Mustafa Emre Özgen


Bayat ekmek


Mustafa Emre ÖZGEN Penceremin önüne ıslak ekmek koyuyordum.Bir iki günlük, bayatlamış, bizler için artık lezzetli bir çekiciliği kalmamış fakat yaşayan her şey için çok büyük bir nimet olan, kenara attığımız o ekmek parçaları. Biraz suyla ıslatıp yumuşak hale getirdikten sonra camımın önüne diziyordum. Ya da mutfak penceresinin önüne. Sonra pencereden uzaklaşıp güvercinlerin o ekmek parçalarını hızla kapıp gitmelerini, ya da durup orada yemelerini keyifle izliyordum. Bir defasında koyduğum ekmekler, ben evin içinde gezinirken birkaç dakika içinde bitivermişti. Biz olsak önümüzdeki ekmeği o kadar hızlı bitiremezdik. Hızlı davranmıştı kuşlar. Bir defasında da bir martının gelip güvercinleri kaçırdığını, ekmekleri kendi götürdüğünü gördüm. Martılar uzaktan sevimli hayvanlar olsa da güvercinlerden biraz büyük oluşları beni ?acaba bizi de gagalar mı?? düşüncesine sevk ediyor. Etrafta martılar uçuştuğunu görünce balkon penceresinden havaya ekmek atıyorum. Hani vapurdan martılara simit atanlar var ya, o kadar eğlenceli olmasa da, bu büyük kanatlıların ekmeği yere düşmeden kaptıklarını gördüm çoğu kez. Birkaç defa samimiyeti ilerletip balkon masasından da bir şeyler kaptıkları oldu. Eh, cahilliklerine verdim ses etmedim. Parkta bir bankta ya da çay bahçesinde otururken, yediğimiz simit ya da poğaçadan düşen susamları toplayan güvercinlerin de etrafımızda gezindiği oldu. Küçücük susam tanelerinin peşinde gezinen kuşlara ufacık simit parçaları attığımda nasıl da kapıp yediklerini görmek gerekiyor. Hep kanatlılardan bahsediyoruz ama peki diğerleri, kediler ve köpekler farklı mı? Mesela kokoreççinin önünde her daim bir iki büyük köpek oluyor. Yiyen insanları rahatsız etmiyorlar ama kocaman gözlerini dikip bir parça da olsa et istiyorlar. İnsan dayanamıyor! Kediler hele! Köpekler hadi oturup bekliyor, kediler öyle mi? Gelip masanıza, çardağınıza zıplayıveriyor. Sizin vermenizi beklemeden kapıp gitmeye niyetleniyor. Martılarla benzer bir arsızlıkları var. Kızamıyorsunuz. Neden kızasınız hem. Kedilerin, köpeklerin, kuşların yaşam alanlarını işgal eden, onlara sormadan doğayı kendimize göre bölüşen, bu hayvanlara ise simit kırıntıları ile çöp kutularını bırakan biz değil miyiz? Evde bir hayvan beslemek, onun bakımını üstlenmek ciddi bir iş. Bir canlı ile evinizi paylaşıyor, onun sorumluluğunu alıyorsunuz. Ama sokak hayvanlarını beslemek de bir o kadar önemli. Bizim kadar şanslı olmayan bu canlar, barınma ve beslenme ihtiyaçlarını sokak koşullarında zorlu şekilde sağlıyorlar. Son yıllarda söylenen şekilde, özellikle soğuk kış aylarında kedi evleri, kapımızın önüne ya da hayvanların ulaşabilecekleri yerlere mama bırakmak, sıcak yaz günlerinde ise köşelere su koymak pek çok cana büyük fayda sağlayabilir. Kedi evleri yanında, sokak köpekleri için henüz kalıcı ve uygulanan bir çözüm göremedim. Bunun için de fikir üretmemiz gerekiyor. Güvercinleri de unutmamamız gerekiyor. Onlar kendi küçük yuvalarında kendi sıcaklıklarını koruyabiliyor olsa da, ulaşabilecekleri yerlere yuvalar, pencerelerimizin önüne su, ekmek gibi yiyebilecekleri şeyleri koymamız gerekiyor. İnanın, bir küçük canı beslemek, soğuktan korumak, yavrularına yemek götürmesini sağlamak, onu mutlu ettiği kadar, bizleri de mutlu edecektir. Dünyada yardım eli uzatmaktan daha güzel bir duygu var mı?