• Pazartesi 26 ° / 14 ° Fırtına
  • Salı 18 ° / 11 ° Sağanak
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli


EN İYİ MAKİNA, EN İYİ FOTOĞRAFI ÇEKSEYDİ;

EN İYİ MAKİNA, EN İYİ FOTOĞRAFI ÇEKSEYDİ;

EN İYİ MAKİNA, EN İYİ FOTOĞRAFI ÇEKSEYDİ;

EN İYİ DAKTİLOYA SAHİP OLAN DA, EN İYİ ROMANI YAZARDI.

ARA GÜLER...

Başlıktan da anlayacağınız gibi bu haftanın konusu yine Fotoğraf..

Bugün; hala işini devam ettiren 50 yıllık bir fotoğrafçıya yer vereceğim.

Cep telefonları çıktığından beri; bu meslek de, maalesef eski önemini yitirmeye başladı.

Eski fotoğraflar gün geçtikçe şarap gibi yıllanarak değerlenmekte. Şimdi her yaptığımızı kare kare görüntülüyoruz ama; bir anda da silinip gidiyor. Kişiyi, Gemlik'i ,anı görüntülediğimiz fotoğraflara ekrandan baktığımızda, elimize alıp baktığımız, o sararmış fotoğrafların yerini tutmuyor, aynı tadı vermiyor..

Hala hayatta olan çok az eski fotoğrafçımız kaldı.

Onlardan biri ile sohbet etmek için, AVM'nin arkasındaki FOTO DİLEK'e gittim..

Zaten kendisini ilk yıllarından beri tanırım.

O zamanlar her bayram, özel günlerde, okulda fotoğraflarımızı çekerdi. Beni kırmadı, sorularımı yanıtladı. Teşekkür ediyor, sağlıklı günler ve bol kazançlar diliyorum.

ŞERAFETTİN YILDIZ İLE FİLM ŞERİDİNİ BAŞA SARARAK, ESKİ GÜNLERE GİDELİM!

Keles Gelemiç köyünde;16.8.1950'de doğdum.

İlkokulu okuduğum yıllarda hem okur, hem de kestane toplamaya giderdim. Toplayıcılar ayrı, dokuyucular ayrıydı. Sopa ile kestanelere vurarak düşürürlerdi. Biz tabi ki çocuk olduğumuz için yere düşenleri toplardık.

İlkokulu köyde bitirdim. Babam toplayıcıların başıydı.

1964 yılında Keles'den Bursa'ya geldik. Cumalıkızık'da yine kestane toplama işinde çalıştım. Bursa Adalet Partisi Başkanı'nın Fethiyekızık da taş ocağı vardı orada da çalıştım.

Sonra 65-66 yıllarında Tarım ve Köy işleri Bakanlığının gezici köy işleri mobilyacılık kursuna giderek diploma aldım. Oklavadan mobilyaya ne varsa yaptık, yapmayı öğrendik.

Bursa Valisi Vefa Poyraz diplomalarımızı verdi. O diploma sayesinde bizi mobilyacıya aldılar. Çıraklar 10 lira alıyorsa, biz 35 lira alıyorduk. Bursa'da Adliyenin orada mobilyacıda işe girerek çalışmaya başladım. Marangoz Ramazan Danacı vardı.

Artık mesleğe adım atmıştım.

66-67 Carto Markalı( Fotoğraf) 75 kuruşa makine aldım. Makine ile köye giderek fotoğraflar çektim, köyümü fotoğrafladım. Tab ettireceğim zaman bu dandik makine ile kavga etmeye başladık. Foto Filiz vardı, ona götürdüm, bana sordu "Ne iş yapıyorsun?" Diye. Mobilyacıda çalıştığımı söyledim. Gel beraber çalışalım diyerek Kodak Makine verdi. Beraber hastaneye gittik, başladık fotoğraf çekmeye. Elime birde makbuz verdi, "Çektiğin kişinin adını ,soyadını yaz, liste tut" dedi. O gün iki makara film bitirmişim, poz başı bir lira, "Ben bir daha gider mobilyacıda çalışır mıyım?"

Foto Filiz Bursa'da eski Hakimiyet gazetesi üstündeydi, bir günde 72 lira aldım. Orada çalışmaya başladım. Geceleri Heykel'e beraber çıkıyor, akşam meyhaneleri dolaşıyorduk. O da yetmedi Uludağ'a gittik. Zeki Müren'in babasının öldüğü zamanlarda biz fotoğraf çekiyorduk.

Yazları sarı alanda, kışları otellerde şipşak fotoğraf çekiyorduk. Teleferik bozulduğu zaman aşağıya telesine ile ,halatlara tutuna tutuna karda yürüyerek indik.

Uludağ'da sanatçıların fotoğrafını çektiniz mi?

Evet hem de çok!

Film çevirmeye sanatçılar gelirdi, otelde kalırlardı. Ediz Hun, Hülya Koçyiğit, Zeki Müren o dönemin tüm meşhurları gelirdi.

Zeki Müren 10 dakika vakit ayırır, kalpağı ile oturur, salep içer, biz iki kişiyiz, üçer dakika da fotoğrafları çekerdik.

Barakalar vardı Vahit'in barakasında kalırdık. Akşam kar yağar, barakanın önünü üç saat temizler öyle çıkardık.

10 nisan 1977'de dükkanı açtık. Sonra atölyeciliğe de geçtik. Gelin, damat, rötuş, çekim, karanlık oda hepsini yapıyorduk. Çok kişi sadece çekim yapar, bizden başka İnegöl Çarşısı'nda bir kişi vardı. Foto Yalım yanında çalışanlara öğretmezdi. Yanında çalışan bir kişi izleyerek nasıl yaptığını kapmıştı.( ENVER )

Eskiden daha zordu. Baskı bozulur, kırılır çok uğraştırırdı. Ben atölyede mecburen hepsini öğrendim. Öğrenmesem dükkanı açamazdım.

Askerden geldiğimde Gemlik'e geldim. Balıkpazarın'daki Foto İpek  (Sefer) Almanya'ya gitmişti, orayı devir aldım. 4-5 sene orada çalıştım.

Kız Meslek Lisesi'nin Müdiresi Yıldız Hanım okula benden başkasını sokmazdı. Oradan Liseye de girdim. Ortaokul ve lise bir aradaydı. Böylece bütün okullarda fotoğraf çekiyor ve tutuluyordum.

76 yılında Foto Sefer Almanya'dan geri döndü. "Dükkan benim, gel beraber çalışalım "dedi. Bir müddet birlikte çalıştık ama bazı anlaşamadığımız durumlar yaşayınca ben ortaklıktan ayrılarak tekrar Bursa'ya döndüm.

Rahmetli Haluk Merter benim yanıma gelir giderdi. Bir gün geldiğinde "Yaşar Baytaş'ın dükkanı boş, gel sana tutalım" dedi. Buraya gelmeme Haluk nedendir, rahmet olsun.

Ne kadar oldu gelişiniz?

Aşağı yukarı 45 yıl, Balıkpazarını da sayarsan 50 sene oldu..

Pazar caddesinde Barışanların karşısında,11 Eylül'ün orada, değişik yerlerde oturdum.

Fotoğrafçılık nasıl değişim geçirdi.

Eskisi ile şimdinin arasında dağlar kadar fark var. Siyah beyaz fotoğrafları doya doya yaşadık. Sonra dijital geldi.

Önce filmin bitmesini bekliyor, müşteriyi de bekletiyorduk.

Şimdi iki üç poz çekiyoruz. Müşteri bilgisayarda istediğini beğeniyor, photoshop ile düzeltip veriyoruz. Eskiden 45 dakika sürerdi, şimdi 10 dakika sürmüyor.

Yetiştirdiğiniz fotoğrafçı var mı?

Foto Renk burada büyüdü. Bursa'dan Saray'dan aynı dükkandan birlikte geldik. "Ali ustamsın "der eğilir. Bu da bana yeter.!

Çok çırak yetişti ama Gemlik'te devam ettiren yok.

Bu işten kazandınız mı?

Çok şükür evimizi arabamız aldık. Çocuklarımızı okuttuk. Dükkan kendi dükkanım.

Gemlik'te ne kadar fotoğrafçı var?

18-19 fotoğrafçı vardır. En eskisi Cahit Şeker, onun da oğulları devam ettiriyor.

Eski fotoğrafçıları duydum ama 50 yıldan öncesine yetişemedim.

Fotoğrafçıların bir fiyat listesi vardır. Ben riayet ederim. Biz Bursa fiyatlarını uyguluyoruz.

Şeref, Recep, Fatih, Prestij biz bu kişilerle birbirimize uyarız.

Dernek olarak Bursa'ya bağlıyız ama burada esnaf odasına kayıtlıyız.

Dükkanım yandı, soyuldu kimsenin bir faydası olmadı.

İş ahlakı, titizlik isteyen bu meslek, hata kabul etmez.

Eskiden fotoğrafçıya saygı vardı. Fotoğrafçının yeri vardı. Şimdi kaçak çalışıyorlar. Dükkan açıp kapatmak marifet değil. İstikrar önemli.

Uzun süre anlaşmalı esnaf Değneği Başkanı Şükret abi ile çalıştık. Onun da fotoğraflarını çektim. Önce kavga ettik, sonra dost olduk.

17 Belediye Başkanının fotoğrafını çektim. Hakkı Çakır, Nezih Dimili zamanında, eski fotoğrafları getirdiler, rötuş yaptım.

Peki o eski fotoğraflara ne oldu?

Bütün tarayıcılar bitti. 53 binde bir yere sığmaz oldu, işe de yaramıyor, siyah beyaz bütün arşivimi yaktım.

Şimdide farklı değil. Bilgisayar doluyor. CD'ye atıyoruz, bazen açmıyor. Dijital 22 binde. 3 arşiv var.

Film, resim tarayıcısı dayanmıyor. Alınmayan fotoğraflar var çuvallarla. Kalorifer dairesine veriyor, yakıyorum. Yanarken çok is çıkıyor, her yerde yakılmaz.

Meslek anılarınız var mı?

Olmaz olur mu, çok var!

Bursa'da çalışıyoruz, yazıhane bölümü üstte. Aşağıda zil var, çalarlar resim çekmeye ineriz. Bir bayan geldi. Boğazlı kazak üzerine kravat takmış. "Böyle mi çekeceğim? "Dedim. "Evet" dedi. Çekip verdim, aldı gitti..

İmam hatip'den mezun olmuş bir talebe geldi. Hocası kalpaklı, cübbeli bir fotoğraf istemiş. "Güzel olsun" dedi. Bizim arkada fon olarak manzaralar olur. O zaman da kır'lı, koyun'lu bir manzaramız vardı. Fotoğrafı çektik, koştu gitti. Hocası kızmış, "İmam mısın, çoban mısın! belli değil, bir sopan eksik" demiş.

Kuyumculardan birisinin düğünü var. Bursa'da büyük Postane'nin oradayız. Yedi makara film çekmişim. Fotoğrafları almaya geldi. Bir kahve söyledik. Fiat çok geldi. İki büyük de resim yapayım dedim. Patron pazarlığı bana bıraktı. Ertesi gün pazarlık gene devam etti. Hadi biraz daha düşürdüm. Bir camdan girdi, diğerinden çıktı. Sonunda biz dost olduk.

Pazar caddesinde evim yandı. Çocuklar 86-87 doğumlu. Üç, dört yaşlarındaydılar o zaman.

1995 yılında oğlana sünnet yaptık.

2000 de bende, hanım da emekli olduk.

Kızım Derya Yıldız. Sigorta acenteliği yapıyor, oğlum Şafak Yıldız Reklamcı. Amerika'ya çalışıyor. Çok şükür işleri iyi.

Fotoğrafçılığı her kişi yapamaz. Kabiliyet işi, düğmeye herkes basar. Basmadan önce ışığı, her şeyi görmek gerek.

Bu iş kalmadı artık, bitirdiler. Çırak yetişmiyor. Çırak yetişmeyen meslek ölmeye mahkumdur.

Arıca bu iş sabır işi. Sevdiğim için yapıyorum, sevmesem yapmam.

Bozuk olan eski fotoğraflar geldiğinde 2-3 saat uğraşıyorum ama onları yeniden onarıp kazandırdığım zaman zevk alıyorum.

İş yerim; benim için artık zamanımı geçirdiğim, amaç olmaktan çok beni yaşama bağlayan ve mutlu olduğum bir yer.

İyi ki bu mesleği seçmişim..

Bir esnafımızı daha tanıdık. Cuma günü bu mesleği eskiden yapan,  hepinizin yakından tanıdığı, sevdiği ve özlediği biri var..

Bizi takip etmeye devam edin.

REYHAN ÇORUM..