• Pazartesi 26 ° / 14 ° Fırtına
  • Salı 18 ° / 11 ° Sağanak
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli


Tarihe görsel hatıralar bırakan fotoğrafçılar..

Tarihe görsel hatıralar bırakan fotoğrafçılar..

Tarihe görsel hatıralar bırakan fotoğrafçılar..

Eğer hikayeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım.

Lewis Hine

Birbirini tamamlıyor aslında, kitaplar ve fotoğraflar. Yazıp bırakanın da, çekip bırakanın da, eline, gözüne, aklına, yüreğine sağlık.

Geçen hafta Amerika'da Vijdan Üzmezler'i kaybettik. Belki bir çoğunuz tanımıyorsunuz ama eski fotoğraflara bakıp "Ahh ESKİ GEMLİK" derken onu eşine modellik yapmış biri olarak görüyorsunuz.

Eşinin iş yerinde çalıştığını bilmiyordum, onu da bu söyleşide öğrendim.

Gemlik'in en eski fotoğrafçısı Foto Avni, Foto Marş, Fahrettin Üzmezler, Foto Sefer, Cahit Şeker, Foto Dilek ve böyle uzuyor liste.

Aramızdan ayrılanları rahmetle anıyor, geride kalanlara sağlık diliyoruz.

Sosyal medyada grupların kurulması ile eski fotoğraflar albümlerden çıkmaya başladı. O zaman farkettik ki; ne kadar önemli bir iş yapmışlar. Şuan onların sayesinde Gemlik'in görsel hafızasına şahit olabiliyoruz. Yoksa çoktan unutulmuştu.

Bir de bu fotoğrafları koruyan ve bu günlere getirenler var onlara da binlerce teşekkürler.

Arkadaşım Süreyya Üzmezler Amerika'da yaşıyor. O; Amerika'da yaşayan yengesinin evinden bazı fotoğrafları kurtararak Gemlik fotoğraflarını "Gemlikliler'e hediyemdir" diye kurduğu gurup ile sanal  olarak bizlere ulaştırdı.

Fahrettin Üzmezler'in çektiği fotoğraflar  sayesinde zaman tünelinde yolculuk yapıyoruz. Büyük bir kısmı da maalesef ! Bu güne taşınamamış. Hangi fotoğrafçıya sorsam ya su basmış, ya yanmış, ya kaybolmuş, yani çoğu yok olmuş.

Fotoğrafların kaderi.

İlgilenen biri çıkmazsa ne yazık ki; ya bir evin bodrumunda unutulmak, ya antikacı dükkanlarında, mezatlarda satılmak yada çöp konteynerleri.

Kimi de o kadar kıymet veriyor ki ! Bavullar dolusu fotoğraf kendisine kalmış.Öyle bir saklıyor ki, paylaşmaya, siz de görün demeye bile kıyamıyor.

Sonra da işte kendi gidince; geride kalanlar bakıyoor, bakıyoor bilinmeyen zor bir denklem, fotoğrafların içindekilerin ne adı belli, ne neresi. Bir iki kuşak sonrası meçhul. Çöp olmasın da ne olsun?

Ne işe yarayacak?? Haklılar elbette, atılıp unutuluyor, yada sokaklarda rüzgarın önüne katılan bir yaprak misali oradan oraya uçup duruyor.

Nelere şahit oldum şu son yıllarda. Beni yazmaya, araştırmaya sevk eden de bu duygular, yaşayarak gördüklerim oldu.

Çok üzülüyorum çokkkk..

Fotoğraflar sanalda bile olsa, bu zamanla, geçmiş zaman arasında adeta beyin jimnastiği yaptıran birer öğretmenimiz.

Bence en değerli kültür hazinemiz.

Sırada başka fotoğrafçılarımız da var, zaman zaman hepsini tanıyacağız..

Fahrettin bey 1970 yılında fotoğrafçılığı bırakmış, dükkanını Galip bey almış. Galip Bey'i hatırlamıyorum ama ilkokul yıllarımda Fahrettin Bey'in çektiği bir izci fotoğrafımı özenle saklıyorum. Nurlarda yatsın.

Bugün; bir süre önce yapılmış bir söyleşide sözü çok sevgili öğretmenimiz, büyüğümüz Nazmiye Angüneş'e bırakıyorum. Bizlere fotoğrafçı amcasını ve yengesini anlatacak..

KİMDİR KORELİ, RESİMCİ FAHRETTİN?

FOTOĞRAFÇI AMCAM FAHRETTİN ÜZMEZLER..

Amcam mübadil bir anne babanın en küçük  çocuğu olarak Bursa'da doğdu. Daha çocukluk yılları bitmeden de Gemlik'e taşındılar. Ağabeyleri Sabahattin, Haydar ve Hayrettin. Baba Kazım, anne Adile Hanım ile Kayıkhane'ye giden Maltepe Sokakta oturuyorlardı. O yıllarda deniz doldurulmadığından evin girişi sokaktandı, fakat evin önü denizdi.

Bir evin küçüğü olmak malum biraz farklıdır. Büyüklerin yaşadığı zorlukları yaşamamışlardır. Daha özgür, hareketli ve birazda zor zaptedilir olurlar ve bu insanlar aynı zamanda geride iz bırakanlardır.

Çocukluğuna dair bana anlatılan en önemli özellikleri çok hareketli olduğu, denize çok meraklı olduğu, yüzme ve dalma konusunda , iddialalı olup, Denizcilik Bayramında yarışlara girdiğidir.

Yine böyle bir bayram gününde amcam su altı yüzme yarışına katılır, yarış biter fakat amcam ortada yoktur. Hemen dalgıçlar suya dalıp araştırırlar ve amcamı baygın halde bulurlar. Sahile çıkarıp gerekli müdahale yapılır ve hayata döndürülür. Bu bayram günü ile ilgili fotoğraflar olduğu için bana da bu anı anlatılmıştı.

Yıllar geçip de askerlik çağı gelince , devlet politikası icabı deniz kenarı şehirlerden Kore'de askerler toplanır. Amcama da askerlik yeri olarak Kore çıkmıştır. Böylece amcamın yurt dışı macerası başlar. Fakat askerlik için mahalleye veda fotoğrafını gördüğümde Fotoğrafçılık merakının çoktan başlamış olduğunu anladım.

O zamana kadar aile fotoğraflarını hep çekmişti. Veda fotoğraflarında kucağında ben henüz bebektim. Sonradan anlatılanları dinledikçe ailemizin nasıl endişelendiğini yolunu özlemle gözlediklerini öğrendim.

Fotoğrafları aynı Ayla filminde olduğu gibiydi.

( Fahrettin Bey'in küçük bir Koreli kız ile fotoğrafı benim de hep duygulanarak baktığım fotoğraflardan biri.)

Her biri tarihi bir belge gibiydi.

Askerlik dönüşü Sunğipek'de göreve başlayınca Angüneş ailesinin kızları Vijdan ile nişanlanıp evlendiler. Hem işi, hem fotoğrafçılığı birlikte sürdürüyordu. İki oğlu Mustafa ve Ali dünyaya gelmişlerdi. Onlar büyürken fotoğrafçılık işleri de büyüdü ve amcam Gemlik çarşı merkezinde, şu anki İnci pastanesinin olduğu yerde fotoğrafçı dükkanı açtı. Kendisinin fabrikada olduğu zamanlarda eşi Vijdan yengem dükkanda çalışıyordu ki! Sonunda dükkandan hiç ayrılamaz oldu.

O yıllarda bayram , düğün, kutlama, özel ve Gemlik fotoğraflarının yüzlercesi çekildi ve herkese hatıra kaldı.

Eskiden fotoğrafçılığın bir sanat dalı olduğunu hiç düşünmezdim. Fakat yaptığınız iş gelecek nesillere kalıyor ve geçmişi yaşatıyorsa evet çok güzel bir sanat.

O yıllarda dayım Zeki Ünaylı'da amatör fotoğrafçıydı. Bugün oğlumda profesyonel fotoğrafçı. Bende fotoğrafçıları çok seviyorum ve önemini hissediyorum..

Daha önce başka bir yerde de yazmıştım. Yurt dışı merakı , bulunduğunuz yerden ilk kez başka bir ülkeye gittiyseniz başlamış demektir. Gemi, ilk uzun bir yolculukla gidilen Kore yolculuğu ve geçilen ülkeler insanda dünyayı tanıma isteğini tetikliyor.

Amcamda bence bu duygularla işlerine ara verip Almanya'ya gidiyordu. Orada aylar ayları kovalıyor, eşi gitmek istemeyince de tekrar yurda dönüp işlerine devam ediyor.

Bu arada diğer amcam Hayrettin Üzmezler kaynı ( eşinin abisi) bir başka Kore gazisi Mehmet Önayak'ın çağrısı üzerine ailece Amerika'ya giderler. Yıl 1968'dir. Daha önce sözünü ettiğim merak yine tetiklemiştir. Abisinin istek yapması ile 1970 yılında Amerika'ya göç ederler. Bu alışkanlık Selanik'ten Türkiye'ye gelişle başlamıştı. Ve ailenin seyahatlerinin sonuncusu olacaktı.

Onların Gemlik'den ayrıldıkları yıl, yengemin kardeşi Vecdi ile ben evlenmiştik. Amcam orada yeni bir hayat kurarken çektiği fotoğraflarla ailemizin özlem ve merakını gidermektedir.

Aynı Türkiye'deki gibi(Sunğipek Fabrikasında çalışmışlar) abisi ile kaynak atölyesi açarlar ve mesleklerini devam ettirirler. Bu sırada bir oğulları daha olur. Bir kaç yıl önce kaybettiğimiz Ömer'dir.

O zamanın şartlarında ulaşım şartları zordur, haberleşme zordur. Yine de bir kaç kez ülkemize geldiler, görüştük. Fakat büyüklerimizin kaybı küçüklerin büyükleri görmeden büyümesi hep kaçırılan olaylardır.

Neticede 2000 yılından sonra aynı olayları bizde yaşadık. Eşim askerliğini Kıbrıs'ta yapmıştı. Evlenmeden önce Almanya'ya gitmişti. Evliliğimizin ilk yıllarında Amerika'ya gitmişti. Şimdi de galiba benim yüzümden Amerika'ya gittik. Kaçırdığımız yılları Hayrettin ve Fahrettin amcamlar ve aileleri ile yaşama şansımız oldu. Anılarımızı yine fotoğraflara döktük.

Hayrettin amcam oğlu Erdal ve Güler yengemle yurda döndü. Fakat Fahrettin amcam uzaklarda gözlerinde vatan özlemi ile hayata veda etti. Geride bıraktığı bir sürü fotoğraflar kaldı...

Bu röportaj için Nazmiye Angüneş Hanım'a çok teşekkür ederim.

Ayrıca 3.5 yıl önce sanal ortamda kurduğum grup bugün 8040 kişiye ulaştı.

"Anılarda Yaşarken Gemlik" dedik.

Gerçekten öyle de oldu. Bu güne geldik.

Tüm bu yazılar oradan doğdu.

Zaman zaman yoruldum, bunaldım fakat Nazmiye hanım bir abla şevkati ile bana moral verdi. Elindeki fotoğraf hazinesini benimle paylaştı.

Fotoğrafların altına herkes bildiklerini yazdı.

Ve bu yazılarla fotoğraflar yarınlara anlam kazanmış olarak kalacak.

Emek veren herkese sonsuz minnettarım.

Bu yazıdan bir anlam çıkardıysanız, siz de fotoğraflarınızı bana ulaştırmaya devam edin.

Unutulmuş isimlerde

Bilinmez ki nasıl nerde

Şimdi yalnız resimlerde

Eski dostlar eski dostlar.

REYHAN ÇORUM..