BAŞYAZAR - Özcan Vural


Afganistan faciası !!!.

Afganistan faciası !!!.


Afganistan faciası !!!.

Yer havaalanı, bir kargo uçağının peşinden koşan kalabalıklar 

ve o uçağın tekerleklerine kendini bağlamış, 

böyle kaçabileceğini sanan insanlar! 

Ülke yönetimini neredeyse savaşsız ele geçiren terör örgütü 

Taliban’ın zulmünden kaçmaya çalışıyordu bu insanlar. 

ABD’nin 20 yıl süren hâkimiyeti, can ve para kaybından sonra 

çinden çıkamadığı bir bataklığa dönüşmüş 

ülkeyi terk ettiği yönetimden. 

Ne diyordu bizim Cumhurbaşkanı bu yönetim için: 

“Düşünceleri bize çok uzak değil!” “Açıklamalarını olumlu bulduk!” 

Taliban denilince aklımıza gelen ikinci fotoğraf nedir? 

Mavi renkli, yüz kısmı delikli, yerlere kadar inen bir tür 

poşet diyebileceğimiz burka içindeki kadınlar ve saçı sakalı 

birbirine karışmış, tuhaf giysili ve otomatik tüfekli erkekler. 

Afgan modeli, ilkel İslam. 

Bu mu bize çok uzak olmayan yaşam biçimi, düşünceler? 

40 milyonluk Afganistan, kabileler savaşlarıyla ortaçağ düzeyinde kalmış. 

Kukla hükümetler de ülkeyi bir adım ileri götürmemiş. 

Okuma yazma oranı kadınlarda yüzde 2, 

erkeklerde 18. Eğitim yok, sanayi yok, sadece 

SAVAŞ ve TERÖR var! Ülkenin kaynakları sömürülmüş, 

insanları ezilmiş, parçalanmış, mahvolmuş!

 Afganistan, sadece terör ve göçmen ihraç ediyor. 

Afganistan’ın geri bıraktırılmış, parçalanmış, yağmalanmış 

olmasının iki temel nedeni var: 

Ulus devlet ve güçlü bir ordusunun olmayışı, 

İslam dininin en ilkel haline saplantısı! 

Türkiye’nin emperyalist devletlerin işgal ve yağmalarından 

kurtulabilmiş olmasının iki temel nedeni de bu değil mi? 

Mustafa Kemal’in emperyalist devletleri kovduktan 

sonra kurduğu Cumhuriyet, ulus devlet, güçlü ordu ve

 LAİKLİK ilkesine dayanır! 

Ya şimdikilerin kendilerini Taliban’la aynı zihniyette

 görmelerinin nedeni? 

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin ilkelerine karşılar: 

Laiklik değil, İslam cumhuriyeti hayali kuruyorlar, 

bunu önleyebilecek güçlü orduyu dağıttılar, 

ulus değil ümmet derdindeler. 

İslam âleminin başı olmak istiyor, her felakette yardım 

için halka IBAN verirken buldukları her ülkeye 

abartılı camiler inşa ettiriyorlar, ülkede de okuldan çok cami, 

her kapalı alanda mescit oldu. 

Namazı zorunlu hale getirmelerine az kaldı! 

İlkel davranış biçimi ve radikal İslamın derdi kadınlar! 

Bu düzende kadının insan hakları yok! 

Eğitim, çalışma, seyahat, sağlık, adalet, boşanma, bedeni

 üzerinde hak sahibi olma gibi temel hakları yok! 

Sözüm ona uygar dünya Avrupa’nın göbeğinde 

Saraybosna katliamına seyirci kaldı. 

Bugün de kendi yarattığı Frankeştayn, Peştun çoğunluğundaki

 terörist Taliban’ın katliamlarına seyirci kalacak.

Biz elimizdekini yitirmemek için önümüzde 

yaşanan bu trajediden ders almalıyız. 

Kaybettiklerimize rağmen bugünkü özgürlüğümüzü 

Atatürk devrimlerine borçluyuz, onları kaybetmemek adına

aydınlanma olmalı mücadelemiz. 

Din tacirlerinin, ümmet reisi olma hayallerinin ötesinde, 

laiklik ve ulus devlet sığınacağımız tek liman olmalı, 

Türkiyelilik hayalleri bir gün Afgan bataklığına dönüşüyor. 

Kâbil’de Türk askerinin de işi yok, evlatlarımız ihraç malımız değil. 

Türk kadınları da Afgan kız kardeşlerinin 

sesi olacak, kaçıp geleceklerse onlar gelsin. 

Taliban normalleşmişmiş: Hadi canım sen de, ilk talepleri 

evlerdeki 15 yaşından büyük bekâr kızların savaş ganimeti olarak 

kendilerine verilmesiydi, savaşçılarına cariye olacaklarmış. 

Hâlâ gözü açılmamış, çay sevici kadınlar, siz kızlarınızı 

burkalara hapsedip cariye vermeye hazır mısınız?