• Cuma 34.8 ° / 20 ° Bulutlar
  • Cumartesi 35.1 ° / 20.1 ° Bulutlar
  • Pazar 34.6 ° / 19.3 ° Bulutlar

YAĞLI MEHMET’İN KIZI NURTEN KALIN İLE ANILARA YOLCULUK.

YAĞLI MEHMET’İN KIZI NURTEN KALIN İLE ANILARA YOLCULUK.

YAĞLI MEHMET’İN KIZI NURTEN KALIN İLE ANILARA YOLCULUK.

(Görüşme 24. Kasım. 2021'de, Nuran Işık ile birlikte, Nurten Hanım'ın Gemlik Lise Caddesindeki evinde yapılmıştır)

Önce ailenizi tanıyalım.

 Babam Umurbeyli Hasan Efendinin oğlu Mehmet Selçuk. Gemlik'in en eski şoförlerinden Yağlı Mehmet derlerdi. O zamanlar Gemlik'te iki araç ve şoför varmış, biri de Behçet amca otobüsü vardı.

Hasan Efendinin dört oğlu var. Ali, Nuri, Mehmet (babam), İbrahim Selçuk.

Buraya 93 harbinde gelmişler. Dedem Batum'dan bekar olarak geliyor, burada evleniyor. Evlendiği hanım Hopa'dan Fatma Hanım.

Umurbey'e para ile gelmişler, geldikleri yerde malları varmış, satmışlar. Umurbey'den mal, zeytinlik almışlar. Dedem çiftçilikle uğraşmış. Babamın akrabaları orada kalmış, halam evliymiş, çocuklarını bırakamamış. Dedemler geldiğinde Sunğipek'in oraya gelmişler, burada ev verilmemiş, onlar da sivri sinekler nedeni ile iskan yapamamış, Umurbey'e yerleşmişler.

Amcam Nuri Selçuk'un durumu çok iyiydi. Umurbey'e çok hizmetleri olmuş. Umurbey'de bu hizmetlerine karşı Nuri Selçuk sokağı, camiyi de yaptırdığı için Nuri Selçuk camisi var. Umurbey'deki eczanenin sahibi Turan Selçuk amcamın oğlu. Singerci Ali amcam.

Babaannem ile dedem 24 saat ara ile rahmetli olmuşlar. Dedem hastaymış, Ali amcamlarda kalıyorlarmış.  Babaannem vefat etmiş önce. Dedemi cenazeyi göstermek için cama oturtmuşlar, Fatma merak etme, yarın geliyorum yanına demiş ve ertesi gün babaannemin duası okunurken gözlerini yummuş.

Benim iki dedemin adı Hasan, iki ninemin adı Fatma.

Babam ve amcalarım Umurbey Rüştiyesinde okumuşlar. Babamdan çok Osmanlıca kitaplar kaldı ama kime verdim bilemiyorum, kıymetini bilemedik.

Babam askere gidiyor ve orada öğreniyor şoförlüğü. Dönünce sanırım Austin marka bir araç alıyor. Gemlik Bursa seferlerine başlıyor. Ali Kadriler Eskişehir'e gitmek için tutarlardı hafta sonları otobüsü, Termal'e gidenler olurdu. Babam yanında beni de götürürdü.

Annem Yukarı Gürle köyünden Emine Özer. Ömeroğulları sülalesinden. Gürleli Dede Hafız derlerdi babasına. Annemin iki dayısı da Çanakkale de şehit olmuş. Bir tanesinin mezarını bulmuş dayımın oğlu, Orhangazili Ali diye yazıyormuş taşında. 1934 yılında evleniyorlar. Biz üç kardeşiz. Abim 35, ben 37, kız kardeşim 49 doğumluyuz.

Annemle babam evlendiklerinde aralarında 17 yaş fark varmış. Babam 88 yaşında, annem de 81 yaşında öldüler. Ölmeden 5 yıl öncesine kadar hala şoförlük yapardı babam.

Çok iyi bir insandı. Anneme kaşının üstünde gözün var demezdi.

Anne ve babamın evlendikleri ev bu ev yani baba evimiz. Biz üçümüz bu evde doğmuşuz. Abime babamın lakabından dolayı Yağlı İrfan derlerdi. Orta okulu bitirdikten sonra Almanya'ya gitti, emekli oldu Almanya'dan. Üç yıl önce de vefat etti. Üç çocuğu var. 

Kız kardeşimin ismi de Fatma Özpehlivan, İstanbul'da oturuyor. Hayatta, iki oğlu var.

Biraz da sizi tanıyalım.

Ben Nurten Kalın. Gemlik 1937 doğumluyum. İlkokulu okuduktan sonra babam okumamı istemedi. Ortaokula giden kızların şapkalarına çok özeniyordum. O zamanlar oğlan mektebine giderdik. Süreyya Bey hocamızdı. Çok titizdi ama bizi çok iyi yetiştirdi. Biz bulmaca çözüyorduk, her türlü makaleyi okurum.  Okumanın çok faydası var.

Dikiş kursuna giderek 12 yaşında terzilik öğrendim. Yine Halk Eğitimin Singer nakış kurslarına gittim. İlk okulda ve dikiş kurslarında senin de akraban Sevgi Çorum ile beraberdik. Yine Seymenlerin Muhterem de çok yakın arkadaşımdı.

Evlenmeden dışarıya dikiş dikmedim para ile. Annem dikişi öğreneyim diye mahallenin, akrabaların ne kadar dikişi varsa getirirdi. İyi ki de öğrenmişim. Evlendikten sonra Bursa'da dışarıya çok dikiş diktim.

Eşim Ziya Kalın

Eşimin ailesi Umurbeyli. Kalın Hasanoğlu derlermiş babasına. Kayınpederim Palu Elezığ'dan gelmişler Umurbey'e. Ziya Bey Umurbey'de okumuş. Kabataş Lisesine göndermişler ama, bitirememiş. 1929 doğumlu.

Önce terzi yanında terziliği öğrenmiş. Askerden gelince Esnaf olmuş, dükkan açmış basmacı olmuş Gemlik Çarşıda.

59 yılında evlendik. İki çocuğumuz doğdu. 60 senesinde bir oğlum oldu, Şehir Eczanesinden emekli, bir kızı var. Diğer oğlum 68 doğumlu Mehmet Fatih Kalın. Bir kızı bir oğlu var. Genç yaşta ani bir kalp krizi neticesi evladımı kaybettim. Tabi bu acı tarifsiz. Yaşanamaz sanıyordum ama yaşanıyormuş. Oğlu üniversiteyi bitirdi. Kızı da oğlu a çalışıyor. 

Evlendikten sonra Bursa'ya kalktık. Eşim önce tezgahtar olarak bir işe girdi. Sonrasında Kapalı çarşıdan dükkan tuttu birlikte çalıştık, gelinlikçilik yaptık. Ben de gelinlik, dikiş dikerek eşime yardım ettim.  Dikişim çok beğenildi. İşin içinden çıkamayacağım kadar çok müşterim vardı. Dört çırak yetiştirdim. İçlerinden biri hayli meşhur bir terzi oldu.

Eşimin bir kütüphane kitabı vardı. Eczacı olan oğlum Hakan'da kitapları duruyor. Gazetede yazardı eşim. Yazısı güzeldi, şiirleri vardı. Fevkalade iyi biriydi. Maddi ufak tefek sıkıntılar dışında manevi hiç bir sıkıntımız olmadı, gezmeyi çok seven eşim beni gezdirirdi, çok gezdik.

Gemlik'te ise dere boyuna çok giderdik. Amcamın kavaklığı vardı. Ev hiç yoktu. Bir tek Tahsin Batum'un evi, o da dereye giden yoldaydı.

Anneme babama çok hizmetim oldu. Bursa'dayken "Annem rahatsızlanmış, gidiyorum" derdim. Bilirdim bir şey demeyeceğini, eşim çocuklara bakar, gecede gelirdi.

Yıllar sonra tekrar Gemlik'e döndük. Taşındıktan sonra bir kalp krizi neticesi hastaneye giderken onu kaybettik. Ölümü bile bizi üzmedi. Çabucak oldu.

Eşim, Eylül 2010 senesinde rahmetli oldu, öldükten sonra sağlık ocağına ilaç yazdırmaya giderdim. Soyadımı söyleyince doktor Hanım, "Eşiniz sizi ne kadar seviyormuş, hep anlatır, dilinden düşürmezdi" dedi.

Bütün tanıyan çevredeki esnaflar ardından iyi söz eder. Her zaman bende sevgi ile anıyorum.

Gemlik sizin zamanınızda nasıldı?

Fevkalade komşuluk vardı. Saklambaç, güzellik mi çirkinlik mi, bir çok oyun oynardık. Eczacı Erçek'in amca kızı Şenel arkadaşımdı, evlerimiz yakındı. Onlarla oynardık. Bütün komşular birbirimize çok bağlıydık. Şimdi müteahhite verdik evimizi, apartman hayatında benim hiç komşum yok. Bir kaç delikanlı balkonlarından selam verir onlarla konuşurum.

Yan Komşumuz Lütfüye teyzeler.

Lütfüye teyze şair ruhlu biriydi. Yıldız da, annesi de çok güzel resim yapardı. Zebercet lisan okulunda okudu. Yaş olarak benden büyüktü, aydın insanlardı. Komik, hatırnaz, mercimek abla derdik biz Zebercet'e. Sonra bir doktor ile evlendi, iki çocuğu oldu. Burada fevkalade komşumuzdu Lütfüye teyze. Annem gibiydi. Benim annem de onlar için anne gibiydi.

Şehriban teyzeler vardı arada. 8-9 kardeştiler. Büyük taşlığımız vardı, denizden taş toplar oynardık. Burası taşlıktı, arkada büyük bir bahçe vardı. Müteahhitler bizim evi yaparken orayı da istediler ama anlaşamadılar. Şimdi iki apartman arasındaki bu Rum evi tarihi eser. Geçenlerde Mehmet geldi. Yıldız'ın tablolarını bazı gerekli hatıra eşyaları götürdü, evi boşalttı. Mehmet Bursa'da yaşıyor.

Aslında hepsi sanatkar ruhlu. Bir gün Lütfüye teyze yan oturmuş köşeye, Zebercet yandan annesinin bir kara kalem resmini yapmış alelacele, gerçek gibi olmuştu. 80 yaşındaydı, bir gün gittim bana ne şiirler okudu, ne anılar anlattı şaşırdım. Biz ne kadar şanslıymışız, böyle insanlarla yaşadık.

Ertuğrul Seyhan, eşi ve ben ve benim eşim ailece görüşürdük. Ertuğrul Bey Tasavvufi şiirler yazardı. Kızı epey uğraş verdi. Bir besteci ile tanışmış, besteletti şiirlerini. Şimdi cumartesi akşamı onun konserine gideceğiz oğlumla. İsmi bir sokağa verildi.

Abrakadabra'nın kız kardeşi Banu ile yıllarca arkadaşlık yaptık. Eşlerimiz de arkadaştı. Dr. Kamuran Fatura, Ertuğrul Seyhan, eşim iyi arkadaştılar. Biz gelin görümce derdik birbirimize. 55 sene bu arkadaşlarımızla gün yaptık. 9 arkadaştık, pandemi nedeni ile ayrı düştük, özlüyoruz.

Kayıkhaneye giderdik, dönüşte bir gün dalga çıktı. Sandalcı kıpırdamayın tek tek indireceğim dediyse de, sandal alabora oldu. Seyfi Beyin kız kardeşi, Lütfüye teyzeler, bizimkiler hepsi denize düştü. İskeleye çıkmıştım. Gazinodan beyler koştu, hanımları denizden topladı.

Seyfi Beyler karşı çapraz komşumuz. Seyfi Bey pek insan istemezdi. Lütfüye teyzelerle ablası çok iyi anlaşır, sık sık onlara gelirdi. Bize gelmeleri daha seyrekti. Sime Hanım da, Seyfi Bey de hiç evlenmemişlerdi. Kötü bir komşumuz yoktu. Ziya Beyler ile de görüşürdük ama daha çok bu sokak ile gelir giderdik. Ayakkabıcı Osman amcam babamın teyzesinin oğlu, mahallenin neşesiydi. 

Amcam singerci ali de karşı evde oturuyordu, nikahım orada kıyılmıştı. Diğer amcamın kızı Müzeyyen ablam çok güzeldi. Umurbeyli, eşi de Gürleli Adli Tıp Morg Müdürüydü.

Kısaca ailemi tanıtmaya çalıştım. Biz büyük bir aileye sahiptik ama bizim ailemizden de az kişi kaldı.

Nurten Hanıma ve bu görüşmeyi sağlayan Singer Ali Beyin torunu Faika Kurt arkadaşıma teşekkür ederim. Ve Tabi beni yalnız bırakmayan sevgili arkadaşım Nuran hanıma. Sağlıklı günler, uzun ömürler diliyorum.

Reyhan ÇORUM.