• Çarşamba 13 ° / 5 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 16 ° / 6 ° Güneşli
  • Cuma 18 ° / 6 ° Parçalı bulutlu


Abdullah Ülger İle Anılara Yolculuk

Abdullah Ülger İle Anılara Yolculuk

"BİR BERBER BİR BERBERE GEL BERABER BİR BERBER DÜKKANI AÇALIM "DEMİŞ.

Abdullah Ülger İle Anılara Yolculuk

    Abdullah bey; babadan oğula geçen berberlik mesleğinin temsilcisi.O; babasından öğrenmiş berberliği ve devam ettirmiş.

    Eski berberler; aynı zamanda sünnetten diş çekimine kadar becerikli elleriyle herkesin derdine deva olurdu. Şimdilerde bu işleri daha ehil ellere bıraktılar.

     Banyodaki aynanın önünde babamın küçük alemiyon bir tası,tıraş makinası,yedek jiletleri, yanında da uzunca köpük yapıp yüzüne sürdüğü sabunu dururdu.Tahta kalın fırçayı da unutmayalım.Sabahları tasa çaydanlıktan ılık su dökerdik.Tıraş olmadan evden çıkmazdı.Arada bir yüzünü kestiğinde bir taşı vardı, taş dediysem bildiğiniz taş değil,kan taşı onu sürerdi kan dururdu.

    Eski anılar ,evimiz gözümde canlandı.Babamın yüzünün  köpüklü halini görür gibiyim.Çocuktuk, seyretmek hoşumuza giderdi.Öperken hiç sakalları batmazdı.

     Şimdiki gibi beyler saç sakal birbirine karışmış gezmiyordu.Evde her gün tıraş olurlardı ama sık sık berbere giderlerdi.Herkes jilet gibi giyinip; saç, sakal,bıyık tıraşını oluyordu.Tıraş olmadan sokağa çıkmak ayıp,saygısızlık adledilirdi.

     Kısıtlı sayıdaki berber dükkanlarının müşterileri belliydi.Müşteriler ise hep kendi berberlerine tıraş olurlardı.

Terzi ve berber pek değişmezdi.

     Berberler bir okumaya kalksanız ayaklı gazete gibiydi.Kimin nesi varsa bilirlerdi..Adeta rehabilitasyon merkezi gibi, kim ne derdi varsa,ne duyduysa anlatırdı.Saç sakalla birlikte ortaya dökülüverirdi...Eh ! beklerken şöyle üç beş kişi bir araya gelince tabi ;siyasetten,güncel konulara kadar konuşulur,tartışılırdı.O nedenle berberlerin makası kadar, kulakları da keskindi ama biz eskilerden söz ederken sadece çarşı esnaflarını konuştuk.

Hadi gelin; önce Abdullah bey kimdir ?tanıyalım..

    "Engürücük köyünden küçük Ali derlermiş dedeme.Babam ise çok kiloluymuş,tam aksine onun da lakabı yarım dünya berber Mehmet.

    Babası Hasan dede de,küçük Ali dedem de ;hep köyde yaşamış,zeytincilik,çiftçilik ile uğraşmış. Babamlar dört kardeş.İki erkek,iki kız,hepsi rahmetli oldu.

    1955 doğumluyum ama nüfusumu 06.01.1956 olarak almış babam. Ben beş günlükken 70 yıl önce gelip Gemlik' e yerleşerek İsa'nın kahvenin (Eskiden adres tarifi İsa'nın kahvesi ile yapılırdı)arkasında küçük bir arsa alıp ev yapmış ve oraya yerleşmişiz.

     Babam Gemlik de berber yanında çıraklık yapmış önceleri.Askere gidip geldikten sonra şarapçı Ali bey'in orada (Eski Yapı Kredi Bankasının yanı)berber dükkanı açıyor.70 yılına kadar da berberlik yapıyor.Kendi halinde biriydi.Sessizce gelir gider dükkanını açar,işine bakardı.150 Kiloya yakındı.Kalp krizi geçirince kurtaramadılar.

     Babamın dükkan ile bakkal Mehmet Acar'ın dükkanı arasında dar bir giriş vardı.Arkası eski çarşıya dayanırdı,çok genişti.Şarapçı Ali bey Kamar'ın olduğu yerin de sahibiydi.Oradaki dükkanlar onundu.Babam da onun kiracısıydı.

     Bizim dükkanın arkasına denk gelen imalathanede şarapçı Ali bey; şarap ve iki günde bir yoğurt yapardı.Üzümler gelir ,iki üç adamı çizmelerini giyer,ayakları ile üzümleri çiğnerlerdi.Ali bey kapıya 60-70 litrelik fıçı koyar,içini doldururdu.Bir nevi hayır yapıyordu.Sert ama iyi bir insandı.Çocuklara ,beylere bir kupa içmeye izin verirdi."bunun ilk kupası şıra,gerisi şarap"derdi.

    Emin Dalkıran Belediye Başkanıyken her sabah çarşı esnafını dolaşır,hayırlı işler diler,elindeki delikli 2.5 liraları dükkanlara siftah diye atardı.

     Ben 10 yaşında berberliğe başladım.Şehit Cemal Okulundan gelerek akşam dokuza kadar babamın yanında çıraklık yapıyordum.Askerden geldim.Önce köylere giderek seyyar berberlik yaptım.İsa'nın kahvenin orada bankacı Cemil evinin altındaki yeri dükkana çevirdi.Osmaniye mahallesi muhtarı Mehmet amca aracı oldu,orada 2019 yılına kadar berberlik yaptım.2017 Yılında kalp ameliyatı oldum.İki kızım bir de oğlum oldu.Kızlarım evli torunlar var.Oğlum Orhangazi de bir fabrika da makine mühendisi.Şimdi emekliyim.Köyde zeytin ağaçlarım ile meşgul oluyorum.

Şimdiye göre nasıldı berberlik?

     Eski ile yeni arası çok farklı..Şimdi bana "gel gene yap "deseler yapamam.Bizim zamanımızda makineler teneke ,demirdi.Saçlar ıslak olsa pas tutmasın diye "git kurut da gel"derdik.Berber Nazif amca Alemdar Fabrikasının karşısındaydı.Ben babamdan ve ondan saçkıran ilacı yapmayı öğrendim.Bazen gençler,bayan kuaförleri arıyor,çağırıyorlar yada evime geliyorlar,tarif ediyorum.

     Yeniden dünyaya gelsem gene berberliği seçerim.Bağ-kur'a 29 sene 6 ay prim ödedim.Her ay hiç geciktirmeden Halk Bankasına gider yatırırdım.Aç açık kalmazsın.Sabah "Allah'ım bana hayırlısını nasip et "der işe başlarsın,kendi halinde uzayıp,kısalmadan yaşar durursun.

Ve anılar..

    Gemlik'in eski hamallarından Ali Güleç çok güçlüydü.Zeytin küfelerinden birini tek elle kaldırır,ikincisini koltuğunun altına sıkıştırır öyle taşırdı.Hatta çok iyi güreş tutardı.Babamla bile güreş tutarken fotoğrafı var.66-67 Yıllarında Gemlik de sel oldu.İsa'nın kahvenin olduğu yerler zaten bataklık.O adam hiç korkmadan sele kapılan insanları suların içine dalarak kurtardı.Kahve yüksekteydi,tuttuğu,sırtladığı insanların iki üçünü birden getirip oraya bırakırdı.

    Abdullah bey "benim ömrüm çarşıda geçti.Babam bizi Balık pazarına pek göndermezdi.Orada bazen kavgalar olurdu.Ben buralarda kim var daha iyi bilirim "diyerek bana çarşı esnafı ile ilgili anılarını kısa kısa anlatıyor.Bakalım tanıdık kimler varmış? çarşıda şöyle bir gezinelim.

    Necmi Antekin ve Arif amca vardı.Arif amcaya mühendis diyorlardı.Bütün askeriye ona tüfeklerini tamire getirirdi.Elinde çekiç,tornavida gibi aletlerle tüfek tamir ederdi.Kimi kimsesi yoktu.Dükkanda yatar kalkar,Atatürk'e çok benzediğini söylerlerdi.Gemlik'e ilk tüpü bu iki ortak getirmişti.Onlardan 15-20 gün sonra da Adem Uzunlar Aygaz'ı getirdi.66-67 yılları olabilir.

    Fıçıcı Ahmet Usta'nın(ANNEMİN BABASI DEDEM)dükkanı da bizim oradaydı.Salı günü olunca bütün köylü ona gelirdi.Fıçıyı,çemberi sıkıştır,fıçı yap derlerdi.Oğlu Metin abi ile kuru kahveci Nurettin iyi arkadaştı. Nurettin'in bisikleti vardı.Metin abi arkasına oturur,sahildeki gazinonun orada bisiklete biner,birlikte takılırlardı.

    Sahil köyleri motorla,dağ köyleri at,eşekleri ile pazara gelirdi.Kerim bey ve Gürle hana atlarını,eşeklerini bağlarlardı.

    Otobüs şöförlerinden Besim amca ve Abdullah amca vardı.Besim amca Atatürk Okulu'nun orada otururdu.Abdullah amca Gemiç'liydi.Karsaklı çingen İsmet,Şişko Saim'in babası(Aydın Turizm),Karakaş Recep,bunların işi otobüsçülüktü.

    Taksiciler; Çavuş, Hüsnü, Paşabahçe, Recep. Recep'e mezar kaçkını derlerdi.Onun da hikayesi şöyle. Bir gün içki içmiş.Yolda uykusu gelince mezarlıktan geçerken gitmiş bir mezarın yanına uzanmış.Uyanınca kalkmış,yoldan geçenler görmüş,korkup kaçmışlar,ölü dirildi sanmışlar,adı da mezar kaçkını kalmış.

   Yine taksicilerden öcü İsmet(Arap Kadri'nin amcası),Osman Gürle,Engürülü bey dayı da vardı.

   Çarşı meydanındaki esnafları 1.köşeden sayarsak;

    İsmail Çorum(İstanbul terzisi),yanı başında Kavakdibi'nden  Nuri Köse'nin kahvesi vardı.O zaman okkalı fincandan kahve içmeye Belediye Başkanları,Kaymakam ,kasabanın ileri gelenleri gelirlerdi.Bir de Yine Mustafa amca (Çakmak)külde çay demlerdi.Onun da çayı meşhurdu.

     Alt köşede kasap İsa'nın oğlu kasap Şakir vardı.Saat kulesine bakan yerde toptancı Sakıp,Hamdi Tangün kardeşler,yine şekerci Cavit amca.Çok iyi esnaftı.Gemlik'in tanınmışlarından ,İstanbul'a şeker gönderirdi.

     Erdoğan ve Ergün Bol kardeşlerin lokantasında salı günü herkes,gelen köylüler yemek yerdi.Gazeteci Arif Ayar'ın bir adamı vardı.Adı çolak Süleyman.Bütün esnafa sabahları gazeteyi kapılarına koyar dağıtır.Kim ne okur bilirdi.Akşam olunca da gelir paraları toplardı.

    Emin Doğru nakliye işi yapardı kamyonlarıyla.Zeytindir,turşudur,sabundur,kim ne üretiyorsa kamyonları ile Emin amca taşırdı.

    Arka çarşıda Kaptan amca tuvaletlerden girişte dükkanında  cenaze malzemeleri satardı.Uzun boylu biriydi.

    Asil han'ın olduğu yer halıcı üç kardeşin,köşede semerci Harun amca semer yapar,dükkanın önünde de açıkta Ali amca keser,balta ,nacak sapı yapardı.

    Derenin üstü açıktı,orada köfüncüler bulunurdu.Ali,Hikmet Aydı,köfüncü Mehmet,Ali Kügen,Kastamonu'dan gelenler..

Gazi okulunun orada sıcak demirciler nal,kazma ,orak gibi demir malzeme yapardı.

Kısaca Gemlik de sanatkar çoktu.Eski esnaflardan çoğu kalmadı.

     Erçek Eczanesinin yanındaki pastahanenin olduğu yer Yaprak Kuru Yemiş'in babaları Halit amcanındı.Çok güzel kadayıf ve dondurma yapardı.Birde şişko Veysel'in babası dondurmacı Hasan vardı.Yaz kış kalıplar halinde Uludağ'ın zirvesinden kar getirirlerdi.O zaman şimdiki gibi dondurucular yoktu.

   Uludağ süthanesi'nin sahipleri üç kardeş, Şevki,İsmail,....Önce manav dükkanı çalıştırdılar.İsmail abi çok iyi biriydi,Şevki hem fabrikada çalışır,hem dükkana gelirdi.

     İstiklal caddesi ise çeşitli esnaflarla doluydu. Bakkal Halit Martı alemiyon su güğümleri satardı. Güllüler hırdavat,Benzinci Osman amca Halk Bankasının sırasında ufacık dükkanda benzin satardı.Huni koyar,hortumla arabaların depolarına benzin dökerdi.

     İsa'nın kahve ve doktor Naci beyin orada merdivenli kahve meşhurdu.Hanların altlarında da kahveler bulunurdu.

    Manav Kadir Aktaş(Aktaş Nakliyat)karpuz zamanı Adana Ceyhan'dan karpuz getirirdi.Çok çalışkandı hiç durmazdı.

    Dişçi Mehmet'in babası evlerinin altında semer yapardı.Mehmet abi o evde büyüdü.

    Hasan Dillioğlu komşumuzdu.İlçe başkanlığı yaptı.Millete çok yardımcı oldu.Caminin minaresini Arnavut Şükrü yaptırdı.Hatta Daniş Ekim'in oğlu Şükrü Ekim'in olduğu yere durur minarenin yapımını seyredermiş.

     Anneannem 45 yıl oldu öleli.90 yaşında öldü.Danış Ekim'in çiftliğinde bir tuzlu su kuyusu varmış(Tuzla çiftliği)Dedemler Engürü de tenekelerle buradan su alır getirir köyde kaynatırlarmış.Dibe çöken tuz ile de yemek yaparlarmış.

Danış bey sandalyeyi sahile koyar,elindeki dürbün ile gelip geçen gemileri seyredermiş.

    Gemlik de saat kulesinin olduğu yerde ise bir kulüp vardı. Üzeyir amcanın kulübü.Tanınmış bir insandı.Kimi kimsesi yoktu,kulüpte yatar kalkardı.Biz çocuktuk,bizi almazlardı.Gemlik'in gene beyleri orada toplanırlar,akşam 6 dan sonra sesler gelirdi.

    Karakol; Milton'un olduğu yerde iki katlı bir binaydı. Dört beş polis, jandarma, bekçi bulunur, kapısında bir jeep dururdu, kime lazımsa ortaklaşa kullanırlardı.

    Eczacı Ahmet Ceylan amca ilk şavroleyi getirmişti. Biz çocuktuk gelir gider bakardık. Çavuş, öcü İsmet'te sonra arabalarını yeniledi.

     Kundura tamircilerinden Mustafa Çavdar, çiviyi ağaçtan yapar, o çivileri kullanırdı. Makinalar yoktu. Elle dikerlerdi.

Kalaycı Mehmet,Hasan,Durmuş'u da unutmayalım.

     Tiringa Kemal paran bile olmasa iğneni yapardı.Dere boyunda Harun amca daktilocu dilekçeleri yazardı.

     Gemlik İtfaiye amirlerinden Mustafa amcamız,bizim köylü çarşı camisi müezzini İbrahim amcamız babamın iyi dostlarıydı.Gelirler çok güzel sohbet ederlerdi.

    Gemlik'in yaşantısı ve çarşı esnafları anlata anlata bitmez.Hele berber dükkanlarında söz bitmez.

    Şimdilik aklıma gelen bunlar ama düşününce anlatacağım çok şey var.Biz büyüklerimizden çok şey gördük öğrendik.

Çalışmalarınıza bir nebze de olsa katkım olsun istedim.

Size de emekleriniz için teşekkür ediyorum.

    Bende Abdullah beye bu güzel söyleşi için teşekkür ediyor,yeni bir söyleşide buluşmak üzere hoşçakalın  diyorum.

    Usta el feneridir. Sen ışığa doğru değil, ışığın aydınlattığı yere gitmelisin. Osho

Reyhan Çorum..