Reyhan Çorum


BAŞARI, ELLERİNİZ CEBİNİZDE TIRMANABİLECEĞİNİZ BİR MERDİVEN DEĞİLDİR.

BAŞARI, ELLERİNİZ CEBİNİZDE TIRMANABİLECEĞİNİZ BİR MERDİVEN DEĞİLDİR.


BAŞARI, ELLERİNİZ CEBİNİZDE TIRMANABİLECEĞİNİZ BİR MERDİVEN DEĞİLDİR.

Eğer; günde bin kez eğilip kalkıyorsanız, yaptığınız işte emek, alın teri vardır.

70 YILLIK BİR ÖMÜRDE, ÇALIŞMA, AZİM  VE BAŞARININ ÖYKÜSÜ...

Kaybolan bir mesleğin son temsilcilerinden Ali İlgin'in tarihi baba evinde ve zeytin merdivenlerini yaptığı atölyesindeyiz bugün..

Nuran-Osman Işık ile, onu Karsak köyünde çalışırken yakaladık ve olduğu gibi, çalışırken ki iş hali ile fotoğrafladık. Habersiz gidiverdik. Bizi kim olduğumuzu bilmeden, güler yüzle karşıladı. Oturmamız için yer göstererek, hemen eşi Zeynep Hanıma seslendi, "Hanım tanrı misafirlerimiz var"...

Karsak köyüne girdiğinizde; yol üzerinde, tertemiz, sarı sarı, kurusun diye duvara dayanmış yaş merdivenler dikkatinizi çekecek. Bir çoğunun üstlerinde isim yazılı. Belli ki çoğu sipariş, sahiplerini bekliyor. Merdivenleri takip ede ede yan aralıktan yukarıya çıktık. Oralarda da duvarlara dayanmış merdivenler vardı.. Baktık bir evden çekiç sesleri geliyor. Ali Bey bizi karşısında görünce işini bıraktı. Samimi, içten, güler yüzlü bu insanları görmek rahatlattı bizi, ne de olsa haber vermemiştik..

Ali Bey'in yaptığı iş nedeni ile Orhangazi gazete ve yerel televizyonlarda çeşitli röportajları çıkmış, ben kaçırmışım sanırım. Birazda neredeyse akraba çıkacak kadar ortak dostluklarımızın olması nedeniyle, biz sormaya ta baştan başladık.  Köklerinden, yaptığı diğer işlerden ve Zeynep Hanımın ailesinden uzun uzun sohbet ettik..

Hadi bakalım İlgin ailesini tanıyalım..

Ali İlgin..

1951 senesinde Karsak köyünde doğdum. Babam buranın yerlisi İbrahim İlgin. Dedemler Karsak köyünde savaşı görmüş. Babam da bu köyde dünyaya gelmiş. Dedemin babası  Bulgaristan tarafından göç etmiş. Bu evde bizim dededen kalma aile evimiz. Biz üç erkek, bir kız kardeşiz. Kız kardeşim Dutluca köyüne evlendi. Diğer erkek kardeşlerim bu mesleği yapmadılar. Köydeki bu evde genellikle biz oturuyoruz. Evin içi buzdolabı gibi serin olur. Gemlik'te Ahmet Süren meydanında evimiz var ama bu kış hiç gitmedik. Ben kışında hep çalıştım basamakları hazırladım.

Gördüğünüz gibi merdiven ustasıyım. Bu meslek babadan kalma. Babam da merdiven yapardı. Dağdan ılhamur ağacı getirir, köyün merdivenlerini karşılardı.

İlk okulu burada okudum. O zaman fakirlik vardı. Pantolonlarımız kaç yerinden yamalı, çoraplarımız biri başka biri başka olurdu. Sadece biz böyle değildik. Köy yeri, savaştan çıkmış bir köylü. Atatürk'e çok şey borçluyuz.

İlk okulu bitirdikten sonra 13 yaşında berberlik kursuna gittim. Aşağı Gürle'de çırak olarak çalıştıktan sonra berber dükkanı açtım. Asıl mesleklerimden biri berberlik. Otuz sene beyleri tıraş ettim. Ali Bey, "Şimdi 11 yıldır Kavak ağaçlarını tıraş ediyorum" diyor..

Berberlik mesleğinde çok yoğun çalıştım. Civar köylerde de berber yoktu, bana gelirlerdi. Akşamları geç vakitlere kadar çalışırdım. Bayramlarda sabahladığımız olurdu.

79 yılında Asil Çelik Fabrikasına girdim. Sigortalı bir işim olsun istedim. 23.5 sene hizmet ettikten sonra askerliğimi ödeyerek emekli oldum. Askerliğimi Çorlu Ordu Evi'nde kuaför olarak yapmıştım.

Emekli olduktan sonra bu işe başladım. Ben boş duramam, bu civarda beni tanımayan yok.

Bu meslek artık kaybolmak üzere, biraz anlatır mısınız?

Dediğiniz gibi ben ve benim gibi bir kaç kişi mesleğin son temsilcileriyiz. Ben de artık bu sene bırakmak istiyorum. Yani son senem. Çırak bulamıyor, mesleği öğretecek birilerini bulamıyoruz. 70 yaşına geldim. Önceleri daha gençtim. Günde 1000 defa eğilip kalkıyorum. Boş zamanlarımı değerlendirmek için başladığım bu işte artık durmadan çalışıyorum.

Merdivenin yapılış aşamaları nedir?

Merdiven Kasım, Aralık ve Ocak aylarında zeytin hasat döneminin olmazsa olmazları arasında yer alır. Ağacı Konya'dan Mayıs- Haziran    gibi getiriyoruz. Genelde Kavak ağacından olur, yaş gelir.  Ağaç kabuklu gelir, düzgün olmaz. Aşama aşama kullanılacak hale getiririm. Ama önce kıştan basamakları hazırlarım. Basamaklar söğüt ağacından da olur ama o kadar söğüt bulamazsın.  Karsak bölgesinden topladığım gürgen ağaçlarını kullanırım, gürgen en sağlam ağaçlardandır. Kızılcık ağacından KÖSTEK yaparım. Merdivenin canı köstektir. Köstek olmazsa merdivenin dengesi bozulur. Basamak ve köstekleri hazırlamak bir kışımı aldı. Karda bile ateş yakarak atölye haline getirdiğim damda 6000 tane basamak hazırladım. Uzun süre merdivende kalanların ayaklarını kesmesin diye, köşeler alınarak zımparalama işlemidir. Tabi odun ayrıca temizlenir, muntazam ve eşit kesilir.. Ağaca temizledikten sonra "işkence" denen alet ile ayar yaparız. Ağaç düzgün olsa kolayda tıraşlamak zor iş. Eğer ağacı iyi  temizlemezsen kabuğun altına böcek girer ve merdiveni yer. Benim merdivenlerimde böyle şey olmaz, her yaptığım iş güzel olacak..

Merdivenin basamakları 7'den, 13'e kadar olur. En çok tercih edilen 9-10 basamak. Siparişe göre basamakları daha az yada çok yaparım. Basamakların tanesi 20 lira. Bir merdiven 200 lira civarında olur. Eskiden 6.5 liraya çivi alıyordum, şimdi 15 lira civarı, İki sene evvel toptan alacağım dedim, 10 liraya verdi. Bu yıl 15 dedi 13 liraya 175 kilo aldım, daha da sanırım gerekecek..  10'luk-8'lik çivi kullanıyoruz.  Çivinin ağacın altından çıkması lazım. Noktayı eşimle birlikte koyuyoruz. Çiviyi yamultuyoruz ki kimseye batmasın. Ben sürekli ayaktayım. Eşim bu işlerde benim en büyük yardımcım. Bir yıl senede 800-900 merdiven yapmıştım. Bu yıl 600-650 kadar çıkar sanıyorum.

Telefon edip soranlar merdivenleri almaya gelse bir tane kalmaz ama gerçekten üretici zorlanıyor, para yok. Bu civarda her yere merdiven veriyorum.

Ali bey; "Özenerek yaptığım merdivenlerden şu ana kadar kırılan olmadı. Yaptığım işte en küçük bir hatanı insanların hayatına mal olabileceğini biliyorum. Merdiven, çıkıldığında insana güven vermeli. Bu yüzden titizlikle yapıyorum. Her yıl onlarca kişi ya ölüyor, ya da sakat kalıyor. Bunların yaşanmasını istemiyorum. Merdivende en küçük kusur ölüme neden olabilir" diyor..

Sıra evin güler yüzlü, tatlı dilli Hanımı Zeynep Hanımı tanımaya geldi.

Ben Zeynep İlgin, 1955 Güvenli Köyü doğumluyum.  Benim de dedemler, Bulgaristan'dan önce Karsak'a gelmişler ama dillerimiz ayrı. Burada o zaman Ermeniler yaşıyormuş.  100 sene önce Karsak'tan Asayiş'e çıkmışlar. Karsak'a gelenler burayı beğenmiş, " Burada KALSAK", yada köyü buraya KURSAK demişler, Asayiş'e çıkanlar, " Burada ASAYİŞ sağlanır" demişler. Bu adların böyle konduğu söylenir. Annem ve babam Asayiş'de dünyaya gelmişler.

Annem Kurtuluş savaşı başladığında 3 yaşındaymış. Annesi sütten daha yeni kesmiş. Yunan askeri köye gelince, kadınları derelere saklamışlar. Anneannem anneme tekrar meme vermeye başlamış. Çocuk meme emsin, sussun sesi çıkmasın diyormuş.

Savaş bitince de asker kaçarken zulümlerine devam etmiş. Kaçamayan kadın ve erkekleri camiye doldurmuşlar. Tam yakacaklarken köyümüzün cesur kadını Ayşe nine mavzeri eline almış, tepeden," Yetişin Türk askeri " diye silah atmış. Askerin geldiğini sanan Yunan askerleri köyü ve camiyi yakamadan kaçmışlar.

Karsak Köyünde Ermenilerle uyum içinde yaşayan Türkler için de durum farklı değilmiş. Kanlı Meşe diye bir mevki vardır.  İnsanları oraya toplamışlar, kadınların göğüslerini kesmişler. Bir ailenin evine baskın yapıp para ve altınları istemişler. Adam kapıya yaklaşanı yanına bir sandık fişek alıp vurmuş ama sonunda fişeği bitmiş. Kadınla adamı vurup üst üste yatırmışlar, kızı yakalayıp götürmüşler. Bu hikayeleri büyüklerimizden dinlerdik.

Ermeniler de kaçarken altınlarını evlerin bodrumlarına gömmüş, çatılarına saklamış. Ermenilerin evlerine yerleşen çok kişi zengin oldu.

Babam Mehmet Şen annemle Güvenli köyünde evleniyor. Babam evlendikten sonra 5 sene Gölcük'te askerlik yapıyor. Yeni köyün üstünden yürüyerek güvenliye gelir, çocuğunu görür gidermiş. Bahriyeli olarak askerlik yapmış. Kaptan bazen izinli olduğunda gemiyi babama teslim edermiş. Köyde bunu anlattığı için babamı "KAPTAN" lakabı ile çağırırlardı.

Biz 6 kardeşiz. Ahmet, Emine, Tahir, Ayşe, Zeynep, Abdullah.. Ahmet abim Seka Kağıt Fabrikasından emekli olup Gemlik'e yerleşti. Abdullah ve Emine Güvenli'de yaşıyor. Babamı 78-79 yıllarında erken kaybettik.  Annem 102 yaşında geçen yıl öldü. Yaşı 105 bile olabilir.  Çok çalışkan biriydi. Son seneye kadar çalıştı. Ben annemin hiç bağırıp sesini yükselttiğini görmedim.

Eşim Ali Bey ile 1974 yılında evlendik. 3 aylık gelindim Kıbrıs savaşı başlayınca askere çağırdılar. Kıbrıs'a çıkacaklardı, çabuk ateşkes oldu, Çorlu'dan geri döndü.

Karsak'ta 18 sene oturdum. Çocuklarımız burada dünyaya geldi. Kızım Sezen Gemlik'te Barışanların sırasında baba mesleği kuaförlük yapıyor. Büyük kızım İstanbul'da, en küçük  kızım Ankara'da.

Ali- Zeynep İlgin çifti işlerini bıraktı bize zaman ayırdı. Bahçelerinde ektikleri salatalık, domates, kabaktan illa tatmamız için elimize birer torba tutuşturdu. Hemen kahveler yapıldı. İşte bu nedenle köyleri ve köy insanlarını seviyorum. Bozulmamış ahlakları ile, insana beklentisiz sıcak yaklaşımları ile, Atatürk'e bağlılık ve sevgileri ile, gerçekten

"KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİ..."

REYHAN ÇORUM. 25-8-2021

Not: Dün 3O.Ağustos Zafer Bayramı'ydı. Türk Milletinin şanlı zaferi kutlu olsun. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Türkiye'de Yunan Vahşeti kitabında Kursak (Karsak) Köyü: Bu köy 60 evden ibaret olup, 30'u Müslümandır. 120 kişi yaşamaktadır. Müslümanlara ait olan evler soyulmuş, sakinleri Yunanlılar tarafından işkenceden geçirilmiş ve katledilmiş, Müslümanların evleri yakılmıştır..

Şu ana kadar Kursak köyünde katledilmiş ve kimlikleri belirlenebilmiş Müslümanların adları:

Hacı İbrahim'in kayınvalidesi.. Yaş 55.. Köyde.. Kurşun ve süngü ile.

Küçük oğlu Osman.. Yaş 15.. Köyde.. Kurşun ve süngü ile..

Umurbeyli Ahmet.. Yaş 35..Gemlik Yolunda ... Kurşun ve süngü ile...

İbiş oğlu Ahmet.. Yaş 55... Gemlik...Kurşun ve süngü ile..

Gürcüoğlu Emin Efendi.. Yaş 55..Gemlik..Kurşun ve süngü ile..

Hüseyin.. Yaş 20.. Gemlik.. Kurşun ve süngü ile..