• Cuma 13 ° / 4 ° Güneşli
  • Cumartesi 14 ° / 5 ° Güneşli
  • Pazar 14 ° / 3 ° Parçalı bulutlu


ODUN KÖMÜR DEPOSUNDAN MÜZEYE

ODUN KÖMÜR DEPOSUNDAN MÜZEYE

ODUN KÖMÜR DEPOSUNDAN MÜZEYE

BÜYÜKKUMLA ,ESKİ KÖY VE ANILAR.(1)

       Eski Büyükkumla Köyü sahilden içeride AYI DERESİ (AY deresi de denmektedir)denilen mevkide kurulmuş,Emir Sultan'ın 60 haneli vakıf köyüdür.Tahir defterinde Kumlu olarak yer alır.Yerli halktan oluşan köy 1941 ve 1949 da iki kez sel tehlikesi atlatmış,11 Nisan 1956 yılında sahildeki yerine taşınmıştır.

     Köyün tarihi kitaplarda mevcut.Ben köyde yaşayanlarla görüşmeye çalıştım.Ne yazık ki; şu an hayatta olan köy halkından kişiler, o tarihlerde küçük oldukları için, çok fazla bilgiye sahip değiller.Orada yaşayan ve bilenlerin hemen hemen hepsi rahmetli olmuş.

     Bursa Arkeoloji Müze Müdürlüğünden emekli olan Bengi Çorum ;eski köy hakkındaki bir paylaşımıma alttaki bilgi ile yorum katmıştı.

    "Kumla köyündeki anıtlar maalesef çok bakımsız.Hepsi Bursa Müzesi tarafından tescil edildi.Hamamın stuko (alçı) süslemeleri çok güzel.15.yüzyılın en güzel örneklerinden biri .Bursa Demirtaş hamamının süslemeleri ile çok benzerlik gösterir.Hatta benim önerim ile Ist.Üni.Ed.Fak.Sanat Tarihi bölümünde tez olarak yapıldı.Ama yerel yönetimlerin ilgisizliğinden maalesef hepsi yok oluyor.Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 4. cildinde Bursa anıtları, köylerden bahsediliyor,B.Kumladaki hamam ve camiden azda olsa yer verilmiş..Ben emekli olalı 20 yıl kadar oldu."

     Anlatılanlara göre harmanlar mevkiinde temeller,sütunlar,taşlar bulunmakta ;köyün tarihi Bizans ve Roma devrine dayanmaktadır.

     Köyde Bakkal Piri camii,Osman Çavuş camii,iki köprü,mektep,Roma devrinden kalan bir hamam,köyün sonunda kadınlar hamamı,evler,bakkal ve kahve varmış.

     Gemlik Büyükkumla Köyü’ndeki eski caminin kitabesi bulunmamaktadır. Ancak haziresindeki Veli Dayı’nın oğlu Ali’nin 1728-1729 tarihli mezar taşı bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde de bu caminin ismi geçmektedir. Cami, güney-kuzey doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yeri ile ibadet mekanının birleştiği köşede minaresi bulunmaktadır.

     Sel felaketlerinde ve Kurtuluş savaşında büyük zarar gören köyden geriye şimdi sadece iki hamam(büyük-küçük hamam), bakkal Piri camii,bir de köprü kalmıştır.Onlarda artık harabe şeklindedir.

ÖMER ŞAHİN'İN ANILARI..

     Eski köyde doğan Ömer Şahin; çocukluğunda yaşadığı sel felaketini şöyle anlatıyor.

    "Yıllar önce Büyükkumla köyünde bir sel olmuş ama ben onu bilmiyorum.1949 Senesinde köyümüzün ikinci sel felaketinde 5-6 yaşındaydım.

    "Önümden yerlerinden sökülmüş kestane ağaçları sürüklenerek ve diğer ağaçları da önüne katarak köprünün altından azgın sulara kapılarak geçti.Köprü gene de yıkılmadı.Bizim evimize su doldu.Biri beni tuttu çıkardı.Kedimi kucağıma aldım.O gece gidip başkasında kaldık.

     Köyün altlarındaki 3-4 ev yıkıldı.Evin birinde bir tonluk ahşap kemerli fıçılar vardı,içlerinde tane buğdaylar bulunan.Sel olduğu gibi önüne katıp sürükleyerek bir kenara yığmış,hiç bozulmadan içinden buğdayı aldılar.

    Bu köye (sahil)56 yılında taşındık.Orada es köyde(kısaca öyle diyorlar)İlk Okul vardı,okulu eski köyde bitirdim.

ALİ KAPTAN'IN ANILARI.

    Yine köyden Ali Kaptan ,ailesinden dinlediklerini bizlere eski köye yaptığımız bir ziyarette şöyle anlattı:

    Babam Mustafa ,annem Muhterem Kaptan.Annemin dedesi Çanakkale savaşında şehit olmuş.Mezarı Çanakkale'de.Oğlu dedem eski köyde bakkallık yaparmış.Caminin karşısında bakkal dükkanı varmış.Yan tarafı ise kahveymiş.

    Anne tarafım da,baba tarafım da köyün eski ve bilinen,tanınan kişileri.1956 yılına kadar bu köyde yaşamışlar.

Köy 1956 yılında taşındıktan sonra ben sahildeki köyde 1957 yılında doğmuşum.

Çocukluğumuz bu hikayeleri dinleyerek geçti.

Duyduğum bir kaçını anlatayım.:

     "İleride Mabolu gölümüz var .Mabolu çok ulurmuş,çıkardığı sesler karşı sahilden duyulurmuş,bu durumdan şüphelenen köylüler evlerde yatamamış.Köyün ekinleri arpa ,yulaf ,buğday sel suları ile sürüklenmiş,sele kapılan hayvanlar telef olmuş,kimini canlı bulmuşlar.

    Yine bir rivayete göre caminin çatısı o dönemlerde kurşundan yapılmış,camiye herhangi bir şey olurda yeniden yapılırsa bu kurşunlar satılarak maliyet karşılanır diye düşünülmüş.Camiyi yakmışlar.Bu kurşunlar erimiş ve tabaka halinde akmış.Avcılar bu kurşunları eriterek kendilerine fişek yapmışlar.

     Babam anlatırdı;eski köyde "kavaklı bahçe" diye bir yer vardı.Köyde hayvancılık yapılırmış.Kuraklık olduğu senelerde köyün bütün halkı hayvanlarını,kundaktaki çocuklarını bile alır, bir kişi kalmadan bu meydana gider,dere yatağını bilemiyorum neden?kum torbaları ile kapatırlarmış.Koyunlar kurban edilir,götürülen pirinçlerle pilavlar yapılır,dualar edilir ,yenilir içilirmiş.Rabbim de öyle güzel yağmur verirmiş ki;çuvalları bile dereden alamadan dönerlermiş.

     Köy dere içinde olduğu için yabani hayvanlar gelirmiş.Hatta bir rivayete göre zerzevat toplamaya giden iki kızdan birini  ayı parçalamış,diğeri zor kaçarak kendini kurtarmış.

    Ayakkabı ve baston izi olan bir kaya vardı yukarıda,çocuklar hep merak ederdik,mıcır için patlattılar meğer define işaretiymiş,her çıktığımızda nasıl bir iz diye bakardık.."Köyü herkes terkettikten sonra bir hane kalmış."Yorgansız" derlermiş kalan adamın adına.Köy tamamen boşalarak kimi sahile ,kimi başka yerlere gitmiş.

    Sahildeki köyün Ali Sevinç parkında bir dibek taşı var.Maalesef böyle tarihi eserlerin kıymetini bilmiyoruz.Taşı kırmışlar,öylece duruyor.

Ali Kaptan o taşın hikayesini de şöyle anlatıyor:

     "Bu taşı müezzin çeşmesinden çırak Ömer yeni köye getiriyor.Cami'nin bahçesindeki meydana koyuyor.Köylü buğdayını getirerek bu taşta dövüyor.Altında da bir kare taş vardı.Hoca evinin oradan bu taşı üç kişi (120 kilo)parka zor getirmiş.Oysa çırak Ömer bu taşı sırtında taşımış.Eski insanlar bu kadar kuvvetliydi."

     Halil İbrahim Ünal'dan aldığım odun kömür deposu'nun fotoğraflarını grup sayfamda paylaştığımda eski köy Gemlik Manastır işçi evlerine benzetilmiş ve "köy oluştuğunda ilk önce cami yapılır,cami neden yok?"denmişti.

    Köyün ilk müezzini Ali Şengün'ün dedesi.Müezzin dedeye bir sonraki sayımızda yer verdim.

    Ali Şengün'ün ifadesine göre Müezzin dede; köy taşındıktan sonra da her sabah yürüyerek eski köye gider ve orada ezan okurmuş.Sahildeki caminin yapımı daha sonra olmuş.

Müezzin dede de köyün odun kömür deposunda yıllarca çalışmış.

"Cenap Şahabettin

İnsan tarihe her istediğini söyletebilir; çünkü ölüler itiraz edemezler."demiş.

    Tabi bu rivayetler ne derece doğru,ne kadarı değişerek geldi günümüze bilemiyoruz ama yine de bir doğruluk payı mutlaka vardır,hiç anlatılamamaktansa belki bize bir fikir verebilir.

    Bir iki sene önce gittiğimde nedenini anlayamadığım bir restorasyon olmuş,kalıntılar ortaya çıkmış temizlenmişti.Gördüğüm anıt eserlere hayran olmamak mümkün değildi.Eğer turistik bir bölgede olsa;görmek için insanlar akın akın gelirdi.

    Bu yıl(2020) çevre gününde Gemlik Tarihini,Kültürünü araştırma ve yaşatma Derneği üyelerimizle tekrar gittik.Yollar sulardan geçilmiyordu.Her yeri ot bürümüş eski haline dönmüştü.Bu restorasyonun neden yapıldığını hala bu durumu gördükten sonra anlayabilmiş değilim.Fakat köyün tarihi çok eski olduğu için defineciler tarafından da tahrip edildiğini duyuyoruz.

     Köydeki eski mezar taşları,caminin bahçesindeki mezarlara ne oldu belli değildi.Sadece toplu sembolik bir mezar yapılmıştı.Cami bahçesine kırılarak atılmış bir iki sütun parçasından başka da geriye çok bir şey kalmamıştı.

    Yine de eğer görmediyseniz eski köye gitmenizi ve sular altında kalmadan görmenizi isterim.Tarihin bu şekilde kaybolmasına eminim sizde bizim gibi üzüleceksiniz.Bugün şehirlerde bile hamam kültürü yok iken o zamanlarda iki hamam yapılmış..Yıllara ,felaketlere dayanan köprü sapasağlam ayakta.

YAĞHANEDEN MÜZEYE..

Bu köyün ilk ve eski muhtarı Halil Ünal.

Onun köyün sahile taşınmasında önemli bir rolü var,

Halil Ünal'ın torunları büyük ve küçük Halil Ünal İle görüştüm.;

    İzzet ağa Büyük Kumla köyünün ileri gelenlerindendir.Köyün zengin ve hatırlı kişisi İzzet ağanın Mart 1315 yılında bir oğlu dünyaya gelir.

Adını Halil koyar.

    Ticaret odası eski kayıtlarına göre; Halil efendi (1338)1922 yılında bir odun ,kömür deposu kurarak iskelede toptan ve perakende olarak ticaret odasına kaydını yaptırır.

    Odunculuk köyün önemli gelirlerinden biri.Civar köylerden de aldığı meşe, gürgen odunlarını, fırınların yakılması için mangal kömürlerini ve yine meyve ,sebze ,özellikle köyde yetişen muşmulaları o zamanın ambar motorları ile İstanbul'a göndererek ticaretini sürdürmektedir.Bu nedenle de deponun önüne tahtadan bir iskele yaptırmıştır.

     Sahildeki tek bina olan depoda ağzına kadar dolu mangal kömürü bulunmaktadır.Bazı kişilerce burada yangın çıkarılıyor ve ne varsa yanıyor.Halil Ünal deponun yandığına çok üzülüyor,sıkıntıdan şeker hastalığına yakalanıyor ve bir müddet sonra ölüyor.

     Yangından sonra burası Halil efendinin çocukları Kemal ve Cemalettin Ünal tarafından taş binaya çevriliyor ve yağhane olarak işletilmeye başlıyor.Zeytin ezme taşları o zamanlar atlarla çevriliyor,daha sonra elektrik olmadığı için dizel kamyon motoru ile çalıştırmışlar.

    Bu dönemde Karacaali,Narlı,Kapaklı,Fıstıklı,Küçük Kumla Armutluya kadar tüm civar sahil ve dağ  köylerine hizmet veriyor.

    Büyük Kumla köyünün içeride olması,içinden dere geçmesi ve yaşadığı sel felaketleri nedeni ile köyün başka yere nakli düşünülmektedir.Sahildeki köyün kömür deposunun olduğu yer hariç, köyün sahilde başka arazisi yoktur.Köyün konuşlandığı araziler Karacaali köyüne aitmiş.Zamanın Kaymakamı bu binayı emsal göstererek köyün şu andaki yerleşimine izin vermiş.Bu sayede köy sahile taşınabilmiş.

    Kemal ve Cemalettin Ünal daha sonraki yıllarda Gemlik Balıkpazarı'ndaki yağhaneyi de alarak iki yağhane işletmeye başlamışlar.

    Cemalettin Ünal'ın (1965)erken yaşta vefatından sonra abisi Kemalettin Ünal işletmelerin çalışmasını devam ettirmiş.Kemalettin Ünal'ın 1999 yılında vefatından sonra da babadan oğula geçen işletmeler onların oğulları Halil Ünal(Kemal Ünal'ın oğlu)Halil İbrahim Ünal,İzzet Ünal (Cemalettin Ünal'ın Oğulları)tarafından fasılalarla 2010 yılına kadar çalıştırılıyor.

    Geçmiş dönem Gemlik Belediye başkanı Refik Yılmaz ,yağhanenin müze yapılacağı sözünü vererek her iki yağhaneyi de takas yolu ile istimlak ediyor.Aile babalarının isminin verileceği sözünü alınca, yağhanelerin makinelerini bedelsiz Gemlik Belediyesine müzede kullanılması için bağışlıyor.

     2019 Yılında göreve gelen Gemlik Belediye Başkanı Uğur Sertaslan konuya ilgi gösterdi ve atıl durumdaki bina kısa zamanda temizlenerek, Gemlik Zeytini Festivalinde zeytin yağı müzesi olarak gelen yabancı heyetlerin ve halkın ziyaretine açıldı.İleri zamanlarda restore edilerek kalıcı bir zeytinyağı müzesi olarak hizmet vermesini umuyoruz.

     Gemlik'deki yağhanenin makineleri ise ne yazık ki; Halil İbrahim Ünal'ın tüm tembihlerine rağmen bilinçsizce sökülmüş ve Fen işleri deposunda açıkta paramparça bir yerlere atılmıştı.Bu durumu bizzat yerinde gördük ve tespit ettik.Festivaldeki müze çadırının kapısında da; parçalanan eski ve değerli makinenin sadece iki taşını getirerek sergileyebildim.

    Büyük meblağlar tutan makinelerin maddi değerinden ziyade, ileride bir müzede yer alacakken bu durumda olması aileyi çok üzdü.

    Bu süreçte bende aileye yakın biri olmam ve Kent Konseyi Başkan yardımcısı olarak görevim nedeni ile çalışmalarda bizzat bulundum.Dedemin de Gemlik de bir yağhanesi olmasından dolayı çocukluk anılarımda o pirine kokusunu içime çekerek büyüdüm.Artık neredeyse tamamiyle yok olan bu yağhanelerden hiç olmazsa bir tanesinin müzeye dönüşecek olması bu nedenle de beni mutlu etti.

Halil Ünal yağhanenin kapılarının Benni köyündeki kiliseye ait olduğunu da söyledi.

    Gemlik Tarihini ,Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği olarak umuyoruz ki ;bu yağhane en kısa zamanda restore edilerek müze olarak kazandırılır ve Zeytinin,zeytinyağının tarihçesi yeni nesillere aktarılır.

Reyhan Çorum

KAYNAK.Yağhane ile ilgili bilgiler ve fotoğraflar Halil Ünal,  Halil İbrahim Ünal-İzzet Ünal'dan(torunlar)alınmıştır.Köyün geçmişini anlatan kişilere;

Emeği geçen herkese;

Teşekkür ederiz.