• Çarşamba 0.3 ° / -4.2 ° Mix snow/rain
  • Perşembe -0.6 ° / -8 ° kırık bulutlar
  • Cuma 2.9 ° / -1.6 ° Bulutlar


Gemlik çarşısı yakın tarihi ve önemli kişilikler:

Gemlik çarşısı yakın tarihi ve önemli kişilikler:

Gemlik çarşısı yakın tarihi ve önemli kişilikler:

Yücel Esen Bey'in Balık Pazarındaki terzi dükkanına sık sık uğrar, orada Gemlik'in eski insanlarına, onların çocuklarına rastlarım.

İşte öyle bir gündü. Özkan Sabitoğlu ile karşılaştık.

Babadan, dededen eski Gemlik'in tanınmış ailelerinden birine mensup.

Benim de çok iyi bildiğim, her biri dedemin, babamın, amcalarımın arkadaşı olan kişileri onun anlatımı ile sizlere aktarmak istiyorum.

Gemlik'te eski çarşı bir efsaneydi.

Çarşı esnafı da öyle.

Gemlik zaten; Çarşı, Balık Pazarı, İstiklal Caddesi ve Kulaktaşı civarında yoğunlaşmıştı.

Esnaflar belli bölgelerde toplanmış, sayıları da oldukça azdı. Herkesin birbirini tanıdığı, iş yapanın ben siftah ettim diyerek müşterisini komşuya gönderdiği günlerdi.

Ticari ahlak, saygı ve sevgi vardı.

Kimini sizlere kendisinden, kimini çocuklarından aktarmaya çalışıyorum.

Bu günkü anılara yolculuğumuzda yine bir kısım eski esnafımıza dokunduk geçtik. Hemen hemen hepsi anılarımızda güzel izler bırakarak göçtü bu dünyadan.

Rahmet ve özlem ile anıyoruz.

NEYDİ O GÜNLER?

ÖZKAN SABİTOĞLUNUN ANILARI.

Demirsubaşı mahallesi. Fırın sok (Furun sok)

Osmanlı fırınından bu tarafa, bir alt sokak gazeteci Arif Ayar'ın önü tahıl sokak diye geçer. Eskiden zahire,   hububat işi ile uğraşanların yer aldığı dükkanlar bulunur, iskeleye yakın olması sebebiyle ambar motorları ile gelen zahire buraya taşınır, sokakta yığınlar haliyle muhafaza edilip dökme satılırmış.

En eski zahirecilerden Adalı Hüseyin amca, mesleğinin en kıdemlisi olduğu için 1961 yılında babam zahireci Özcan Sabitoğlu dükkanı açarken yanına gitmiş, bir nevi Ahi geleneğinin devamı olarak nasihat almış.

Adalı Hüseyin; "Oğlum hayırlı olsun, aç kalmazsın fakat zenginde olmazsın" demiş. Bursa’da bulunan toptancıların isimlerini söyleyerek önderlik yaptığını babam bizzat anlatırdı.

Seneler sonra yol inşaatında Osmanlıdan kalan dirhemler, (pirinçten yapılmış tartı ağırlık ölçüleri) bulundu.

Çifte Fırın adından da anlaşılacağı gibi; içinde iki tane fırını yanan, ahşaptan (kerpiçle karışık) 2 katlı bir binaydı. Üzeri hamurhane olup, direkleri, kolonları bulunan bir binaydı. Ali Çavuş ilk memleketten geldiğinde hamallık yapan güçlü kuvvetli bir kişi olup, un çuvalını attığında kestane kolon çatladığı rivayet edilirdi. Kapısında odun yığınları durur karşısındaki İbrahim Bursa, sokakta her müşteri geçtikten sonra odunları düzeltirdi. İbrahim Turan amca manifaturacılık yapan çok renkli bir kişilikti. Osmanlı zamanında Rüştiye (Orta okul) veya (idadi Lise)mezunu olup kibar-ı kelam bir zattı. Yanında Kasım Usta eski bir erkek terzisiydi. O da nevi şahsına münhasır bir kişiydi. Bu insanların hepsi kurtuluş savaşını, Gemlik'in Yunan işgalini görmüş çilekeş insanlardı.

Bir de bakkal Arif amca Arif Muslu vardı. Çarşıya en erken gelen esnaflardan biriydi. O zamanki terbiyede, dükkan sabah namazından sonra güneş bir mızrak boyu yükselince açılırdı. (Zira kısmetler dağıtılacak)Geç dükkan açmak esnaf terbiyesine muhalefet adledilirdi.

Akşam ezanı okununca da Langazalı Hayati amcanın oradan başlar, bütün kepenkler gıcırdar, çocukken eve gitmek gerektiğini o seslerden anlardım. Sabah dükkan açılınca önce sulanır, (suyla ıslatma)sonra süpürülür, çöp dışarı , müşteri içeri, "Allah'ım hayırlı müşteriler ver" diye dua edilerek dükkanlar çalışmaya başlardı.

Bütün esnaf gün görmüş efendi insanlardı. Berber Mehmet amca, zeytinci Kamuran amca, Faiz amca(Kumlalı), Salih Erçek, Yalovalı terzi Kemal amca, Nurettin amcalar, Aktar Şemsettin amca, hep çarşının bilinen tanınan esnafı olup, rızk-ı helal için sabır, gayret içinde faaliyet gösterirdi.

Bizim dükkanda daha önce Ethem Çipa kerestecilik yaparken, babamlar 1960 yıllarında satın alıp , daha sonra malum binayı inşa etmişler.

Dedem Hasan Sabitoğlu ve babam Özcan Sabitoğlu uzunca bir süre burada faaliyet gösterdiler. 47 sene daha önce. Şimdiki AVM önünde dükkanımızın olduğu ahşap sıra dükkanlarımız varmış. Gemlik Polis karakolu burada yer alırmış. Anlatılanlardan aklımda kaldığına göre Osmanlı zamanında Rum kiracılar var olup herkes kendi işinde çalışır, fazlaca bir sorun olmazdı diye anlatırlardı. Tabi zaman zaman birbirine takılıp, esprili olaylar yaşandığı vaki imiş.

Manifaturacı Ahmet Seymen dükkanını erken açarken Bezzaz Avram sorar;

"Ahmet Bey dükkanını çok erken açıyorsun!"

Ahmet amca,

"Avram sen uyurken ben çorbayı çıkarıyorum !.”

“Ee nasıl oluyor Avram?”

“Gemlik şu kadar nüfus her gün biri ölüyor, sabah erken ben açık olduğum için kefeni benden alıyorlar" deyince;

Avram efendi dövünüyor "Ben bunu nasıl akıl edemedim?" diye hayıflanıyor.

ANILAR BİTMEZ, BİTMEMELİ..

Özkan Beye çok teşekkürler..

Bu şekilde yıllar yılları kovaladı. Gemlik kalabalıklaştı, bu hatıraları bilenler azaldı.

Bu çarşıyı bilen son nesil biz kaldık. Biz çocukları olarak hatıralarımızda kaldığı ölçüde anlatarak onları yaşatmaya çalışacağız.

Bunu yazarken benim de babam geliyor aklıma. Eğer çırakları olmasaydı bizim manifatura dükkanı hep öğlende açılırdı. Genelde yataktan öğleye doğru kalkar, cam önünde annemle karşılıklı çay keyfi yapar ve Kulaktaşı'ndaki evimizden çarşıya inerdi. Bu nedenle de arkadaşları “Umur” diye seslenmez," Padişah" diye takılırlardı.

Ahmet Seymen amca ile yan yana dükkanlarda kumaş satarlardı. Tahtadan metreler, içi boş uzunca tezgahlar, çocukluğumuzda baş oyuncağımızdı. Ahmet amcanın fötr şapkası da meşhurdu.

Hem akraba, hem dükkan komşusu, hem de evlerimiz birbirine yakındı.

Madem Fırın sokak dedik. Bir iki kişiyi de oradan ismen de olsa analım.

1944 yılları.

Halil Aşık (kereste, zeytin yağ. 5 numara) aşık Halil lakaplı.

Rıza Kaya; Rahmetli Haydar Amca çok iyi bir amcamızdı, her ne kadar Zahireci olarak bilinse de, Fırıncılık da yapmıştır. Semerciler yokuşunda kendi mülkü üzerinde çifte fırını açmıştır. Son günlerinde felç geçirdiğinden Allah rahmet eylesin ömrünü baston ile geçirmiştir.

Haydar Yazıcı. No. 4.Zahireci,

Behçet Atar; Eski kuru kahveci Haydar amca, Ali, Veli Yazıcı ve Şerife Özer'in babaları, dükkanı şimdiki Çamlıca eczanesinin karşısındaydı. Kavurduğu kahvenin kokusu bütün sokağa yayılırdı.

Kalanlar gidenleri anlatsın lütfen.

Çarşı esnafları anlata anlata bitmez...

Reyhan ÇORUM.