• Pazartesi 26 ° / 14 ° Fırtına
  • Salı 18 ° / 11 ° Sağanak
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli


İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER..(1)

İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER..(1)

İSİMSİZ KAHRAMANLAR KUVAYI MİLLİYECİLER..(1)

YAZILANLAR, ANILAR..

Gemlik'in düşman işgalinden kurtuluşunda; ilk savunma örgütünün kahramanlarını ne kadar tanıyor, biliyoruz?

2020 yılında Gemlik Belediye Meclis kararı ile Dere boyu Irmak Sokak'ın adı değişerek Kuvayı Milliye Bulvarı oldu. Hatta buraya bir de anıt konması (İyi Parti Meclis Üyesi) Sedat Akkuş tarafından gündeme geldi, bildiğim kadarı ile alınmış bir karar henüz yok..

Gemlik'te Kuvayı Milliyeciler kimlerdi.?

Bir cadde de, bir sokakta, bir yerlerde isimleri var mı?

Geçen yıllarda yapılan hizmetler oldu. Açılışlarda gördük ki; neredeyse verilen isimlerin çoğu Gemlik ile alakası olmayan, Gemlik'e hiç hizmeti olmamış isimlerdi.

Önce biz kendi içimizdeki değerleri tanımalı ve tanıtmalıyız. Bu ilçenin kurtuluşunda, bu ilçenin fakirlik günlerinde, ilçeye hizmet etmiş kişilere hiç vefa borcumuz yok mu?

Geçen sayılarımızda İttihat ve Terakki'den, İttihatçı Ziya Kaya Bey'e yer verdik.

Aynı zamanda Belediye Başkanı olduğu için çok yıllar önce adı bir mahalleye verilmişti.

Gemlik Kuvayı Milliye fotoğraflarında yer alan kişileri kısa kısa bilgilerle tanıtmaya, çocukları, torunları ile konuşarak sizlere bildiğimiz kadarını aktarmaya çalışacağız. Bence onlar gerçekten çok önemli işler yaptılar. Cesaretin ve kahramanlığın o dönemde ilk adımlarını atan, düşmana teslim olmayan cesur kişilerdi.

*Kuvayı Milliye nedir? (Alıntı)

Ulusal Güçler. Hasan Tahsin’in çektiği tetikle tetiklenmiş, uyanmış, yay gibi gerilmiş, okunu düşmanın bağrına atmağa hazır Anadolu yiğitlerinin örgütü. Bir “Halk yiğitlemesi teşkilatı "Kuvayı Milliye" direniş, karşı duruş demektir. Haksıza karşı haklının savunulması demektir. Yunan ordusunun ve ardındaki besleyicilerinin kıyıcılığına , zulmüne karşı yiğitçe, koçakça kafa tutmak demektir"

    Mustafa Kemal Paşa, Kuvayı Milliye’nin kuruluşunu şöyle açıklar: “ Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askerî bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ‘ordu’ adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki yurdu savunmak ve korumak olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya, ulusun kendisine kalıyor. Buna Kuvayı Milliye diyoruz..*

    Gemlikli Kuvayı Milliye teşkilatı üyelerinden bazılarını, bir kaç bölüm halinde Kadriye Komit ile birlikte sizlere aktaracağız. Bu bölümde ben; kaynaklar ve Bengi Çorum'un anılarına, fotoğraf arşivine yer verdim.

Bengi Çorum; Kuvayı Milliye'nin hem Bursa, hem Gemlik teşkilatında görev almış her iki dedesini anlattı.

MEHMET ŞÜKRÜ EFENDİ( ÇORUM)

Dedem Mehmet Şükrü Efendi (Çorum) 1877 yılında Umurbey Köyünde doğdu. Umurbey Rüştiyesinin ilk mezunlarından. Celal Bayar'ın arkadaşı ve Gemlik'te Devlet Memuru olmuş ilk kişilerden biri. Tahrirat katibi yani kaymakamlığın yazı işleri müdürüymüş, emekli olana kadar aynı görevi yapmış. Hatta Gemlik'in işgalinde; kaymakam Gemlik'i terk ettikten sonra, Cumhuriyet kurulup Kaymakam tayin olana kadar, dedem Kaymakam vekilliği yapmış.

Babaannem Kıymet Hanım, 93 muharebesi sonucu Bulgaristan'dan gelen bir ailenin kızı. Kemal, Celal ve Sadık isminde üç oğlu, Turan- Eser (Kemal Çorum), Sevgi- Bengi( Celal Çorum), Sedat- Veliye- Mahmut( Sadık Çorum) torunları bulunmaktadır.

Eşi Kıymet Çorum, üç oğlu, iki torunu( Turan- Veliye) rahmetli olmuştur.

Evleri Gemlik'te Emetullah camisi yanında. Yani Türk mahallesindeydi.

Babam Celal Çorum dedemin ikinci oğlu. Bizlere dedemin işgalde yaşadıklarını ve o günleri anlatırdı. Düşman işgali olduğu yıllarda 15-16 yaşlarındaymış.

Ali Aksoy Gemlik ile ilgili araştırmaları için babamla konuştu ve işgal yılları ile babamın anlattıkları Bursa ansiklopedisinde yer aldı.

CELAL ÇORUM'UN ANILARI.(Ali Aksoy-Bursa Ansiklopedisi-Sayfa 259)

Rüştiye'yi henüz bitirmiştim ve yaz aylarında, bugün Sümerbank satış mağazası( AVM) bulunduğu yerde Ömer Feyzi Efendi'nin bir terzi dükkanı vardı, orada çalışıyordum.

“İşgal öncesine ait ilk hatırladığım, körfeze giren bir Fransız denizaltısının açtığı ateş sonucu bir kişinin yaralanmasıydı. Bu olay üzerine Mudanya’da askerlik yapan amcamı arayıp orada ne olup bittiğini sordum. Ertesi gün Biga vapuruyla amcamı ziyarete gittik. Dönüşte vapur hep kıyıyı izleyerek geldi. Duyduk ki Fransız denizaltısı, bir gün sonra Biga vapurunu Mudanya önlerinde torpilleyip batırmış. İngiliz gemileri daha sonra geldi. Babamın sonradan bize anlattığı: Gemlik açıklarında demirleyen gemilerden birine kaymakamı çağırmışlar. İlçe ileri gelenleri kaymakamı göndermeyi sakıncalı bulmuşlar. Fakat bir kişinin de gidip konuşması gerekir. Babam, “Ben gideyim”, demiş. Bir Rum tercümanla birlikte, sandalla gemiye çıkmışlar. “Kamaradaki İngiliz subaylarından birisi babama: “Çıkarma yaparsak direniş olur mu?” diye soruyor. Babam: “Harp bu, belli olmaz,” diyor. Rum tercümanla da konuşan İngilizler, gelenleri tekrar geriye gönderip gece karanlıkta körfezden ayrılıyorlar. Ertesi hafta tekrar gelen İngiliz gemileri, 6 Temmuz 1920 günü sabah erkenden kıyıya asker çıkartmaya başladı. Apansız beliren çift kanatlı bir düşman uçağı, deniz kıyısındaki iki gazinoyu, Nuri Paşa’nın hanını bombaladı. İşgal üzerine kaymakam ve ileri gelen kimi şahıslar ilçeden ayrılınca, babam “Kaymakam vekili” oldu ve kurtuluşa kadar bu görevde kaldı. Düşman işgali üzerine, ilçe halkından Orhangazi’ye kaçan bazı kişileri, Cihatlı ve Şahin yurdu köylerindeki Ermeniler, Kapıkayalar’da durdurup vurdular. Türk nüfus azdı Gemlik’te. Pek bir direniş olmadı.

    Yerli Rumların sevinç gösterileri arasında İngiliz askerleri, hükümet konağı (Bugün Gemlik Lisesi’nin bulunduğu yer.) önündeki ramazan topunu sökerek, gemilerine götürdüler. Yunan askerleri daha sonra geldi ve ilçeyi Yunanlılara teslim edince, İngilizler Gemlik’ten gitti. Yunanlılar geldiklerinin ilk günü Umurbey üzerinde vurdukları dört Türk çetecinin ölüsünü atlara bağlayıp getirdiler. Kapımızın önünden geçerlerken, (Bugünkü Askerlik Şubesi’nin hemen altında), fesimi saklayıp peşlerindeki kalabalığa karıştım. Şubenin arkasındaki eski redif kışlası önünde ölüleri atlardan indirdiler. ve sırayla resim çektirdiler. Biri ayakla ölülere basarak ve mavzerlerine dayanarak resim çektirdi. Bunlar “Efsun” askeri idi. Ayaklarında çarık, dizleri bulan çoraplar ve omuzlarına sarkan serpuş püskülleri vardı... Caddede uygun adım yürürken bir marş söylüyorlardı: “Biz İstanbul’u aldık. Ayasofya’ya çan takacağız Bulduğumuz Türkleri keseceğiz Kalanları Kızılelma’ya süreceğiz”. Rumca söylüyorlar elbet. Türkçe anlamı buydu. Babamı üç sefer hapsettiler. Güya bizimkilerden bazıları babamı “Kemalci” diye ihbar etmiş. Her defasında 10-15 gün tutup, birkaç ay arayla hapsedip saldılar. Orhangazi’den gelen yüzlerce göçmeni babam Türk evlerine taksim etti. Bu sıra İstanbul’a Kızılay’a haber saldı. Bir ay kadar sonra gelen bir vapur göçmenleri İstanbul’a götürdü. Yerli Rumlar ayrıldıktan sonra ilçede 500 kadar Türk vardı. Çok sürmedi iki yıl sonra; önce Girit’ten, peşinden Preveze ve Selanik’ten Mübadil” göçmenler gelmeye başladı. Gelenlerle birlikte nüfus 5000'e yaklaşmaya başladı"

YILMAZ AKKILIÇ; KURTULUŞ SAVAŞINDA BURSA( SAYFA 278)

Kitabında Celal Çorum'un anlattıklarını doğrulayan bilgileri açıklıyor. Bazı kaynaklarda anlatılanların aksine, Yunan komutan ile bizzat gemiye giderek görüşen Mehmet Şükrü Efendi'dir.

GEMLİK'DE KARŞI KOYUYOR..

   25 Haziran günü Mudanya'dakine benzer bir olay Gemlik'te de sergilenmek istendi. Körfezde İngiliz savaş gemisinden birkaç parça savaş gemisi öğle saatlerinde Gemlik Limanına geldi. Ancak bu kasabada yönetim ve Kuvayı Milliye önceden haberli oldukları için gafil avlanmadılar.( İngiliz filosu Mudanya'dan sonra Gemlik'e yöneldiği konusunda Kaymakam Cemil Bey ile Müdafa-i Hukuk Cemiyetini uyarmışlardı.)

Olay Ziya Kaya'nın anlatımına göre şöyle gelişti.

Haziranın 25. günü salı sabahı ( Bu alaturka olmalıdır. Çünkü gemilerin Gemlik'e gelişi Mudanya'dan sonradır ve hiç değilse öğlene yakın saattedir)

    Mudanya istikametinden gelen biri büyük, diğeri küçük olmak üzere beş parçadan ibaret bir İngiliz donanması körfeze demir attı. İlçe kaymakamı Cemil Bey ile Bir kaç arkadaş sahildeki bir binada toplanmış bulunuyordu. Hepimizin de üzerinde silahlarımız vardı. Filodan karaya bir sandal geldi. İçinde bir deniz subayı ile Rum tercüman vardı. Kendilerini sahilde karşıladık, ne istediklerini sorduk. Tercüman filo komutanının kaymakamı gemiye istediğini söyledi. Orada bulunan arkadaşlarla gizli bir konuşma yaparak, Kaymakam Beye gitmemesini rica ettik. Gelen elçiye de;

   "Kumandanına söyle ,şehirde bulunan bütün Türk ahali köylere kaçmıştır. Kasaba içinde yalnız Rumlarla, Ermeniler kalmıştır. Şehirde pek çok silahlı çeteler kiliselere , camilere ve bir çok evlere gaz tenekeleri ile patlayıcı maddeler koymuşlardır. Eğer filo şehre ateş açmak veya karaya asker çıkarmak gibi hareketlerde bulunursa , çeteler gaz tenekelerini ve patlayıcı maddeleri ateşleyerek şehri yakacaktır."

   Tercüman bizden dinlemiş olduğu bu sözleri İngiliz komutanına olduğu gibi anlatmış olmalı ki, iki saat sonra donanma körfezden ayrılıp gitti.

    Gemlik'ten aynı akşam 19.40'ta Bursa Valiliğine çekilen tel raporda olayın gelişimi şöyle anlatılmaktaydı.(257)

   Buraya kadar Ziya Bey'in anlattıklarına yer verilmiş. Fakat Yılmaz Akkılıç Valilik'e çekilen telgraf şöyledir. Bengi Çorum'un dedesinden dinledikleri de bu olayı doğrulamaktadır.

" Yüce Valiliğe

   Filonun limana gelmesi üzerine derhal Metropolit ve eşraftan dört kişi çağırılarak , düşman buraya asker çıkaracak olursa, bütün kenti yakıp öylece çekileceğimi bildirmem üzerine Metropolit Efendi'nin, filo komutanına gidip istirham edeceğini söylemesi üzerine izin verilmiş. Metropolit de komutan katında konuşma sırasında , Kaymakam'ın ilçeyi yakacağını , bütün çocuk çocuk içinde kalacağını Metropolit Efendi'nin açıklaması üzerine , komutan tarafından Kaymakam'ın yarım saate kadar vapura gelmeyecek olursa kenti bombardıman ederek yaktıracağını, bütün çoluk çocuk içinde kalacağını, Metropolit Efendinin açıklaması üzerine Komutan tarafından yarım saate kadar getirilmesi için Metropolit geri gönderilmiş, vekil olarak Tahrirat katibi Mehmet Efendi yollanmıştır.. Önceden buraya gelmiş ve dışarıya çıkarılmamış olan iki İngiliz subayı ile başka büyük rütbede bir subayla birlikte Tahrirat Katibi Mehmet Efendi ile yapılan konuşma aşağıda sunulur.

Soru- Neden geldiğimizi biliyor musunuz?

Yanıt- Hayır

Soru- Geçenlerde İngilizler dışarıya çıkarılmamış, niçindir.

Yanıt- Evet Ankara Hükümeti'nden aldığımız buyruk üzerinedir.

Soru- Siz İstanbul Hükümetini tanımıyor musunuz?

Yanıt- Tanımıyoruz. Bizim hükümetimiz Ankara'dır.

Soru- Biz buraya asker çıkaracak olur isek, ne yapacaksınız?

Yanıt- Çıkarılmamasına var güçle çalışacağız.

Soru- Fazla topla yakarım.

Yanıt- Yakabilirsiniz. Ölümden başka bir şey olur mu?

Soru- Çoluk çocuk kırıldığını istemiyoruz.

Yanıt- Mademki istemiyorsunuz, siz karışmayınız, biz İstanbul Hükümeti ile anlaşalım, sonra barışa girişebiliriz. Başka türlü olmaz.

Soru- İzmit'te bizim askerlerimizi niçin telef ettiler.?

Yanıt- İstanbul askerine yardım etmeseler olmazdı. Bundan ileri gelmiştir. Bundan sonra değil siz, Amerika ve Fransızları da çıkarmayacağız.

Soru- Sizin o kadar gücünüz var mı?

Yanıt- Vardır. Hala burada üç bine yakın asker vardır denilmesi üzerine,

Tahrirat Katibi Mehmet Efendi'yi Mudanya'dan aldıkları sekiz, on kişi yanına götürüp hapsetmişlerdir. Başlarına üç süngülü asker konulduğu, adı geçenle yapılan konuşmada geçmiştir. İngilizce belge gönderilmişse de henüz çeviri yapılamamış ve konu edilen filo şimdi hareket eylemiş bulunmaktadır.

Mehmet Efendi bırakılmıştır.

29 Haziran 1920

Kaymakam Mehmet Cemil.

   Tahrirat Katibi Mehmet Efendi bırakılırken kendisine İngilizce bir metin de verilmiş bulunuyordu. İngilizlerin Gemlik'e asker çıkarmalarının gerekçesinin o sırada kasaba nüfusunun çoğunluğunu Rumların oluşturmakta ve Kaymakamla Kuvayı Milliye önderlerinin söylediklerini gerçekleştirme olasılığını göze alamayışları olduğu bu metinde açıkça ortaya çıkmaktadır.( Metin Türkçeye çevrilecek ve bir gün sonra Bursa'ya geçilecektir)

    Filo komutanı Gemlik'te karşılaştığı direniş üzerine kıyıya asker çıkarmaktan vazgeçerek , Bursa valiliğine yeni bir nota gönderdi.

Bursa Valisi Hacim Efendiye

    Kuvayı Milliye tarafından bu güne değin geçerli sayılan ateşkes koşulları Gemlik yöresini işgal eden İngiliz koruma güçlerine saldırı ve Marmara kıyılarına çıkmak isteyen İngiliz savaş gemilerinden kişilerin karaya serbest bırakılmaması ile bozulmuştur. Bundan böyle İngiltere ve bağlaşıklarına karşı bu gibi eylemleriniz ve İzmit'teki işgal güçlerine karşı saldırılar ....? Bursa kentini donanmanın büyük çaptaki toplarıyla bombardıman etmeyi kararlaştırdım. Yada uçakla saldırı yapılacaktır. Böyle bir kıyıma neden olmamak için memurlarınıza bütün askeri eylemlerinizin önlenmesi ve İngiliz subayların ve erlerin kıyıya çıkmalarının engellenmemesi için buyruk veriniz.

Gemlik 25 Haziran 1920.

    Bu noktadan da anlaşılacağı üzere İngilizler artık yüzlerindeki maskeyi atmış bulunuyorlardı. Bursa gibi yeterli savunma olanaklarından yoksun bir büyük kenti denizden donanmanın uzun erimli toplarıyla ve havadan uçaklarla bombalama tehdidini savunmaktan çekinmiyorlardı.

    Vali Hacim Muhittin Beyle Komutan Bekir Sami Bey, bu notaya da son derece kararlı bir biçimde karşılık verdiler(259-160)

Mudanya ve Gemlik'te İngiliz Donanması Komutanlığına (1 ve 2 madde)

5 madde bulunmaktadır..

    1-Memleketin namus, onur, ve bağımsızlığını kurtarmak için oluşmuş ve bir buçuk yıldan beri yurdun kurtarılması adına zalim ve kanlı Yunanlılara karşı savaşımı sürdüren Kuvayı milliye , yine ancak bu emel için çalışacak ve sonuna değin savaşını sürdürecektir.

2- Marmara kıyılarına İngiliz gemilerinden subay çıkmasına karşı durulması , subaylarınızın Rum ve Ermenileri teşvik yoluyla tarafsızlığı ihlal ederek bize karşıt propaganda yapmalarından ileri gelmiş davranıştan başka şey değildir.

Bursa komutanı Bekir Sami ve Bursa Valisi Hacim Muhittin..

AMİRAL DE ROBECK'İN BİLDİRİSİ, FİLO KOMUTANININ TEHDİTİ.

    İngiliz filosu Gemlik önlerinde bulunduğu sırada, İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Sir John de Robeck imzasıyla, Osmanlı halkına bir bildiri yayımladı. Bursa Valisi Hacim Muhittin Bey tarafından Türkçeleştirilerek Ankara'ya sunulan bu bildiri şöyleydi(263-264)

GEMLİK

Bütün Osmanlı Ahalisine Bildiri.

    Ben aşağıda imzası buluna Karadeniz İngiliz Donanması Başkomutanı ve Dersaadet (İstanbul) İngiliz olağanüstü Komiseri Amiral Sir John de Robeck , aşağıda açıklarım,

   Üç maddelik ve A-B-C-D şıklarından ibaret Amiral de Robeck'in bu bildirisi, İngiltere'nin Anadolu'ya karşı düşmanca tutumunu sürdüreceğini, giderek daha da tırmandıracağını göstermekteydi. İngilizlerin Mudanya ve Gemlik 'te yakın gelecekte yeniden askeri eylemlere girerek Yunan ordusunun ileri harekatını kolaylaştırmayı amaçladıkları iyice anlaşılıyordu.

    Öte yandan Mudanya'ya asker çıkararak kasabayı kısa süre işgal altında tutan , Gemlik'te ise Kuvayı Milliye'nin tehditleri dolayısıyla bunu göze alamayan İngiliz filo komutanının , Gemlik Tahrirat Katibi Mehmet Efendi aracılığıyla Kaymakam Cemil Bey'e gönderdiği metin , çevirisi hemen o gece (25/26 Haziran )yapılarak Bursa'ya çekilmiş ve ertesi günü Valiliğin bir sunuşu ekinde Ankara'ya tellenmişti....

BENGİ ÇORUM'UM ANILARI..

   Bizim evimizde Gemlik ve Bursa'nın işgal yılları çok konuşulurdu. Ama bazı yayınlarda farklı anlatımlar var. Örneğin Yılmaz Akkılıç kitabını yazarken Türk Tarih Kurumu arşivleri ve Bursa Vilayet salnamelerinde araştırmalar yapmış.

Gemlik'in işgali ile ilgili bulduğu kaynaklar ( Sayfa :278-280) sayfalarda.

Babamın bizlere anlattığı anıları ise şöyle;

    Sümerbank mağazasının( Bugünkü AVM) olduğu yerde terzi Ömer Feyzi Efendi'nin dükkanı vardı, ben orada çalışıyordum. Yunanlılar babama kızdıkları zaman bir şey bahane ederek beni Yunan karargahına götürürler, bir kaç saat hapis ederler, sonra karargahın bahçesini süpürttürürlerdi. Bazen geç vakte kadar tutarlar, babamın gelip beni almasını beklerlerdi.

    Bir defasında ben çarşı meydanındaki çeşmeden su içiyordum, fesim koltuğumun altıdaydı, birisi geldi fesimi çekti ve yere attı. Kafamı kaldırıp baktım, Haci diye bir adam vardı o yapmış. Bende ona çeşmenin arkasındaki çınar ağacını göstererek, "Haci seni bu çınar ağacında sallandıracağız" dedim ve dükkana gittim. 15-20 dakika sonra iki Yunan askeri gelerek beni karargaha götürdüler.

    Yunan karargahı İstiklal caddesinden arkadaki Han Sokağına kadar uzanan Osman Feyzi Ateş'in hanıydı. Girişi sokak içindeydi.

     Komutanın odasına gittiğimde Haci orada oturuyordu. Komutan bana " Sen adama ne söyledin" dedi. Bende " Bir şey söylemedim yalan söylüyor" dedim. "Atın bunu nezarete" dedi ve attılar, akşam da bıraktılar.

    Haci Müslüman kıyafetleri ile dolaşır, bazen de Yunan askeri kıyafeti giyerdi. Kimse onu tanımaz, kim olduğunu bilmezdi. İnsanların arasına girer, konuşulanları dinler, sonra herkesi ihbar ederdi. Herhalde bir ispiyoncuydu. Aslında adı Hacı ama Yunanlılar da ona "Haci" derlerdi. Gemlik'te çok kişinin canını yaktı.

    Kurtuluş günü Haci'yi kimse göremedi. Aradılar bulamadılar. Sonra babam İstanbul'daki Kuvayı Milliye'ye telgraf çekip Haci'nin kaçtığını, gemilere binip Haci'nin gelmesinin çok olası olduğunu, onu yakalayıp Gemlik'e göndermelerini istemiş. İstanbul'da Kuvvacılar Haci'yi köprüde yakalayıp linç etmişler.

     Aile içinde konuşulan bir diğer olayda Bekçeler'in evin sahibi, Koço Stefanis ile ilgili. Bu adam Gemlik'in en zengin zeytin tüccarıymış. Bekçeler'in evi ve eski Dispanser (Şimdi Kent Müzesi yapılmak istenen yer) bu adamınmış.

    Kışın sahildeki evde, yazın dispanser olan evde otururlarmış. Koço ailesini daha evvel İstanbul'a göndermiş. Rumların Gemlik'i terk ettikleri gün dedeme gelmiş. " Mehmet Efendi sen beni tanırsın, ben Türklere bir şey yapmadım, ne olur beni gönderme, koru" demiş. Dedem de;" Bak Koço ; bizim askerimiz geldi. Kan dökülmesin diye askeri dağda zorla tutuyoruz, askerin canı burnunda , biz vatanımızı kurtardık, asker şehre indiği zaman gözü bir şey görmez, seni ben dahil kimse kurtaramaz, sen hemen gemiye bin git" demiş. Koço İstanbul'a gitmiş. Bir müddet acaba mallarımı kurtarabilir miyim diye İstanbul'da beklemiş, ümidi kesince Yunanistan'a gitmiş

    Kurtuluş savaşı bitince dedem emekli olana kadar görevine devam etti. Sonra gözleri görmedi. Celal Bayar Umurbey'e geldiği bir gün dedem ile karşılaşmışlar, gözlerinin durumunu sormuş ve kendisini Ankara'ya çağırıp Çankaya Köşkünde misafir etmiş. Doktorlara muayene ettirip göz damarlarında kuruma olduğunu tespit edilmiş ve tedavisi mümkün olmadı.

95 yaşında 5.12.1972 tarihinde vefat etti. Mezarı Gemlik eski mezarlığındadır.

Kaynaklar:

Bengi Çorum: M. Şükrü Efendi'nin torunu.

Ali Aksoy: Bursa Ansiklopedisi-SAYFA 259( Celal Çorum'un anıları)

Yılmaz Akkılıç: Kurtuluş Savaşında Bursa( Bengi Çorum'a hediye ettiği imzalı kitabından)

Devam edecek..

REYHAN ÇORUM.