• Çarşamba 13 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 16 ° / 6 ° Güneşli
  • Cuma 18 ° / 6 ° Parçalı bulutlu


Milli mücadele yıllarında Gemlik-Kumla da  yunan mezalimi.(1)

Milli mücadele yıllarında Gemlik-Kumla da  yunan mezalimi.(1)

Milli mücadele yıllarında Gemlik-Kumla da  yunan mezalimi.(1)

ÖZKAN VE FERHAT SABİTOĞLU'NUN ANILARI..

Aylardan Eylül.Bu ay Gemlik'in düşman işgalinden kurtulduğu ,özlediği hürriyete kavuştuğu zamandır.Peki nasıl yaşamış,ne zulümler çekmiş atalarımız ?

Sophia Lambridis ‎

Gemlik'den giden Rumların açtığı bir sitede ailesine ait bazı fotoğraflar paylaşmıştı.

Savaşın acı yüzü.Yunan askerlerinin gelişi ve yabancı askerlerle dolu bir Gemlik.

Bu fotoğraflar bakarken bile insanın canını yakıyor.

Atalarımızın yaşadıkları kitaplar dolusu acı hikayelerle dolu.

"Greek army entering Gemlek , 16 July, 1920

Yunan ordusu gemlek ' e giriyor, 16 Temmuz 1920"

Mustafa Kemal Atatürk ve onun şerefli subay ve askerlerine minnettarız.

Saygı ve rahmetle anıyoruz.

Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik.

ORHAN VELİ KANIK

Milli mücadele esnasında ;

     Gemlik işgal kuvvetleri ve yerli Rum işbirlikçileri tarafından şiddetli bir mezalime tabi tutulmuş olup,tabir yerinde ise taş üzerinde taş ,omuz üzerinde baş bırakılmamıştır.

O günleri gören büyüklerimizin anlattıkları akla ziyan olaylardan bazı özetler;

     Rum askerleri sahil köylerini işgal ettikleri hengamede halk elinden geldiği nispette direniş gösterince karşılıkla müsademe oluyor,her ne kadar olsa da teçhizatlı Yunan askerine karşı dayanmaları mümkün değil.Yerli halktan ,müslüman ahaliden öldürülen kadınların göğüs uçları kesilip,bir tele tespih gibi dizildiği bizzat zeytinci Kamuran Doğan amcamızın annesi tarafından daha sonra bizlere nakledilmiştir.

    Yerli Rumlardan türeyen eşkıya çeteleri işgal esnasında müslüman halkı soymuş,haraç kesmiştir.Umurbeyli Halil Alkış'ın anlattığı kadarıyla"Haralambos"isimli bir eşkıya (Rum)yeni mahalle yokuşunun başında salı günleri rakı masası kurup,pazara gelen (Eskiden beri Gemlik pazarı salı günü kurulduğunu anlıyoruz)köylülerden haraç topladığı,o zaman köylüler öküz arabasıyla Gemlik'e gelip,3-5 aile beraber pazar düzüp köye döneceklerken,zaten yokluk ve fakr-u zaruret var,bu eşkıya iyice sarhoş olsun çekilsin gitsin diye gece yarılarına kadar Gemlik içinde bekleyip,her ne zaman çekilip giderse,ancak o zaman yola çıktıklarını bize anlatmışlardır.

GEMLİK VE AHALİSİ İÇTİMAİ VE KÜLTÜREL YAŞAMI:

     Küçük Kumla köyü eskiden civar köyler içinde biraz daha maddi imkanları gelişmiş bir köyümüz olup,Osmanlı zamanında köyün içinde "çağlayan" tabir edilen sudan istifade ile dinamo çalıştırıp elektrik elde etmişler.Köyün içinde manyetolu telefon hattı kurulmuş,Gemlik ve Bursa ile irtibat sağlanmıştır.

    Gemlik de yada Kumla da barış anlaşmalarında Ferhat Sabitoğlu dedeme gelip ahali dertlerini anlattığı,bazen onun göstermesi ile,işin sulh olduğu vaki iken,bazen anlaşılmadığı olunca büyük dedem manyetolu telefonu çevirir,Bursa'ya haber edermiş.bilahare Bursa'dan faytonla kadı gelir,dükkanın arkasındaki mahsus mahalde bir nevi mahkeme görülürmüş...Adnan Tekin'in babası Kemal Tekin'in anlatımıyla öğrendik.

    Kumla içerisinde taş konaklar gayet güzel temeyyüz etmiş yerleşim yerleri varken Yunan'a teslim olmayınca,bütün köy ateşe verilmiş,tarumar edilmiştir. Şu anki Kumla Köyü büyük oranda Kurtuluş savaşından sonra inşa edilen halidir.Eski ihtişam haliyle kalmamıştır.

     Köyümüzün yaşlılarının anlattığı kadarıyla,750 sene evveli tarihli mezar taşları olduğu söz ediliyor.Bu tarih bizi Anadolu Selçuklularına kadar götürür.

Köyün sosyal yapısı ,bazı özellikleri aslında ahalinin kökeni açısından bizi şuraya götürmektedir ki;Küçük Kumla Köyü Manav Köyü olsa gerektir.

    Manavlar;Yörük Türkmenlerin yurt tutmuş halidir.Yörüklerde ve manavlarda imkanlar kısıtlı olsa da hamam geleneği vardır..Bursa'daki Hamamlı Kızık örneği gibi:Evlenecek kızların kınasının hamamda yakılması,Baba evinden pir-u pak çıkıp gideceği eve adeta bağlılığının ,fedakarlığın simgesi olarak kınalanıp (kınalı kuzu ,kurbanda askere giden delikanlıların küçük parmağına kına konması ve vatana kurban görülmesi)gitmesi,gelin kızın baba evinden ata binip ,atın cibinlik içinde gelin gideceği yere kadar adeta bir tören ile götürülmesi çok köklü bir gelenek olarak yakın zamana kadar,köyümüzde yaşatılmıştır.Bu forklorik unsurlar incelenmeli Anadolu'daki diğer Türk gelenekleri ile bağı tespit edilmelidir.Yusuf Halaçoğlu'nun tesbitlerine bakılırsa köyümüz Kara Keçeli Yörükleriyle bağlantılı olduğu söylenmektedir.

    Yine civar köylerimizden "Gençali" ve "Karacaali"köyü Bursamızdaki diğer iki Ali köyü ile birlikte (Yiğit Ali ve Yörük Ali)Bektaşi Türkmen geleneğine bağlı köylerimizden olduğu görülmektedir.

Genç Ali Köyünde şu anki caminin bulunduğu yerde 5 kapılı büyük hamam 1980 yılına kadar ayakta durmuş olup Manav geleneğinin simgesidir.

KUMLA'DA DİNİ HAYAT.

Kumla köyümüzün eskiliği ile mütenasip,dini hayat da köklü ve hayli gelişmiştir.

    Anadolu da tasavvuf geleneğinde Abdulkadir Geylani'den sonra Kadiri tarikatının ikinci piri kabul edilen Eşrefoğlu Rumi'nin(Abdullah el Rumi) soyundan gelen iki torunu Kumla'ya yerleşerek,burada bir zaviye açmışlar ,Eşrefoğlu Rumi kaynaklarda (1377-1484)yılları arasında yaşamış olduğu geçmekte olup torunları muhtemelen 1486'dan sonra köyümüze geldiklerini var sayarsak yaklaşık 500 yılı aşkın bir süredir köyümüzde  Kadiriliğin bir kolu olarak,Eşrefilik süre gelmiştir.

Köyümüzde ayrıca mevlevilik de (Harmanlık mevkiinde)var olmuş bir tarikattır.

    Eşrefilik'te anlatılan bir menkıbe  Eşrefoğlu Rumi Bursa da Abdal Mehmet adlı bir veli zatın kerametine mazhar olmuş,bu zat çamuru küçük köfte halinde yapıp tencereye koymuş,,tencereyi fırına atıp pişirdikten sonra indirince köfteli çorbaya döndüğü görülmüş,bu tarikatın adeta mahsus bir yemeği haline gelen bu çorba son şeyhler de Nurettin efendinin ailesinde gelin olan 90 yaşındaki Yaşar teyze tarafından halen yapılmakta olup,belli belirsiz bu gelenek,çok perdeler altında devam etmektedir.

    Ayrıca tekkenin Aşure ikramı Cumhuriyet devrinde de devam etmiş,anneannemin anlattığı kadarı ile herkes tahta kaşığını alıp tekkeye Aşure yemeğe gittiğini bizzat yaşamış ve bize anlatmıştır..

Özkan bey'e bu bilgi,anı ve araştırmaları bizlere aktardığı için kendim ve sizler adına çok teşekkür ediyorum.

Akrabası Ferhat Sabitoğlu  Naci Pehlivan'a dedesinden dinlediklerini şöyle anlatmış.

"Dedem 1876 doğumlu,1967 yılında vefat etti.

     Bizim aslımız Küçük Kumlalıdır.Benim orada bir bakkal dükkanım vardı.Köylüler salı günleri pazara giderlerdi.Ben de bir gün eşeğime bindim pazara gidiyordum. Gemlik’ te Yenimahalle de Halim Ağa’nın kahvesinin bulunduğu köşede Rumların kahvesi vardı. Kalabalık olurdu. Gençler yaşlılar o kahvede toplanırlardı. ( Yeni Mahallede Kumla yokuşunun başlangıcındaki köşede.) Oradan geçerken önüme birkaç Rum genci çıktı. Yanlarında bir köpek vardı. Kemalist! Kemalist! diye bağırıyorlardı. Mustafa Kemâl Kurtuluş için Ankara’ya gitmişti. Belli ki onu aşağılamak için yapıyorlardı. Birisi yaklaştı, sizi Kemalist kurtaracakmış dedi. Ben bir şey söylemek için durmuştum. Yanıma yaşlıca kısa boylu kırmızı yüzlü bir Rum yaklaştı. Köylü bunlara uyma, memlekette kanun, yok, asayiş yok, bir şey dersen bunlar seni döverler, belki de öldürürler. Haydi git pazarına dedi. Ben de onun sözlerine uyarak eşeğimi dehleyip pazara gittim.

    Aradan çok geçmedi birkaç ay sonra Birinci ve ikinci İnönü savaşlarının yapıldığı ve Türk kuvvetlerinin galip geldiği haberleri geldi. ( Birinci İnönü Savaşı: 11 Ocak 1921, İkinci İnönü Savaşı: 23 Mart 1921) Bu savaşlardan Türk kuvvetlerinin galip geldiği duyulunca köylere baskınlar düzenlemeye başladılar. İki de bir silah aramak bahanesiyle evleri arıyorlardı. Sizde var çete derlermiş.

    Bir gün yine arama yapmak için köye gelmişler. Sıcakta yorulmuşlar. Beş alı asker varmış. Şapkalarını çıkarıp sandığın üstüne koymuşlar. Konuşurlarken babam daha çocuk birden askerin birinin şapkasını alıp eve kaçmış. Annesi bu nedir deyinceye kadar babası gelmiş, şapkayı almış. Oradaki incir ağacından biraz incir toplayarak şapkaya doldurup Yunan askerlerine götürmüş. Çocuk size incir verecekti. Koyacak bir şey bulamadığı için şapkayı alıp gitti demiş. Bunun üzerine Yunan askeri babamın başını okşayarak ona iki tane peksimet vermiş.

     Yunan ve Rum baskıları bundan sonra devam etmiş. Halkın katlanacak hali kalmadığından köyde bulunanlar gelen Hilali Ahmer gemisi ile İstanbul’a göç etmişler. Halkın çoğu kışlalarda kalırken dedem Eyüp’te ev tutmuş. Kurtuluş Savaşı bitinceye kadar orada kalmışlar. Savaş biter bitmez hemen dönmüşler fakat kaymakam Gemlik’te daha emniyet sağlanamadığı gerekçesi ile bizim aile ve diğer gelenleri geri göndermiş. Biz size haber ederiz demiş. İki ay kadar sonra haber gelmiş. Kumlaya gittiklerinde evlerinin yakıldığını görmüşler. Kaymakamlıkça Gemlik’te kendilerine bir ev tahsis edilmiş. Bundan sonra hayatlarını burada devam ettirmişler.

Kumla da yaşanan mezalim ve yaşanan başka hikayelere ; ;devam edeceğiz.

Reyhan Çorum

Kaynak.Özkan Sabitoğlu.Naci Pehlivan.Gemlik.(Ferhat Sabitoğlu'nun anıları.

İşgal fotoğrafları.Sophia Lambridis‎Φωτογραφίες του χθες και του σήμερα στη Νέα Κίο