• Pazar 16.5 ° / 11.3 ° Dağınık bulutlar
  • Pazartesi 20.7 ° / 13.8 ° kırık bulutlar
  • Salı 18.1 ° / 10.4 ° Hafif yağmur


DALYA DEMEYE BEŞ KALA, HASAN RIZA BOSTANCI İLE ANILARA YOLCULUK....

DALYA DEMEYE BEŞ KALA, HASAN RIZA BOSTANCI İLE ANILARA YOLCULUK....

DALYA DEMEYE BEŞ KALA, HASAN RIZA BOSTANCI İLE ANILARA YOLCULUK....

Umurbey Köyünde; Nuran Işık ile birlikte ziyaretlerimiz devam ediyor.

Bugün yine Umurbey'in değerli, saygın insanlarından Hasan Rıza Bostancı ile beraberiz. Tarih ve Kültür Derneğimizin Başkan yardımcısı, Nuran Işık ile İsmail Kenar amcamızı da yanımıza alarak bir canlı tarih ile buluştuk . İki arkadaş, ikisi de senelere meydan okumuş, maşallah her şeyden önce ellerinde baston olsa da, beyinleri daha da gençleşmiş gibiydi. Allah herkese böyle yaşlanmak nasip etsin, onlara da daha uzun ömürler versin..

Sizi tanıyalım..

Biz Umurbey'in yerlisiyiz. Dedeme Ali dede derlerdi. Dedemin dedesi sarayda bostancıbaşıymış, Umurbey'e gelmiş yerleşmiş. Lakapları Bostancılarmış, soyadı kanunu Cumhuriyetten sonra çıkınca Bostancı soyadını almışlar.

Umurbey'de aileler; Çırganlar, Pehlivanlar, Bostancılar gibi lakaplarla anılırmış, hala da öyledir.

Ali dedenin 2 kızı, 2 de oğlu varmış. Mehmet Bostancı benim babam. 1301 doğumlu.. Amcam Alaaddin Bostancı 1313 doğumlu. Babam, zeytin ve ticaretle uğraşırdı. Biz dört kardeştik. Kız kardeşim 9 yaşında kızamıktan öldü. Mustafa 23 yaşında ağaçtan düşmüştü, o da erken öldü. Çocuğu yoktu. Bir abim( İbrahim) ince hastalıktan öldü, iki çocuğu vardı. Hayatta bir ben kaldım.

Annem Fatma 1313 doğumlu. Gemiç'ten buraya gelin gelmiş. Ölmezler sülalesinden. Bulunmaz bir anneydi. Evlatlarına ve torunlarına titrerdi. 1.9.1927 senesinde Umurbey'de doğdum. 95 yaşındayım. Bostancı sülalesinde en yaşlı benim. Alaaddin Bostancı amcam olur.

Okula Umurbey'de gittim. Bizim zamanımızda Rüştiye yoktu. Biz 5. sınıfa kadar okuduk. Muratoba, Kavakdibi köylerinden de öğrenciler gelirdi. O köylerde 3. sınıfa kadar okutulurdu. Okula gelebilmek için çocuklar yürürler, yayan gelir dereden geçerler, geri dönerlerdi. Dere taşardı bazen.

Askerde(1946) önce jandarma sınıfına ayırdılar. Maçka( İst) 7 sayılı jandarma eğitim alayı. 3 sene askerlik yaptım. Dağıtımda Bilecik'ten Söğüt'e gittim. Biz hem polis vazifesi, hem jandarma olarak görev yaptık. Benim asker olduğum zaman eczane, polis yoktu. 1 hükümet doktoru vardı.

1952 yılında evlendim. Eşim Umurbeyli Leblebicinin Mustafa'nın kızıydı. Lakapları onların da Leblebici idi. Soy isimleri ise Gedik.. Üç çocuğumuz oldu. İlki kız, sonra da iki oğlan. Kızım Umurbey de, eşi Çamlar'dan . Ziraat Bankası Müdürüydü, Çarşamba şubesinden emekli olduktan sonra Umurbey'e yerleştiler.

Meyvacılık, bağcılık, zeytin işi ile uğraştım. İstanbul'a ayva, üzüm, elma taşırdık. Gemlik'e gelen vapurlarla giderdik. Gemlik'te bir tane Yağlı Mehmet'in arabası vardı. Koza tutardık. Sabahleyin kozayı sarar Bursa Kozahan'a yıkardık. Umurbey 500 hane ise 500'ü de koza tutardı. Kimisi yarım paket, kimisi bir paket her evde vardı. Bursa'ya at ve eşeklerle gidilirdi. Kamyonlar bu kadar çok değildi. Gemi yolculuğundan sonra kamyonla İstanbul pazarlarına gitmeye başladık. Pazar pazar gezerdik.

Eviniz Celal Bayar evlerinden, bu evi nasıl aldınız.?

1960 yıllarında başlandı bu evlere ama biz 1965 yılında geçebildik. Umurbeyliler kura ile yazıldı önce, kura çekilecekti. 60 yılında darbe oldu. Bu evleri Sunğipek Kooperatifine vermeye kalktılar. Ankara'dan geldiler, kooperatifin üyeleri "Umurbey'de yapılan evleri almayız" dediler. 4 sene kadar evler boş kaldı. Müteahhiti Çanakkale'ye Çimento Fab, ılıcayı yapacaktı yarım kaldı.

Sonra evlerin fiyatına 4'lülere 90 bin, 3'lülere 85 bin, 2'lilere 80 bin bira dediler. %3 faizle vereceklerdi. Biz almıyoruz dedik.  İkinci bir heyet geldi. 38-40 dörtlü, 35 üçlü, 28 ikili, bahçenin metrekaresine göre fiyatlandı ve istediğimiz yerden aldık. Biz harç vermedik ama Belediye yabancılardan harç aldı. Harç parasını ise su çıkarmak için zorlayarak kullandık. Su çıkmadı fazla fark etmedi.

Siyaset yaptınız mı?

Celal Bayar ile düştük kalktık. 1 sene Belediye Başkan vekilliği, 3 sene encümen, 12 sene Belediye azası olarak Rıfat Somer ve Mıcık zamanında bulundum.  60 yılında ihtilal ile Demokrat Parti silindi. Anavatan Partisi kuruldu. Bizim çocukluğumuzda Dr. Ziya Belediye Başkanlığı yaptı.

Belediye'ye dozer, kepçe, kamyon, otobüs aldık. Magürüs otobüsünü 4. Levent'te Erenler firması verdi. Edirne Gümrüğünde hediye etti ama onlar gümrükten çıkaramadı, biz çıkardık. Firma demir işleri ile uğraşıyordu,  fatura karşılığı para ödedik ve başladı Gemlik'e çalışmaya.

Celal Bayar ile anılarınız var mı?

Celal Bayar Kayseri cezaevinden çıktıktan sonra Umurbey'e gelirdi. Askerden yeni gelmiştim. (49 senesine 13 gün vardı) Cumhur seçildikten sonra tebriğe gitmiştik köşke. Yaverine köylülerime köşkü gezdir dedi. 45 yılında seçimi kazandı ama oylar çalındı, Bir dahaki seçimde herkes sandıklarda oyları korudu. Bizim burada Hacı Dilber Hanım Kaynatmalardan Jandarma komutanının karşısına dikildi. Sandık başında bekledi. Buranın kadınları ferace örtünürlerdi. Sonra mantoya geçtiler.

Evlerin kapılarında anahtarlar takılı olurdu. Yabancı yoktu, hırsızlık olmazdı. Her evde hayvan beslenirdi. Koyun, keçi, manda sığır cinsinden. Bağcılık vardı. Gemlik pazarına sırf biz üzüm satardık. Yukarı köyler ağaçlar yanıyor diye meyve dikmezlerdi, oralara da biz götürürdük.

Düğünleriniz nasıldı?

Oğlan kız nişanlanır birbirlerini görmezlerdi. Gediklerin evinde kına yapılırdı, samanlıktan geçer, aradan nişanlımızı görürdük.

Çok güzel hamamımız vardı. Perşembe günü gelin hamamı burada yapılırdı. Herkes bedava yıkanırdı. Cuma lokum dökülür, çalgı çengi gelir, pazar damat tıraşı, düğün olurdu. Daha sonra yakınlarına yine çalgılarla dürü toplamaya giderlerdi. 20 akraba varsa 20'si gezilir, kapılar çalınırdı. Düğünler içkili, yemekli olurdu.

Burada bir parantez açalım.. Biz bahçede konuşurken elinde poşetlerle bir genç geldi Murat . Hasan amca eşi öldükten sonra evinde yalnız yaşıyor. Ama çocukları onu hiç yalnız bırakmıyor. Yine biz otururken damadı da uğradı ve Adalet bakanı geliyormuş, onu karşılamaya gitti.

Murat Hasan amcanın torunu. Oturdu ilgi ile dedesini dinlemeye başladı. Düğünlerden bahsedilince, bize ailesinden bahsetti. " Babam Mustafa Çam. İslam Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu, bende Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümünden sağlık nedeniyle ayrıldım. Diyaliz hastasıyım. Annem ile babamın nikah şahidi Celal Bayar ile kızıymış.. Burada üç, beş çocuğu Ankara Ziraat Bankası Celal Bayar sayesinde okutuyordu, babamı Celal Bayar Ankara'ya koleje göndermiş. Amcam da Emekli Hava Albay Kemal Çam. Kız kardeşim Ed. öğretmeni. "

Hasan amcanın anılarına dönüyoruz tekrar..

Celal Bayar arada gelir bir iki akşam evinde yatardı. Doğduğu karyola bile duruyor. Belediye'den bir kaç kişi gider yanında otururduk. Gayet alçak gönüllüydü. Çocukla çocuk, büyükle büyük olurdu. Bir akşam otururken bize " Gençler hanımlarınızı hırpalamayın, hiç olmazsa bir sefer ne diyor dinleyin. Eşim ben Reisicumhur iken Çiftehavuzlar'daki evi aldı. İstemedim, 6 ay küs kaldım hanımla. Eğer o evi almasaydı sonra başımıza neler geldi, biz sokakta kalır, kiraya çıkardık. Kadın sözü dinleyin" dedi.

Celal Bayar'ın ölümü..

Celal Bayar'ın vasiyeti vardı. "Ben ölürsem Atatürk'ün yanına gömerlerse beni oraya gömsünler; büyükler mezarlığına beni gömmeyin, köyüme, doğduğum topraklara gömün" diyordu. Celal Bayar ölünce biz Çiftehavuzlar'daki evine gittik hemen. O gün Bakanlar Kurulu toplandı, biz bekliyoruz, Hakkı Çakır sınıf arkadaşım, Gemlik Belediye reisi. Haber geldi, Atatürk'ün yanına gömülemiyormuş. Biz döndük. Cenazeyi Ankara'ya devlet töreni için götürdüler. Hakları verildi. Bir zamanlar vatan haini olarak yargılanmıştı. Umurbey'de acele mezar yeri hazırlandı. Hatta mezarın olduğu yerde su akıyordu, Hakkı arkadaşım, " Git Belediye'den künk getir" dedi. Aldım geldim, künk döşendi.

Rıfat Somer nasıl biriydi?

Rıfat Somer kendi halinde biriydi. Kahveye çıkmaz, evinde otururdu. Bursalılar illa Celal Bayar Kütüphanesini Bursa'ya yapalım dediler. Celal Bayar istemedi. "Ben Umurbey'e yapılsın istiyorum" dedi. Celal Bayar'a at hediye etmişlerdi o atları sattı, kütüphaneyi öyle yaptı. 4 parça babadan kalma zeytinliklerini vakfa bağışladı. Rıfat Somer'in bu konuda gayreti büyüktür.

Ertuğrul Seyhan'ı tanır mıydınız?

Ertuğrul Seyhan arkadaşımdır. O zaman Umurbey'e Sağlık meslek Lisesi yapılmasını Demirel'den istedik. Demirel Gemlik'e gelmişti, değirmen yolu taşlıktı, önüne geçtik derdimizi anlattık, "Peki" dedi. Ertuğrul Seyhan'ın annesi Umurbey'de oturuyordu, sık sık gelirdi. Bize, "Para geldi, yer gösterin" dedi. Arsanın en az 7 dönüm olması lazım. Bizim arsa daha küçük, Çırgan Mehmet'e orayı verdik, öbür yeri aldık, o şekilde başladı. Köye çok faydası oldu. Yoksa meslek lisesi olmazdı.  Celal Bayar'ın "Bende yazdım" kitabını, bütün yazı işlerini o yapardı. Sık sık bu işler için Celal Bayar'ın Çiftehavuzlar'daki evine giderdi. Ankara'ya İlköğretim Md oldu, Avrupa'ya gönderdiler..

Hastaneye gidiyoruz bize bile o okulun faydası oluyor. Umurbeyliyim deyince hemşire kızımız," Ben o okuldan mezun oldum" diyor, güler yüzle daha sıcak davranıyor..

Gençlere ne söylemek istersiniz?

Gençler çalışsın, çok çalışsın, düzgün çalışsın. Fabrikalara girsin, ağaç diksin, meyve diksin..

Ben çok ağaç diktim. 900 asmam vardı. Su yoktu, teneke ile su götürür döker öyle yetiştirirdim. 500 sandık elma koyardım buzhaneye. O zamanlar çok para kazandım meyvelerden. Sattığım meyve ile unumu, erzağımı, hayvanların yemini, zeytinliklerin masrafını çıkarırdım, zeytinin parası elime kalırdı. Babamdan 200 ağaç zeytinlik kaldı, 800 ağaca çıkardım. 400 ağacını elimle diktim.

Umurbey nasıldı siz çocukken?

Okula gider, sonra caminin yanı başında oynardık. Oradaki büyük selvileri kestiler, Gemlik'e iskele yaptılar. Umurbey'in ilk suyunu Celal Bayar Başvekilken o getirdi. Pik borular geldi. Kanlı Havuz yolundan Celal Bayar deposuna öküzlerle şıvgar koştular. Asıl Umurbey yolu orasıydı.

Atatürk ile Celal Bayar Sunğipek Fabrikasını açmaya geliyorlar, Atatürk, Celal Bayar'a köyün neresi "diyor. O da parmağı ile gösterince "Dönüşte çıkalım" diyor. " Beyim yolumuz yok" deyince, Umurbey'e yol yapılmaya başladı.. Taşları kırdılar, şose yol yaptılar.

Bu evin olduğu yerde kömürcü yolu diye bir yol vardı. Kömür yakılır, bu yoldan Gemlik'e kömür giderdi. Katırlılılar ocak yakarlardı.

Peki Umurbey'de mevki adları nelerdi?

Çok var, Zambakkaya, Bostanlık, Daşlıparalar, Akbabalar, Yazırlar, Damlıbağlar, Parmakbağlar gibi..

Hasan amcayı daha fazla yormak istemedik. Arkadaşı İsmail amca börek yapmak için maydanoz istedi, gitti hem bize, hem ona bahçesinden kesti getirdi. Şimdilerde köylerde maydanoz bile ekilmiyor ne yazık ki, ama Hasan amcamız 95 yaşında aklı başında ve maşallah bastonundan kuvvet alarak her işini yapıyor. Tabi evlatlarının yakınında olması şans. Gün içinde gelip gidiyorlar, hepsinden çok memnunum diyor.

Allah sağlıklı uzun ömürler versin, elden ayaktan düşürmesin diyerek ayrılıyoruz. Yine güzel bir günün ve canlı tarih ile buluşmanın sonuna geldik. Biz çok mutlu olduk, keyif aldık. Umarım sizler de aynı keyifle okursunuz.

Reyhan ÇORUM..