• Cuma 30.3 ° / 16.3 ° Açık hava
  • Cumartesi 30.8 ° / 15.7 ° Açık hava
  • Pazar 30.5 ° / 14.4 ° Açık hava


ALİ RIZA EFENDİ

ALİ RIZA EFENDİ

ALİ RIZA EFENDİ

Ali Rıza Efendi, Makedonya Köprülü Titoveles Kasabasındandır. Orada geniş arazileri ve çiftliği bulunan birisidir. Kendi anlatmasına göre Sırplarla komşuluk münasebetleri iyiyken mübadele olacağını duyunca elinde bulunan malları ucuz pahalı satar, yollarda grup halinde gelirlerken eşkiyalardan ve çetelerden saklanarak at ve arabalarıyla İstanbul'a gelirler. Yanında eşi Kadriye, oğulları Sakıp, İsmail ve kızları Şükriye ile Müşerref vardır. Hükümet tarafından Manisa'ya yerleşmeleri için yer verilir. Ali Rıza Efendi çocuklarını İstanbul'da bir akrabalarının yanına bırakarak Manisa'ya gider, fakat orasını beğenmeyerek geri döner.

Tanıdıkları Gemlik'e gelmesini söyler. O da çocuklarını alarak Gemlik'e yerleşirler. Oğlu Hamdi Tangün burada doğar, büyük oğlu Sakıp, Selçuk Tangün’e oralardan bahsederken,” O tarihi Vardar Köprüsü'nden nehire yüzmek için çok atladık” diye bahsedermiş. Kaynak torunu Selçuk Tangün.

SELÇUK TANGÜN

1940 yılında Gemlik’te doğan Selçuk Tangün, ilk ve orta öğrenimini Gemlik’te tamamlamış,

1958 yılında İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde yüksek öğrenimini tamamlamıştır.

1965 yılında Sivas’taki askerlik görevini tamamladıktan sonra Gemlik’e geri dönen Selçuk Tangün, 2006 senesine kadar ticaret ile uğraşmıştır.

Bir sahil kasabasında doğup büyümüş biri olarak uzun yıllar dalgıçlık ve su kayağı gibi su sporları ile uğraşmıştır.

Evli ve bir kız çocuğu sahibi olan Selçuk Tangün, emekliliği ile birlikte hep gönlünde yatan gemi modelciliği ve tasarımı konusunda çalışmaya başlamıştır.

 Hobinin de ötesine geçen bu aktivite sayesinde, mevcut gemi modellerine yenilerini eklemeye devam etmektedir.

Yakın bir gelecekte çalışmalarını bir sergi aracılığı ile paylaşmayı ve bu işe gönül verenlerle buluşmayı hedeflemektedir( Kaynak: İhtiyar denizci. İnternet sayfası.

Bakalım karşı komşusu ne demiş? Gemlik'in yerli ve eski bir ailesinin çocuğu olan Selçuk Bey için.

Ahmet Efeoğlu:  Selçuk abi, ben seni hep turşucu olarak bilirdim, meğer sende ne cevherler varmış. Ben karşı komşun Mermerci Ahmet.

İŞ ADAMLIĞINDAN SANATÇILIĞA UZANAN YOL HİKAYESİ

Selçuk Tangün'ü Gemlik'teki atölyesinde arkadaşı Mehmet Fıstık ile ziyaret ettik (Kasım.2021)

Babam Üsküp Muhaciri. 1915 de Muhacir olarak gelmişiz. Sırplar saldırınca,”Biz en iyisi burayı terk edelim demişler. Gemlik'te memleketlileri varmış onlar baskı yapmışlar. Ben Gemlik'te doğdum. Orta okulu burada okudum. Annem Rakibe, babam Sakıp. Biz üç kardeşiz, bir kız kardeşim var.

Babam toptancılık yapıyordu. Baba sülalem toptancıydı. Babam ve amcam at arabasına mal yükleyip Orhangazi ve diğer pazarlara giderlerdi.

İş yerimiz çarşı meydanındaki durağın yan tarafındaki handaydı. Yanımızda Ahmet Beken, karşıda İnan Tamer'in babası, tenekeci Ahmet Sipahiler, bizim dükkandan sonra Kambur Usta vardı.

Liseyi Kabataş Lisesinde okudum, Mehmet Turgut sınıf arkadaşım. Akademiye devam ettim. İktisadi Ticari ilimler Fakültesini son sınıfta bıraktım.

1970 senesine dek ticaret yaptım. Eftal ile Anadolu'ya mal sattım. Yanımda 15-20 işçi çalışıyordu. Almanya, Fransa'ya çok mal sattık.  Hatta Carrefour yeni kuruluyordu, tatlımsı turşu yaptık oraya.

Yetmiş yaşımda "Harç bitti yapı paydos" dedim ve bıraktım.

Ben bu işi alzheimer olmamak için yapıyorum. Babam bu yaptıklarımı görse "Bunlarla ne uğraşıyorsun oğlum!" derdi.

Bende bu merak varmış demek ki, Gemlik'te Muzaffer Onur, Ali Kütahya'da tekne vardı. Su kayağı yapardım tekneyle. "Adama bak kayıyor" derlerdi.

Bu söyleşi nasıl doğdu?

Aslında 2017 yılında internetten Selçuk Beyle ilgili özgeçmiş ve yaptığı iş ile ilgili bilgiler bulmuştum, "Anılarda Yaşarken Gemlik" grubunda yayınlamıştım. Kitap için araştırmalar yaparken onun yazlıkta olduğunu öğrendim. O gün; Mehmet Fıstık Beyin atölyesinde Mehmet Beyle söyleşimiz vardı, kapının önünden aracı ile Selçuk Bey geçti. Aracına park yeri arıyormuş. Ben yakınlarda sandım. Ve konu açıldı. Mehmet Bey "İstersen gidelim” dedi ve orada olup olmadığını öğrenmek için aradı. "Bekliyorum, kuzuyu ateşe koyuyorum gel" dedi. Tesadüf işte, Gemlik'in malum araç park sorunu onu yerinde ziyaret etmeme neden oldu. İki katlı küçük bir yer. Hayli nostaljik. Çalışma malzemeleri, duvarda aletler, boyalar, boyalı önlüğü ile zevkle oturmuş yeni bir tekne ile uğraşıyordu.

Yazlıktan dönmüş ve ayağının tozu ile çalışmaya başlamış. Duvarda sahildeki oturdukları evi ve iskeledeki eski motorları gösteren Gemlik fotoğrafları, babasının fotoğrafı duruyordu. Sakıp ve Hamdi Tangün kardeşleri eski Gemlik'te herkes tanırdı. Eski evleri de Balık pazarı 1.Cadde de, Öğretmen Evinin bir sokak önündeydi yıkıldı maalesef.

Kendimi tanıttım. Babalarımız eski Gemlikli olunca tanıdı. Bize üst katta tekne maketlerini gösterdi. Ve tabi o da bunları nasıl değerlendireceğini düşünüyordu. "Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen arkadaşım, ona vermeyi düşünüyorum"dedi. Ayrıca yine duvara monte edilmiş rafta sinema makinesi, telefon, daktilo gibi eski eşyalar, el yazması tablolar da var.

Bende Gemlik adına üzüldüm ve utandım. Böyle yetenekli insanların eserlerini sergileyecek bir sanat galerisi merkezde neden olmasın. Ucube bir şekilde duran AVM binası bizlerden kamu yararına işler yapılacak diye istimlak oldu. Dedelerimizden kalan yerlerimiz elimizden zorla alındı. Yıllarca davalar sürdü ve komik rakamlar ödendi. Sonuçta boş, çirkin, işe yaramaz bir bina şehrin ortasında duruyor. Kamu yararına alınan yerde şu an üç-beş esnaf dükkanı var. Bunun neresi kamu yararı. Ve burasının yapılması için de Gemlik halkının paraları boşa gitti.

Bir sanat müzesi ne kadar yakışırdı, arkasında yine nostaljik çarşısı ve en önemlisi tarihi kalıntılar gün yüzüne çıkardı.

Sadece yaşam alanımız olan ama günden güne anıları, hatıraları ve eski insanları kaybolan Gemlik, biz Gemlik'i seven herkesi üzüyor, yaralıyor, incitiyor. Sanırım burada yaşamış medeniyetlerin laneti bu. Tarihimize sahip çıkamadık. O güzelim sahil kasabasını yok ettik. Bu duruma gelmemize kim neden olduysa gerçekten lanet olsun.

Reyhan ÇORUM. zindangemlik@hotmail.com

Mehmet Fıstık Beye de ayrıca teşekkür ediyorum, her iki Gemlik çocuğuna da sağlıklı ömürler diliyorum.