• Çarşamba 0.3 ° / -4.2 ° Mix snow/rain
  • Perşembe -0.6 ° / -8 ° kırık bulutlar
  • Cuma 2.9 ° / -1.6 ° Bulutlar


Bir zamanların karizmatik, yakışıklı esnafı Arif Ayar

Bir zamanların karizmatik, yakışıklı esnafı Arif Ayar

Bir zamanların karizmatik, yakışıklı esnafı Arif Ayar

Yeni yıl önce sağlık, sonra para ( yabancısından olsa hiç fena olmaz), yeni umutlar, yeni başlangıçlar, mutluluk, sevgi, aşk, barış getirsin tüm okuyucularımıza ve ülkemize..

İşte böyle başlayan yazılar yazardık, o pırıl pırıl simlerle parlayan yılbaşı kartlarına.. Bayramlarda da olurdu ama en çok o geyikli , Noel babalı kartlar ilgimizi çekenlerdi.. Hatta galiba inanırdık da, onun bizlere hediye getireceğine. Bu nedenle büyükler çocuklara mutlu olsun diye hediyeler alırdı. Noel baba çuvalı ile bacadan girecek ve bu hediyeleri bırakıp gidecek. Umut aşılayan masallardı aslında, keşke o masal kahramanlarımızı hep yaşatabilseydik ve hep çocuk kalsaydık. Kardan adam'ı da unutmayalım. Yeni yılda kar yarardı mutlaka. Kardan adamı kim daha büyük ve güzel yapacak, neredeyse bir yarışma konusuydu. Kömür gözlü, havuç burunlu, başında beresi, boynunda atkısı ile evlerin kapı önlerinde bekçi gibi dururdu. Elinde birde süpürgesi. Ama," Hiç kar bitmesin , erimesin kardan adamımız" diye minik ellerimizle dualar ederdik. Ne çok yitirdiğimiz duygu ve anı var. Artık kar bile yağmıyor..Kart göndereceğimiz kimler varsa günler önceden düşünür, adreslerini not eder, hatta aynı yerdeki arkadaşlarımıza bile gönderirdik. Kırtasiye dükkanının kapısında saatlerce durur, kart seçerdik. Yazım güzel olduğu için bir çok arkadaşımın kartlarını yazmak da eklenince, ben günler öncesinden yazmaya başlardım.

Sizlere bu nedenle bir yeni yıl kartı göndererek nostalji yapmak istedim. Biliyorum artık postacılar kart ve mektup taşımıyor. O nedenle buradan herkesin yeni yılını kutluyorum..

2022 yılı herkesin kutlu olsun...

Bugün bizim yaşlarımızdakilerin çok iyi hatırlayacağı iki kişiyi anmak istiyorum.. Bir kaç kırtasiye daha vardı ama en çok gittiğim ve tanıdığım Arif Ayar'dı.

ARİF AYAR..

Arif Ayar bir zamanların karizmatik, yakışıklı esnafı.. Patronu ilk gazete bayii İhsan Balkan ile çalışmış önceleri. (İhsan Beyin Nazmi adında oğlu vardı.)Okul çocuklarına gazete verir öğleye kadar sattırırmış. Arif Ayar patronu ölünce dükkanı devir alıyor ve aynı patronundan öğrendikleri ile bu işi devam ettiriyor.

Gemlik'te çevrilen Ah bir Zengin olsam filminde rol alır, kumar masasında hile yapar, Murat Soydan'dan dayak yer..

Metin Yürekli:  Çok renkli, şakacı bir abimdi.. Yeni evliyim, arabası ile yanımıza yanaştı, "Dün yanındaki bayan ansiklopedileri aldı gitti, haberin olsun" dedi. Tabi eşim şaşırdı. Birkaç gün sonra eşime bir ayna hediye etti o hala duruyor..

Ayar Kırtasiye Semerciler yokuşunda, şimdi oğlu Halit Ayar'ın işlettiği Balık lokantasının yerindeydi. İçerisi çeşit çeşit kitap, defter,kalem, gazete, mecmua doluydu. Bayramdan çok önce; kapıya, cam önüne tele, sıra sıra kartpostallar asılır, yılbaşı geldiğinde ise o kartpostallar pullarla pırıl pırıl parlardı.

Hemen hemen her gün o dükkana uğramışlığım vardır. Arif amca gerçekten aktör olacak kadar yakışıklı biriydi. O zamanın jönlerini aratmazdı. Dükkanın iç kısmında yazıhane gibi bir yeri, kapının karşısında raflar, önünde bir tezgah, dükkanın iki tarafında vitrinler vardı. Hala gözümün önünde dün gibi. Kitap, defter, kalem şimdiki gibi marketlerde satılmazdı. Zaten Gemlik'te market mi vardı?

O dükkandaki kitap kokusunu içine çeken bir daha unutamaz. Güler yüzle davranırdı müşteriye, alacağımız kitaplara tavsiyede bulunurdu.

Çocukluğumuzun iz bırakmış kişilerinden biriydi. Rahmetle anıyorum.

Hüseyin Cahit Atan: Rahmetli gazete bayii, Arif Ayar resimleri profesyonel bir ekibe çektirerek, kartpostal şeklinde bayram tebriği olarak satış yapardı. Benimde bu kartlardan askerlik arkadaşlarıma şirin Gemlik'imizi tanıtmak amacı ile çok gönderdiğim oldu.

Müfit Tekin: Baba dostu Arif amca, kitaplarımızı, gazetelerimizi oradan alırdık, o zamanlar şimdiki gibi bakkallarda gazete satılmadığı için hepimizin yolu Arif amcanın dükkanına düşmüştür. Kibar, beyefendi bir insandı.

1975 yılı, GEMLİK top sahasında( şimdiki stadyum olmadan öncesi.. 19 Mayıs bayramı. Akbank Müdürü Fadıl Beyin kızı Mesude ve kardeşlerim ile..

GEMLİK'İN RENKLİ İNSANLARI..

BİRDE GAZETECİ MUHİTTİNİMİZ VARDI..

Yıllar bir çok şeyi silip almış;  ama o çocukluk, gençlik yılları unutulmuyor. İşte o yıllarda bir de Muhittin'imiz vardı.

Gazeteler şimdiki gibi belli yerlerde satılmazdı. Bayisine gelir, oradan da gazete dağıtan çocuklar sokaklarda gazeteleri kapı kapı satarlardı. Ama tabi onlarında devamlı müşterileri olur, her gün gider gazetelerini bırakırlardı.

Ama en çok Muhittin..

Kimi gün sara hastalığı tutar bayılırdı sokaklarda. Başına insanlar üşüşür, kimi de bilirdi neden bayıldığını," Yaklaşmayın hava alsın geçer" derlerdi. Muhittin bir süre sonra kendine gelirdi. Bende şahit oldum bir gün. Mavi köşe bakkalı Mahmut Didik'in önünde yığılıverdi yere. Ağzından köpük köpük gelen şeyler beni çok korkutmuş, ölüyor sanmıştım.

Bazı çocuklar onu görünce korkar kaçardı.

Kimi gün de yanından ayırmadığı kavalını burnu ile çalardı köşe başında, meraklı bakışlar etrafına toplanırdı.

Evimizde gazete okunurdu. Babam, ilk zamanlar Tercüman Gazetesine aboneydi. Sınıf arkadaşı Rauf Tamer'in yazılarını okurdu ama sonra kızdı nedense !! almamaya başladı. Daha çok Sabah, Hürriyet, Cumhuriyet Gazeteleri, bir de tabi o zaman gençlik mecmuaları. Ses, Hayat, vs..

Biz ne bulursak okuyan çocuklardık aslında. Gemlik Kütüphanesi, Gazeteci Arif Ayar'ın dükkanı ve Muhittin benim unutamadığım ve çok net hatırladığım anılarım içinde yer tutar.

O zamanlar poşetler pek yoktu. Gazete kağıdını un bulamaç ile yapıştırarak kese kağıdı yaparlardı. Eve gelen bu kese kağıtlarını, yerde bulduğumuz gazete parçalarını okuyan çocuklardık biz.. Belki de bu yüzden bir yerel gazetede ve dergide yazıyor olmayı önemsiyorum. Gazeteler bunca yaşadıkları zorluğa rağmen; çıksın, devam etsin, kapanmasın istiyorum..

Muhittin'i beklemek, camda sevgili beklemek gibi heyecanlıydı. Uzaktan daha lise caddesinden bizim eve doğru sesini duyardım.  Hürriyet Gazetesinin Kelebek ekini elinde sallar "Kelebek uçtuuu" diye bağırırdı..

"Acaba gazeteler bugün ne yazmış, hangi posterler var, hangi artistler var " işte o yaşta ne düşünülür. "Gençlik başımızda duman" duman ki ne duman.. Tarık Akan, Kadir İnanır posteri varsa hemen asılırdı duvarlara." Kızlar bu işlere meraklıdır" derler ama, şimdi fotoğraflara baktığımda onların da duvarlarından Filiz Akın'lar, Türkan Şoray'lar bize gülümsüyor. Ne güzel günlermiş aslında, saf ve temiz aşklar, mutlu yıllar..

Kimileri Muhittin'e deli gözü ile bakardı. "Deli Muhittin" derlerdi ama deli değildi. İnsanı dinler ve anlardı. Sevdiklerine çok yakın davranırdı. O zamanlar ben gazete ve mecmuaların hepsine abone olmuştum, Muhittin de bizim eve. Kapıda epey de muhabbet ederdik. Gazeteleri sevdiğim için, onları bana her gün taşıyan Muhittin'i sevmem, yakın davranmam doğaldı.

Daha o zamanlar yaş olarak bizlerden çok büyük bir adamdı. Evli değildi sanırım. Bir yerde yatar kalkardı. Çok da merak etmezdik o kadarını. Sonraları(80-90'lı yıllar) "Akrabaları aldı götürdü" dediler, bir kaç yıl önce de, "Bir yerlerde gördük yaşıyor" dediler. Ama ne kadar doğru bilemiyorum.

Bildiğim en iyi müşterilerinden biri olarak, o da beni severdi. Yoksa belki de Gemlik'teki tek fotoğrafı olan bu fotoğrafı benimle çektirmezdi. Bende onu aynı bu haliyle hep hatırlayacağım ,her zaman hatırasını saygı ile anarak..

YENİ YILDA DÜŞÜNÜN!..

Bu yılı iyi geçirdiniz mi?

Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?

Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?

Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?

Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?

Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?

Ya siz onu hiç kokladınız mı?

Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?

Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?

Kaç kez gözlerinizden yaş gelene kadar güldünüz?

Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?

Çimenlere uzandığınız oldu mu?

Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?

Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?

Kaç kez kuşlara yem attınız?

Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?

Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz ?

Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?

Kaç kez mektup aldınız bu yıl?

Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?

Kimseyle barıştınız mı bu yıl ?

Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?

İyi bir yılın bunlar gibi birçok küçük şey'e bağlı olduğunu

Hiç düşündünüz mü bu yıl?

Yeni yılda düşünün.

Yayılın çimenlerin üzerine

Acele edin

Er ya da geç

Çimenler yayılacak üzerinize."

Jacques PREVERT