• Pazar 16.5 ° / 11.3 ° Dağınık bulutlar
  • Pazartesi 20.7 ° / 13.8 ° kırık bulutlar
  • Salı 18.1 ° / 10.4 ° Hafif yağmur


ÇEVRE KÖYLERİMİZİ TANIYALIM, GEZİ NOTLARI...

ÇEVRE KÖYLERİMİZİ TANIYALIM, GEZİ NOTLARI...

ÇEVRE KÖYLERİMİZİ TANIYALIM, GEZİ NOTLARI...

     24.Ekim Pazar günü, 33 kişi yine çıktık yollara. Daha önce Fındıcak ve Seç köye Işık ailesi( Nuran-Osman Işık) ile yaptığımız gezi intibalarına ve köylerle ilgili bilgi ve röportajlara yer verdik gazetemizde. Yine neler gördük, neler yaşadık kısaca not düşelim ve gitmek isteyenlere rehber olalım.. Harika bir mevsim sonbahar. Tabiat örtüsü şahane; sarının, yeşilin, kırmızının her tonuna bürünmüş ağaçlar ve düşen yapraklarla örtülü yolları görmek için çok daha uzağa gitmeye gerek yok. Sessiz ve bol oksijenli bir gezi yapmak istiyorsanız bizi takip edin. Öncelikle Yamaç Turizm sahibi oğlum Kaan Yamaçtepe'ye ve damadım Vedat Gürle'ye teşekkür ederim. Aile olmak çok önemli. Hiç bir araç bu uzun ve bozuk dağ yollarına gitmek istemedi. Onlar da kitaplarınıza katkı olsun diye bu gezinin taşıma bedelini almadı, araçları da kendileri kullandı ve güvenle seyahatimizi gerçekleştirdik. Yollar yer yer yapılmış, yer yer bozuk ama araç gitmeyecek gibi değil. Özel araçlarınızla gidebilirsiniz. Umurbey üstünden Seç köye gitmek için yol ikiye ayrılıyor, Muratoba tarafından Şükriye'ye giderseniz daha yakın, Katırlı tarafından giderseniz daha uzak. Biz Katırlı tarafını seçtik ve harika bir doğa ile yol boyunca "Ah adım başı dursak ta, her şeyi çeksek " diye iç çektik. Yol uzun, gidecek yer çok olunca belli yerlerde mola verdik. Seç köyde daha önceden görüştüğümüz kişiler bizi karşıladı. Telefonda da çok ilgiliydiler. Muhtarları yurt dışına gidiyormuş, hatta" Sizleri karşılamak çok isterdim" dedi. Atatürklü kahve öğleden sonra açılıyormuş, kahveyi açmışlar, çayları demlemişler. İnanmayacaksınız ama çay 1 lira. Neden 1 lira? Onu da Orhan Bey anlattı. Bu köyün kahveleri elden gidiyormuş, büyük mücadele vermişler ve köy kahvelerini kooperatifin bünyesine katmışlar. (Bizim girişimci derneklerimiz gibi üç beş kadın bu geliri kendi cebine atmıyor. İsterlerse bana kızsınlar doğrusu bu. Üreten kadınlar etkinliği yapılmış Bursa'da. Fotoğrafa bakıyorsun başında yemeni altında kot tayt, diğerine bakıyorsun beşi birlikler sıralı, kafada türban, kulakta bijuteriden seçme halkalar, bir kulaklarda beşi birlik eksik, gibi gibi. Bu kadınlar iki hamur açmakla köy kadını oluyor. Toplasan kaç kişi köyde ikamet ediyor?) Kahve köylünün gittiği, oturduğu ve bir araya gelip ortak zaman geçirdiği bir yerdir. Köy kazanıyor, köylü ucuz çay içiyor. Gelen misafirler de bundan memnun oluyor. Bizde tamamen tersi Gemlik adeta Paris. 5 lira çay, 12.5 kafelerde, hadi onlar kira veriyor, 60 lira kahvaltı kadın derneklerinde, kira yok, masraf yok, vergi yok... Misi köyünde dere kenarında esnaf işletmesinde harika kahvaltı 45 lira. Yani gide gele sözlerimizde ne kadar haklıyız görüyoruz. Orada simitlerimizle yanlarımızda getirdiklerimizle kahvaltı ettik. Çınarın dibinde yine kırılmış Karsak Köyündeki gibi bir kare mezar taşı var. 800 yıllık çınarın dibinde tarihe tanıklık etmiş duruyor. Meydanda araçlarının arkasına bazı ürünler satanlar vardı, nohut, soğan gibi, sıcak sıcak köy ekmeği de gelince alışveriş torbaları doldu. Orhan Seç, köyde yaşayan biri, bizi mesire alanına götürdü. Ağaçlık bir tepe, çok bir özelliği yok, piknik yapmayacaksanız gitmeseniz de olur, burada pilav günleri yapılıyormuş, bir de Sekeleme dedenin mezarı yapılmış duruyor. Ayak üstü kimdir, nedir yazamadık fazla ama sek sek yürüdüğü için sekeleme dede demişler sanırım.. Köy içinde dolaşmak daha cazip ama köyü tepeden görmek istiyorsanız 10 dakika sürmez. Mezarlık çok güzel. Yerler kuru yaprak ve sarı çiçeklerle dolu. Yoldan İbrahim Balaban'ın mezarı gözüküyor. Heykeltıraş Mehmet Aksoy yapmış. Bir boş, bir dolu insan ve arka tarafına Nazım Hikmet'in Balaban'ın ilkbahar Tablosu şiiri yazılmış. Çok anlamlı. Aile mezarlığında çok anlamlı bir eser olmuş. Duamızı ettik. Çıkarken gözüme takılan iki tabut işte son ve sonuç diye düşündürüyor insanı. Geride kalan sadece bırakılanlar. Balaban da bir şeyler bırakmasaydı biz bu mezarlıktan gelir geçerdik.. Saat 12 civarı olmuştu bile, geç kalmayı göze alarak buradan Fındıcak yoluna çıktık. Israrla "Şükrüye'ye tekrar dönmeyin, kısa yoldan gidin" dediler yine. Daha önce mermer ocaklarının içinden geçeceksiniz deselermiş, biz o gün o ters yollara girmeyecektik. Nedense insan kendi biliyor ya, bildiğini eksik anlatıyor. Bir tabela olmalı da yok.. Mermer ocaklarının ortasında bir gölcük var. Muhteşem bir görüntü. İlerleyen yol da öyle. Koyun sürüleri, kesilmiş odunlar, renk renk ağaçlar, arı kovanları doyumsuz manzara eşliğinde Fındıcak'tayız. Seç köyün aksine in cin yok. Yarım saat mola dedik. Herkes bir yana dağıldı. Bende hemen Halil Şinik'i aramaya koyuldum. Bir evde bir kaç kişi imece usulü evin damını onarıyorlardı, oradaymış. Tam evinin karşısı. Sorduk" Onlar da bana yardım etti" dedi. Tunç öğretmenin kaldığı ev onun akrabasıymış, bizleri götürdü. Evin önünde iki kardeş, biri de talebesiymiş, polis emeklisi. Bir okul resmi verdiler öğretmenleri ile çekilmiş. Onlarda haber almaktan mutlu oldu, sevgili arkadaşım Tunç da. Böylece iletişimde köprü olma görevimizi tamamladık. Bir evin önünde arı kovanları sıra sıra diziliydi, bir bey odun kesiyordu. Fotoğrafını çekerken sorduk bal var mı? diye, varmış.. Gitti getirdi. Demek Fındıcak'a bal almaya da gitmişiz. Oracıkta 15-20 kavanoz bal sattı 75 liradan. Hamamı sorduk açık dedi, bize yol gösterdi. Tarih ve Kültür derneği olarak gidip de hamamı görmeden olmaz. Onca pisliğine, örümceğine rağmen girdik gezdik. Doğrusu da utandık. Üstüne düşenler sözlerimi alsın. Bu tarihi bir ayıptır. Bari bırak restore etme, milletin parasını boşa harcama. Yada adam gibi, bakın temizleyin, yakışanı yapın bu tarihi eserlere. Milyarlarca lira harcanıyor, sonra anlamsız bir şekilde kaderine terk ediliyor, kapıları kilitli, kimse faydalanamıyor, sorarsan tüm siyasetçilerimiz tarihe meraklı. Buyurun beyler sizde gidin gezin, bakalım takım elbiselerinize örümcekler yapıştığınızda, temiz boyalı ayakkabılarınız o pisliklerle kirlendiğinde ne tepki vereceksiniz. Köyden muhtarı aramamıza rağmen göremeden ayrıldık. Hiç kusura bakmasın Festivaldeki olumlu intibama rağmen bu köyün tam bir turizm platosuna, güzelliğine rağmen bu durumda olması yazık. Araç çalışmaz, tuvaletler berbat, hamam hala haç içinde, gel de bu köyü tanıt, gidin görün de. Yine de gidin. Gidin ki sahip çıkın köylerimize.. Fındıcak, Ericek arası az. Gemlik'e bağlı bir köy iken şimdi Gürsu ilçesine bağlanmış. Bir özelliği de her yere sınırının olması. Az haneli köye, oradan da Ericek suni göletine indik. Daha önce de yazmıştım. Bursalılar için güzel görülecek bir mekan olmuş. Buraya Bursa tarafından da gidebilirsiniz. Artık iniyoruz Barakfaki'ye, iyice acıktık, saat neredeyse 3 oldu. Barakfaki'de İsmail'in yeri ile internetten araştırarak anlaştım. Dedelerden oğula geçen, görselleri güzel bir işletmeydi. Ama azıcık bizi hayal kırıklığına uğrattılar. Onlar masaya karışık dökülen servisi tercih ediyorlar olsa gerek, korona'da daha dikkatli olmak lazım diye ben tek servis, dörtlü masa istedim. Dip dibe sıralanmış uzun masa ve sandalyeleri görünce şok olduk. Ayrı oturmak istedik tabi.. Nasılsa grup diye umursamaz bir tavırla servis yapıldı, işlerine gelmedi. Kiminin sıcak, kiminin etlerinin soğuk olması, sayı vermeme rağmen köfte isteyene karışık, karışık isteyene köfte verilmeye çalışılması, olumsuz puandı. Salata, tatlılar( ekmek kadayıfı- Kabak),manda yoğurdu güzeldi. Etler işte kendin pişir kendin ye lokantaları gibi, köftesi ekmeksiz çok beğendiğimi söyleyemem. Doyduk mu, doyduk. Çok abartıldığı gibi de değildi. Ben yıllar önce gittim daha güzeldi. Yolun kenarına atılmış çöp gibi kabaklar, büyük bir Tarım Kredi kooperatifi vardı. Zar zor kasa kasa meyvelerin fotoğrafını çekmeme izin verdiler. Çalışanlar bizi çekme dediler. Karşıya dökülmüş meyveler vardı. Çöp mü, yoksa meyve suyu fabrikalarına mı veriliyor anlayamadık. Sorsak onu da söylemeyecekler. Köyüne giremedik ama bir daha bu yemek sanayiine gider miyim ? Yok gitmem.. Akşam üzeri Dudaklı da bir fotoğraf molası verdik. Bu köyün içine ve gölüne gidemedik. Hava kararmak üzereydi. Orada bir at çiftliği var ve sanırım gündüz çok daha güzel bir yol. Meşhur çınarlı yolda anı fotoğrafları çekerek Bursa otobandan Gemlik'e 7 civarı geldik.. Güzel bir gezi oldu, sıradan yerlere gitmektense, hiç bilmediğimiz yerlerde yeni deneyimler kazanmak bizi mutlu ediyor. Ericek hakkında 81 yıl önce yazılmış bir gazete haberi ve Barakfaki Muhtarlığının tarihçesi ile yazıma son veriyorum. Bizim yeni turumuz, demiyorum çünkü profesyonelce bu işi yapmıyoruz. Yeni maceralarımızda bizimle olmak isterseniz hem derneğimize küçük bir katkı sağlarsınız, hem de yeni yerleri birlikte keşfederiz. Bekleriz efendim.. ERİCEK KÖYÜNÜ TANIYALIM.. 29 Ekim 1940 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9 Engürü'den Katırlıya, Katırlı'dan Hamidiye'ye, Hamidiye'den Feyziye'ye ve Feyziye'den sonra da tam bir kavis teşkil ederek yeşil yamaçlı ormanların arasından çok eski bir Türk köyü olan Ericek'e gelir. Ericek çok eski bir Türk köyüdür. Bu köye ilk defa otomobille biz gelmiş bulunuyoruz. Köyün kadın erkek çocuk bütün ahalisi kalabalık bir kütle halinde arabamızın etrafını sarıyor, hayretle arabamızın orasını burasını tetkik ediyorlar, çok misafirperver olan köylüler bizi köy odasına getiriyorlar. Partimizin C.H.P. rumuzunu taşıyan büyük levhası ile bu küçük Türk köyüne mehavet veren köy odasının içi Atatürk, İsmet İnönü daha pek çok büyüklerimizin portrelerini ihtiva etmektedir. Köy yolları kısmen kaldırımlıdır. 212 nüfusu vardır. Köyün suyu 4 kuyu, 4 pınardan ibarettir. Köylülerin geçimi mutevvi hububat, bağcılık, zeytincilik, davar, inek, kümes hayvanatı ve bir de kömürcülük mühim bir yer almaktadır. Bu küçük köyün gayet temiz umumi bir de hamamı vardır. Bazı şehirlerin bile mahrum olduğu küçük bir hamamı bulunan bu köyün temizliğini ifade etmek güçtür. Hiç şüphesiz, köylülerin en çok ihtiyacı olan kerestedir. Orman koruma kanunu dolayısıle kereste yapmak menedilmiş olduğundan bu pek büyük ihtiyaçları açık kalmış köylüler elleri kolları bağlanmış, çöken damlarını tamir isteyen, ahırlarını yapmaktan mahrum bulunmaktadırlar. Temiz ve dinç bir Türk çocuğu olan muhtar Kamil Ekis köyün imarı için çok gayret göstermektedir. Ericek bu eski Türk köyü her hususiyetle eski Türk an'anesinin bir timsali, misafirperver, cana yakın, gürbüz ahalisile temayüz eden bir Türk köyüdür. TARİHİ Eski ismi Eycek olan ve ilçeye 18 km. mesafede bulunan Erecek Köyü’nün 1898’li yıllarda kurulduğu tahmin edilmektedir. Mahallenin eski camisi hakkında bilgi bulunmamakla beraber mevcut caminin 1967 yılında inşasına başlanıp, 1969 yılında tamamlandığı bilinmektedir. Gemlik'in Ericek Köyünün aşiret başkanı aynı zamanda Seç Köyü de seçmiş ve Seç' tim dediği için Seç köye de adını vermiştir. BARAKFAKİ'Yİ TANIYALIM.. Kaynak: Barakfaki Muhtarlığı: Bursa-İnegöl karayolunun 4 km kuzeyinde, Kestel’den 7 km, Bursa’dan 21 km uzaklıktadır. Köyün kurucusu (Fıkıh Alimi) Barakfakih hazretleridir. Sultan 1.Murat Hüdavendigar tarafından köyün ihyası için 1300 yıllarında görevlendirilmiştir. Osmanlılar zamanında birçok alim yetişmesine vesile olmuştur. Yetiştirdiği alimler arasında; Hasır Gazi, Bali Çelebi, Oğlu Salih, Kızları Hunze ve Kadem Hatunlar en ünlüleridir. Bu köye bir tekke ve aşevi imar etmiş, bu aşevinin vakfıyesi Molla Fenari tarafından imzalanmıştır. Daha sonraları 1766 tarihinde Süleyman ve Feyzullah paşalar askerlerini bu aşevinde doyurup tekkedeki görevlilerce askerlere moral eğitimi verilmiştir. 1830 yılındaki ilk nüfus sayımına göre köyde 80 hanede 201 erkek nüfus varken, 1844 yılındaki temettuat defterine göre 95 hane, 1853 yılında 25 hane yaşamaktaydı. 1895 Bursa Yıllığı’na göre Gemlik’e bağlı olan köyde 131 haneyle 709 kişi yaşamaktaydı. 1908 Yıllığı’na göre 131 hane vardı. Köyde; 1915 yılında 747, 1927 yılına 130 hane 645 kişi, 1940 yılında 379’u erkek, 446’sı kadın olmak üzere 845, 1955 yılında 537’si erkek, 597’si kadın olmak üzere 1.134, 1970 yılında ise 553’ü erkek, 591’i kadın olmak üzere toplam 1.144 kişi yaşamaktaydı. Görüldüğü gibi, nüfusu giderek artmıştır. 1990 yılında 2.026, 1997 yılında 1.462 kişi yaşayan köy bugün Kestel’in mahallesi olmuştur. 1991 yılında belde olmuştur. 1936 yılında 20 hane, 1952 yılında 20 hane Bulgaristan göçmeni yerleşmiştir. Bugün mahallenin yaklaşık yarısı göçmen olmuştur. 30 yıl öncesine kadar yoğun olarak tütün ekilen köyde sonraları kavun-karpuz ekimi yaygınlaştı. Bugün ise şeftali, armut, elma ve erik üretimi yapılmaktadır. Barakfakih köyü girişinde Aşır Dede yatırı bulunmakta olup hakkında bazı söylenceler vardır. Bugün sadece köyün kurucu ailelerinden bir-iki mezar kalmıştır. Yenilenen tarihi caminin haziresindeki mezarlık da kaldırıp taşları mezarlıkta bir ağacın çevresine dikilmiştir. Tarihi cami yenilenmiş, hamam ise yıkılmıştır. Köyde iki mezarlık vardır. 1563’te Karakadı oğlu Bâlî Çelebi, bu köye bir cami yaptırmıştır. Yine 1750 yılından önce Barakfakih köyünde Müfi (Şeyhülislam) Seyyid Mustafa Efendi, muallimhane ve sıbyan okulu yaptırdığı anlaşılmaktadır. Tarihi çınarların bulunduğu köyde, Burak Fakih olarak anılan Barak Fakih Dede için, Mayıs ayının üçüncü haftasında anma ve pilav günü düzenlenmektedir. 20 yıl boyunca her yıl Barakfakih Hazretleri anma günü yapılmaktadır. Barak Fakih’e ait olduğu söylenen köy içinde bir yatır vardır. Köyde meftun bulunan köyün banisi Barakfakih Hazretlerinin mezarının çatı kabul etmediği söylenmektedir. Köyün eski mezarlığında ahiliğin teşkilatı kurucularından Ahi Salih yatmaktadır. Bu kişi, köyü kuran Barak Fakih’in oğludur. Tarihi camisi haziresinde, Bursa’nın en yaşlı servilerinden biri vardı, bugün kurulmuştur. Kasap köftesi ünlü olup, gelip geçenler mutlaka yemek ister. Yaşlı bir çınar vardır. (Kaynak Kişi: Fatma Sağlam (D. 1940) Bir gezi notları daha böyle. Bilmem bundan sonraki yolculuk nereye olur? Belki bir gün sizlerle de yol arkadaşlığı yaparız.. Reyhan ÇORUM.