BAŞYAZAR - Özcan Vural


Aç adam kendini yaktı!..

Aç adam kendini yaktı!..


Aç adam kendini yaktı!..

Dörtte üçü açlık ve yoksullukla savaşan,

çoluk çocuk et yüzü görmeyen, evinde soğuktan titreşen,

ailesini geçindiremediği, iş bulamadığı için intihar eden

insanların ülkesi Türkiye  oluyor .

Kara bir komedi gibi değil mi?.. Yürek yakan bir intihar girişimi!

İşte tam da bu süreçte Hatay’da içler acısı bir olay yaşandı…

Adı Adem Yarıcı… Uzun süredir işsizdi…

Eve ekmek dahi götürmekten aciz duruma düşmüştü.

Dayanacak hali kalmayınca Hatay Valiliği’nin önüne gitti,

“Çocuklarım aç, dayanamıyorum” diye bağırdı ve kibriti çaktı…

Bir anda çıra gibi yanmaya başlayan Yarıcı’ya  oradaki

polisler yangın tüpleriyle müdahale etti.  Söndürüldü..

Genç adam hastanede  hayatını kaybetti…

Ekonomisi uçan(!) Türkiye’de yaşanan intihar vakalarından

yalnızca biri idi bu; açın bakın arşivleri

pek çok benzer olayla karşılaşacaksınız…

Mecliste Erdoğan’ın yüzüne bağırdılar.”Açız ,çocuklarım aç “

Yazık bu ülkeye, yazık bu biçare insanlara

Elinle yaktığını göz yaşınla söndüremezsin! .

Herkesin dilinde benzer söz var:

“2020 yılı felaketlerle başladı; yetsin artık!”  Bitmez, bitmeyecek..

İktidarın 18 yılda başarılı olamamasının yansımasıdır tüm bu felaketler… -

Siyasal önceliklerin-tercihlerin sonucudur ,

Kaynakları-parayı nereye harcadığının göstergesidir tüm bu felaketler… -

İşi ehline teslim etmemek; işe uygun adamı değil; 

partili adama iş bulmanın sonucudur tüm bu felaketler… -

Eğitimsizliğin-cahilliğin, vasatlığın-kalitesizliğin dört yanımızı 

sardığının göstergesidir bu felaketler…

Sen mesela, hacı emmi. Sakalını sıvazlaya sıvazlaya

“bunlar dinini bilen çocuklar, vatana millete hayırlı olurlar” diyordun…

Nasıl gidiyor sence vatan millet işleri bugünlerde?

Sen değil miydin, bunlara körü körüne inanıp,

hayran hayran bakan? Hiç gözünü kaçırma şimdi,

biraz da bu fotoğrafa bak. Sen İftar çadırında, senin paranla sana avanta

çorba ısmarlayanlara neredeyse bir hatim indirmediğin kalmıştı.

Sen değil miydin, adeta büyülenmiş gibi bunların

iki dudağının arasına bakan?

Suratını hiç başka tarafa çevirme şimdi, biraz da bu fotoğrafa bak

Sen değil miydin, iki paket avanta makarnaya, avanta kömüre bakan?

Sana söylüyorum, duymazdan gelme şimdi, biraz da bu fotoğrafa bak. 

Bunlar senin memleketinde yaşanıyor. İyi  bak. 

Sen, yalaka iş adamı . İhale kapmak için el etek öperken,

sen değil miydin, çalıyorlar ama çalışıyorlar diyerek,

sadece kendi çıkarına bakan?  Belediyelerden beslenen.

Şimdi bir saniyeni de  bu fotoğrafa da bakmaya çalış biraz.

Ve sen, sanatçı müsveddeleri. Gerçek sanatçılar halkın yanında

mücadele ederken, sen değil miydin saraylarda objektiflere poz verip,

üç kuruş için onurunu satan ,ağzın kulaklarında sırıta sırıta bakan?

İnsanlarımız Elazığ'da bu çağda kerpiç evlerin enkazında

hayatını kaybederken, Kızılay eliyle tee New York'ta gökdelen diktiklerinde,

gariban çocukları gereksiz olarak ,Suriye'de beşer beşer şehit düşerken,

bedelli siyasetçi çocukları Singapurlarda gemicikler alıyorlar.…Bilal – Binali..

Çocuğuna pantolon alamayan babalar kendini asarken,

çocuklarım aç diye haykıran babalar kendini yakarken,

sen değil misin, trene bakar gibi bakan uyduruk laflarla halkı kandıran..

Bu fotoğrafa da yine öyle bön bön bak biraz.

İktidarın  yorgunluğu her olayda ortaya çıkıyor ama kimi

seçmenler bunu göremiyor maalesef. …Görüyor anlıyamıyor.

Çünkü, meselemiz çok daha derinde: Saray da Sarayda.

İktidar ülke gerçekliğinden kopmuş görünüyor

Bu siyasi ruh hali ülke acılarına merhem olabilir mi? Hiç sanmam.

Her acı olay karşısında dövündüğünün temel sebebini kavrayamıyor.

Kuşkusuz bizler de , yazarlar sorumluyuz, 

felaketlerin asıl nedenlerini iyi anlatamıyoruz demek ki…

Ben derim ki anlatıyoruz ama kafaları almıyor.Cehaletten..