• Cuma 13 ° / 4 ° Güneşli
  • Cumartesi 14 ° / 5 ° Güneşli
  • Pazar 14 ° / 3 ° Parçalı bulutlu


HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR..

HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR..

HAYATIN İÇİNDEN

HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR..

Cemal Süreya...

Cemal Süreya ünlü bir şair. Tıpkı Orhan Veli'nin en kısa şiiri "Gemlik'e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma" dizelerinde Gemlik'i özetlediği gibi,o da hayatı bu tek cümle ile özetleyivermiş.

Oturup bir banka kuşları seyrederek dalsak düşüncelere;

Belki uzaktaki sevgiliyi düşleriz, belki de anamız, babamız, çocuklarımız gelir aklımıza, kuş olup uçabilmek, yanlarına konabilmek isteriz. Kuşlar bizi taşır yüreğimizin gitmek istediği yerlere.

Özlemlerimiz, umutlarımız, hayallerimiz ,neler neler arasında gider geliriz.

Kuş kanadındadır mutluluk.

En az çocuklar kadar mutluluk simgesidir kuşlar.

Kordonda yıllardır bakına bakına yürürüm. Hiç sevemedim o denizle arama barikat gibi giren kocaman taşları.

Eski iskelede bir merdiven vardı.Yan yana dizilirdi motorlar.Kimi Manastır'a,kimi Kumla'ya giderdi.Hangisine gideceksek motordan motora atlayarak biner ,biz çocuklar hemen motorun başına geçer ayaklarımızı sarkıtırdık.Anne ,babalarımızın elinde sepekler ,yiyecekler,özlenmez mi o günler.Özlüyorum.

Sonra iskele meydanı bu kadar doldurulmuş değilken ,sahile vuran o köpüklü dalgaları özlüyorum.

Kayıkhane de Elmas teyzenin evinde yediğimiz balıkların lezzetini,onun o mavi gözlerini ve o balıkçı ailelerini,motorlarını özlüyorum.Oysa hayal meyal kalmış aklımda ama yine de büyük bir özlemle o günleri arıyorum.

Gemlik'te bana eski sahili,çocukluğumu anımsatan ve hiç biri kalmamış çok şeyi, denizin ,yosunun kokusunu,ayaklarımı denize sokmayı,bayramları,fıstıkçı Mehdi'yi ,İzzet Kaptanın kendisinin olduğu günlerdeki motor gezilerini özlüyorum.

Ahh ah neler kayboluvermiş neler..

Giden gitti de ! hiç mi güzel bir şey gelmedi yerine..?

Düşünüyorum bazen..

Dünü yaşamayan bugünü nasıl sorgulasın.?

İşte buldukları ile mutlu şimdi çocuklar.

Kuşlar ve çocuklar sahilde neşe ile oynaşıyorlar.

Belki bir gün onlara da soracaklar "eski Gemlik nasıldı? "diye,onlarda bizler gibi  kuşları anlatacak çocuklarına.

Yem aldıkları kuşçu amcalardan bahsedecek.

"İskele meydanına kuşlar gelirdi,onlarla oynardık "diyecek..

Bence sorgulamayı bırakıp çevremizdeki güzellikleri ,anı yaşamamız lazım.

Kızıyorlar birileri duyuyorum.Hayvanları sevmiyorlar,kuşlar her yeri pisletiyor diyorlar.Çok mu zor yıkamak.Yeter ki başka pisliklerle kirlenmesin dünya.

İskele meydanı kuşlarla çok güzel.Burayı kendilerine vatan bilmiş ve gelip yerleşmişler.Ürkmüyorlar çocuklardan.Karınları doyuyor.Ve küçücük çocuklar hayvan sevgisini ilk defa beklide kuşlar ile tadıyor..

Onlar sayesinde iki emekli yaş almış kişi evine ekmek götürüyor.

Yağmur yağıyor,güneş yakıyor, onlar orada "acaba bir bardak daha fazla buğday satabilirmiyim ?"diye;oturmuş pazar arabalarındaki buğdayı bardaklara dolduruyor umutla..

Umut bazen bir kuşun göklerde kanat çırpmasında ,bazen de o kuşun yem bardağında.

Fotoğraf tutkum olmasa ,kuşları ürkütmemek için ;ne kuşlara bu kadar yaklaşabilirdim,nede Kadir beyi tanıyabilirdim.

Bana bu cesareti veren Fotoğraf hocam,sevgili arkadaşım Baki Baykal oldu.

Daldı kuşların içine "çek beni" deyiverdi.

Oradan Kadir bey seslendi "yaz beni "deyiverdi..

Sizler de gelip geçerken yem satan iki kişiyi görüyor ve merak ediyorsunuz belki de.

Çocuklar bütün gün fotoğraf çektiriyor onlarla.Eminim büyüdüklerinde ,silik hatıralarındaki kuşçu amcalarını merak edecekler.

Kimlerdi,isimleri neydi acaba? diyecekler.

Bu yazıyı armağan etmek istiyorum çocuklara..

"Ben 84 yaşındayım "dedi birisi,fotoğrafını çekerken utandı.Öğrendim ki çocukları bu işi yaptığını bilsin istemiyor.İsmini ,hikayesini anlattı ama yazmak istemem.Kısaca "kuşçu baba,dede,amca" deyiverin gitsin.

Kadir Arslan ise çok cesur.

Hayatın tokatını yemiş.İyisi,kötüsü,artısı,eksisi ile 60 yıllık bir ömür yaşamış.Yaşadıklarını ,pişmanlıklarını,hayallerini açık yürekle bir çırpıda anlatıverdi..

"Biz Tunceli'den gelmişiz.1937-1938 yılları Dersim olayları sonucunda dedem Mustafakemalpaşa'ya göçmüş.Dedeme orada yer vermişler.Ya tapusu yoktu,yada sattı bilmiyorum.Dedem ben daha çocukken vefat etmiş,mezarı Mustafakemalpaşa da..

Babam Gemlik'e göç etmiş.Önce hamallık yapardı.Babamı herkes tanır ve severdi.Adı Yusuf Arslan ama nüfusta Hüseyin Arslan.

Sonra kendisi gibi hamallıkla işe başlayan Kürt Ali Çavuş'un(Ali Şirin)yanında çalışmaya başlamış.Ali Şirin'in Çukurbahçe'deki iki katlı evinde Kazım abilerle biz oturuyorduk.Oralar zeytinlikti,ağaçlar iyi zeytin yapardı.

Babam bazen zeytin çekmeye,bazen eşya taşımaya gider,ne iş olursa çalışırdı.Senelerce çalıştı ama kimse onu sigortalı göstermemiş,böylece yılları boşa gitti.

Sonra kahveciliğe başladı.Ilıca caddesi,Hürriyet caddesi,zeytin hali,Karsak camisi yanı gibi yerlerde kahvelerimiz vardı.

Biz 7 kardeşiz.4 kız,üç oğlan.Annem,babam,erkek kardeşlerimden biri rahmetli oldu.

Ben 61 doğumluyum,60 yaşımdan gün aldım.

İlk Okulu 27 Mayıs Okulunda okudum.Sonradan isimleri değişti.Çok sınıfta kaldım ama iyi derece ile bitirdim.

Okula devam etmedim.Çocukken hayata atıldım.Simit sattım,çorap sattım, gazete sattım,çok işe girdim çıktım.

Doğan(Malgil) abide gazete satıyordum.Çok küçük yaştayım.Buralar eskiden denizdi.Kumla'ya kadar gazete satmak için yürüyoruz.Gazeteleri çabuk bitsin diye yırtardım.Tabii ortada para yoktu.Para kazanamaz,kötü bir şey olduğunu anlayamazdım.

Sonraları Ali Şirin'in yanında bende kahyalık yaptım.

Çocukluğumdan beri babamın kahvelerinde çalışıyordum,77 yılında tam anlamıyla kahve hayatı başladı.Karsak camisi ve zeytin hali içindeki kahveler iyi kazandırıyordu, yine de Karsak camisi yanındaki kahveyi çalıştırırken iflas ettim.İşimi ,eşim nedeni ile kaybettim.Ve kahveyi 10 bin liraya sattım.

Babam Bağ-kur'dan emekliydi,beni de sigortalı gösterdi,ikimiz de kahveler sayesinde emekli olduk.

İki kere evlendim.İkisi de dörder ay sürdü.Üçüncü evliliğimi Erzincanlı bir hanımla yaptım.İlk eşinden bir oğlu vardı,oğlunu 28 yaşına kadar ben büyüttüm.24 sene evli kaldık,bir kızım oldu.Eşimle sorunlar yaşadık,Erzincan'a gitti,kızımı orada evlendirdi,düğününe bile gidemedim.Kızım geri döndü,eşinden ayrıldı.Birlikte yaşıyoruz,çalışıyor ve bana bakıyor.Kahvemi de eşimin kardeşi ev alınca bana eşim o nedenle sattırdı.Meğer başka planları varmış.

Kızımla babamdan kalan miraslı üç katlı babaevi'nde yaşıyoruz ama eşim giderken eşyanın çoğunu götürdü.Evde oturacak eşya bile bırakmadı.

HAYATIMDA BENDE HATALAR YAPTIM..

Çocukluğumdan beri alkol alırdım.Günde 6-7 paket sigara içiyorum.Bypass ameliyatı oldum,ayaklarımda varis,göbek fıtığım ve başka hastalıklarım var,psikiyatri tedavisi görüyorum yine de sigarayı içmeye devam ediyorum.

Cezaevinde yattım..

Kahvede bir kavga esnasında bir yaralama yaptım.

Alkol alınca insan ne yaptığını bilmiyor.Kumla da bir kadın ile bir erkeği de bıçakladım.Müzikli bir yere girdim,kafam iyiydi.Kadın masaya geldi bir tartışma oldu.1.5 sene hapis cezası aldım.5 yıl suç işlememek şartı ile bıraktılar.

Yine bir gün arkadaşlarla taksi ile bir yerden geliyorduk,biz de alkol almıştık,taksici de içkiliydi,kaza yaptık,kamyonla çarpıştık, ölümden döndük.

Yani neticede insan alkol alınca istem dışı şeyler yapabiliyor.

BEN KÖTÜ BİRİ DEĞİLİM..

Beni herkes tanır.İyilik yapmayı severim.Çok para kaptırdım.Acırım insanlara.Siftah yapmadan kuşlara yem atarım.Durumu olmayan çocuklar gelir onlara yem veririm,mutlu olsunlar ister,onları sevindiririm.

Bir gün işim çıktı,adamın birine yemi emanet ettim,yem paralarımı vermedi.Kavga ettik.Haklı olduğum halde davam sürüyor."Beş sene suç yapmayacaksın "demişti hakim.Yargılanıyorum bilmem ne olacak?

CAHİT SITKI TARANCI..

Kuşlar kaçmıyor benden;

Bir güvercin kanadında okşuyorum

Göklerin maviliğini.

Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime

Ağaçların yeşilliği.

Bulutların ipek gölgesi

Çocukların yüzünde hışırdıyor.

NEREDEN ÇIKTI KUŞLARA YEM SATMA FİKRİ?

Önceleri bir tartım vardı.Sahilde bu tartı ile para kazanıyordum.Çocuklar kurcalıyordu,bozuldu.Tuttum denize attım.

Ne yapayım ? diye düşünürken birisi akıl verdi, 4-5 sene oldu bu işe başladım.Burada başkaları da vardı onlar bıraktı.Eskiden bu kadar hayvan yoktu ama 10-15 yıldır kuşları yem vererek alıştırdılar.Şimdi iki kişiyiz.Biz onlara onlarda bize alıştı.Geçinip gidiyoruz.

Depo(yem) geç açılıyor.Eskiden 7'de geliyordum ama buraya gelmem 8.30'u buluyor.Hamidiye mahallesinden yürüyorum.Akşamları dönmek daha zor.Bazen dayanamazsam taksi ile gidiyorum.

Bizim mesaimiz 8.30 da başlar, kışın 4.30-5 gibi kuşlar yuvalarına gider,yazında 6-7.Sonra bizim işimiz de biter.Bazen çocuklar ürkütüyor daha erken de kaçabiliyorlar.Kışın bizim için çok zor.Soğukta,yağmurda,karda geliyoruz.Çeşmenin orada duruyor,korunmaya çalışıyoruz.Yazın güneşten kollarımız yara oluyor,güneş altında oturuyoruz.Bir şemsiyemiz bile yok başımızda.

KAZANIYORMUSUNUZ PEKİ?

Ekmek paramız çıkıyor.Ama hastalık bizi de vurdu.İki,üç ay  dışarıya çıkamadık.Yemin çuvalı geçen hafta 100 liraydı,bir haftada 125 lira oldu.Bazen yerlere dökülüyor,bazen de çocuklardan para almıyoruz.Bazı gün elli bardak satarsın,bazı gün yüz bardak,bazı gün de çok az, yada hiç.

Bu yaştan sonra kolay değil ama kuşlar sayesinde bizim de karnımız doyuyor.

Çocuklar mutlu,biz de onların mutluluğunu seyrederek mutlu oluyoruz.

Sadece çocuklar değil tabii.Hayvanseverler,işe gidenler onlarda yem alıp kuşları doyuruyor.

BİR DAHA DÜNYAYA GELSEN..

Sayısal,on numara şans oyunları oynuyorum.Çıkarsa yine kahvecilik yaparım.Borçlarımı öderim.Sigortaya borcum,kredi borcum var.Emekli maaşımdan azar azar ödüyorum ama ömrüm boyunca bitmeyecek.

Zengin olmak isterim.

Çok param olsa fakire garibana yardım ederdim.

Sağlıklı olmak isterim,sağlığımı mahveden şeylerden uzak dururum ve yaptığım hataları belki de yapmam.

Aile önemli,yalnızlık zor..

İşte böyle..

Hayat kısa,hayat zor,bir çırpıda geçiveriyor zaman.Kuşlar uçuyor ve kuşlar hep uçmaya devam edecek.

Yine ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın en güzel şiirlerinden biri ile sizlere veda etmek istiyorum.

Bir dilek tutun,bir kuş uçurun,bir kuşun ayağında mektup gönderin sevdiğiniz insanlara ve uzak diyarlara.

Her şey gönlünüzce olsun.

Fotoğrafları çeken sevgili arkadaşım Baki Baykal'a teşekkürlerimle.

REYHAN ÇORUM.

MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı Tarancı.