• Cumartesi 31 ° / 17 ° Güneşli
  • Pazar 30 ° / 16 ° Güneşli
  • Pazartesi 30 ° / 15 ° Güneşli


Geçmişten Bugüne Sinemalı Yıllar

Geçmişten Bugüne Sinemalı Yıllar

   Bizler şanslı çocuklardık.60-70 yılları Gemlik de sinemaların önünde kuyrukların olduğu,o büyük salonların ağzına kadar dolup boşaldığı,film aralarında sandıklarda buz gibi gazozların satıldığı ,yazlığı ve kışlığı ile hayal bile edilemeyecek güzellikte sinemalı günler yaşadık.

Kültür ve sanat o günlerde çok daha iyiydi.

    Mahallemizin tüm hanımları,çocukları çarşamba günlerini iple çekerdi.Filmlerin konuları tüm hafta boyunca konuşulur,gören görmeyene anlatırdı.

    Bedia Muvahhit,Necdet Tosun,Ayhan Işık,Belgin Doruk, Neriman Köksal,İzzet Günay onlar bizim çocukluğumuz.

    Türkan Şoray,Kadir İnanır,Tarık Akan,Filiz Akın gibi eskilerin yerini alanlar ise artık lise yıllarımızın süper kahramanlarıydı.Duvarlarımız posterleri ile süslüydü.

    Orhan Gencebay'ın "Batsın bu dünya" filmini ;okuldan kaçıp da Atlas Sinemasının arka koltuklarına gömülerek ağlayarak izlediğimi unutamam.

Sinema bir aşktı,sevdaydı,kültürdü.

Biz seyirciler kadar sinemaya sevdalanarak yıllarını vermiş sinema emekçileri de vardı.

    Kapıda bekleyen,büfede duran,bilet kesen.Makinist'inden patronuna kadar .Hep görmeye alışmıştık.Adeta tanıdık bir akraba gibiydiler.

Kabotaj bayramında bir araya gelmiştik Necdet(Bulut) abi ile.16 Ağustos da aniden kaybettik.

Daha sinema yıllarını,kabotaj bayramı anılarını yazacaktık.

    Yavuz abiye yetiştim.Meğer onun da son günleriymiş.21 Mart 2020 onu da kaybettik.Engin bey,kardeşleri onu uğurlarken babalarını kaybetmiş kadar üzgündüler.

Ben de çok üzüldüm ve bu röportaj yayınlanmadan öylece kaldı.

Hadi o görüşme yaptığımız güne dönelim;

    Venüs sinemasının küçük gişesinde Yavuz Yalazan ,Engin Bulut ve ben,üçümüz oturduk.Yavuz abi hastahaneden gelmiş,Engin bey anlattıkça arada bir gözleri buğulanarak heyecanla söze karışıyor,sessizce dinleyerek başı ile onaylıyordu.

   “Babam 1939 yılında Gemlik de doğmuş.Dedem Karacaali köyünden motorcu amca lakabı ile bilinen İbrahim Bulut.Fenerbahçe amblemli Bulut motoru ile Gemlik ,Manastır,Kumla,Karacaali arasında yolcu taşıyor.Babam üç kardeşten en küçükleri.

1953 yılında 13-14 yaşlarında Atlas sinemasının önünde babaannemin yaptığı şam tatlılarını satmaya başlıyor.Amcam Sungipek fabrikasında işe girince bu iş babama kalıyor.Tatlılar öyle beğeniliyor ki!

    Daha sonra geliştirdiği tarifle kendi imal ederek satıyor.Bir teneke kutusu var,kazandıklarını burada biriktiriyor. Sinema ile tanışması o yıllara dayanır.

   Sonrasında yol arkadaşlığı yapacağı Yavuz Yalazan ile sinemanın büfesinin işletmesini alıyorlar.Sinemanın yer sahibi Avcı Hüseyin.Atlas sinemasının işletmecisi de Şevket bey.Balık Pazarındaki sinemanın yeri daha önceleri Pehlivan güreşlerinin yapıldığı bir arsaymış.Hüseyin Avcı önceleri orada bir yazlık sinema işletiyormuş.Sinemacı Şevket de çalışanlardan biriymiş.Bir gün yağmur yağınca film oynatılmamış,Şevket bey,babam ve Gemlik’in gençleri Ali Kadri'nin kapısına gidip ondan sinema yapması için bağırarak istekte bulunmuşlar..47 Yılında yapımına başlanan Atlas sineması 1951 yılında açılmış.

    Bir süre sonra Şevket bey ekonomik nedenlerle kendine bir ortak arıyor ve babama ortaklık teklif ediyor.İşte kutu açılıyor,şartlar zorlanarak babam sinemaya ortak oluyor.Bu arada Atlas sinemasını ortağı ile işletirken Sunar sinemasının da işletmesini alıyor.Bu kez tek başınadır.Adını değiştirerek İnci Sineması yapıyor.Sunar sinemasının daha önceki işletmecisi de Fuat bey.Fotör şapkalı,kravatlı,kumral ,temiz giyimli bir bey.

   1967 yılında Şevket bey’in Avcı Hüseyin ile yapmış olduğu sözleşme bitiyor.Hüseyin bey kiralarını muntazam ödeyen babamdan çok memnun olduğu için, daha yüksek ücretlerle sinemayı kiralamak isteyenler olmasına rağmen ,Atlas sinemasının işletmesini babama tek başına veriyor.Atlas sinemasının alt salonu tahmini 600 kişi,balkon 150 kişi,sağlı sollu üç loca altışar kişi alıyor.Localar Gemlik Kaymakamı,ileri gelenler tarafından önceden ayrılarak hep dolu oluyor.

    Sinemanın yan tarafında bilardo salonu ve çeşitli esnaf dükkanları bulunuyor,üst katları ise bir bütün halinde Atlas sinemasının yazlık salonu.O yıllarda Gemlik’in nüfusu 6-7 bin civarında.Çalışan memur çok az.Babamlar zaten sinema anonsu için mahalle mahalle dolaşıyor.Belediye Başkanı rica ediyor “ Belediye anonsunu da siz yapar mısınız ?"diyor.Sinema arabasından Belediye anonsları da yapılıyor.Hatta babamla iyi dost olan Nejat Uygur sık sık Gemlik’e sahne almak için geldiğinde, 55-56 şavrolesi ile kendi sesinden bu anonsları yapıyor.Araba ile anons yapılmadığı dönemde ise sinemacılar sırtlarına tahta bir tabela alır,üzerinde filmin afişi ,bir boru ile anons yaparlarmış.

    Gemlik’in asıl merkezi Balık Pazarı civarı. Caminin olduğu yer minübüs garajı. At arabacılar da oradaymış.Balık Pazarında kahvelerin olduğu yerde balık hali varmış.İnci sineması da Atatürk Okuluna gelmeden şimdiki Karagöl marketin olduğu yerin yanında.Arka tarafında o sinemanın da yazlığı bulunuyormuş..Sinemanın içinde gündüz seansları bittikten sonra sandalyeler dışarıya çıkar.Sinema makineleri sökülür,yazlık sinema hazırlanır,hava müsait olduğunda bu zor ve zahmetli durum yaz boyunca devam edermiş.Hatta mahallenin gençleri sinemaya sandalye taşıyarak ücretsiz girermiş.

    Bir çok sanatçı ve tiyatro grubu sinema sahnelerinde Gemlik halkı ile buluşmuş.Hatta Adnan Şenses Atlas sinemasında perdeci olarak çalışırken bir sanatçı gelmeyince sesi güzel olduğu için sahneye çıkınca çok beğenilmiş ve buradan ünlenmiş.Bunu da çıktığı proğramlarda anlatırmış.

    Babam eğitime de önem verirdi.Gemlik Lisesi yapıldıktan sonra arka tarafına spor salonu yapılması için temel atılıyor ama ekonomik nedenlerle başlanamıyor.Belediye Başkanı ve Kaymakam babama rica ediyor,sinema biletlerinden bu iş için pay ayrılıyor,babamın ve hayırseverlerin katkıları ile salon tamamlanıyor.

    Babam filmleri İstanbul’dan alır,taksici Paşabahçe’nin arabası ile Yalova’ya gider gemi ile Beyoğlu’na geçerdi.Filmler tekerlek şeklinde kutularla parça halinde 5-6 kutu olur,bu kutular daha sonra film bobinlerine eklenirdi.Kar kış demeden sırtında çuvalla film bobinlerini taşıyarak Gemlik’e getirirdi.”

    O zamanlar Gemlik’in nüfusu az olmasına rağmen sinema çok revançtaydı.Yerli filmleri daha çok babam getirirdi.Bayanlar matinelerinde seyirci rekorları kırılırdı.Hatta Yavuz amca genelde kapıda olur,bayanlar el üstünde kaldırır onu sinema salonuna sokarlardı.

Yavuz amcasına sevgi ile bakıyor ve onu anlatıyor Engin bey.

“Babam ile Yavuz amcam genç yaşta sinema büfesinde çalışmaya başladıktan sonra yolları hiç ayrılmadı.Yavuz amcanın okuma yazması yok.1938 doğumlu.Daha önce gazoz fabrikasında çalışmış.Tüm sinema hayatı boyunca Yavuz amca hep yanındaydı.Gün geldi maaş bile almadığı zamanlar oldu.Babam genelde sinema içinde ve makine dairesinde,o hep kapıda durur ,seyirci daha çok onu tanırdı.Bizim iyi ve kötü zamanlarımızda hep yanımızda oldu.

    1980 ihtilalinden sonra televizyonun hayatımıza girmesi ile sinema yavaş yavaş popülerliğini yitirmeye başlar.Sadece çok iddialı filmler iş yapardı .

    1984 yılında babam Kumla’ya yazlık sinema açmaya karar verir.O zamanlar Kumla çok rağbet gören bir tatil merkezi.Üç tane de sineması var.Kavlak ailesi(Kadir Kavlak,Ruhi Kavlak’ın)sinemaları,Yeni Seçkin,Yalı sineması,birde yunusların ilerisinde Halil bey’in 900 kişilik Site sineması vardı.Babam da İskelenin Gemlik tarafına doğru Kent sinemasını kurdu.Sinemanın açılışına da İlhan İrem konseri ile başladı.Kışın sinemalar iş yapmıyordu.Türkiye’nin her yerinde sinemalar kapanmaya başlamıştı.Bu geçiş döneminde Gemlik’deki sinemayı kına ve düğünlere kiralıyorduk.Hatta bir dönem halı sahaya bile çevirdi.Yine de pes etmedi.Sadece yazlık sinemadan kazanarak ve ek işler yaparak bu sancılı süreci atlatmaya çalıştı.

    1990’lı yıllardan sonra Amerikan filmleri furyası başladı.Bu filmler konuları,görsel efektleri ile ilgi çekiyordu.Bu süreç 10 yıl kadar devam etti.Artık yerli film çıkmamaya başladı.Orhangazi de Atlas, Emek gibi üç sinema vardı kapandı.Kumla olmasaydı babamda dayanamazdı.Tabi bununda bedeli bize ağır oldu.Manastır da büyük bir zeytinliği Kumla'yı açabilmek için sattık.

    1995 yılına kadar sinema neredeyse bitmiş durumdaydı.Koreli firmalar Türkiye’ye girerek sinema salonlarını satın aldılar.Yapımcı ve sanatçılara ortaklık teklif ederek yerli filmlere yatırım yaptılar.Yerli filmlerin maliyeti yabancı filmlere göre daha düşüktü.Sinema sektörü biraz canlanınca  babam artık yeri kendine ait bir sinema yapmak için arayışlara başladı.Ailesinin mal varlıklarından bazı yerleri satarak halasının oğlu ile ortak 376 metre kare bir arsa aldı..İnşaata başlayacakken 1999 depremi oldu ,sinema hayalimiz ertelendi.2004 yılına kadar bina ruhsatları durduruldu.Babam Atlas sinemasının sinema perdesinde futbol kulüplerinin maçlarını göstererek bu süreci de atlatmaya çalışıyordu.İnşaat ruhsatları verilmeye başlayınca Gemlik katlı otoparkı ile eş zamanda bizde sinemamızı deprem yönetmeliğine uygun ve sinema olabilmesi için %50 demir ve beton kat sayısı artırılmış olarak yaptık.

   Sinema makineleri komple değişti. Maddi değeri çok yüksek dijital makinelere geçildi.Daha önce kullandığımız hiçbir sistemimiz işe yaramadı.Bize ağır bir külfet getirdi.Altı yedi yıl krediler ve yardımlarla bu dönüşümü de gerçekleştirebildik.Sinemanın düşündüğümüz maliyetin çok üstüne çıkması istemememize rağmen sinemanın üstüne yaptığımız katı da satmamıza neden oldu.

    Dijital filme geçiş yeni sorunları da beraberinde getirdi.Filmler hart disk ile gelmeye başladı.Aldığımız filmlerin oynama sürelerini şirketler artırdı.Belli bir süreyi zorunlu tuttu.(20 gün,1 ay)Sinema salonları küçülerek cep sinema salonuna dönüşmeye başladı.Filmleri şirketlerin aynı zamanda çıkararak çakıştırması buna neden oldu.Bizde sinemamızda üç salon olarak hizmet vermeye başladık.Bu da aslında yeterli değil.

    2017 dijital beş salon olarak Orhangazi halkını yeniden sinema ile buluşturduk.Biz de çocukları olarak babamın desteği ile üç erkek,bir kız  kardeşimle sinemaya emek veriyoruz.

    Sinema salonları özel statüye sahip olduğu için ancak AVM' lere açılabiliyor,yada sinema olacak şekilde inşa edebiliyorsunuz.Gemlik de hiç kapanmadan sinemacılık devam ettiği için insanlar bunun eksikliğini göremediler.Bölgemize baktığımızda 180 bin nüfuslu Gölcük’de,100 bin nüfuslu Bozöyük,Kütahya,Tavşanlı gibi ilçelerin hiç birinde sinema yok.Türkiye’nin %98’ilçesinde sinema salonu bulunmamaktadır.Yazlık sinema olarak bildiğim kadarı ile Marmara bölgesinde kalan tek sinema bizim Kumla'da ki sinemamız.Beş yıldır para kazanmamasına rağmen devam ettirmekteyiz.Biz çocukları olarak babamıza geçen yıl” Baba yaşın 80 oldu.Beş senedir kirası bile çıkmıyor,kapatalım artık dediğimizde ;babam”o sinema benim namusum,insanlar namusuna sahip çıkar,”dedi ve Yavuz amcayı”al anahtarı git sinemanın otlarını temizlet”diye Kumla’ya gönderdi.2019’un yazında da sinemayı böylece açtık fakat çocukların arka çalılıkta yaktığı ateş ile sinema yandı.Dijital makinemiz de zarar gördü.Buna rağmen makineyi tamir ettirip zararı gidererek babam yine arife gününe yetiştirerek sinemayı açtırdı.

    Bizim kültürel anlamda önemli bir hizmet yapmamızın yanında babamın değimi ile çocuklara da bakıcılık yapmaktayız.Aileler hiç bir yere güvenip emanet edip bırakamayacağı çocuklarını bir işleri olduğunda sinemaya bırakıp gidip gönül rahatlığı ile işlerini yapabiliyorlar.Hatta köylerden gelenler düğün alışverişlerini bile çok zaman bu şekilde yapıyor.

    Kültür bakanlığı ile yapılan anlaşma neticesinde okullar toplu halde çocukları sinemaya getiriyor.Biz çok cüz-i bir paraya (Rafadan Tayfa gibi)film izlettiriyoruz.Bize kalan para temizliği karşılamamasına rağmen amaç çocukları sinema ile buluşturmak ve bu kültürü kazandırmak.

    Babam ömrü boyunca sinemadan kazandığını yine sinemaya harcadı.Zaman zaman bu yatırımları ile daha farklı işler yaptığında kazancının fazla olacağını bilmesine rağmen sinemasından ayrılamadı.

    Talihsiz bir deniz kazasında ağır yanık ile hastaneye kaldırıldım.Benim bu durumum babamın zaten yorgun olan kalbini üzmüş olsa gerek bu olaydan iki gün sonra sinemasında hayata gözlerini kapadı.

    Bizlere şaka ile takılır”biz ölünce Yavuz amcanız ile orada da sinema yapmaya devam edeceğiz”derdi.Sinema onun her şeyiydi.Bizlere de vasiyeti bu mesleği tüm zorluklara rağmen kendisi gibi devam ettirmemiz,bırakmamamız yönündeydi.

    Belli ki sinema Yavuz amcanın da yaşama sevinciydi.Engin bey Yavuz amcalarının onlar için ne kadar değerli olduğunu ,onu babalarının bir hatırası olarak köşede görmekten ne kadar mutlu olduklarını söyledi.

    İnsanlar sinemada Yavuz amcayı görünce bu yaşta adamı çalıştırıyorlar dile düşünüyor ,oysa o sinemaya gelmezse asıl o zaman ölür.

“Biz babamızı hiç evde göremedik.Bayramlar da sinemada bayramlaştık,babamla hiç bir yere birlikte gidemedik.”dedi.

    Bu söyleşiyi yaparken kendi çocukluğum ve genç kızlığımda önemli bir yer tutan sinemalı günlerin Gemlik için de neler ifade ettiğini daha iyi anladım.Sinemaya içeriden ve dışarıdan bakmak çok farklıymış.Yaşanılan zorluk ve fedakarlıkları anlayamamışız.

    Atlas sinemasının ilk makinisti Demir Kaplan bey,Hüseyin Aş,Sunar sinemasının makinisti Bandocu İsmail gibi emek verenleri de unutmuyoruz.

    Engin bey eğer bir müzemiz olursa çalışır haldeki eski sinema makinelerini  babalarının hatırasına müzeye bağışlayacaklarını,hatta film bile izleyebileceğimizi söyledi.

   Ve Engin bey ile bu hafta tekrar buluştuk.Yazıyı gözden geçirmesini istedim.O günü andık.Yavuz amcayı hatırlayınca yine gözleri doldu.

Perde hastalık nedeni ile kapandığında o da gözlerini yummuştu.

Açıldı mı sinemanız?

   Yok maalesef.Şu an Türkiye'nin %1'i yani 20 sinema kadar açık.Şirketler altı ay yeni film çıkarmayı erteledi.Devlet desteği olmadı.Sinemacılık personelle olur.Orhangazi deki sinemada kapalı biz personeli çıkarmadık.Sonra yetişmiş eleman bulmak zor.Lamba ömrü kısadır.Kışın film seyredilir.Yazın bu şartlarda eski filmlerle lambaların bile parası karşılanmaz.

Çok büyük zarardayız.Masrafları cebimizden ödüyoruz.

Gemlik de tek kalan sinemayız.Sinema geçmişinde Atlas ve İnci sinemalarını ve tabi ki babamız ve bizlerin hizmetini kimse yok sayamaz.

Bir çok röportaj okudum ama babamın adı özellikle geçmemiş.Biz çok savaş verdik.Her türlü zarara rağmen babamın vasiyetine sahip çıkmaya çalışacağız.

Sinema denilince tartışmasız Gemlik'e yapmış oldukları hizmetleri tüm Gemlikliler biliyor.

Necdet,Yavuz abiyi,tüm sinema emekçilerini saygı ve rahmetle anıyoruz.

Bu röportaj için Engin beye ve sinemaya verdikleri emek için Bulut ailesine Gemlik halkı adına teşekkürü borç bilirim.

Umarım perde hiç kapanmaz.