruz, zaten temiz hava tavsiye ediliyor” diyerek

kendilerini parklara, piknik alanlarına, sahillere atanlara ne demeli?

Bir de tabii kendini herkesten fazla Müslüman zanneden

“Bizim imanımız tam, Allah bize bunu bulaştırmaz,

zaten insanları alkole alıştırmak için bunu ortaya çıkardılar”

diyen  sözde dindar cahilleri ne demek ki..

Bu sorumsuzluğun sonu, sokağa çıkma yasağıdır, bunu bilelim.

Sokağa çıkma yasağı olunca herkes yapılanın bedelini görecek.

Şu anda yasak yok ve sadece gerekli olan insanlar

sınırlı olarak evlerinden çıkıyorlar.

Sonuçta iyi kötü her evden bir kişinin,veya komşuların

kısa sürelerle dışarı çıkabilmesi sayesinde

günlük ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz.

Sokağa çıkma yasağı gelince günlük ihtiyaçların

karşılanması çok zora girecektir.

Hastane personeli, eczaneler ve belli saatlerde açılan marketlerde

çalışanlar ile güvenlik görevlileri dışında kimse

sokağa çıkamayınca hayatımız daha da kötüleşecek.

Oysa medeni davranarak ve sadece çok gerekli ihtiyaçlar için ve

tüm önlemleri alarak sokağa çıkabilsek,

hem bu musibetten daha kısa sürede kurtulacağız hem de

bu kötü günlerde daha az eziyet çekeceğiz.

Bir hekim olarak YAZMAM GEREK …

Sorumsuzca sokaklarda dolaşanlar, beni dinleyin: Ölenlerin;

cenazeleri kefene bile sarılmıyor Cehaletin okumakla ilgisi yok.

Koronanın yayılmasını önlemek için herkesin topluca bir arada olduğu

Cuma namazının kılınmamasına tepki göstererek

cami kapısı tekmeleyenle, Boğaz’da temiz hava yürüyüşüne çıkan,

Amerika’da eğitim görmüş  birinin arasında pek fark yok.

İkisi de cehaletin, ilkelliğin  ürünü.

Korona nedeniyle can veren insanların cenazelerinin

nasıl kaldırıldığını biliyor musunuz  cahil ve yobazlar ?..

Bunlarla ilgili haberleri gördünüz mü?

Korana’dan ölenlerin cenazeleri yıkanmıyor bile.

Beyaz kefene de sarılmıyor.

Naylonun içine konup her tarafı sıkıca kapatıldıktan sonra normal

cenaze töreni bile yapılmadan, mezar başındaki

küçük bir dini törenden sonra özel giysili görevliler tarafından

normalden daha derine kaçılmış mezarlara gömülüyor. Sonra kireç..

Ölen ölür de bunun acısı kalanlarda yaşanıyor.

Yıkanmadan, kefene sarılmadan, cenaze törensiz toprağa verilenin

haberi bile olmuyor  ama geride kalanları ,aileleri

“Bir namazını bile kılamadık” üzüntüsü ile bırakmak

öleni öte tarafta rahat bırakmaz bilmiş olun.

Sokaklara yayılan “cahiller”, boş kafalı yobazlar

sonunuz  böylemi olsun istiyorsunuz?