• Pazar 16.5 ° / 11.3 ° Dağınık bulutlar
  • Pazartesi 20.7 ° / 13.8 ° kırık bulutlar
  • Salı 18.1 ° / 10.4 ° Hafif yağmur


GEMLİK'İN RENKLİ İNSANLARI, DİYORUZ YİNE..

GEMLİK'İN RENKLİ İNSANLARI, DİYORUZ YİNE..

GEMLİK'İN RENKLİ İNSANLARI, DİYORUZ YİNE..

Gemlik'in renkli ve sevilen insanları, Şair Polatkan, Erkek ve kardeşi elektrikçi Bayram..

Kısaca rahmetle analım.

Onları tanıyanlar anlatıyor.. Bu güne kadar "Anılarda Yaşarken Gemlik" grubunda çok şey biriktirdik. En önemlisi de üye arkadaşlarımızın yorumları. Canlı tarih adeta belge niteliğinde. Hatta zaman zaman kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yorumlarına rastlıyor, üzülüyorum ama, "İyi ki, bu grubu açmışım ve bu yazılanlar kalmış" diyorum.

Bakalım onlar hakkında kimler neler yazmış?. Yüzlerce yorum var tabi, genelde dua. Hepsi adına dualarla anıyoruz. Bilgiler ise şöyle.

ŞAİR POLATKAN..

Süreyya Üzmezler. Bu fotoğrafın( zaten bilinen tek fotoğrafı) orijinali bende, çünkü fotoğrafı çeken amcam Fahrettin Üzmezler. Ömer amcamın yanındaki çocukta Fahrettin amcamın oğlu Ali Üzmezler.

Kızdıranlara şöyle küfrederdi.

"Anana bir baban, on it yirmi, bir otuz bir....

Kibar adamdı "O.... çocukları" demezdi"

Nazmiye Angüneş: Fotoğraf arşivlerim arasında görünce eşim rahmetli Vecdi'ye kim olduğunu sordum, bana şöyle söyledi. "Balık pazarı camisinin yanında, şu an yıkılmış olan evde oturan ve Sunğipek te memur olan Yasin Bey'in dayısı oluyormuş. ( Erim Düzgün'ün de babasının dayısı) Hisartepe civarında bir ağacın örttüğü, bahar çiçekleri açan bir barakada yaşarmış.

Vecdi dağları ve insanları göstererek söylediği şu iki dizesini hatırlıyor:

ŞU DAĞLARIN ETEKLERİ. /OTLATIR İNEKLERİ....Demek ki şairliğinin yanında espri yeteneği de varmış.

İsmail Toplu: Bir zamanlar ben henüz delikanlı iken akşamları mahalleye gelir, deniz kenarına aynen fotoğraftaki gibi otururdu. Şiirler yazar okurdu. Ben kendisine şair amca derdim sevinirdi. Küçük amcamla Askeri Subay okulunda arkadaşlarmış, kendisi anlatmıştı, isminin Ömer olduğunu bilmiyordum, ben kendisine "Paşa" derdim. Kayaların üzerinde çekildiği fotoğrafta sağda Kafoğlu Fabrikası ve bizim ev gözüküyor.

Necati Bıyık: Adı soyadı Ömer Polatkan

Alemdar Fabrikası'nın yanında Şükrü Beyin sandık atölyesi vardı. Deniz tarafındaki kapısının önüne oturur, denize karşı her gün gün batımı keyfi yapardı. Ufak yeni rakı mezesi, bir parça sert peynir (İzmir tulumu veya mağlıç ) peyniri.

Küçükken bazen yanına uğrardık bize şiir okurdu.

Küçük beyaz bir ev köpeği vardı, köpeği öldüğü gün çok ağlamıştı.

Küçük bir dizesini okuyayım sizlere

Ay parselleniyor..

Kafalar yosun tutmuş

Şair Ömer Polatkan konuşuyor.

Halil İbrahim Ünal: Onun en iyi arkadaşları köpekler ve içkisini içtiği bıçkının arka kapısının yanına kadar gelen ördeklerdi. Şiirlerini onlara okur, türkülerini onlara söylerdi. Dilinde pelesenk olmuş "Haydar, haydar" türküsüydü. " Kâh çıkarım gök yüzüne, kâh inerim yeryüzüne, Haydar Haydar" derken sanki kendini anlatır gibiydi. Geç vakitlere kadar içer, yine o halde kalkar geceyi geçirdiği yere giderdi.

Bir anekdotu var, burada onu da anmak isterim. Hangi sene hatırlamıyorum herhangi bir 31 Aralık günü; bir eline hindi, diğer eline güllaç almış ve evine doğru giden zamanın zeytin tüccarlarından biri olan Hasan Bey'e Polatkan latife ile takılır, "Hasan, Hasan, sen bu akşam yiyeceksin guli hindi ile güllaç, ben ise yiyeceğim ekmek ile bulamaç (pekmezin katı hali),yarın sabah uyandığımızda sende aç, bende aç" der.

Recep Liman: Karsak Camisinin orada su deposu vardı. "Polat amca nasılsın, iyi misin?" derdim. Şarapçı Ali Beyden iki tane şarap alırdım, ikimiz su deposunun üstünde şarap içerdik. Bir şiirler söylerdi aklım dururdu. Kedi köpek sevgisi sonsuzdu, kendi yemezdi onları doyururdu. Çok iyi bir insandı.

Mustafa Çam: Çok iyi hatırlıyorum. Yanına giderdik bize kendi şiirlerinden okurdu. Tok bir sesi vardı. Kendi halinde, sessiz bir insandı. Hatta gençlik yıllarımda onun için bir şiir yazmıştım..

Celal Kurt: Polatkan'ın ilk okula giderken söylediği bir şiiri aktarayım.

Havada vuruldum. Tavada vuruldum. Elektrik direğine kav çakıyorsun....Bir, iki, üç, dört. Haydi üstünü ört."

Köpeği vardı Poli adında. Kendisini seyredip dalga geçenlere duyurmak istediklerini nezaketen Poli'ye hicvederek söylerdi. Şarabı çok severdi..

Hüseyin Cahit Atan:  "Bir kulağı tencere, öbür kulağın pencere" diye bir sözü var kendisinden duymuştum. Anlamak istemeyenlere söylerdi !!!

Haluk Kaner:  Aklımda kalan 2 satırı;

Dünya ediyor inkişaf;

Ayda arsa almak ne tuhaf...

Öldüğünde Hürriyet Gazetesi " Şair Polatkan öldü" diye haber yapıyor. Dış politikayı çok iyi takip eden ve bilen Polatkan yaşasa acaba şimdi ne şiirler yazardı..?

Neyzen Teyfik " Rakı şarap içiyorsam sana ne? Yoksa sana bir zararı içerim. İkimizde gelsek kıldan köprüye ben dürüstsem sarhoşken de geçerim." demiş.

Umarım yeri cennet mekan olmuştur..

Gelelim bir diğer Gemlik'in unutulmayan iki renkli kişisine,

ERKEK..

Sinemacı Yavuz abiden sinema yazımda bahsetmiştim. İki erkek kardeşi de en az onun kadar bilinir ve sevilirdi. Bir kardeşlerini iş kazasında kaybetmişler.

Rıza Kaya: Gemlik tarihinde büyük yeri vardır. Unutulmaz hatıralar bırakmıştır, en unutulmazını anlatmadan geçemeyeceğim. Erkek abinin tabutunu Meyhaneci Balaban'ın önünde saygı duruşundan sonra mezarlığa götürmüşlerdi.

Celal Kurt: Dünyada fizik kurallarını bozan "Erkek" tir. Çok içerdi yere paralel giderdi ama ne düşer, ne yıkılırdı.. Bir gün sabahtan sarhoştu. Ne bu erkek, ne sorun var? Demiştim.

Durdu.. Cevap olarak, "Amerikan Başkanı Nikson zencilere eziyet ediyormuş" dedi. O günün sebebi hazır! yahu sana ne demiştim.

Haluk Kartal: Erkek benim can ciğer ağabeyimdi, hem de komşumuzdu. Rahmetlinin bir lafı vardı. Atatürk'ün parktaki heykelinin önünde durur, derdi ki:" Atatürk, kalk ta bu ülkenin hali ne hale geldi bir gör. Hepsini kes bunların"

Bana göre çok haklıydı. Bazen deli, hoş, mecnun gibi gördüğümüz kişiler, bizden daha akıllı düşünebiliyor.

Behçet Atar: Her akşam üstü Boksör'ün oradaki merdivenlerden çıkarak evine giderdi, bizim evin önündende geçerken hep selam verir öyle giderdi. Bizim üst sokağımızda oturuyordu, hiç bir zaman hiç kimseye kötülüğü olmamış biridir.

Tahir Akben: Hiç unutmam cenazeyi evden aldık, Tibel Recep ve Puçula Hayrettin siyah smokinle gelmişti. Erkeğin annesi cenaze giderken," Oğlum gelin oldu gidiyor" diye ağıt yakmıştı.

Hakan Baldil: Kapı komşumuz Mehmet Yalazan, sinemacı Yavuz'un abisi. Annesi pembe teyze, rahmetli yeğeni Kadir ile bana hep 25 kuruş verirdi.

Emir Araç: İyi tanırım, rahmetli Boksör Necati amcanın sağ koluydu. Sinemacı Yavuz, elektrikçi Bayram, En büyükleri vardı Ahmet, o'da Belediye'nin elektrikçisiydi direk tepesinde elektriğe kapıldı rahmetli oldu. Erkek çok içerdi de çok ayıktan iyiydi, kimseye zararı olmayan biriydi.

Natika Hasbudak: ( Boksör'ün kızı) Her sabah babama gelir yardım ederdi. Bana da çok emeği var, çocuktum dükkana inince bakarlardı.

ELEKTRİKÇİ BAYRAM

Elektrikçi Bayram Kafoğlu camiinin müritlerindendi. Çıplak elle elektriği elleyip lamba yakardı. Onu bu işi yaparken görenler şaşırıyordu çünkü elektrik telleri bağlarken bile onu çarpmıyordu.

Emire Köksal. Ah Bayram amca, bizim komşumuzdu. Çok iyi, yardımsever, yüreği güzel insandı. Eski komşular kardeş gibiydi, gecenin bir yarısı elektrik işi olsa gelir yapardı. O herkesin ışığını yaktı, Allah'ta onu ışıklarda, nurda yatırsın, oğlu İbrahim'e de rahmet olsun. Kızı da Özlem Şimşek ( Özlem Hanım, anne ve babasının fotoğrafını yollamıştı. Bayram Bey eşi Gülseren Hanım ile burada paylaşmak isterdim çözünür değildi)

Behçet Atar: Başına taktığı şapkasını hiç unutamam, şimdi şu anda o hali gözlerimin önüne geliyor, paçalarını çoraplarının içerisine sokar, her direğe tırmanırdı.

Kız kardeşleri gazozcu İsmet ile evliydi.

Gemlik'in değerleri gibi düşünülmese de, bizim değerlerimiz onlar. Hikayeleri dilden dile dolaşacak. Belki sizlerin de onlarla ilgili anılarınız var. Belki çok yakınınızdan sevdikleriniz. Sizler anlatmazsanız kim duyacak, bilecek. Biz her gün bir kapı çalarak bu anıları gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz, sizlerin de desteğini bekliyoruz efendim..

Reyhan ÇORUM..