• Pazartesi 26 ° / 14 ° Fırtına
  • Salı 18 ° / 11 ° Sağanak
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli


İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER ..(2)

İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER ..(2)

İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER ..(2)

Her eline silah alana Kuvayı Milliye diyemem ben ! Dersem; mahşerde Hasan Tahsin’in, Kara Fatma’nın, Şerife Bacının, Telgrafçı Ali’nin, Topal Osman’ın, Karayılan’ın, Diyap Ağanın, Şahin Bey’in, MUSTAFA KEMAL’in yüzüne nasıl bakarım ?(Ekin Topcuoğlu)

Onları hep isimsiz kahramanlar olarak tanıdık, bildik.

Cumhuriyetten sonra neler yaptılar, kimlerdi?

İş hayatları, sosyal faaliyetleri, aileleri ile;

KUVAYI MİLLİYECİLERİ YAKINDAN TANIMAYA DEVAM EDİYORUZ.

Bengi Çorum; hem Gemlik, hem de Bursa teşkilatında görev yapan dedesi Hakkı Bey'i anlatıyor..

HAKKI ŞENGEZER

Doğum: 1888

Ölüm: 1957- Gemlik.

Babası Trabzon'un tanınmış ailelerinden; Nemlızadeler'in oğlu Tevfik Bey, annesi Bursa'nın eski ailelerinden Beylik Bahçeliler'in kızı Rahime Hanımdır.

Tevfik beyin Trabzon'dan Bursa'ya gelme nedeni de, dayısının Bursa Valisi Galip Bey olmasıdır. Babasının ölümünden sonra yaramazlıklar yapan Tevfik Beyi annesi Bursa'ya ağabeyinin yanına gönderir. Galip Bey Bursa'dan tayin olup giderken, yeğenini yerine gelen Vali ve arkadaşı Ahmet Vefik Paşa'ya emanet eder.

Ahmet Vefik Paşa vilayette memur olarak çalışan Tevfik Beyi Devlet-ı Hakan-i (Tapu Kadastro) müdürü yapar ve Bursa'nın köklü ailelerinden Beylik Bahçeliler'in kızı Rahime Hanım ile evlendirir. Bu evlilikten 1888 yılında Hakkı Bey Muradiye türbelerinin arkasındaki Havuzlu Konak'ta doğar. Havuzlu Konak Bursa'nın sayılı evlerindendir. Anneannem bu eve gelin gitmiştir. Dedem; Bursa Erkek Lisesi (Bursa Mekteb-i Sultanisi) mezunlarındandır.

Bursa Erkek Lisesi'nde dedemlerin sınıfında üç tane Hakkı isimli talebe varmış; ayırt edebilmek için üçüne de takma ad koymuşlar, dedeme de Sarı Hakkı demişler. O ad hem Bursa'da, hem Gemlik'te bilinirdi. Bursa'da dedemin kuzeni Hakim Rafet Bey vardı dedeme çok benzerdi, ona da Sarı Hakim derlerdi.

Hakkı bey de; babası gibi, Bursa Vilayetinde memur olarak çalışmış.1914 yılında Bursa Ziraat Bankası müdürü Mustafa Sadık beyin üçüncü kızı Şevket hanım ile evlenmiş, bu evlilikten 1915 yılında annem Melahat Çorum, 1920 yılında teyzem Sacide Şengezer dünyaya gelmiş.

Bursa'nın Yunan işgalinden sonra Hakkı bey ikinci defa askere alınmış; eşi ( Şevket Hanım) Muradiye'deki evi kapatıp, çocukları ile birlikte babası yeni vefat ettiği için Gemlik'e annesinin yanına dönmüş.

Hakkı bey, Mudanya'da az bir askerlik yapıp Gemlik'e eşinin yanına gelmiş; Gemlik Kuvayı Milliyecileri ile çalışmış, sonra ailesi ile birlikte Bursa'ya dönüp Bursa'daki Kuvayı Milliyecilere katılmış, hatta Ali Paşa Hamamı'nı kiralayarak gündüz hamam olarak kullandırmış, geceleri toplantılar yapılmış.

Kurtuluştan sonra tekrar memuriyete dönmemiş. Alaaddin Bey (Fodura) köyünde bulunan çiftliğini işletmeye başlamış ama becerememiş. Tarlaları tek tek satarak ve Muradiye'deki evi kiraya vererek Gemlik'e yerleşmiş.

Gemlik ve Umurbey'de yağhane çalıştırmış, balık ticareti yapmış ama hiç birinde başarılı olamamış.

Gemlik'te Sunğipek fabrikası açılınca oraya tekrar memur olarak girmiş ve ambar şefi olarak 1953 yılına kadar çalışmış, yaş haddinden emekli olmuş.19 gün eksik çalıştığı için emekli maaşı bağlanmamış. Sonra çıkan bir kanun ile maaş bağlandı, annem ve teyzem babalarından maaş aldılar. Ama kendisi 03.Eylül.1957 tarihinde vefat ettiği için maaşını alamadı.

Hakkı Şengezer'in mezarı Gemlik eski mezarlığındadır.

BERK ONUR VE HÜSEYİN EKİM İLE SÖYLEŞİ..

Berk Onur; (Kemal Kumla'nın kızı Şule Hanım'ın oğlu, Kemal Bey'in eşi Raife Kumla, Daniş Bey'in kız kardeşi) tarihe meraklı, ilgili bir genç. Çalışmalarımızda zaman zaman bizleri aydınlatıyor. Hüseyin Ekim Daniş Bey'in torunu. Çok güzel bilgiler ile fotoğraf arşivlerini verdiler.

TUZLA ÇİFTLİĞİ.

Gemlik'in güneybatısında, Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı ile BP ve Borusan tesislerinin bulunduğu kesime önceleri verilen ad.

Burası Osmanlı döneminde tuz çıkarılan ve zaman zaman Saray'ın yaz mevsimlerinde dinlence amacıyla geldiği küçük bir köy idi.

1325 H. (1907) tarihli Hudavendigâr Vilâyeti Salnamesinde 14 hane olarak kayıtlı olan bu yerleşme, sonraki yıllarda Daniş Ekim'in mülkiyetine geçmiş ve uzunca bir süre Tuzla Çiftliği adıyla anılmıştır.

Bu çiftlik daha sonra Kuvayı Milliye toplantıları için kullanılmış. Burada gizli toplantılar yapılmış.

SEYFULLAH OĞLU ŞÜKRÜ ZAVALANİ (ŞÜKRÜ EKİM, DANİŞ BEY'İN DEDESİ)

Gemlik'e ilk Daniş Bey'in dedesi geliyor. (Kahramanzade Seyfullah Bey 1896-1897 senesinde. )

Şükrü bey: Doğumu 1886 Güney  Arnavutluk Zavalan . Ölüm tarihi 1930.

Hüseyin Ekim hiç görmediği atalarını şöyle anlatıyor.

Dedemizin dedeleri Seyfullah Bey ,

Karadağ Savaşlarında gösterdiği yararlıklar nedeni ile Sultan Abdülhamit kendisini farketmiş, paşalık rütbesi vermek istemiş. Fakat Seyfullah Bey buna sıcak bakmamış. Yarbay Rütbesi ile saraya alınmış, ailesi ile birlikte Zalavan köyünden İstanbul Beşiktaş'a göç etmişler.

 II. Abdülhamid ‘in Yıldız Sarayında yaveri olarak Kaymakam Yarbay rütbesi ile Abdülhamit'in hizmetinde çalışmaya başlamış. Tuzla çiftliği o zaman Kapitülasyon malı, Devletin elinden Fransız bir Madam almış, 40 sene sonra satıyor. Daniş Bey'in dedesi çiftliği madamdan ailenin Arnavutluk'tan gelirken yanlarında getirdiği birikimlerle satın alıyor..

Tuzla Çiftliği Fransız Konsolosluğundaki o madama aitmiş. Bunun dışında Gemlik'te üç konsolosluk daha bulunmaktaymış.

Seyfullah Bey'in oğlu Şükrü Bey Galatasaray lisesini bitirerek, çiftlikte ziraat yapmaya başlamış. Yanında çalıştırdığı köylüler ve kişilere de ekmek kapısı sağlamış. Her türlü ihtiyaçlarında köylüyü sahiplenmiş.

Gerisini Berk Onur şöyle tamamlıyor..

1097 Hüdavendigar Vilayeti salnamesinde14 hane olarak kayıtlı köyler gibi Tuzla Çiftliği de kayıtlı bir yerleşim yeridir. Daha sonra Cumhuriyet ile birlikte Gençali köyüne dahil olmuştur.

Tuzla Çiftliği de; Kuvayı Milliye'nin ayrı bir boyutu. Orada da işin lojistik kısmı ikmal-iaşe işleri oluyor. Şükrü bey ( Anneannemin ve Daniş beyin babası ) o da o vakit arananlar listesinde. Çiftlikteki Arnavutları silahlandırıyor. 2 kere Küçük Kumla’yı yakılmaktan kurtarmış, çiftlikteki bu milis grup. Çeteler ve Yunan askerleri Kumla'yı 3. defada yakmışlar.( 12 Mayıs 1921 de)

İşgal zamanı Şükrü Bey'in hanımı ince hastalıktan vefat ediyor. 1922 ‘de arananlar  listesinde olduğu için cenazeyi gece kaçırıp Umurbey’de gizlice defnediyorlar sabah karanlığında. Bir ilginç anekdot daha savaş bitip esir değişimi olduğunda. 150 tane Yunan esiri veriyorlar Tuzla çiftliğine bir süreliğine. O dönemde  kimi  civar çiftlik sahipleri esirlere kötü muamele yapıp, sabana inek niyetine koştururlarken, Şükrü bey koyunlar kestirip, pilav döktürüyor çok iyi davranıyor esirlere. Adamlar kendi memleketlerine gidince Gemlik'e mektuplar yazıyorlar; " Yunanistan ‘a gel misafirimiz ol, bize yaptıklarını hiç bir zaman unutmayız "diyerekten. Düşmanda olsa herkesin insani bir vefa duygusu olduğuna dair bir örnek .

Torunu Daniş Ekim ise uzun yıllar siyaset yapmış, her alanda ilçeye katkılar sağlamış, Gemlik Belediye Başkanı olarak Gemlik'e hizmet etmiştir. Daniş Ekim'in torunu Hüseyin Ekim ile yaptığımız söyleşiyi daha sonra yayınlayacağız.1910 doğumlu olan Daniş, Bey babası Şükrü Bey'in kuvvacı olduğu ve vatanın savunmasında önemli görevler üstlendiği yıllarda henüz küçük bir çocukmuş.

ALİ BEY VE OĞULLARI..

Nuri, Galip, Mustafa adında üç oğlu vardır. Gemlik'e gelerek yerleşirler.

Nuri Paşa’nın babası , Eşref beyin dedesi  Kerimoğlu Ali bey (kucağında torunu Halit bey ) 1876-78  Doksan üç harbine iştirak etmiş,  yakınında  top mermisinin patlaması sonucu gözleri ama kalmıştır.

Mustafa Bey: Kumla'da ziraat işi ile uğraşmaktadır. Nuri Paşa'nın kardeşi 12 Mayıs 1921'de Yunanlıların K. Kumla'ya yaptığı baskın esnasında şehit edilmiştir.

Yunan jandarması ve yerli çete reisleri Bulgurcu Vaso, Mimi Apostol, Gemlikli Haralambo ve Yorgo marifeti ile katliam yapılmış, en az 60 civarı kimse makineli tüfek ile hayatını kaybetmiştir.

Galip bey: Yelkenli gemileriyle sarayın erzağını temin eden ve Gemlik Ticaret odasının kurucusu olan Galip Bey Nuri Paşa'nın da kardeşidir. 1916 yılında Rumlar zamanında işgalden önce Gemlik Belediye Başkanlığı yapmıştır.( Kadriye Komit bu konudaki araştırmalarını sizlerle paylaşacak)

Gemlik Belediye Başkanlarından Eşref Dinçer'in de babasıdır.

NURİ PAŞA.

1928 yılında vefat eden Nuri Paşa, Kethüdadır yani padişahı temsilen halktan vergi toplayıp Osmanlı hazinesine teslim eder. (Hazine kelimesinin sözlük anlamı, para veya sair kıymetli eşyaların saklanmasına mahsus yer, sandık veya depo’dur.)

Nuri Paşa'nın eşi Azize Hanım. Sultan Abdülaziz dönemi Kuzey Kafkasya göçmeni Ubıh Çerkezi kökenli bir ailenin kızıdır.(1910‘ların sonuna ait bir resimde Nuri Paşa’nın eşi görülmektedir)

Nuri Paşa'nın ilk vefat eden hanımından 2 kızı (Hadiye ve Nuriye Hanımlar), 1 oğlu (Halit Bey), 3‘ü de genç yaşta veremden vefat ediyorlar. İkinci hanımı Azize Hanımdan; Nurettin , Kerim , Kemal , Efdal adlı 4 oğlu ve Nurinisa adlı bir kızı (dört oğlu, bir kızı) vardır.  Kızı Nurinisa Hanım da Robert Kolejin ilk mezunlarındandır. Mezarı K. Kumladadır.

Gemlik'te parkın olduğu yerde Kumlalı Nuri Paşa'nın iki katlı bir hanı vardı, bu han Gemlik'in işgalinde maalesef bombalanarak yerle bir olmuştur.

Bir önceki yazımızda bıraktığımız yerden devam edelim..

Kuvvacı ve Kaymakam Vekili Mehmet Şükrü Çorum'un gemiye çıktığı günden sonrasını Veli Orkun "Gemlik Tarihi ve Coğrafyası" kitabında şöyle anlatıyor.

6 Temmuz 1920'de gene salı günü sabahı aynı filo körfeze gelerek demirledi. Bu sefer karaya asker çıkarmak niyeti ile gelen İngilizler Tersane mıntıkası ile şehrin muayyen yerlerine sandallarla asker çıkarmaya başladılar.

Bundan sonrasını Veli Orkun'a Mahmut Yaramancı şöyle anlatıyor” İngilizler karaya asker çıkardıkları vakit şehirde bulunan Şube Reisi ile Jandarma Komutanı Yüzbaşı İbrahim bey, silahlı sivilleri toplayarak İngilizlere mukabelede bulundular. Bir saat kadar müsademe devam etti. Birkaç İngiliz uçağı şehir üzerinde uçuş yaparak halkı korkuttu. Milli çeteler Katırlı’ya doğru çekilmeye mecbur kaldılar. Müdafaasız kalan şehre çıkan İngiliz askerleri önce hükümet binasını ve sonra askerlik şubesini işgal ettiler.” (2)

İngilizler Kumlalılar'ın hanını bombalamış ve çektikleri resmin üzerine şu ibareleri koymuşlar.

“Gemlik’te Türk Milliyetçilerinin karargâhından ( asilerden) geriye kalanlar. İngiliz Kraliyet gemileri HMS Benbow ve HMS Marlborough’un eşliğindeki gemilerden çıkarma yapan deniz askerlerine bu karargâhtan makineli tüfekle ateş açılmıştı. Fotoğrafta 15’lik bombanın üç katlı karargâh binasında meydana getirdiği tahribat görülüyor. 6 Temmuz 1920”

Sonrasında ileride  Gemlik ve köylerindeki Yunan Mezalimine karşı koyan Kuvvacılar, çeteler ve Türk halkına yapılan zulümlere yer vereceğiz.

İşgalin hemen arifesinde Gemlik'te tırmanan gerilimde bazı etnik ve sosyo-ekonomik faktörlerde bulunmaktadır. Eski Kafoğlu sabun fabrikası o zaman Nuri Paşa’nın ipek fabrikasıdır ve Rum tebaadan ( kadınlar ve kızlar ) da orada çalışmaktadır. Bu durum o güne  kadar bütün ticareti ellerinde tutan Rumlar da ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır. (Özellikle o dönemde Gemlik'ten  İran’ın Reşt şehrine ipek ticareti yaptıklarını biliyoruz) Kendilerinin tek sahibi olduklarına  inandıkları ve   devletten yarı bağımsız hareket ettikleri bir kasabada ilk defa bir Müslüman Türk’ün kendi  ticaretlerine rakip olması, aynı zamanda Gemlik limanından Romanya’ya kereste ihraç etmesi, o güne kadar alışılmış şey değildir. Ötekileştirdikleri Türkler sadece vergi  memuru  ve askerdir onların nazarında. Bu yüzden Yunan ordusunu bir kurtarıcı gibi karşılamıştır kahir ekseriyeti .

Vasilis Koungalis'in unutulmayan Gemlik kitabından Google  tercüme  ile Nuri Paşa'nın fabrikasından şöyle bahsedilmektedir..

"Opexergazotane ipekleriyle söylemek için İpek Fabrikası "Fabrica" ​​oldu. Kalabalık işçi çalışan ve son derece ergatisses, fabrika yanılıyorsam, bir Türk sahibi tarafından Nuri Paşa idi olunan, ama personel biz fabrika düdüğü duydu ve işe personel davet her sabah Rumların ağırlıklı oluşuyor. ( I teyit ve Bayan Katina Tzanis neden Kouligkas B., 1988) ve eski Kio ipek üretimine ilişkin. Annesi böyle el sanatları çalışmış ve böyle bir meslek Kio gelişen varolan söyledi. Bursa ve İstanbul'da 2 ipek ticareti yapılan Tavuklar, Fabrika Sabun Fabrikası " Kardeşler Bigelli" aitti. Oldukça ilerlemiş kurumsal ve kullanılan yeterli personel oldu. Sabun ve işletilen değirmen ve un değirmeni yanında. Aynı kompleks oluşturulmasını kapsar. "(Kouligkas B., 1988) 3) Varelopoieia (Voutsadika)" çok varelopoieia (voutsadika demek) asitleme balık kg bonito sardalye) ve zeytin elde edilen ahşap varil edildi. Ayrıca Kapija sertleştirme ve zeytin depolanması için (büyük tanklar) imal edilmiştir. (Kouligkas B., 1988) 4) üreticinin Ntougion" ya da 'Doe' "diye exar- namlu yapı karar üreten ahşap bitki oldu. Ahşap varil Yani hammadde. Biz onları söylediği gibi Bu bitki bu malzemelerle, Coopers veya Vuco epromithefe imal ahşap."

Vasilis Koungalis'in kitabında bahsettiği, Nuri paşa yönetiminde İpek fabrikasında çalışan Rum kadınlar İpek kozasını mikroskop la incelerken fotoğrafları bulunmaktadır.

Yazılanlardan da anlaşılacağı gibi, Gemlik'in en eski ailelerinden bu aile; oğulları ve torunları ile önemli görevlerde bulunmuş, Gemlik'in ticari hayatında büyük hizmetleri olmuştur..

Ailenin K. Kumla mezarlığında toplu halde yattıkları aile kabristanları vardır.

BERK ONUR VE TENDÜ KUMLA(KIZI) İLE GÖRÜŞTÜM..

NURETTİN KUMLA KİMDİR.?..

Nuri Paşanın oğlu, Necati Kurtuluş'un damadı olan Nurettin Kumla 1900 doğumludur. Kuvayı Milliye'nin kuruluşunda önderlik yapmıştır. Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde, tahsil görmüş, Gemlik'in işgalinde İngiliz ve Yunanlılara karşı çalışmalarda bulunmuştur.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra CHP de İlçe Başkanı olarak görev yapmış, 39-40 yıllarında Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. Genç yaşta vefat eden Nurettin Kumla'nın İki çocuğu vardır. Ömer Kumla ve kızı Tendü Kumla Dağdelen. Tendü Hanım'ın babasının vefatında henüz 2 yaşlarında olduğu bilinmektedir. Ömer Bey'de rahmetli olmuştur.

Berk Onur; "Benim merhum dayım Nuri Kumla’dan  dinlediğim (  ona da dedem Kemal Kumla aktarmış ) anılar bunlar. Nurettin bey  abisi, Nuri Paşa’nın en  büyük oğlu. Dedem 12 yaşında, o da 19-20 yaşındaymış. İngilizler Gemlik’e çıktıklarında zaten bildiğiniz gibi Müslüman Türk bir avuç kadarmış. Herhangi bir direniş zor. Hemen silahlanıp, sabah karanlığında evi terkedip Samanlı dağları tarafına çıkmışlar, muhtemelen sizin dedenizin abisi ile birlikte.

İngilizler bunu haber alıyor, etrafta muhbirlik yapan Rumlar'dan. Nuri Paşa’nın Hükümet caddesindeki evine baskın yapıyorlar. Evde hanımı Azize hanım, çocukları Kerim , Kemal , Eftal . Salonda  İngiliz subayı soruyor tercümanla “ Oğlunu sabah  karanlıkta gizlice evden çıkarken gördük, belinde bir kama, göğsünde, dürbün, fişeklik, omuzunda da bir filinta vardı . Ne diyorsun bu hususta. Azize Hanım gayet sakin “ Gördükleriniz doğrudur, siz burayı nasıl işgale geldiyseniz, o da  vatanını müdafaa etmek için gitti" demiş. Bunun üzerine sinirlenen subay İngiliz centilmenliğine leke sürdürmekte istememiş. Elindeki kamçıyla bütün aile fertlerini sırayla tek tek gösteriyormuş, Siz demiş hepiniz çetesiniz . Çocukların  küçük olanı 4 yaşında Eftal beyi göstermiş, "Bu da Çete" , en son Arap Dadı varmış onu göstermiş "Bu da ÇETE" deyip, mahiyetiyle beraber evi terketmişler.

Küçük bir anekdot Gemlik’in işgal dönemine ait . Birinci ağızlardan intikal etmiş bir anı .

EŞREF DİNÇER

TORUNU AYDA DİNÇER KUMLA HANIM İLE GÖRÜŞTÜM.

Bir rivayete göre Yıldırım Bayezid Han zamanında Malatya üzerinden Gemlik'e, esas kuvvetli rivayet ise Macaristan’dan dönen akıncı beylerinden Kerimoğulları’nın Gemlik’e iskan edilmesi sonucu Küçük Kumla köyüne yerleşmişlerdir.

En büyük dedelerinin beş oğlu varmış. Bu oğulları Gemlik'e geldiklerinde her birini bir köyü kurması için yerleştirmişler. Körümoğulları, sonra Kerimoğulları olmuş.

Eşref beyin eşi Muazzez hanım. Çocukları D.P milletvekili Selami Dinçer, Emin Dinçer, Galip Dinçer, Jale ve Hale kızları. Zeynep hanım, Emin Dinçer'in eşi, Ayda hanım onların kızları. Üç erkek kardeşleri var.

Eşref beyin babası Galip bey, Nuri Paşa amcası oluyor. Gemlik'in en eski ailelerinden.

Eşref Bey; Rumi 1305 Miladi 1890’lı yıllarda Küçük Kumla’da doğmuş. Galatasaray  Sultaniyesi'nden mezun olduktan sonra Selanik'de Hukuk okurken Atatürk ile teşriki mesaileri olmuş. Daha sonra tahsilini tamamlayarak avukat çıkmış. 1933-1938 ve 1940-1941 yılları arasında  iki dönem Belediye Başkanlığı yapmıştır.

Buz üretimi ve ipekböcekçiliği ticareti ve tarım bu faaliyetlerinden bir kaçıdır.

Gemlik merkezde bulunan mahalle ve parklardan birine kendisinin ismi verilmiş olup, Gemlik’te bulunan Eşref bey Suyu da ismini taşımaktadır.

Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra Atatürk telgraf çekerek Adalet Bakanı olmasını istemiş ama o Gemlik'i bırakıp gitmek istememiş. (Bazı kaynaklarda Celal Bayar'ın tavsiyesi ile olduğu yazılmaktadır)Hatta bütün çocuklarına siyasete girmeyin dermiş. Buna rağmen ailede bir çok siyasetçi, Belediye Başkanı bulunmaktadır.

Hükümet( Lise) caddesindeki evimize , Atatürk'ün ablası Makbule Hanım Gemlik'e geldiğinde   ziyaretimize gelirmiş. Annemde tanımış Makbule Hanımı. Hatta geldiğinde hediye olarak yeni çıkmış bir fincan takımı getirmiş. Tabakta Türkiye haritası, fincanda Atatürk baskısı var ve bu fincanlar bende hatıra olarak saklıyoruz.

Dedemin Gemlik'in kurtuluşunda Kuvayı Milliye içinde çok çalışması var. Akrabası Nuri Kumla, yine Daniş Ekim, Mehmet Şükrü Çorum ve bir çok vatansever kişi ile canları pahasına vatan savunmasına katkıda bulunmuşlar. Yunan işgalinde teslim olmamak için, dağlarda , bacalarda saklanmışlar.

Yunan zamanı vatanseverlerin yanında işbirlikçiler de çokmuş. Şehit Cemal İle de tabi o zaman sanırım işbirliği içindeler. 11 Eylül'de ilçemizde kutlamalar olurdu. Gemlik'in kurtuluş günlerine Şehit Cemal'in eşi ve oğlu gelirmiş.

Önceden yemekler yapılır dedemin zamanında ağırlarlarmış. Uzun yıllar gelip ziyarette etmişler şehit Cemal'i.

Mezar bizim evimizin hemen üst tarafında caminin bahçesindeydi. Fakat burada bazı kişilerin saygısızca davranışlarını gördüm ve uyardım. Ne yazık ki artık tarihe saygı kalmadı.

Atatürk'ün telgrafı ve değerli belgeler vardı dedemden kalan. Ne yazık ki bazı değerli evrakları koruyamadık. Hükümet yandığını hatırlıyorum. Bir tarafında cezaevi vardı. Mahkumları serbest bıraktılar, bir kısmı evlere evrakları kurtararak taşıdı, bir kısmı da yangını kurtarmak için gayret sarf etti. O zaman dondurmacı Helebak vardı. O bu yangında çok çaba göstermiş ve halkın taktirini kazanmıştı. Evlere dosyaları taşımış ,hatta elleri yanmıştı. Bir rivayete göre yangının kasıtlı çıktığı söylentileri de olmuştu. Babaannem evimizin yakınında olan bu yangını üzüntü ile izlerken "Ay gitti, yandı, yakıldı" diye söylenip duruyordu.

Eşref Bey'in Belediye Reisliği zamanında kendi ifadesi ile bir gazete beyanatı.

10 Kasım 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 6

Gemlik, (Hususi) — Belediye Reisliğine eski reis, hukuk mezunu Eşref Beyin seçildiğini kısa haber olarak bildirmiştim. Kendisi ile başarılan ve başarılacak işler hakkında  görüştüm.

Eşref Bey bana şunları söyledi:

— Bütçemiz “23.000” liradır. Bu bütçe dahilinde geçen yıl eskiden beri sıvasız ve boyası duran Belediye binasını sıvattık, boyattık. Ve Gemlik'e yakışır güzel bir bina meydana getirdik. Arkadaşım, Dr.Ziya Bey'in zamanında başlanan Belediye Binası bu suretle tamamlanmış oldu. Çarşıdan iskeleye kadar olan yolu meclis arkadaşlarımın memleketi imar noktasından verdiği tahsisatla parke taşları ile döşedik.  Balikpazarı'na kadar uzanan bir numaralı caddeyi kaldırım haline koymak üzere düzelttik.

Hemşerilerimiz senelerden beri kireçli ve tatsız sular içmekte idi. Gene değerli arkadaşlarımın bu yolda vermiş oldukları tahsisatla su yollarını tamir ettik. Dağda yaptığımız bir araştırmada kireci az ve gayet tatlı, içimi güzel bir su bulduk. Bu suyu kasabaya getirdik ve şimdi bütün halk bu sudan içmektedir.

Bundan başka mayıs ayı sonuna kadar yapılacak daha işlerimiz vardır. Bu işlere şimdiden başladık; Bu işler meyanında park civarındaki kaldırımların yapılmasına başlandığı gibi ayrıca lâğımların yapılmasına başlanacaktır. Parkın önüne ve sahilin güzel bir yerine de Cumhuriyet abidesini dikmek üzereyiz. Bu iş bizim en ülkülü işimizdir. Bu ay içinde kasaba haricinde fenni ve sıhhi bir surette yaptıracağımız mezbahanın da ihaleyi katiyesi yapılıp inşaatına başlanacaktır. Bundan başka asri iki umumi helâ yaptırmak üzereyiz. Gemlik'imizi güzelleştirmek Cumhuriyetin feyzinden istifade ettirmek sonsuz isteklerimizdendir. Bütçeden ayrılan yüzde  5'lerimiz belediye bankasında bulunmaktadır. Bu parayı sarf ihtiyacı henüz duymamaktayız. Elimizdeki mevcutla çalışmaktayız.

İtfaiye teşkilatımız iki motor bottan ibarettir. Yangın ihtimalleri  karşısında bunlardan ve kasabanın üç yerinde bulunan su havuzlarından istifade edilir.

Eşref bey İri karşısında bunlardan ve kasabanın üç yerinde bulunan su havuzlarından istifade edilir.

Çalışamayan, sakat kimselere günde 30 kişiye ekmek vermekteyiz. Ayrıca kasabada ikiz çocuklu üç aileye de maaş vermekteyiz.

BERK ONUR: O dönemin acılarını yaşayan kimselerin torunları olarak, ister istemez o döneme ait bir ilgi hasıl oldu zihnimizde çocukken. Acizane okuyup araştırıyorum..

Diyor;

Bengi Çorum, Berk Onur, Hüseyin Ekim, Ayda Kumla, Tendü Kumla Dağdelen, Işık Altınok ile yaptığım görüşmelerle biraz olsun büyüklerimizin isimlerini andık ve Milli Mücadele günlerini konuştuk. Fotoğraf ve aile arşivleri ile katkıda bulundular. Ayrı ayrı hepsine teşekkür ediyorum.

Vatana hizmet eden tüm kahramanlarımızın,

Mekanları cennet olsun, ışıklarda uyusunlar.

Veli Orkun- Gemlik ve eski Gazete Arşivleri.

Devam edecek..

REYHAN ÇORUM.