• Çarşamba 0.3 ° / -4.2 ° Mix snow/rain
  • Perşembe -0.6 ° / -8 ° kırık bulutlar
  • Cuma 2.9 ° / -1.6 ° Bulutlar


COŞKUN ÇETİNTAŞ İLE ANILARA DOĞRU.......

COŞKUN ÇETİNTAŞ İLE ANILARA DOĞRU.......

COŞKUN ÇETİNTAŞ İLE ANILARA DOĞRU.......

    " Hayat çok çabuk geçiyor ve insan ne kadar yaş alırsa alsın, ömür  erken bitiyor. O nedenle anılarımı yaşarken yazabilmiş olmak, bana keyif veriyor. "

  Bir süre önce kaybettiğimiz Nehir Çetintaş ile sohbet edebilmiş, abisi Coşkun Çetintaş ile sohbetimizi o güne sığdıramamıştık.

   Futbolda efsane olmuş Gemlikli iki kardeşten, futbol yaşamında olduğu kadar, iş yaşamında da başarılı ismi Coşkun Çetintaş'ın anılarını sizin için derledik..

   Kendisine ve ailesine; sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyor, emekleri ve verdiği değer için teşekkür ediyorum..

   Ortaokul arkadaşı Ahmet Bilgin; onun için " Coşkun, sol ayağına çok hakimdi. Üç metrede üç kişiye çalım atardı. Frikikleri hep ona çektirirlerdi. Bir ismi de FRİKİKÇİ COŞKUN'du" diyor..

Bakalım o neler söylemiş bize, Coşkun Beyden dinleyelim..

     Ailemizin köklerinin Karaman Beyliğinden geldiğini büyüklerimiz söylerdi. Annem ve babam 1922 yılında Selanik Yanya'dan mübadele ile gelmişler. Babam 11 yaşında, annem de üç yaşında geliyor. Önce İzmir'e yerleştirilmişler, sonra zeytin memleketi olduğu için Gemlik'i tercih etmişler. Çok zorluk yaşamış, çok zorlanmışlar.

    1930 - 1954 yılları arası doğum tarihleri olan biz altı kardeş, anne, baba da dahil sekiz kişi tek bir odada yaşamışız.  İlkokula gittiğimiz sıralarda, o yaşta simit satmak ve okumak için mücadele etmek zorundaydık. İlkokul ve ortaokul bittikten sonra; okul yasağı, beni Bursa'ya kaçmak zorunda bırakacaktı, her top oynadığımda yediğim dayağın yüzünden..

Kardeşlerimden yaşça büyük oluşum beni erken hayata başlamama neden oldu..

    Gemlik'te lise yoktu, futbol heyecanı ve kabiliyeti ile dayak yemek pahasına, Bursa'da Akın Sporun oyuncusu oldum. Ticaret lisesine müracaat edildi, ancak okulun süresi üç yıldı. Takım hocası Nurettin Bey, " İki yıl süren Meslek Lisesi senin için daha avantajlı" diyerek beni yönlendirdi ve o okulun torna tesfiye bölümüne kaydoldum. 

     Babam futbolcu olama çok kızıyordu. Babamın aldığı 175 TL ücrete ilave olarak, Akın spordan aldığım 180 lirayı da anneme ben göndererek evin bütçesine katkıda bulundum. Kendime 20 lira kalıyordu, ilaveten oynanan ve kazanılan maçlardan aldığım 75 lira ile her şeyi kurtarmaya çalıştım. Yurtta yatıp, kulübün gösterdiği lokantada yiyor ve masraf yapmamak için gayret ediyordum. Bu şekilde bu zamanları geçirdim..

GEMLİK SÜMERSPOR FUTBOLCULARI.Soldan Coşkun Çetintaş- Kaleci Torik Osman- Salih Düzyol- Şükrü..

1957 yılında okuldan mezun olunca, Sunğipek arzum ve kulüp olarak da Sümerspor tercihim babam ve herkesi rahatlattı. Futbol oynamam şartı ile fabrikada hemen işe alındım. Makine ressamı olarak çalıştım. Fabrikanın Sümerspor'unu o yıl hemen 1. amatör kümeye çıkardık.

1960 yılında Galatasaray beni transfer etmek istedi. Ruhum FB'liydi ve Gemlik'te herkes bunu biliyordu, ne yapacağımızı şaşırdık. Sonuçta anlaştık, bana iş de bulmalarını istedim . Bir şartım oldu, o tarihlerde profesyonel takımlarda 2 kişi amatör olarak oynayabiliyordu, amacım amatör olarak oynamak, daha iyi çalışmak, her türlü avantajı sağlamaktı. 1960 yılındaki ihtilal her şeyi karıştırdı. Gündüz Kılıçtan bir yazı geldi.. Buna rağmen askere gitmeyi tercih ettim.

    O zamanlar Lise Mezunlarının yedek subay olma hakları vardı, benim için 1960 yılının Temmuzu uygundu. Nitekim askere gittiğimin 3. ayında bu hak kaldırıldı. Bizim dönem son anda kurtardı, 6 ay talebe olarak görev yaptım.1961 Ocak ayında Yedek Subay olarak İstanbul Davutpaşa'da göreve başladım. Bir müddet sonra tutuk karargahında görev verildi. 1962 Ocak ayında askerliğim bitti.

Daha ilk askere başladığım yıllarda G.S. Spor Kulübü yetkilisi Gündüz Kılıç mektup yazarak durumumu öğrenmek istedi ve " Askerliğin bittiğinde seni bekliyoruz" dedi. Fakat Gemlik'te hayat benim için cazipti.

Hemen o günlerde; çok iddialı bir maç, Bursa'da Bursaspor Merinos- Sümerspor maçı yapılacak, beni hemen aldılar, işbaşı yaptım. Oynadığımız maçta bizim galibiyetimiz oldu.

     1963 transfer aylarında Bursa Spor kuruluşu ile Fenerbahçe maçı oynanacak. Amatör Milli takım da oynayacak takım istiyor.  Federasyon Sümerspor'u tercih ediyor. O gün ilk maç Sümerspor ile yapılıyor ve kaleci olan Ali Altuneri 40-35 metre yaptığım frikik atışımla beni haftaymda takip edip beğeniyor ve  Altınordu görevlisi  Altınordu Kulüp Müdürü ile beraber beni aldı ve Uludağ yoluna gidildi. Orada konuşmalar yapılırken bizi takip eden İzmirspor yetkilisi Sami Bey ile sürtüşmeler yaşanıyor. Sonuçta Altınordu şöforünün çıkardığı silah neticesinde ortalık normale girdi. Ben de evden habersiz İzmir'e götürüldüm.

    İzmir Altınordu Kulübü olarak beni apar topar mukavele yaparak o yıl maçlara başlattılar. Bu şekilde Altınordu sporlu oldum. Birader Nehir de futbolcu, onu da aldırmanın daha iyi olacağını düşünmüştük. Tesadüf ilk lig maçı Göztepe ile başladı.

   O tarihte, 5 Takım İzmir, 5 Takım Ankara, 8 Takım İstanbul ile lig devam ederdi. İyi oyuncularla oynardık, Deplasman sadece İzmir, Ankara, İstanbul takımları seviyesinde olurdu.

   1963-1966 arası maçları oynadık. İyi günler, kötü günler yaşadık. Bir senesinde küme düştük, ertesi senesinde 1. lige çıktık. Ancak bunu serbest kalmamız garantisi ile sağladık ve Antalya spor ile anlaşıldı.

    Sunğipek de çalıştığım yıllarda, Sunğipek çalışanı Halit Varçin'in, herkesin çok beğendiği güzel kızı Halide Varçin'i çok beğeniyordum. 1955 yılında Halide Hanımla evlendik. 1967 yılında ismini G.S yetkilisi Gündüz Kılıç'tan alan erkek evladımız Gündüz Çetintaş doğdu. Oğlumuz süper yaradılışlı, efendiliği, saygılı kişiliği, sevimliliği ile ilk çocuğumuz olarak her zaman gurumuzdur. 1969 Ağustos ayında bayramda doğdu ve bizi çok sevindirdi.

1966-1967 sezonunda 2.Futbol Ligi Kırmızı Grup’ta 11.olan Antalyaspor.

Soldan sağa:Ayaktakiler: Yalçın Demir, Hasan Esti, Aydın, Asım Sarıtosun, Erol, İzzet Kaylı, Yüksel Alkan. Oturanlar: Coşkun Çetintaş, Bülent Yüzbaş, Aydın, Turan İşcan.

Çocuklarımızın her ikisinin de Antalya doğumlu olması bizim oraya yerleşmemizi düşündürdü. O yıllarda maçları oynarken, Kepez Hidro Elektrik Santralinde çalışmayı da ihmal etmedim.

Antalya tarihine geçen ilk futbolcu kalrosunda bende varım.

 ( İLK FUTBOLCU KADROSU: Antalyaspor tarihine geçen ilk futbolcu kadrosunda ise şu isimler bulundu: Yüksel Alkan, Veli Yavuz, Aynur Tongül, Nail Yitmen, Necati Güldağ, Feyzi Odabaşı, Mehmet Ertuğer, Hasan Esti, Aydın Sarıbülbül, Turan İşcan, İzzet Kaylı, Coşkun Çetintaş, Önder Hepaydınlı, Mehmet taşberk, Günay Ermal, Asım Sarıtosun, Süleyman Bilgetay, Nuri Özey, Umur Sarıoğlu, Bülent Yüzbaş, Yalçın Demir, Metin Ünal, Yarkın Böke. Kaynak haber: Hasan YAVAŞLAR)

1967'de Antalya'da değerli tüm futbolcular ile bir haftalık eğitim yapıldı. Yabancılar da vardı. Büyük takımların futbolcuları da gelmişti. Aynı yıl Ankara'da imtihanlar yapıldı. Başarı ile bitirdik.

1969 Şubat ayında sakatlanmam beni çok üzdü. İki ay futbol oynayamadım. Naci Erdem sezonun sonuna doğru antrenörlüğü bırakmayı düşününce, başkan tarafından onun işi bana teklif edildi.

Tam bu teklifi düşünürken, Sunğipek'te makine ressamlığım zamanlarda amirim olan Makine Mühendisi Vasfi Temizyürek, Yalova'da yeni kurulan Aksa Fabrikası Genel Müdürü olarak beni çağırdı. Bir tarafta Antalya, öbür tarafta Yalova, Yalova'nın Gemlik'e yakın olması bizi düşündürdü. Halide Hanımın ve benim tüm akrabalarımızın Gemlik'te oluşu nedeni ile Yalova bize daha cazip geldi. Kepez'in beni bırakmak istememesi de ayrı bir durumdu.  1970'in ilk gününe kadar izin verilmedi. Aksa da hemen gelmemi istiyordu.

Eşim Yalova'daki işleri tek başına bitirdi, bende tüm işleri bırakarak 1970 4 ocak günü Aksa Fabrikasına gidebildim. Ekip ile tanıştık. 1970 Ocak ayı sonunda 6 aylığına İtalya'ya gitmemiz gerekti. 1970. 21 Ocak'ta sevgili Kayınpederimin Yalova'ya gelirken trafik kazası geçirip hayata veda etmesi hepimizi çok üzdü. İtalya'ya gitmemeyi düşündüm. Ancak genel müdür Vasfi Beyin ısrarla gitmemi istemesi yanında, hayatımızın geri kalan zamanlarındaki iş gücü açısından yararlı olacağı düşüncesiyle gitmemin daha doğru olacağını düşünerek, kararımızı gitmek yönünde verdik.

İtalya'da Aksa'nın eğitimi yapıldı. Zor günler geçirdim. Ancak bu arada spor yapmam beni toparladı. İtalya'da fabrika çalışanlarının takımlar kurması, maçlar oynaması cazipti. İyice tanıştıktan sonra beni de oyunlarına aldılar. Ancak maç içinde yabancı futbolcu olamayacağından dolayı benim Türkçe konuşmamı istemediler. Oyunumu görünce beni Venedik takımına vermek istediler. Zaman aralığını artırmayı teklif ettiler ama ailem ve aksa buna müsaade etmedi. Özellikle Aksa Genel Müdürü Vasfi Bey kalmamı kesin istemedi.

Bende zaten kalamazdım, ailemin hasreti, eşim Halide, iki çocuğum  Gündüz ile Berna aklımdan çıkmıyordu dönmeyi tercih ettim.

1970 yazında çok seri işe başladık. Ekim ayında Aksa'da üretim de başladı. Biz dört arkadaş A-B-C-D vardiyaları formeni olarak görev dağılımı yaptık. 2 sene formen olarak görev yaptım. Bilahare en çok personel çalıştıran 09 ünitesi şefi olarak çalışmaya başladım.

O bölüm personeli için Gemlik'ten 50'ye yakın tanıdık, tanımadık kişiyi işe absorbe ettik, bazılarını vardiya amiri yaptık.  O dönemlerde herkesin maddi kazancı çok iyiydi. Ev yatırımı  yapmayan kalmadı.

Hayatımda hiç zengin olmayı düşünmedim. Bunu çok kişi biliyor, insanlara yardımcı olmak benim en büyük idealim oldu. Birisinin işini yapmak beni çok mutlu ediyor.  1957 yılından beri devam ediyorum. Hele Aksa olayı başladığında 1970 ila 2000 yılları arasında 350 kişiyi işe alarak iş sahibi olmasını sağladığım için çok mutluyum. Bunun karşılığında kimseden menfaat düşünmedim. Bütün amacım işimi yapabilmek ve çocuklarımın ülkeye faydalı olmalarını sağlamaya çalışmak oldu.

Oğlumun Endüstri, kızımın Tekstil Mühendisi olması talebi rahmetli Selçuk Engin tarafından olmuştur. Onların işine başlaması beni idari müdürlüğe sevk etti. Artık teknik işlerim bitti. Hayatta şunu unu öğrendim ki, " NE İŞ YAPARSAN EN İYİSİNİ YAP"

Hayatımda yaptığım en büyük hatam, Altınordu'da ilk yıllarımda aldığım ön transfer parasının (10.000) yarısını babamlara bu doğru, geriye kalan yarısını da çoğu incirlik altında Adnan Şenses ve Zeki Müren ile harcadık. Bu da yanlışımdı. Bizimle antreman yaparlardı.

O tarihlerde İzmir Belediye Başkanı Osman Kibar kulüple ilgilenirdi. Bana aldığım 10.000 TL parayı harcamamamı, buna karşılık 10 dönüm arazi verebileceğini tekrarladı. Şu anda yapılan binalarda 300 daire bulunuyor. Bunu düşününce hatamı anlıyorum.

Osman Kibar soyadı gibi iyi bir insan. Damadı da Nato Alsancak'ta çok iyi bir görevde. Daha evvel kayınpederim Gemlik'ten bir aşçı yolluyor, fakat iş yürümüyor. Gemlik'te eski ayakkabıcıda çalışan kardeşim Hüseyin'i İzmir'e alıp Natoya sokma talebim de  Osman Kibar Bey, bana," İki hafta sonra oynayacağımız F.B maçında gol atarsan hemen işe alacağım" deyince, sonuçta maçı bekledik ve F.B'yi 2-1 yendik. Kısa bir sürede Hüseyin Çetintaş işe başladı. Bilahare formen yapıldı ve çok para kazandığını söyledi. Şu anda beş kardeşimin en iyi durumda olanı o. Kişiliği de mükemmel, çocuklarını da çok iyi yetiştirdi. Hanımı da saygı ve değerli bir insan. Zaten tüm kardeşlerimiz, eşleri ve çocukları da saygıya değer insanlar.

Aksa'da Vasfi Bey 1971 yılında futbol oynamama hep mani oldu. Kendisi de bizden evvel futbol hastası idi ama, "Aksa üretimini yoluna getirelim, o zaman hiç karışmayacağım" derdi. Nitekim fabrika işleri düzelince Gemlik ile irtibat kurarak sporun geliştirilmesini tüm gayretimle istememe rağmen başarılı olamadım.

     1975 yılında Vasfi Beyin vefatı bizleri çok üzmüştür. Yerine Aksa Genel Müdürlüğüne bizimle 1970 yılında İtalya'ya gelmiş, Genel müdür yardımcısı olan Selçuk Engin geldi ve başarı ile görevini yürüttü. Ölümüne kadar layıkı ile beraber çalıştık. Daha önce de belirttiğim gibi çocuklarımın meslek seçimi onun tercihi ile oldu. 1995 yılında benim şef olarak çalıştığım 09 ünitesinde oğlum gündüze görev verdi. Ben o zaman "Acaba beni çalıştırmayacak mı?" diye üzüldüm. Ama oğlumun çalışmasına da tabi sevindim. Bana "Sende idare müdürlüğü yaparsın "dedi. Memnun oldum. O tarihlerde fabrikaya mühendis olarak ancak Ortadoğu-Boğaziçi ve İstanbul Teknik Üniversite mezunları alınıyordu. Kızımın işe girmesi, evliliği, doğumu oldu. Uludağ Tekstil Mühendisliği Aksa da sayesinde 4. olarak kabul edildi ve şu anda yoğun bir şekilde çalışıyor.

Yalova'da futbolun gelişmesi için Aksa'daki çalışmam hariç kendimi yine futbola verdim İyi gelişmeler oldu. Bir konuda yapılan yanlışlar çok iyi sonuçları yok ediyor. Aksa Genel Müdürü Selçuk Ergin Beye Yalova Spora maddi yardım etmesi için yardım talebinde bulunduk.

Toplantıda bazı insanların gereksiz konuşmaları oldu, Yalova spor satılacak olmaz öyle şey dendi. Şimdi her tarafta reklam var, F.B- G.S- Beşiktaş yaptıkları reklam ile satılıyor mu?..

Çok iyi olacak idi. Tek takımla çalışmanın daha iyi olabileceğini düşündük. Amatörce Yalova Acar spor ile çalışmam oldu.  Daha önceleri Yalova Sporda antrenörlük yaptım. Maddi hiç bir talebim olmadı.

     Doğduğumdan bu güne kadar hep alıcı olmayı değil, verici olmayı düşündüm. Bu beni daha çok mutlu etti. Hayatımda tek bir sigara, içki içmedim. Çok kişiye de bıraktırdım. Tanıdığım, tanımadığım herkesle yapıcı olmanın yollarını aradım. Sporcu olmak ve o disiplinli hayat, size her türlü geleneğe uymayı ve gerçek sevgiyi hükmediyor.. Artık gücümü harcadım. Hem amatör futbol, hem de Yalova da Aksa'nın iş yoğunluğu beni yormasına rağmen ben bu işeri severek yaptım.

Memleketim Tüm Gemlik halkına selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Yine Gemlikli bir futbolcu arkadaşının sözleri ile bitirelim,

Mikro Mustafa:  İyi topçu dersen Coşkun Çetintaş vardı. Sol kanat oyuncusuydu. Kornerden kimseye değmeden topu ağlara yollardı. Ben teknik adamı severim lapacıyı sevmem.

Reyhan ÇORUM..