BAŞYAZAR - Özcan Vural


Andımız..(Yüksek sesle okuyun.).

Andımız..(Yüksek sesle okuyun.).


Andımız..(Yüksek sesle okuyun.).

 

Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda,

kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Ne mutlu Türküm diyene.

Allem ettiler, kallem ettiler andımızı yasakladılar. 

‘Ne mutlu Türküm diyene’ demek istemiyorlar. 

‘Türküm’ diyemiyor adam. ‘Türküm’ demekten onur duymuyor.

 Biz Türk olmaktan da Türk demekten de onur duyuyoruz ama ‘

Türk diyemeyenler… Adam Türk olmak istemiyor yahu, 

bu kadar basit. Yoksa insan andımızı niye yasaklar?

Andımızı yasaklayanlar, kaldıranlar, Türküm diyemeyenler. 

Andımızın okunmasını istemeyen adam, Türk milletini 

bu topraklarda istemeyen adamdır .

Bu toplumun çocuklarına andımızı okutursanız 

özgür karakterli, namuslu insan evlatları yetiştirirsiniz.

Ama andımızı yasaklarsanız yalaka, satılık, yobaz ,hain,

abidik  kubidik adamlar yetiştirirsiniz. Sizin gibi.

Bu ülkenin her yurttaşının Mustafa Kemal Atatürk ve 

arkadaşlarına milli mücadeleye borcu var. .

Ben borcumu yaptığım birkaç işle ödedim.

Biz elimizden geleni yapıyoruz ve biat etmiyoruz, etmeyeceğiz. 

Biz andımızla yetişmiş Türk evlatlarıyız. 

İnsan andımızı kaldırır mı ya? 

Andımız, Cumhuriyet’in özüdür. Onu kaldır, bunu sat, onu at.  

Memleketin malını mülkünü ne kadar kolay satıyorlar. 

Niye? Çünkü toplumda o bilinci yok ettiler.

“Abi senin limanını satıyorlar diyorsun,” herifin umrunda değil.

Hey vatandaş ,Senin toprağını satıyorlar, fabrikalarını sattılar. 

Bankalarını satıyorlar. Niye? Bir şey ifade etmiyor. 

Çadır kültürünün ,eğitimsizliğin sonucudur bu. 

Sadece çadırın içini kendisinin biliyor, dışarıyla ilgilenmiyor. 

Eee. 20 yıldır halkı böyle bir toplum haline getirirsen işte

bu toplumun da böyle yöneticileri olur..

Süleyman Demireller, Bülent Ecevitler, Türkeşler, Erbakanlar 

neden birbirlerine karşı bu kadar saygılıydılar? 

Toplum önünde en azından birbirlerine nazik davranıyorlardı. 

Çünkü, yanmış, yıkılmış, felaketler yaşamış bir toplumun 

içinden geldiler onlar. 

Bu milletin de devletin de kıymetini biliyorlardı. 

Çünkü, hain Abdullah Öcalan’ın yakalanması,  

Bülent Ecevit’e ne ifade ediyorsa Süleyman Demirel’e de 

onu ifade ediyor. Biz nasıl bu hale geldik? Bunu düşünmek lazım.

88 yılın sonunda düşünüyorum da yazık oldu bu Ata’nın ülkesine.

Bu milletin, bu devletin kıymetini bilmeyen insanlarla

ülkeyi yönetirsen işte böyle olur. Sonumuz acıklı olacak.

O yüzden o insanlar son derece nazik, esprili, hoşgörülüydü. 

O yüzden şu anda Türkiye’de nezaket yok, hoşgörü yok, 

tam tersine kutuplaşma, kamplaşma var. 

Çünkü milletin ve devletin kıymetini bilmeyen  

bir siyasi ortam var. Hır gür, yakışmayan,sözler.