• Cumartesi 17.3 ° / 11.7 ° Light rain
  • Pazar 14.1 ° / 12 ° bulutlu bulutlar
  • Pazartesi 17.4 ° / 11.3 ° kırık bulutlar


Gemlik'in değerli iki insanı;

Gemlik'in değerli iki insanı;

Gemlik'in değerli iki insanı;

HİCRİ VE EMİNE AYDIN İLE ANILARA YOLCULUK..

Yaşayan çınarlarımızdan biri,baba dostu Hicri amca..

Gemlik'in efsane çarşısı üzerine konuşmak istedim ve sohbetimize önce onunla başladık..

Bakalım bizlere neler anlattı.?

    Babam Tekirdağ Hayrabolu'dan Gemlik'e gelerek yerleşmiş.Orada amcalarımla işlettiği konfeksiyon dükkanları varmış.Halen de yol kenarında mülklerimiz bulunmakta.

Biz 8 kardeşiz.Dört abim Hayrabolu'da ikamet ediyor.

Gemlik'de;15.9.1941 yılında doğdum.

     Evimiz Askerlik Şubesi altında Nusretiye Sokak'taydı.İnan Tamer'in ailesinin evi ile yan yanaydı.Ben yaştakiler hatırlar sokakta Veysel'in fırını vardı.Üç katlı,altta mutfağı bulunan bu evde 20 senemiz geçti.Sonra pazar caddesinde marketin karşısında oturduk.

    Babam buraya geldikten sonra yine konfeksiyon işi yapmış ama önceleri pazarlarda satış yapıyormuş,dükkanı yokmuş.

    Çarşı Hüsamettin Öktem zamanında yapıldı.Önce bir yarısı, sonra diğer yarısı oldu.Ben 15 yaşlarında babamların yanında çalışıyordum.1964 yılında bir fiil çarşının içindeki köşe iki dükkanı aldım.

     Aslında bir dükkan bana çıktı ama yanımdaki dükkan bandocu Sabahattin'e çıkmıştı.O dükkanını başka yere taşıdı.Radyocu Hüseyin onun yanında çalışıyordu.27 bin lira; o dönem çok büyük paraydı,onun dükkanını hava parası ile aldım.Bende 105 liraya devrederek zarar etmedim.

    Biraz para kazanınca ve elime para geçtikçe markalı mallar alırdım.Çok yoğun çalıştığımız zamanlar yaşadık.İstanbul'da,Eskişehir'de meşhur markalı konfeksiyon satan büyük toptancılar vardı.Üç ünite halinde mal alıyordum.Herkesin bütçesine göre malım vardı ama sattığım mallar genelde kaliteydi.

    Esnaflık belli insanların elindeydi.Ben,Hüsmen,Hüseyin,İsmail abim konfeksiyon işi yapıyorduk.İsmail abim terziydi.Bende ondan öğrendiklerimi çıraklarıma öğrettim.

    Ertuğrul,Selçuk Sener,Gökalp İyiyol,Yaşar,Şinasi Kaya gibi geçler yaz tatillerinde yanıma geldi,Erzurumlu Nurullah terzilik yapardı.Yanımda çalıştılar.İsmi şimdi aklıma gelmeyen çıraklarım oldu.

    İşlerimizin yoğun olduğu zamanlarda; Gemlik'e Amerikalılar geldi.Üniversite mezunuydular.Bunlar Ankara'da tercümanlık yapıyorlardı.Gemlik'de Pazar Caddesinde bir ev tutarak 2.5 yıl kaldılar.

    Onlar Amerika'ya ihracat yapıyormuş.Bende Antep kumaşından geniş şallar yapıyordum. Yaptıklarımı görünce "Bu şallardan yapabilirmisin?"Dediler.

     Birde 30 santim İspanyol paça kot pantalonlar hazırlıyorduk.25 bin parça bunlardan gönderdik,bir tane bile geri gelmedi.Paralarımızı tıkır tıkır ödediler.

Dolar çok ucuzdu.en fazla bir lira,elli,atmış kuruş değerindeydi.

    Ben 1.sınıf konfeksiyonculuk yaptım.En fazla Gemlik halkını giydiren,düzgün mal getiren biriydim.Çok para kazandım,çok kişi de sayemde ekmek yedi.Salı günleri Gemlik'e köylüler gelir ve alışveriş yoğun olurdu.

     Okul kıyafetleri satardım.Siyah İlkokul önlükleri de sattım,Ortaokul çocuklarına lacivert ceket,gri pantalon da.

    Belediye Çarşısı'nın yıkılması ile diğer esnaflarla birlikte  katlı otopark'a geçtik.Orada müşterilerimizin çoğunu kaybettik. Konfeksiyon işini bırakarak organizasyon işine girdik.

Müşteriler ve alışveriş nasıldı.?

     Alışveriş çoktu ama o zamanlar şimdiki gibi kredi kartı yoktu.Veresiye defterlerimiz vardı.Deftere yazardık.100 liralık mal verdiysek,dörtte biri fire verirdi.Alamadığımız paralar çok olurdu.

    AVM yapıldıktan sonra kuralar çekildi.En büyük ben olduğum için; kurayı bana çektirdiler.Ben arkalarda bir dükkan çektim.Daha kötü yerler çekenler de oldu.

Burada işleriniz nasıldı?

    1964 de resmen başlayan ticari hayatım neticesinde; 25 yıl sonra Bağ-Kur emeklisi oldum.Buraya geleli 10 yıldan fazla oldu.Dükkan hala benim üzerime ama kızım Esra çalıştırıyor.Daha düne kadar Bursa'ya mal almaya ben giderdim.Dükkana öğlende geliyor,erken eve dönüyordum.Şimdi artık onu da yapamayacağız.Esra'ya yardımcı olmak için hep geldik,eşimde bende kızımızı yalnız bırakmadık.

    Biz üretim yaptığımız için çok şükür gene de idare ediyoruz fakat eski esnaflık kalmadı.Çok büyük yük altında esnaflar.

Biraz da bize çarşıyı anlatırmısınız.?

Komşuluk ilişkileri çarşıda çok iyiydi.Herkes birbiri ile abi ,kardeş gibi geçinirdi.

     Çarşıyı Hüsamettin Öktem Belediye Başkanlığı zamanında yapmıştı.Caminin olduğu yer etrafı çevrili Alemdarların bahçesiydi.Hüsamettin bey kibar,görgülü,bilgili süper bir adamdı.Çarşının olduğu yer onlarındı istimlak etti.

    Senin baban Umur Abi ile iyi arkadaştık.Birbirimizi severdik.O da dayısı gibi iyi,kibar,ağırbaşlı,görgülü insandı.

   Particiydi, bende DP de,Ticaret Odası'nda bulundum.Bizler taşın altına elimizi koyan ,ilçemize sahip çıkan insanlardık.

Çarşı Gemlik'in en güzel yeriydi,bozmayacaklardı.Büyük bir hata oldu.

Kimler vardı çarşıda?

Hala bugün gibi hatırımda; şemasını çizerim.

     Hacı Muharrem,Fazıl Şentürk ikisi de benim dükkanımın karşısında ayakkabıcıydı.Tuhafiyeci Veysel,Kaya Ünver,Ferudun Özbek,Şahin Çavuşlar,Yorgancı Erdoğanlar,Ahmet Semiz, Koçaş, Veleddin, Kızılay, Esnaf Odası, Terzi Fehmi, Kimler yoktu ki..!

    Mesela; bir Yahudi vardı.Avram Karmona.Önce ben 12-13 yaşlarındaydım, Bursa'dan haftada bir gün gelirdi.Sonra çarşıda dükkan aldı,iyi biriydi.

    Çınarın altı kiliseymiş, eski kilise duvarları dururdu.Tarihi çınarların altı kahveydi.Oraya tereyağ,peynir getirir satarlardı.

Konfeksiyon yaygın olmadan nasıldı?

    Bizim Gemlik de 15-16 yaşlarında olduğum zamanlarda belki 30 kadar terzi vardı.Bunlardan biri abimdi.Gemlik halkı çok moderndi, modayı takip eder ,kaliteli giyinirlerdi.Ünlü terziler pantalonu,ceketi,paltoyu,takım elbiseyi kendileri dikerlerdi.Bunlardan senin amcaların Celal,Sadık Çorum da meşhur terzilerdi.

    Çok güzel kumaşlar getiren baban gibi manifaturacılar vardı.Onlarda moda olan kumaşları titizlikle takip ederlerdi.

    Eşim Emine Hanım ile 1970 senesinde evlendik.50 yıllık güzel geçen bir evliliğimiz var.Evliliğimiz boyunca epeyce ev değiştirdik.Bu vesile ile güzel komşuluk ilişkilerimiz de oldu.

     Önce ayakkabıcı Fazıl'ın evinde bir yıl,Hükümet Caddesi'nde Şekerci Seyfettin'in evinde kirada oturduktan sonra,Demirsubaşı Şehit Mehmetçik Sokakta kendi evimizde 25 yılımız geçti.Manastır'daki evi alınca oraya taşındık ve hala Manastır'dayız.

    Üç çocuğumuz oldu,iki kız bir oğlan.Çok şükür ikisi okudu,üniversiyeyi bitirdi.Büyük kızımız Berna Aydın,Uludağ Üniversitesi'nde doçentlik yapıyor.

Oğlum Berkay Üniversiteyi bitirdi,şu an bir Alman şirketinin sorumlu müdürü.

Kızım Esra ise lise'den sonra evlendi,o da benim gibi esnaflığı seçti.Halen de işine devam ediyor.

GEMLİK'İN EMİNE ÖĞRETMENİ,HEPİMİZİN EMİNE ABLASI..

Emine Abla'cığım biraz da sizi tanıyalım..

    Üsküdar doğumluyum.Annem İstanbul'a 93 harbinde ilk gelen muhacirlerden.Babam Gedelek köyünden.Annem ve babam İstanbul'da tanışarak evlenmişler.

Ben Öğretmen Okulu mezunuyum.

    İlk olarak ;Karacabey'in Karaağaç Köyüne tayinim çıktı.Bulgaristan göçmenlerinin olduğu bir köy.Annemle birlikte gittik.O zamanlarda evler barakadan,tuvalet dışarıda.Soba yakıyoruz.Baktık ormandan silah sesleri geliyor,ben oturmuş kanaviçe işliyorum.Zannediyoruz ki ! ;avcılar silah atıyor.Sesler yakınlaştı,birde baktık baca tutuşmuş ev yanıyor.Köylüler geldi söndürdü ama orada kalamadık artık.Bize bir başka ev verdiler.Bir yanda biz,diğer yanda çingeneler öyle yaşadık..Tuvalet falan ortak.O köyde çok anılarım var.

     1968 yılında , Karaağaç'da öğretmenlik yaptıktan sonra akrabalarım burada olduğu için, Gemlik'e tayinimi istedim.Atatürk İlkokulu'na tayinim çıktı.2 yıl orada çalıştım.

Buraya öğretmen olarak geldim ve eşim Hicri Aydın ile evlenerek burada kaldım.

1970 yılında evlenince 11 Eylül Okulu'na geçtim.26 yıl 11 Eylül Okulu'nda Öğretmenlik yaptım.1 yıl Halk Eğitim'de gönüllü olarak çalıştım, para almadım.

    Emekli olunca ,Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı'nda(Anaçev)15 yıl kurucu üyelik ve yöneticiliğini yaptım.Emekli olan arkadaşlarımı yanıma aldım.Birlikte çalıştık.50 öğrenciye burs verdik.ayaklarımdaki sorunlar arttı.Sağlık sorunlarım nedeni ile ayrıldım.

Yıllardır kapak toplayarak engellilere yardımcı oluyorsunuz.,

Yarın "ENGELLİLER GÜNÜ"

Biraz bu çalışmanızdan bahsedelim.....

     5 yıldır kapakları toplayarak 87 tekerlekli sandalye dağıttım.Yürüyemeyen felçlilere,Gemlik'in köylerinin sağlık ocaklarına,Gemlik Devlet Hastahanesi'ne 4 tane,hiç yürüyemeyen felçlilere,( Bu çok zor,bir sürü prosüdür gerekiyor)yardımcı olmaya çalıştım.

     Karacabey'in Karaağaç köyüne ilk gittiğimde; iki öğretmen vardı.1.2.5.sınıfları bana vermişti eski öğretmen.Yeni mezundum.Bir müddet sonra köye müfettiş geldi.Ve diğer öğretmene kızdı,çünkü en zor sınıfları bana vermişti.Ona "Seneye bu sınıflara sen gireceksin" dedi.Köyde okulun her işini biz yapardık.

     Ben öğrencilerin evlerine tek tek ziyarete gidiyordum.Evlerden birinde yürüyemeyen,ayakları tutmayan bir çocuk vardı.Okula gelemiyordu.Babasını zar zor Eskişehir'e kızını götürüp tedavi ettirmesi için ikna ettim.Ayağına demirden destek yapıldı,tedaviye cevap verdi,kol değnekleri ile okula gelmeye başladı.Sonra tayinim çıkıp Gemlik'e geldim.Bir gün o köye ziyarete gittim.Köylüler beni sevinçle karşıladı.Ama içlerinde biri vardı ki !;kalabalığı yararak ,değneklerle koşup bana geldi.O işte tedavisi için yardımcı olduğum öğrencimdi..Ve sonra okudu,işe başladı.

    Gemlik'e ilk geldiğim yıllarda Atatürk Okulu'nda Öğretmenlik yaparken sarılık olmuştum.Evde istirahat ediyordum.Evimiz öğretmen evinin orada,Atiye Öğretmen'in evinin karşısındaydı.Annem gece yarısı kalkmış,"Yavrum uyan,yavrum uyan" diye bana sesleniyordu.Biz üst katta oturuyorduk,kıvılcımlar denize doğru gidiyordu.

     Rahmetli Atiye hanım kalkmış,halkı uyandırmak için avazı çıktığı kadar, bağırıyordu.O gürültü ile uyandım,bakındım.İtfaiye yokuşuna inerken sokakta büyük yüksek bir ev vardı,ahşaptı.

   Tuncay öğretmen oturuyordu.Eşi pirizde ütüyü unutmuş ,yangın oradan çıkmıştı.Kendileri Sunğipek'de düğün varmış ,oraya gitmişler.Komşularının kızı evleniyormuş.

     Manifaturacı Hüseyin Dinç ve eşi Gönül'ün düğünü varmış o akşam.5 katlı ev yanmıştı.Gemlik dışından Orhangazi,Yalova,Bursa'dan 7 itfaiye yangını zor söndürdüler.

     Bende eski terzilerden Selim Abi'nin oğlu Tahsin Sel'i okutuyordum.Onun evi de oradaydı,yanan eve yakındı..Tahsin'i erkek kardeşi İhsan ile aldım bizim eve getirdim.Gece bende kaldılar.

    Seneler geçti ,Tahsin bir fabrikanın müdürü,kardeşi doktor oldu.Karşılaştığımızda Tahsin beni görünce o geceyi hatırladığını söyler,bende onu gördüğümde ilk aklıma o gece gelir.Çok kötü bir geceydi.Allah kimseye böyle felaketler yaşatmasın.

    O gece evlenen Hüseyin ve Gönül'ün kızları Hülya'yı da ben okuttum.

Öğretmenlik günlerine dönelim ve zorlu bir yaşam mücadelesine devam edelim.

1971_72 yılında Şehit Mehmetçik sokakta oturan Ayşe Özdamar'ın öyküsü bu.

Ayşe çok okula gitmek istiyormuş ama yürüyemediği ve felçli olduğu için hiç bir okul onu almıyormuş.

   O yıllarda sınıfımda okuttuğum bir öğrenci daha vardı.Hüseyin Yılmaz.O da felçliydi.Onu da ben okuttum,daha sonra fabrikaya girdi,oradan emekli oldu.Evlendi,bir de çocuk sahibi oldu.Şimdi onun çocuğu üniversitede.

   "Ayşe'yi ben okuturum "dedim ve sınıfıma aldım.Fakat müdürümüz Kemal Ateşli kayıt etmemişti.1.sınıftaydık.Okulun açılmasından bir ay kadar sonra müfettiş geldi.Çocuk çok başarılı ve azimliydi.Ayşe'nin defterini müfettişe gösterdim.Yazıları ve cümleleri çok muntazam olarak yazdığını gördü.Bende çocuğun kaydı olmadığını müfettişe söyledim.Rahmetli Kemal beyi müfettiş sınıfa çağırdı ve " Bu çocuk okumak istiyorsa,öğretmen de çocuğu istiyorsa kayıt etmen gerekir,derhal kaydını yapın ! "dedi.

      Ayşe'yi annesi bebek arabası ile okula getiriyordu.İhtiyaçları için bir kadın tutmuştu ama ben gerek olmadığını, bizim yardımcı olacağımızı söyledim.Biraz arkadaşları,ben ve hizmetli yardımcı oluyorduk.Tahtaya çıkması zor oluyordu.Annesine; "Küçük bir tahta al, ben oradan takip ederim" dedim.O sorunu da çözdük.Başarı ile okulu bitirdi.Sonra Ortaokul ve Lise'yi de okudu.Babası ölmüştü.Annesi bir araba alarak her gün onu okula taşıdı.Üniversite'ye gidemedi,gidebilseydi okuyabilirdi,hatta çalışabilirdi.Annesinin her işine yardım ediyor,çok güzel el işleri yapıyordu.Çok hamarat bir kızdı.

    Böyle bir çocuğu okutmak,öğretmen için gurur vericidir.Bende elimden geleni yapmış olmanın mutluluğunu yaşadım.

    Her zaman Atatürk'ün izinde,Cumhuriyetçi bir öğretmen olarak,görev yapmanın gururu ve onurunu duydum.

 Öğrencilerim her zaman ön plandaydı.Mesleğini severek yaptım,

Hicri amcamıza,Emine ablamıza çok teşekkür ediyorum.

Onlar Gemlik'e hizmet ettiler.

Keşke; bütün değerlerimizi sağlıklarında kendi ağızlarından yazabilme şansımız olsaydı.

    Güzel anılar,hepsi ders olacak nitelikte.Dileriz herkes engelli arkadaşlarımıza Emine Öğretmen'in gözü ile bakarak,yüreği ile dokunabilsin.

    Emine Öğretmen hala kapak toplamaya devam ediyor. AVM'de Esra Organizasyon'da onu bulabilir, belki daha fazla kişiye dokunmasına yardımcı olabilirsiniz.

REYHAN ÇORUM.

Fotoğraflar.Hicri-Emine Aydın Albümüne aittir.

Yazının görseli olarak eklenmiştir.İzinsiz kullanılmaması rica olunur.