• Pazartesi 9 ° / 1 ° Bulutlu
  • Salı 8 ° / 0 ° Bulutlu
  • Çarşamba 9 ° / 0 ° Parçalı bulutlu


BİR DENİZ EFSANESİ İZZET KAPTAN (1)

GEMLİK MARMARANIN EN GÜZEL ŞEHRİ,BİR KADININ GÖĞSÜNDEKİ İNCİ KOLYE GİBİDİR..

GEMLİK MARMARANIN EN GÜZEL ŞEHRİ,BİR KADININ GÖĞSÜNDEKİ İNCİ KOLYE GİBİDİR..

BİR DENİZ EFSANESİ İZZET KAPTAN (1)

İki yıl önce yazılmış anılar..

9.Ocak.2019'da babamın dostu İzzet Kaptan iş yerime ziyarete geldi ve o gün beni evine davet etti."Kızım sen hatırnaz bir kızsın,bizim kızımızsın,bana da değer verdiğini duyuyorum sana anılarımı anlatacağım "dedi.Bende fazla gecikmeden ziyaretine gittim.Anılarını yazmak tabi bir güne sığmaz.Bir kaç kez çaldım kapısını.Tüm albümünü,gazete küpürlerini döktü önüme,yorulmadan aklına ne gelirse anlattı.

Dedem Abdi Kaptan.Hopa'dan Bayraktar sülalesinden gelmiş.Kumla'da Kumlalı bir kız ile evlilik yapmış.Gemlik'den İstanbul'a sık sık zeytin, zeytinyağı getirip götürüyormuş.Babamı da İstanbul'da Rüştüye Mektebinde okutmuş.Dedemin elinde değnek vardı,ben ondan korkardım.84 yaşında öldü.Hastalanınca işini büyük oğluna bırakmış.Bir gün hava patlayınca dört kişi boğulmuşlar.

Babamın adı Abdülvahit,annemin adı Dervişe.(En küçük oğlumun adını bende Vahit koydum)

Biz dört kardeşiz;üç erkek bir kız,üçü de rahmetli oldu.Ben üç numarayım.

1927 yılında Lise Caddesi,Demirsubaşı Mahallesinde doğmuşum.

Babam Sunğipek Fabrikasının inşaatında ustabaşı olarak çok emek vermiş.Yalova Atatürk köşkünün tadilatında da çalışmış.Atatürk geldiğinde babam beni Yalova'ya götürdü,Atatürk başımı sevdi ,yanağımı okşadı.Atatürk öldüğünde ilkokulda okuyordum.Beni sevdi diyerekten en çok ben ağladım.Bütün sınıf gözyaşı döktü.Bütün herkes mateme büründü,bayraklar yarıya indi.

Sonra ben 6 yaşındayken Kumla'ya gitmişiz.7 yaşında okula gitmişim.Okul köy içinde.Öğretmenim Münevver Hanım Bursa'da oturur,cuma günü beni yanına alır,yürüyerek iskeleye gideriz,"Ben Setbaşı İpekçilik caddesinde oturuyorum" derdi.Öğretmenimi çok severdim,siyah önlüğük giyer, cebine kuru üzüm,leblebi koyardı.Yolda bana verirdi kayıkla giderken yerdim.Yıllar sonra Kumla iskelesinde gemimdeyim.Kalkacağız artık,"Öğretmenin gelmiş seni çağırıyor" dediler.Hemen çay bahçesine gittim,ellerini öptüm.Gemime davet ettim.

Bahçeli bir evimiz vardı.Kumla'da babam marangozluk yapardı.1945 yıllarında Kumla'ya ulaşım yok.Ya motorla,ya sandalla gideceksin.

Ben 75 sene denizcilik,65 sene turizmcilik yaptım.Ali Reisle balıkçılık yaptım..Balıkçılıkla da anılarım çok.

Babam marangoz ya!!"Baba bana bir kayık yap"dedim."Ne yapcan kayığı?"Dedi.O zaman Alman Harbi vardı.İsmet Paşa Reisi Cumhur'du.Ben kendim para kazanayım istiyordum.İskelede Topal Zeynel,Çiçek Ali bunların kayıkları vardı.Selahattin Amcam,Salih dört kayık çalışıyorlar.Babam onlardan ölçü aldı.Dört kişilik kayık yaptı.Necatibey iskelesine getiriyorum.Necati Bey iskelesi, Kumla'dan gelen yoldan denize inilen yolun bitimindeydi.İskeleye bağladık.Yolcular buraya inerdi.Çünkü çoğunun hükümette,jandarmada hapishanede işi oluyordu.Necati Beyin yağhanesi vardı.Oradan hükümete gider gelirdi.Jandarma da oradaydı.Mahkumlar bahçede dolaşırdı. İskeleden inen yolcular Balıkpazarı'nın üstündeki yolu takip ederek hükümete giderlerdi.Bugün o yolda cumartesi pazarı kuruluyor.Eski hükümet binası ise 1956 yılında yandı.

Hep denizle haşır neşir oldum.13_14 yaşıma geldiğimde babamın yaptığı sandalla kürek çekerek Gemlik'e yolcu taşımaya başladım.1940'lı yıllarda yolculardan 1 kuruş ücret alırdık.O zamanlar 1 kuruşlar gümüştendi,delikli paralar vardı.

Kazandıklarımı birleştirerek bir saat aldım.Köylüler kara yolu olmadığı için deniz yolu ile gider gelirlerdi.Yada at ile Gemlik'e karadan gidilirdi.Kara yolu 1950'li yıllarda açıldı.Denizyolu kürek çekerek 1 saat 40 dakika sürüyordu.

Askerlik zamanım geldiğinde kayığımı bağladım şubeye gittim.Bahriye askeri olmak istedim yapmadılar.Bursa Çekirge'de Gönlüferah Oteli'nin orada inzibat çavuşu idim.Toplamda üç sene dört ay askerlik yaptım.

Onunda hikayesi şöyle;

Askerlik Şubesi'nde yapılan muayenemin ardından piyade oldum ve bu duruma çok üzüldüm.Albaya Kumla'dan Gemlik'e yolcu getirip götürdüğümü anlattım, orduda yeterince bahriyeli olduğunu, daha fazla bahriyeli alamayacaklarını söyledi bana.Albay da üzülmüş olacak "İzzet Bayrak, sen piyade değil, havacı olacaksın. Ama havacı olduğun için üzülme, askerliğini Bursa'da yapacaksın ve haftada bir gün evci iznine çıkıp buraya döneceksin" diyerek beni teselli etti.Gemlik'ten otobüsle Mudanya'ya, Mudanya'dan  Bursa'ya askerlik görevini yapmaya gittim.Eskiden ulaşım böyle zordu.

Askerden döndüğümde baktım,isimlerini söylediğim sandalcılar motor almışlar.Kürek işi artık bitmiş.

21 yaşındayım..Annem gönderdiğim paralarla altın yapmış,beni evlendirmek için biriktiriyormuş ama baktı ki çok istiyorum,tek beşibirlik,reşat altını,onları belime bağladı.Sebze almaya giden bir manavla İstanbul'a doğru çıktım yola.Galatasaray'dan Üsküdar'a yandan çarklı gemiler kalkıyor.Haziran'ın on yedisinde kiraz bayramı olmuştu.Geminin sol tarafına oturdum.Hava çok sıcak,üstümde bir gömlek bir pantalon var.Üstüm başım güzel.Yanıma biri oturdu.Bende konuşkan bir adamım,başladık muhabbete.Burası salı pazarı,burası Tophane,burası Kuleli  diye geçtiğimiz yerleri tanıtıyor bana.Dolmabahçe'den geçerken,"Ahh Atatürk öldü"dedim."Bunları padişahlar yaptı"diyor.Beşiktaş'ı gösterdi."Fatih Sultan Mehmet atını denize soktu,gemileri karadan yüzdürdü" diye anlatıp duruyor..

Sonra "Nerede inceksin?" Diye sormak aklına geldi."Kanlıca"dedim..

Duvarda bir kayık resmi var.İzzet amca ilk motorunun resmini asmış.Zaten her yerde anılar fotoğraflar var..

Resimdeki kayığı almaya gittim.Epey maceralı oldu..

Onu da anlatayım.

Muhtar Pehlivan Ahmet kahvesinde şekerli yoğurt satardı."Beni sana göderdiler bir teknen varmış satılık" dedim."Var bir teknem,8 metre 10 cm" dedi.."Makina varmı?"Yok!Beraber bakmak için yürüdük.Savanora gemisi'nin arkasında demirliymiş.Birer yoğurt yedik."Muhtarım neden satıyorsun?"Bana tekneyi Hürrem ustanın yaptığını,kızının adının Şebnem olduğunu,plakasının 21 olduğunu falan anlattı."Tekne pek hoşuma gitti.8 metre uzunluğunda,arkası toparlak,15-16 kişilik bir tekneydi.Biz pazarlığa başladık."Madem makina yok; olsun alayım ama benim param yok, yanımda altın getirdim ,üstelik senin istediğinden az tutuyor,ben bu parayı sana nasıl vereceğim?"Diyorum.Beraber kuyumcuya gittik,altınları hesaplattık.

Adam gibi adammış.."Sen bununla insan taşıyacak,evlenecek çoluk çocuğa karışacaksın"dedi ve o kalan parayı da almadı.

DÖNÜŞ YOLU ZORLU VE UZUN..

"Hadi git soğan iskelesine sor bakalım,nasıl götüreceksin"K.Kumla'ya giden mavnaların arkasına bağlayacağımı söyledim."Öyleyse git ne zaman götüreceklerini  öğren gel."Bir motora binerek Eminönü gittim.İki motorcu ile görüştüm.Ama K.Kumla'ya gitmeyeceklerini söylediler.Bunu duyunca büyük hayal kırıklığına uğradım. .Beraber motora bindik.Halatı çözerken "Bismillah!"dedim."Kürekle gideceksin" dedi ve ben çekmeye başlayınca da "Kürek çekmene,sie yapmana bayıldım "diyerek beni kutladı.

Lakin beni götürecek kimseyi bulamamıştım.Müdür izin vermemiş,kimi o hafta gitmeyecekmiş.O ;"O zaman iş bitti" diyor ama ben "Vallahi bu motoru götüreceğim,sen bana pusula ver,kumandamı ver ,Fatih gemileri karadan yürütmüş,ben bu konuda tecrübeliyim kürek çeke çeke giderim" dedim.

"Bak sana bir yazı yazacağım,sen bunu imzalayacaksın.Başına bir iş gelir annen baban bana hesap sorar,21 numaralı kayıtlı tekneyi aldım,kendi isteğimle yola çıktım de, bana ver."Haklı olarak korkuyordu,sorumluluk almak istemiyordu.

Verdim ve saat 6.5 gibi yola çıktım.Bana bir desti su verdi,yoğurt,4-5 francalı ekmek getirdi.Gemici yağı,el feneri gibi lazım olacak şeyleri de verdi..

Vedalaşmadan evvel bazı tembihlerde bulundu."Bak oğlum buradan kız kulesine doğru düz gideceksin.Solundan geçersen kayalara çarparsın,sağından Sarayburnu'na doğru döneceksin,akıntıyı bulunca yönünü Marmara Denizine doğru çevir.Akıntı seni doğru Adalara doğru götürür,oradan akıntıya takip ederek gidersin."

Çıktım yola,yorulmuş uyumuşum.Bir uyandım bakıyorum kıble Esenköy,kıble dönmüş.Hiç bir yeri göremiyorum sis basmış..Bana birde teneke vermişti."Bunları yana sal sana çarpmasınlar" demişti.Sonra baktım İmralı Adasına düşmüşüm.Haritaya baktım fenerin dibine demir attım.Bozburun'da fener varmış.Şimdiki gibi telefon yok.Yattım gene uyudum,çok yorulmuşum.Sabah kalktım,taktım küreği yola çıktım.Armutlu'ya,oradan dördüncü akşamı Gemlik'e geldim.

Teferruatı yazmaya kalksan sayfalar almaz.Vallahi noktası virgülüne hatırlıyor İzzet amca.

Bir keresinde İmralı Adasındaki mezarları da ziyaret etmek istemiş ama yasak olduğu için edememiş,yaklaşamamış.

Motor yok tabi,pahalı.Karaya aldık tekneyi,teknede yattım.Sonra Karacabey'den helvacı Abdi'den makina aldım.

Onunda hikayesini anlatayım.

İLK MAKİNEM..

Yıl 1951.Kumsaldaki tekneciler , bütün sahilde herkes teknelerine motor bağlamış,motorlarla yolcu taşıyor.Tekne aldım motor yok.Acenteler çok pahalı, piyasada motor bulmak çok zor.Pazarda soğan satan biri,Karacabey'de Helvacı Abdi adında birinin motoru olduğunu ve bunu satacağını söyledi.Bursa'ya giden bir kamyonete bindim.O yıllarda bugünkü gibi vasıta yok.Bursa'dan tekrar bir kamyonete binerek Karacabey'e gittim.

Helvacı Abdi'yi buldum.Dükkanda helva döküyordu.Gemlik'ten geldiğimi söyledim."Senin elinde bir motor varmış, onu satacakmışsın almaya deldim" dedim

"Bende motor olduğunu nereden duydun?"

"Helvacı amca benim bir teknem var.Ona motor takacaktım.Herkese sordum kimde motor var diye, sizin buralardan bir soğancı geliyor bizim pazara o söyledi" diye açıkladım.Beni bahçeye götürdü,motoru gösterdi.Motorun bazı parçaları sökülmüştü.

"Ben bu motorla hayvanlar için ot balyası yapıyorum.Ama motordan pek memnun değilim.Çalışırken duruyor,sana satabilirim.

"Helvacı amca ama benim param yok"dedim.Şaşırdı iyice.

"Peki motoru nasıl alacaksın oğlum?"

"Sen iyi bir çocuğa benziyorsun.Bir senet yazdım, Borcunu para bulunca ödersin. Şurayı imzala bakalım" deyince hemen dükkanda işi bağladık..

"Peki helvacı amca, ben şimdi buradan nasıl gideceğim?Motor ağır,taşıması zor.Üstelik yola uzak ve araba da bulunmuyor."At arabasını çağırdı,motoru da yükledi,bir de arabacıya tembih etti.

"Bu çocuğu Kirması çayının oraya bırak.Oradan karpuz mavnalarına binerek denize doğru gider.Derenin ağzında iner.Oradan doğru kum motorlarına binerek Gemlik tarafına gider.."

Böylece artık motorum da vardı.

Ben yolcu taşımaya başladım..Kadınlar teknenin başına otururdu,erkekler ambarda.

Sene 52'de Bursa'dan tren Mudanya'ya yolcu getirirdi.Sene 54 olabilir.Yanık iskele vardı.Sevinç vapuru iskeleye yanaşırdı.Tren garına inerlerdi.Gemi gelir yolcu getirir,Gemlik'ten istanbul'a yolcu götürürdü.Ben oradan 8-10 yolcu alırdım.İnciraltına yolcu taşırdık.(Simens'i geçince Güzelyalı'ya gelmeden)Tren yolundan İnciraltı uzaktı.Mudanya İskelesinin orada dururdum.Şimdi benim adımı taşıyan bilet gişesi var orada.

Ah kızım!!Ömür çok ömür çok ki bunlar olmuş.

Pazartesi kimse gelmezdi İnciraltı'na.Bir baktım tekneler geldi.Kılıç balığı avlamaya.Bende 8-10 tane vurup Halit Başaran'a veriyordum.Ufakken vurmak yasaktı,ben zıpkın atardım.Haziranın 15'inden sonra temmuz -ağustos aylarında kılıç balıkları deniz üzerinde güneşlenir.Arkadan yaklaşırsın,kalas var,ardında demir var,kulakları duymaz,kafasına denk gelirse garanti yakalanır.

Neler yapmadım!

"Daha iyi para kazanmam lazım" dedim.Hemde İstanbul'u özlemişim.Doğru Karacabey Boğazı,kinmikir köprüsü..Motorlar karpuz vs taşır.Araba hesabı tartmaca olmaz,doldururdum.Büyük Ada'da "Karpuzcu geldi"diyerek bağırırdım.Oradan Heybeli'ye geçer karpuzları bitirirdim.

Büyük Ada'da Rum yanıma gelir,Kanlıca'ya gideceğiz der,alır taşırım.Çırpıklı'ya su doldurmaya geçer,cam şişelere su doldurur onları getiririz.Hatta bana da iki şişe verirdi.

Teknemin içinde fıçılar var,onlarla zeytinyağı taşırdım.Nakliyecilik de yapıyorduk.Pirine sarıp getiriyordum.

Böylece 1962'de para biriktirerek Alamatra Usta'ya 10.5 metre arkası karpuz şeklinde ikinci teknemi ısmarladım.Bununla yazın mehtap turları,kışın da balıkçılık yapacağım.Mart ayının 4 yada 5'i..Teknem bir hafta sonra inecek.Yanıma bir beyefendi geldi.O da tekne yaptırıyordu."Sen nerelisin? "dedi bana."Gemlikliyim"

"Gemlik'i Bursa'ya giderken gördüm çok güzel bir yer.

İşte hayatımı değiştiren Sadun Bora ile tanışmam böyle oldu.

"Sen akıllı bir çocuğa benziyorsun ,ehliyetin varmı?"Yok; benim ehliyetim usta gemici."Bak bir kereye mahsus Yüksek Denizcilik okuluna İmtihanla alacaklar.

Kıyıdaki bir tekneyi gösterip" Yakında dünya turuna çıkacağım bu tekne benim "dedi ve sonrasında teknesine gitti, elinde kitapla döndü.

"Yakında yeni kanun çıkacak,beş yılı dolduran usta gemicilere bir defaya mahsus olmak üzere kaptanlık verilecek.Bu kitabı iyi oku ve kanunu takip ederek müracaatı yap."

1962 yılıydı,gittim kaydımı yaptırdım.Ben onu takip ettim,kanun çıktı,1965 yılında 16 kişi müracaat var.Gemlik'den ben İzzet Kaptan.

Fındık Palas Oteli'nde iki ay öğretmenlerden ders alacaksınız.Gelebilecekmisiniz?"

Fındık Palas Oteli ile konuştuk.Ben buradan gider gelirdim.Sadun Bora "Al bu kitabı"diyerek bana bir kitap verdi ya! Eve gelir eşime okurdum,o bana sorardı çalışırdım.Teyzen şimdi 83(iki yıl kadar önce)yaşında.Sabah erkenden kalkar 6.5 vapuruna yetişirdim.Dört Hocadan ders aldık imtihanlara girdik.

Bana "Rahatmısın dediler,rahatyım!"dedim.Masa üzerinde gemi maketleri var.Gemiyi ittiriyor,"Al bakalım Gemlikli gemin burada diyorlar.Gemiye baktım içimden,"Ulan sancak iskele yanlış koymuşlar.Bu mühüm gemi ile çarpışırsın.Sancak yeşil,iskele kırmızı."Özür dilerim ben nasıl kullanacağım bu gemiyi"Sen bunları nereden öğrendin" diye sordular.Sadun Bora'nın kitabından "dedim..Bana sorular sordular,hepsini cevapladım.Güldüler "Aferin sana" dediler.Geçtim mi?dedim."Yarın saat 10'da gel listeye bak".Söyleyin rahat uyuyayım deyince uyu,uyu dediler.Sekiz kişi geçmiş ben dördüncüyüm..

Sadun Boro'nun dediğini yapmış ve kaptan olmuştum.Sadun Boro dünya turuna çıkarken onu uğurlamaya gittim.Dönüşünde de teknem ile karşıladım.

KAPTAN ŞAPKASIZ OLMAZ!!

İmtihanı kazanınca hemen şapkacıya Harun Arı'ya gittim.Geçtin mi?Geçtim..Kafama bir şapka taktı,o arada iki bayan iki erkek girdi."İbrahim Bey film çevireceğiz köylü şapkası alacağız."Kim İbrahim bey?İbrahim Tatlıses.

Döndü bana bu kaptan mı?diyerek."Sen nerelisin?"Diye sordu.Gemlik deyince,"İnşallah orada da film çevrilir" dedi.Bende 1959 senesinde film çevrildi,beni de filmde oynattılar diye cevap verdim.Sonra bana sende gel dediler.Birkaç kere daha İbrahim ile konuştuk.

RÜZGAR ZEHRA..

1963 yılında Rüzgar Zehra filmi çevriliyor.Mudanya,Kumla,Gemlik'de çekimler oluyor.Oyuncular o zaman meşhur sanatçılar.Beni de çok sevdiler.O filmde bende rol aldım.

Bursa Setbaşı'nda kaptan oluşumun anısına birde elbise diktirdim.İzzet amcanın giysilerini bir görseniz.Kaç beyaz ayakkabı,kaç şapka,çoraplar her şey çifter çifter beyaz.Gemlik'de bir fıstıkçı Mehdi ,bir İzzet Kaptan beyaz ile eş anlamlı.Fotoğraf çekiyorum hemen şapkasını yanında gemi dümeni gibi yaptırdığı sehpadan alıp başına takıyor.

BAŞIMIN TACI EŞİM..

Eşi biraz rahatsız.Yine de biz misafiriz diye gelip sessizce koltukta oturuyor.Kızı Hülya sağ olsun bizi hiç yalnız bırakmadı.Ne zaman gitsem geldi ilgilendi.O arada yanımızda olan teyzemize bakıyor İzzet amca ve evlilik hikayelerini anlatıyor.

Ben eşimi eniştesi ile motora bindiğinde gördüm.Çok güzel bir kızdı beğendim ama buluşma,konuşma,cep telefonları yok.İstettim ,önce "Yaşı ufak" dediler.Fakat"Onlar iyi insanlar,çocuğun işi var,para da kazanıyor" dedi kayınvaalidem,vermemezlik etmediler.Hanımın dayısı kooperatif başkanı,katipti,yaşını büyüttük,55 yılında evlendik,16 yaşından 18'e çıktı.

Beş çocukları olmuş üç kız bir oğlan.Biri rahmetli olmuş.Evlatları onları yanlız bırakmıyorlar.Hülya,Ferya(rahmetli)Mine,Ünal,Vahit çocuklarımın adları.

İzzet Amca eşine çok değer veriyor ve hatta gece bile bakıcı bayan olmazsa kalkıp baktığını ,uyumadığını söylüyor.

Ben denizlerde gezdim,çok çalıştım,o çocuklarıma baktı ,büyüttü,yokluğumu aratmadı diyor..

Hakkını ödeyemem demekte haklı..

Oğlu Ünal Bey de gittiğim günlerde babasına geldi,bizimle oturdu ve bisiklet ile Kıbrıs'a toprak götürdüğünü anlattı..

O kadar çok konu var ki hangisini yazsam diğeri kalıyor..

Dönüyoruz yine anılara.Oradan buradan aklına geleni tatlı tatlı anlatıyor..

KAZIM ORBAY..

Kazım Orbay'ın Kumla'da evi var.Kırmızı yanaklı,güler yüzlü bir adam.Eşi padişahın kız kardeşi.

"Güzelyalı(Burgaz)da kiremit fabrikası var,bize kiremit lazım,oraya gidelim 800 tane kiremit alalım.Sen sabah yarın yanaş buraya beraber gidelim" dedi.55-56 yıllarındayız.

Evinde hanımı,bakıcıları ,bir de sıpaları bulunuyor.Bende dört beygir makina var.Yolculuk dört saat sürdü.İskeleye yanaştık,hemen Kazım Orbay çıktı,"Merhaba beyefendi".Cevaben "Paşam hoşgeldin"dediler.Kiremitleri yükledik,döneceğiz.Bizimle aynı zamanda iki gemi kalktı,biri Armutlu'ya,biri Mudanya'ya gidiyor.1000 kadar kiremit yüklemişiz."Bu gemilerin dalgaları bizi tutacak.Büyük dedem kaptanmış.Büyük dalgalar gelirse arkaya döneceğiz" diyorum.

Paşa;"Ay kaptan batar mı?"Dedi."Paşam farzet ki battık!Sen yüzme biliyormuşsun,bende biliyorum.Kalasın bir tanesi bir adam kurtarıyor,içinde senin gibi Paşamız var "dedim.O "Kiremit atalım "diyor.Ben kamarayı kapattım,Dalgalar vurdu,tekne aşağıya indi.Baktım pompa var,suyu çektim.O yanıma oturdu.İkimizde çok korktuk böyle bir anım var..

1974 yılında Burgaz'a gidiyordum.Arkada bayanlar var,müzik açık oynuyorlar.Radyo müziği kesti.Bir de baktım ki mühim haber."Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri denizden ve havadan çıkartma yapıyorlar."O yıllarda Başbakan Ecevit."Çok değerli yolcularım,şu anda harp oluyor "dedim.Mudanya'da hiç ses seda yok.

Sonra beş parmak dağlarını görmeye gittim.Buradaki dere boyundan iskeleye kadar bir çıkartma yerleri var.Yunanlılar orada konuşlanmış,denize mayın koymuşlar.Tanklar gözükmüyordu ama subayın biri bomba patlamış oraya devrilmiş.

Motora binen yolculara ilk önce,motoru çalıştırır aşağıya iner mikrofonu elime alırım.."Ben İzzet Kaptan,hava bugün güzel,hiç merak etmeyin,İyi ki geldiniz" der açıklama yaparım....

İzzet amcanın evine gittiğimizde çok güzel anılar dinledik..

Müzeyyen hanımı rahmetle analım ,bakalım İzzet Amca neler anlatmış..

Devamı cumaya...

(Reyhan ÇORUM)